İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1199 E. 2024/1146 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1199
Karar No
2024/1146
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1199 Esas KARAR NO : 2024/1146 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/12/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın çözümü için taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş ise de, davalı ile yapılan görüşmelerde hiçbir anlaşmaya varılamamış olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın açılmış olduğunu, müvekkili şirketin ithalat ve ihracat sektöründe, eşyanın gümrük işlemleri tamamlanana kadar özel bir statü ile antrepoda saklanması ve korunmasına yönelik Muratbey Gümrük Müdürlüğü denetimi altında geçici depolama hizmeti veren bir şirket olduğunu, bu doğrultuda; müvekkili şirketin davalı şirkete ait emtiaların antrepoda saklanması ve korunmasına yönelik kanundan doğan bir ardiye hizmeti vermiş olup, verdiği bu hizmet karşılığında ekte yer alan 22.05.2023 tarihli, 75.000,00 Türk Lirası bedelli faturayı kesmiş ve davalı tarafa tebliğ etmiş olduğunu, tüm bunların ardından müvekkili şirketin, Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış ancak davalı şirketin, icra takibine haksız ve kötü niyetli şekilde, yalnızca zaman kazanmak adına itiraz etmiş olduğunu, "......" isimli ...... barkod numaralı Transit Refakat Belgesinde (T1) görüleceği üzere, davalı şirkete ait tekstil bantları cinsi eşyanın Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nde sahasında yer alan müvekkili şirkete ait geçici depolama alanına 28/01/2022 tarihinde indirilmiş olduğunu, buna ilişkin olarak ekte Transit Refakat Belgesini (T1) ve diğer belgeleri sunuyor olduklarını, davalı şirket ile iletişime geçilmiş, gerekli evraklarının tamamlanarak emtiaların antrepodan derhal alınması aksi halde ardiye ücretinin işlemeye devam edeceğinin bildirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin tüm uyarılarına rağmen davalı şirketten herhangi bir olumlu yanıt alınamamış, eksik evraklar tamamlanmamış, emtialar geçici depolama alanlarına terk edilmiş olduğunu, bu itibar ile geçen süre zarfında emtiaların 04/05/2023 tarihinde Gümrük Kanunu'nun 177. Maddesinin 1. Fıkrasının b bende uyarınca tasfiyelik hale gelmiş ve T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından tasfiye edilmiş olduğunu, tasfiye evraklarının Muratbey Gümrük Müdürlüğünden celbini talep ediyor olduklarını, yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere davalı şirkete ait emtiaların, müvekkiline ait geçici depolama alanında müvekkili şirketin görev tanımında yer alan kapsamda eksiksiz ve düzgün bir şekilde saklanmış ve korunmuş, davalı şirketin gerekli izin ve eksikliklikleri tamamlamaması sebebiyle dava konusu emtialar için Muratbey Gümrük Müdürlüğü gözetimi altında makul sürede ve usulüne uygun bir şekilde tasfiye işlemleri talep edilmiş ve Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından tasfiye işlemleri gerçekleştirilmiş olduğunu, ancak müvekkili şirketin sunmuş olduğu KANUNDAN DOĞAN ZORUNLU hizmet ortada iken, davalı şirketin eksiklikleri tamamlamaması ve akabinde söz konusu emtiaları terk etmesinden dolayı aldığı zorunlu hizmet karşılığı ardiye ücretini ve tasfiye masraflarını ödememesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 574. Maddesi uyarınca; ardiye sahibinin ardiye ücretinin yanısıra, muhafazanın sebebiyet vermediği nakliye, gümrük, kayıt vb. bütün masrafları talep edebileceğini, davalı şirket ile bir çok kez emtiaların alınması hususunda iletişime geçilmiş ise de; emtiaların davalı şirket tarafından teslim alınmamış olduğunu, müvekkili şirketin, ticari hayatın bir getirisi olarak, ilgili faturayı düzenleyip davalı şirkete göndermiş, ticari defter ve kayıtlarına işlemiş olduğunu, dolayısıyla ilgili emtianın müvekkili şirkete ait geçici depolama alanına alınmasından tasfiye/imha edildiği tarihe kadar müvekkili şirketin davalı şirkete zorunlu hizmet verdiği ve