İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/660 E. 2023/1297 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/660
Karar No
2023/1297
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/660 Esas KARAR NO : 2023/1297 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili ile aralarında düzenledikleri 21/12/2010 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkiline; 28/06/2011 tarihinden 28/09/2011 tarihine kadar beheray 115 USD, 28/10/2011 tarihinde 128 USD, 28/11/2011 tarihinden 28/05/2013 tarihine kadar da beheray 100 EURO ve son olarak da 28/06/2013 tarihinde 147,68 EURO toplamda da 588 USD ve 2.047,68 EURO ödemeyi kabul etmiş olduğunu, buna dair yazılı sözleşmeyi ekte sunuyor olduklarını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere, sözleşme, dava dışı ... İç ve Dış Tic. A.Ş ile akdedilmiş ise de, daha sonra bu şirketin ... tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde de yayınlandığı üzere huzurdaki davalı şirkete devrolunmuş ve iki şirketin birleşmiş, borç ve alacaklardan davalı şirketin sorumlu hale gelmiş olduğunu, buna dair gazete örneğinin ekte sunulmuş olduğunu, nitekim bu duruma davalının da itirazı bulunmadığını, son devralan muhatap olarak davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmışsa da, takibe haksız olarak itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, buna dair itiraz evrakının icra dosyasında mübrez olduğunu, itirazın incelenmesinde; yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği, yetki anlaşması ile genel yetkili yer olan borçlunun ikametgahı mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkisi bertaraf edilemeyeceğinden, yetki konusunda sorun bulunmadığını, keza HMK ya göre ise, her iki tarafın da tacir yahut kamu kurumu değil ise yetki anlaşması geçersiz olduğundan, HMK açısından da yetki konusunda sorun bulunmadığını, davalı ..., takip ekinde kendisine tebliğ edilen sözleşmedeki yetki kuralına vurgu yapmakta, sözleşmedeki imzaya yahut içeriğe itirazda bulunmamakta, yani sözleşmeyi kabul etmekte olduğunu, sözleşmenin incelenmesinde, kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği görülmekte olup İİK 68 maddesi vd. kapsamındaki belgelerden olduğunu, davalı ... zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, alacak zamanaşımı süresinin, alacağın muaccel olması ile başlayacağı kuralı uyarınca, henüz dolmamış olduğunu, zira sözleşmeye göre ilk taksit ödeme tarihi 28/06/2011 olup, Covid-19 pandemisi sebebiyle durdurulan süreler ve icra takiplerinin başlatılma tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan bir talep bulunmadığını, nitekim iş bu davadan evvel Küçükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosya üzerinden itirazın kaldırılması davası ikame etmiş iselerde, mahkemece verilen karar istinaf mahkemesince bozulmuş ve bozma gerekçesi olarak da, icra takip dosyasında, döviz cinsi paranın TL karşılığının gösterilmemiş oluşunun belirtilmiş olduğunu, bu süreçte işlemiş olan zamanaşımı süresi ise TBK 158 Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir. hükmü bulunmakta olup, belirtilen 60 günlük süre içerisinde tekrar icra takibi açılmış, arabulucuya başvurulmuş ve huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğunu, bu sebeple zamanaşımı sorunu da bulunmadığını, davalı ile arabuluculuk görüşmesi yapılmış ise de anlaşmaya varılamamış olduğunu beyanla; borçlunun takibe konu ve haksız itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle, davalı borçlunun itiraz ettiği miktarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, bu miktarın borçludan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın 6502 sayılı yasadan kaynaklanan bir vakıa olmayıp Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide davacı taraf tüketici konumunda olmadığı gibi müvekkili şirketin de satıcı ya da sağlayıcı konumunda olmadığını, yine davacı tarafa herhangi bir ürün ya da hizmet verilmesinin de söz konusu olmadığını, dolayısıyla taraflar arasında tüketici kanunu kapsamında bir uyuşmazlık da bulunmadığını, görev hususu 6100 sayılı HMK'nun 114/1.maddesi uyarınca dava şartı olup, HMK'nun 115/2 maddesi yarınca iş bu davanın dava şartı eksikliği nedeni ile usulden reddi ile davanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmaması nedeniyle koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, ödeme emrinin kanuna aykırı olup, takibin iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı takip alacaklısı tarafından başlatılan takipte, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ve harca esas değer gösterilmemiş ve dolayısıyla İİK'nun 58/3, ve 60/2.maddesi hükümleri yerine getirilmemiş olduğunu, bu noksanlık kamu düzenine ilişkin, devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulması gerektiğini, nitekim davacı takip alacaklısının daha önce Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlattığı takibin İstanbul BAM .... HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamıyla iptal edilmiş olduğunu, dava konusu iddia edilen alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı tarafın 21/12/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak iş bu davayı açmış olduğunu, sözleşme tarihinin 21/12/2010 olduğu dikkate alındığında iş bu davanın en geç 21/12/2020 tarihine kadar açılması gerektiğini, dava tarihi itibarıyla alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın bu nedenle reddini talep ediyor olduklarını, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, dava konusu, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığına dair beyan ve itirazları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu icar takip dayanağı sözleşme tümüyle değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşme başlığında " ..." dense de alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, dava konusu somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde, anılan sözleşmede sözleşmenin başlığı " ..." müvekkili .... Ltd. Şti. .... , davacı tarafın ... olarak kabul edilesine rağmen alacaklının değişmemiş, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil, borcun nakli işleminin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, zira sözleşmede alacağın temliki denilmesine ve müvekkili ... Ltd. Şti.'nin temlik alan olarak kabul edilmesine rağmen, alacağın temlik edildiği ... Ltd. Şti.nin yeni alacaklı değil, davacı tarafın Tasfiye Halinde ... A.