tasfiye işlemlerinin gerçekleştirdiği açıkça ortada olup, davalı şirketin işbu ardiye ve tasfiye ücretinden sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, alacak miktarının belirli ve yapılan itirazın haksız olduğunu beyanla; davalı/borçlunun Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden ve takibin durmasına sebep olan davalı/borçlunun, takipteki alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin davaya konu emtiaları 22.10.2021 tarihinde Petriç, Bulgaristan’da bulanan ...... Ltd. isimli dava dışı firmaya satarak ihraç etmiş olduğunu, daha sonra ..... Ltd. isimli dava dışı firmanın ilgili emtialarda ayıp olduğu gerekçesiyle iade etmek istemiş ancak müvekkili şirketin iadeye ilişkin nakliye masraflarının emtiaların bedelinden çok olacağı düşüncesiyle emtiaları dava dışı firmaya hibe etmiş olduğunu, ancak dava dışı ..... Ltd. firmasının, müvekkili şirketin bilgisi ve görgüsü haricinde ilgili emtiaları yine de iade etmiş olduğunu, müvekkili şirketin ilgili emtiaların akıbetinden ancak davacı şirketin ilgili emtiaların tasfiye ve ardiyesine ilişkin 22.05.2023 tarihli, 75.000,00-TL bedelli, ...... fatura numarası ile düzenlemiş olduğu faturayı teslim almasıyla haberdar olmuş olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından vakit kaybedilmeden, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak düzenlemiş olduğu bu faturaya karşı 24.05.2023 tarihinde, yasal itiraz süresi içerisinde Beyoğlu ...... Noterliği’nin ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilerek kabul edilmediğinin ihtar olunmuş olduğunu, devamında ise davacı tarafın haksız kazanç sağlama gayretleri devam etmiş ve müvekkili şirket aleyhine ilgili faturadan kaynaklı itiraz edilmesine rağmen Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yöneltilmiş olduğunu, işbu haksız icra takibine de süresi içerisinde itirazları sunulmuş olup takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, sonrasında davacı tarafın başvurusu üzerine arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlanmış olup 04.09.2023 tarihinde gerçekleştirilen görüşme sonunda taraflar arasında anlaşamama yönünde tutanak tutulmuş olduğunu, müvekkili şirketin, piyasada uzun yıllardır faaliyet gösteren bir tekstil firması olduğunu, sayısız kez ihracat yapmış olup gümrük iş ve işlemlerine fazlasıyla hakim olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin, basiretli bir tacir olarak üzerine düşen ödemeleri her zaman vaktinde, usulüne uygun, tam ve eksiksiz olarak ödemiş olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun madde 5 hükmü gereği Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatına haiz olan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla işbu davaya bakmakla görevli olduğunu, işbu davaya konu ve taraflar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan icra takibinin müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu Küçükçekmece Adliyesi yargı çevresinde bulunan icra müdürlüklerinde değil, Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ..... esas sayılı dosyası kapsamında ikame edilmiş olduğunu, ilgili takibe karşı müvekkili şirkete vekâleten taraflarınca 31.07.2023 tarihinde borca ve yetkiye itiraz edilmiş olup yine aynı tarihte icra dairesi tarafından düzenlenen tensip zaptı uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, somut olayda davacı sıfatına sahip .... Lojistik Limited Şirketi ve davalı sıfatına sahip müvekkili ..... Mode Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin birer ticari şirket olduğunu, bu sebeple tarafların ticari işletmesini ilgilendiren bütün işlerin, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her işin, ticari iş sayıldığını, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan icra takibindeki itirazın iptalinde görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olacağını, iş bu davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple mahkememizin yetkisizliğine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirketin antrepo sözleşmesinin tarafı olmadığını, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının, taşıyıcı ..... Ltd. firmasıyla iş ilişkisi içinde olup taşıyıcıyla anlaşarak Gümrük Kanunu’na aykırı bir şekilde ilgili emtiaları kendi antreposuna indirmiş olduğunu, bu işlemin müvekkili şirketin ön kabulü olmadan davacı ile taşıyıcı firma arasında gerçekleşmiş olduğunu, ilgili emtiaların antrepoya indirilmesinden taşıyıcı ve davacı sorumlu olup, bu sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirket bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ilgili emtialara ilişkin ardiye ve tasfiye işlemleri sırasında müvekkili şirketin kesinlikle bilgilendirilmemiş olduğunu, ilgili iş ve işlemlerden haberi dahi olmayan müvekkili şirketin borçtan sorumlu tutulmasının yasa, içtihat ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, ihracatına ilişkin tüm sorunlarının çözümü ve işlemlerinin takibi için İlkumut Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi firmasından 2000 yılından beri gümrük ve dış ticaret danışmanlığı hizmeti almakta olduğunu, ilgili firma danışmanlığında birçok ülkeye yüzlerce kez sorunsuz ihracat gerçekleştirmiş olduğunu, davacının, dava dilekçesinde ısrarla müvekkili şirket ile iletişime geçildiğini iddia etse de bu durumu kanıtlar belge ve bilgilileri dosyaya sunamamış olduğunu, kaldı ki davacının, dava dilekçesinde bu durumun üstün körü olarak bahsedilmiş; ne zaman, kiminle, ne şekilde iletişime geçildiğine dair hiçbir bilgiye yer verilmemiş olduğunu, hal böyle olunca, müvekkili şirketin haberi dahi olmayan bir süreçten dolayı keyfi olarak düzenlenmiş bir fatura bedelinden sorumlu tutulmasının yasa, içtihat ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının, müvekkili şirket ile iletişime geçmek için gerekli özeni göstermemiş ve hatta bildirimde dahi bulunmamış olduğunu, bu sebepledir ki dava dilekçesinin hiçbir yerinde hangi tarihte müvekkili şirket ile iletişime geçildiğinin bahsedilmemiş olduğunu, sadece dava dilekçesinin ilk sayfasının 4 numaralı başlığının ilk cümlesinde “…iletişime geçilmiş,” denilerek durumun basite indirgenmeye çalışılmış olduğunu, davacının iddiasını ispatlaması zorunlu olduğunu, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. madde hükmü gereği olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığı halde gerçeğe aykırı beyanda bulunmuş olduğunu, o halde davacının borç iddialarının, kasıtlı olarak ve aldatma gayesi güderek gerçeğe aykırı söylenmiş, gerçekle ilgisi olmayan, asılsız, uydurma söylemlerden öteye gitmediğini, neticede, müvekkili şirketin, bu durumdan kendi kendine haberdar olmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin haberi dahi olmayan bir borçtan sorumlu tutulmaya çalışılmasının davacının kötü niyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, ilgili emtiaların, yaklaşık bir buçuk yıldır davacının zilyetliğinde ve davacı işyeri antreposunda saklandığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının iyi niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığını, bu hususun davacının dürüstlük kuralına aykırılığını gündeme getirmekte olduğunu, davacının, dava dilekçesinin ilk sayfasının 3 numaralı başlığında “…davalı şirkete ait tekstil bantları cinsi eşya Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nde sahasında yer alan müvekkil şirkete ait geçici depolama alanına 28/01/2022 tarihinde indirilmiştir.” denilmekte olduğunu, buradan anlaşılan ilgili emtiaların 28.01.2022 tarihinde davacının zilyetliğine geçmiş olduğunu, ancak davacının bu işlemden yaklaşık 1,5 yıl sonra 22.05.2023 tarihinde ardiye ve tasfiye ücretlerine ilişkin dava konusu faturayı düzenleyerek müvekkili şirkete iletmiş olduğunu, müvekkili şirketin konudan ancak ilgili faturayı teslim almasıyla haberdar olabilmiş olduğunu, kaldı ki ilgili faturayı teslim alır almaz da kanunda belirtilen süre içerisinde itirazlarını yukarda bahsi geçen ihtarname aracılığıyla sunmuş olduğunu, ilgili emtiaların müvekkili şirketin