Ş.'deki alacağını ödemekle yükümlü olan ve borcu devralmış olan yeni borçlu olduğunu, nitekim dayanak sözleşmede müvekkili ... Ltd. Şti.'nin davacı tarafın kendisine temlik ettiği tutarı taksitler halinde yine davacı tarafa ödeyeceğinin yazılı olduğunu, buna göre alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden şahsa bir ödeme yaptığını kabul etmeye imkan bulunmadığını, yine dayanak sözleşmeye bakıldığında devreden borlunun yani ... Kurumu A.Ş.'nin borçlu sıfatının ortadan kalktığının borcun müvekkili ... Ltd. Şti.'ye geçtiğinin görülmekte olduğunu,... Kurumu A.Ş.'nin borcunun müvekkili ... Ltd. Şti. 'ye devrini davacı tarafın kabul ettiğinin de sözleşmeden anlaşılmakta olduğunu, dayanak sözleşmenin alacağın temliki değil borcun nakli niteliğinde olduğunun açık ve sabit olduğunu, hal böyle olunca dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlunun eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebilecek olduğunu, bu çerçevede dava dışı ... Kurumu A.Ş.'nin tasfiye süreci devam etmekte ve kar ve zarara hesabı sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarının ancak tasfiye sonucunda belli olacağını, borcu nakleden ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam etmekte olduğunu, tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle davacı kar-zarar katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, iş u davada takip dayanağı belgeye bakılırsa; borçlusu tasfiye sürecinde bulunduğu için, alacaklısının tasarruf etme yetkisi bulunmayan bir alacağın devri söz konusu olduğunu, nitekim taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, asıl borçludan söz edilirken tasfiye halinde ibaresinin kullanıldığının görülmekte olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesinin ve davacıya ödeme yapılmasının tasfiye sonucunu bekleyen diğer hesap sahiplerinin menfaatlerini zedeleyecek olduğunu, işbu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, borcun nakli yapıldığı zaman borç ne durumda ise, yeni borçlu/müvekkili kural olarak, o durumu ile borcu üstlenmiş olacağını, bu çerçevede borcun naklinin yapıldığı/sözleşme sırasında borç/alacak muaccel olmadığını, sözleşmeye konu borç/alacağın tasfiyeye tabi ve dolayısıyla alacağın muaccel olmadığını, talep edilen alacağın taşkın olduğunu, müvekkili şirketin dayanak sözleşmeye istinaden davacı tarafa 588,45 USD ve 251,52 EURO ödeme yapmış ve bu ödemelerin mahsubundan sonra bakiye sözleşme bedeli 1.796,16 EURO olduğunu, dolayısıyla davacının asıl alacak talebi 250,84 UERO'nun taşkın olduğunu, bu durumun ödemelerin yapıldığı davacıya ait hesabın dökümü celbedildiğinde görülecek olduğunu beyanla; dava niteliği itibarıyla ticari dava olduğundan ve Ticaret Mahkemesinin görev alanına dâhil olduğundan iş bu davanın öncelikle GÖREVSİZLİK nedeniyle reddine, yetkisiz Mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın YETKİ yönünden reddine, zamanaşımı itirazlarının ve izah ettikleri diğer nedenlerle haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın zamanaşımı ve diğer beyan ve savunmaları uyarınca reddine, davacı aleyhine %20 'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 21/12/2010 tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" davalı tarafından ödeme yapılmadığı iddiası ile başlatılan icra takibinde davalının itirazın iptaline ilişkindir. Dosyanın mahkememize Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 2.814,93 EURO üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak alacağın temlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak gödterildiği, davalı borçlunun süresinde yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dava, taraflar arasında imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmayana "alacağın temliki, sulh ibra ve feragat sözleşmesi" kapsamında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK m. 67 uyarınca açılan işbu davada ilk olarak davalı şirketin icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre davalı borçlu vekilinin icra dairesine vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında akdedilen "alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi" yle iş bu sözleşmeden doğabilecek olan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olması yönünde anlaştıkları ve sözleşmenin 5.maddesinden de bu hususun anlaşıldığı sabittir. Sözleşme tarihinin 21.12.2010 tarihi olması hususu nazara alınarak yetkiye ilişkin HUMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olarak belirtilmesine rağmen takibin Küçükçekmece İcra Müdürlüklerinde başlatılmış olduğu, usulüne uygun açılmış bir takibin işbu dava için dava şartı niteliğinde olması ve İİK m. 50 hükmü uyarınca usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmadığından açılan davanın usulüne uygun açılmış bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN USULÜNE UYGUN AÇILMIŞ BİR TAKİP BULUNMADIĞINDAN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, 1-Alınması gereken 269,85 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/12/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/660, K. 2023/1297, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-660-e-2023-1297-k-84cbedfa04cb