yapmış olduğu bir ithalata ilişkin olmadığını, davacı tarafın ilgili işlemlere 28.01.2022 tarihinde başlamasına rağmen hiçbir şekilde müvekkili şirketi bilgilendirmemiş olduğunu, yaklaşık 1,5 yıl aradan sonra fatura keserek müvekkili şirketi ödemeye zorlamasının ticari teamüllere, hayatın olağan akışına ve hatta dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı tarafın yöneltmiş olduğu faturada yer alan hizmetleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini dahi ispatlayamamış olduğunu, ayrıca taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup ilgili fatura bedelinin keyfi tutura göre düzenlenmiş olduğunu, ilgili faturanın herhangi bir tarife, yönetmelik vb. hukuki dayanağı bulunmadığını, somut olayda müvekkili şirket antrepo sözleşmesi akdetmediği için dava konusu faturadan sorumlu olmasının beklenemez olduğunu, aksi düşünüldüğü ihtimalde bile davacının faturaya konu hizmetleri kusursuz olarak yerine getirdiğinin ispat olunmamış olduğunu, işbu davaya konu ilgili hizmetlere ilişkin faturanın müvekkili şirkete tebliğ edilmesinin, dava konusu hizmetlerin; zamanında, eksiksiz ve kusursuz gerçekleştirdiği anlamına gelmediğini, zamanında, eksiksiz ve kusursuz hizmet noktasında mutabık kalındığına ilişkin herhangi bir delil dosya kapsamında bulunmadığını, kaldı müvekkili şirketin, davacının vermiş olduğunu iddia ettiği hizmete karşılık düzenlemiş olduğu faturaya da itiraz etmiş olduğunu, bu nedenlerle sadece fatura ile müvekkili şirketin davacı tarafa borçlandırılmasının kabulünün mümkün olmadığını, nitekim, Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin bir kararında faturanın içeriğine sekiz gün içerisinde itirazda bulunulmaması halinde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağı, yani faturanın verilmesine sebep olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği, anılan karara göre sözleşme konusu işin yapılmış olduğunun davacı/alacaklı tarafından kanıtlanması gerekeceği ve faturanın ticari deftere kaydedilmiş olmasının bile yalnızca karine teşkil edeceği ve her zaman aksinin ispat edilebileceğinin belirtilmiş olduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.05.2005 Tarih, 2004/7832 E. 2005/4738 K.), söz konusu emtiaların toplam bedelinin davacının kesmiş olduğu fatura tutarından kat ve kat düşük olduğunu, davacının sunmuş olduğu eklerde satışa esas bedelin 65.314,08-TL olarak tespit edilmiş olduğunu, bu hususun bile başlı başına hayatın olağan akışına ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu ve davacının kötü niyetini bir kez daha gözler önüne sermekte olduğunu, ilgili Tasfiye Yönetmelik’i uyarınca; eşyaların satış bedelinden öncelikli olarak ayrılacak tutarlar arasında “eşyanın teslim tarihine kadar oluşan ardiye ve diğer hizmetler karşılığı olarak satış bedelinin yüzde %15’i” şekilde düzenleme mevcut olduğunu, davacının emtiaları tasfiye ettiğini iddia etmesine rağmen, ne şekilde tasfiye işlemi yaptığına ve bu %15’lik tutara ilişkin olarak hiçbir açıklaması bulunmadığını, bu sebeple ilgili tutara açık ve net bir şekilde itiraz ediyor olduklarını, işbu yargılamaya konu icra takibinde dayanak belge olarak sunulmayan belgelerin hukuki delil niteliğinde olmadığını, davacının dava konusu ettiği Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasında hazırlamış olduğu takip talebinin ekine takip dayanağı olarak yalnızca faturayı koymuş olduğunu, takibe dayanak belgeler arasında sunulmayan transit refakat belgesinin, teslim ve tesellüm tutanağının ve tasfiye kararının işbu yargılama kapsamında dikkate alınmaması gerektiğini, kaldı ki davacının takibe dayanak ettiği faturaya süresi içerisinde itirazlarını sunduklarını, borcu doğurduğu iddia edilen belgelerin, davaya konu icra takibinde takip dayanağı olarak ileri sürülmemesi sebebiyle işbu yargılamada dayanılmaması gereken deliller niteliğinde olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu yabancı dillerdeki evrakların hukuka uygun olmadığını, davacı tarafın delilleri ve delillere ilişkin beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde dosyaya bazı belge ve evrak sunmuş olmasına karşın bunların bir kısmını hukuka uygun şekilde dosyaya sunmamış olduğunu, davacı tarafından sunulan delillerin iddialarını somut şekilde ispata yeterli olmadığını, davacı tarafından sunulan belgelerin Ukraynaca ve İngilizce dillerinde olduğunu, davacı tarafın sunduğu yabancı dildeki belgelerin resmi çevirilerinin sunulmaması sebebiyle hukuka uygun olmadığını, bu sebeple işbu delillerin hukuka uygun olmadığını ve mahkememizce dikkate alınmaması gerektiğini, söz konusu belgelerin resmi tercüme usulüne uygun şekilde, yani noter onaylı olarak sunulması gerektiğinin Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturaya bağlı itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı antrepo işleticisinin vermiş olduğu ardiye hizmeti ve buna bağlı yapılan masraflar nedeni ile davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, davacı adına kayıtlı depolama alanında yer alan eşyaların teslim alınması hususunda davalı tarafa bildirimde bulunup bulunmadığı, davalı şirkete ait emtiaların tasfiyesinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, davalı tarafın savunmasına göre emtiaların bilgileri dışında gümrüğe bırakılıp bırakılmadığı, davalı tarafın faturaya konu borçtan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği, sonuç olarak davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarı ve işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı hususlarındadır. Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 75.000,00 TL 22.05.2023 tarihli ...... nolu fatura alacağı ve 1.830,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.830,31 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacı antrepo işleticisinin vermiş olduğu ardiye hizmeti ve buna bağlı yapılan masraflar nedeni ile davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, davacı adına kayıtlı depolama alanında yer alan eşyaların teslim alınması hususunda davalı tarafa bildirimde bulunup bulunmadığı, davalı şirkete ait emtiaların tasfiyesinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, davalı tarafın savunmasına göre emtiaların bilgileri dışında gümrüğe bırakılıp bırakılmadığı, davalı tarafın faturaya konu borçtan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği, sonuç olarak davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarı ve işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 06/05/2024 günü saat 14:15'de Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Gümrük Müşaviri bilirkişi ..... ve SMMM bilirkişi .....06/06/2024 tarihli raporlarında özetle; FCA kuralı dairesinde davalı firmanın 22.10.2021 tarih ve ..... sayılı İhracat Beyannamesi ile Murat Bey Gümrük Müdürlüğü’nde malı; İSTANBUL’da alıcı, Bulgaristan ülkesinde yerleşik ..... LTD teslim etmiş, bundan sonraki süreçlerde davalının” yükümlülüğü bulunmadığını, davacının yaptığı Ardiye tasfiye masraflarını ; mevzuatlar çerçevesinde Tasfiye Yönetmeliği kapsamında eşya sahibine Rücu hakkı saklı olduğunu, fakat tasfiye sürecinin mevzuatta belirlenen sürelerden uzun olması ve bu süre zarfında davacı tarafından; davalı alıcıya yapılan bildirimin dava dosyasında görülmediğini, Yurt Dışından Alıcı firma bilgisi dışında olan Taşıma belgesi ve Faturanın düzenlenerek eşyanın taşıyıcı firmaya teslim edilerek, alıcı firmaya ihbarname geçilmeden geçici depolamaya indirilmesi sonucu mevcut dava dosyasında eşya geldiğinden haberdar edilmediğini, eşyanın 2021 yılında FCA kuralı dairesinde İstanbul’da teslim edilerek davalının yükümlülüğünün son bulduğunu; Zira, malın ihraç olduğu ülke de Serbest Dolaşıma Girdiği Eşyanın zilyetliği ihraç yapıldıktan sonra yurt dışı firmasına geçtiği, yurt dışı ülke de eşyalar kabul edilip ithal edildiği, eşya üzerinde tasarruf da bulunma yetkisinin tamamen yurt dışı alıcıda olduğu, dolayısı ile davalının Türkiye’den göndermiş olduğu mal bile olsa malı kabul etmeme hakkı olduğu, Gümrük işlemlerinde Uluslararası kullanım kabulü gören FCA gümrük çıkış beyannamesi sütununda malın teslim yeri İstanbul olarak yazılmasıyla malın alıcıya İstanbul da teslim edildiği gümrük beyannamesiyle sabit olduğu, bununla birlikte, Bulgaristanda Yerleşik ithalatçı firmanın malı iade etmesiyle ihracatçı (davalı) firmaya usulüne uygun ......mail ve mektupla bildirimde bulunup bulunmadığına ihracata ilişkin bir belgenin dosya kapsamında olmadığı, öte yandan, malı teslim alan davacı şirket antreposundaki mala ilişkin davalı şirkete “TTK 18/3” Hükmü gereği; KEP, Noter ve diğer bildirim şekillerine ilişkin bildirimde bulunup bulunmadığı yönünde davacı tarafından ibraz edilmemiş olduğu, taraflar arasında sözleşmenin varlığına dosya münderecatında rastlanmadığı, Türkiye’deki firmanın bilgisi haricinde gelmiş olduğundan ve nakliyecinin taşıma bedelinin ödendiğine dair somut bir belge dava dosyasında görülmediği gibi antrepo işleticisisin de ihracatçı firmaya bir tebligatı da olduğu görülmemiş olup 20 gün içinde tasfiye işlemine başlanması gereken eşyanın nerdeyse 1 yıldan fazla süre sonra tasfiye tutulmuş olması ve de ihracatçı firmanın hiç bir şekilde sahiplik belgeleri almamış olması her ne kadar antrepo işleticisi masrafları rücu etme hakkı olsa da ( Yurt Dışı gönderici ile nakliyeci ) eşya sahipsiz eşya konumunda olduğundan malum masrafları ödeme zorunluluğu olmadığı ardiye ve tasfiye ücretinden yurtdışındaki gönderici ile nakliyecinin müteselsil sorumlu olduğu, davacı tarafın dava konusu yıla ait tutulması zorunlu olan ticari defterlerinin dijital ortamda tutulduğu, yevmiye defteri ve defteri kebir eletronik imza ile imzalanarak beratların verildiği, envanter defterinin noter marifetiyle kanuni süresi içerisinde açılış kaydının yapıldığı, davalı taraf ticari defterlerini dijital ortamda tuttuğu yevmiye defteri ve defteri kebir elektronik imza ile imzalanıp beratlarının verildiği, envanter defterlerinin noter marifetiyle açılış kayıtlarının yapıldığı, davalı ile davacı tarafların ticari defter kayıtları incelenmiş olup, davacının 2023 yılına ilişkin yevmiye defterinde olan kaydın davalının 2023 yılı defterinde yer almadığının tespit edilerek davacı tarafından davalı tarafa ardiye ücreti ve tasfiye ücretine ilişkin 22.05.2023 tarih ve ..... seri ve sıra nolu faturanın davalı tarafından noter marifetiyle itiraz edilerek davacıya iade edilmesi gerekçesiyle davalının defter kayıtlarına işlenmediğinin tespit edilmiş olduğunu, Bulgaristan da yerleşik ..... Ltd. tarafından kalite kontrolü neticesinde ayıplı olduğu gerekçesiyle iade edilen tekstil bantları cinsli eşyanın Muratbey Gümrük Müdürlüğü sahasında yer alan davacının geçici depolama alanına 28.01.2022 tarihinde indirilmiş davacı geçici depolama alanında emtiaları muhafaza amacıyla antreposunda muhafaza altına aldığı tartışmasız olup ancak davacı tarafından davalı tarafa her hangi bir bildirimde bulunup bulunulmadığına ilişkin belgenin dosyada olmadığının tespit edilmiş olduğunu, her tacirin ticari işlemlerinin ekonomik ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içerisinde elde edilen neticelerin tespit etmek maksadıyla işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün iş ve işlemlere ilişkin merasimleri yerine getirmekle; ilgili işlem dolayısıyla ilişkide bulunduğu kişi ve kurumları bilgilendirmek ve gereğine riayet etmeleri hususunda haberdar olmalarını sağlamakla mükellef olduğu aranan şart ve koşullardan olup, gerekliliği halinde ilgili kurum ve kuruluşlara ibrazı ile bir hakkın gereğini yerine getirdiğinin sağlanması olduğunu, tarafların iddia ve savunmalarında ileri sürülen savunma ve itirazlar mahkememiz tarafından dikkate alınıp; 23.04.2024 tarihli ara kararı ile davalı tarafın faturaya konu borçtan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği, davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarı ve işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı hususlarının tespitinin taraflarından istenmekle; dosya kapsamında gümrük müşaviri ve bilirkişi olarak heyette mevcut bilirkişinin gümrük kanunu, gümrük yönetmeliği ve tasfiye yönetmeliği çerçevesinde uzmanlık alanı dahilinde dosya kapsamı dahilinde uyulması ve izlenmesi gereken yön ve yöntemlerin neler olduğuna riayet edilip edilmediği görüş ve kanaatiyle raporda yer aldığı, muhasebesel olarak borç ve alacağın gümrük müşaviri ve bilirkişisi tarafından kanun ve yönetmeliğe ve tasfiye yönetmeliği gereğince alacağın olamayacağı dolayısıyla faiz işleminden de bahsedilemeyeceği kanaatiyle takdirin mahkememize ait olduğunu, muhasebe bilgi üreten bir sistem olduğundan üretilen bilgilerin güvenilir olması temel koşul olduğunu, bu konunun bilgilerin belgelendirilmesi ile alakalı olduğunu, muhasebe bilgilerinin bir taraftan ona gereksinim duyan birey ve gruplara yararlı olabilmesi, diğer taraftan muhasebe kayıtlarının geçerliliğinin kanıtlanabilmesi ve mali tablo ile raporların objektif olarak hazırlanabilmesinin belgelere dayandırılmalarına bağlı olduğunu, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin tetkik ve değerlendirilmesi ile davacının: gümrük kanunu ve yönetmelikler kapsamında yapılması gereken merasimlerin ifa edilmediği, davalıya taahhütlü mektup, telgraf, mail ve gazete ilanıyla keyfiyetin bildirilmediği davalının belgeye dayanarak haberdar edilmediği kanaatiyle davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış, davacının icra takibinde haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu bildirmişlerdir. Davacı vekiline gönderilen eşyaların davalı tarafından kabul edildiğine dair yazılı onay alınıp alınmadığı, emtiaların antrepodan alınmasına ilişkin davalı tarafa bildirimde bulunulup bulunulmadığı, bildirimde bulunulmuş olması halinde yapılan bildirimin şekli ile belirtilen hususlarda davacı tarafın bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ilişkin bilgi ve belgeleri sunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine, davacı vekilince ara karar gereği beyanda bulunulduğunda veya verilen süre dolduğunda dosyanın gümrük bilirkişisine tevdi ile yapılan itirazlar ve sunulması muhtemel bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan gümrük bilirkişisi 02/09/2024 tarihli ek raporunda özetle; davacı vekilinin itirazında FCA teslim şeklinden bahsetmiş, fakat mahrece iade de göndericinin FCA teslim şekli kullanmadığını da özellikle belirtmiş FCA teslim şeklini kullanmış olsaydı o zaman alıcı taşıma masraflarını da karşılamak durumunda olacağından haberdar olduğu tartışmasız bilinecek olduğunu, burada gönderici firma Türkiye ye gönderirken davalı firmadan eşyaları kabul ettiğine dair bir yazı alsaydı haberdar olduğunun düşünülebileceğini, bunun bilirkişinin göz ardı ettiği bir durum olmadığını, mahrece iade de ürünü gönderen (davalı) firmanın da yazılı onayı alınması ve taşımacının bu onay olmadan taşımaması gerektiğini, bu bilgi ve belgeler davacı dosyasında bulunmadığını, davacının mevcut bilgi ve belgelerdeki ispat edici belgeler olmaksızın hayatın olağan akışına aykırılık gerekçesi ile davalının haberi olduğunu kabul edilmesi gerektiğini vurgulamış olduğunu, eşyanın gümrük belgelerindeki alıcı unvanından dolayı sahiplik kazanıldığının düşünülmekte olduğunu, yurt dışından alıcı bilgisi dahilinde olmayan herhangi bir ödeme yapılmadan gelen yüklemelerde olduğunu, dolayısıyla davacının ardiye ücretini yansıtma hakkı saklı olduğunu, fakat habersiz getiren taşımacı ve eşya sahibi olan göndericiden alınması esas olduğu kanaatine varılmış olduğunu bildirmiştir. Dava, davacı şirketin vermiş olduğu ardiye hizmetinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı tarafın savunması ile depolaması yapılan malların yurt dışı menşeili firmaya ihracının yapıldığı, yurt dışı firmanın malların ayıplı olduğu gerekçesi ile iade etmek istemesi üzerine nakliye masraflarının emtia bedelinden fazla olacağı gerekçesi ile hibe edildiği, ancak yurt dışı firmanın davalı şirketin bilgisi haricinde malların iade ettiği, kendilerinin davacı firmanın takibe konu faturayı tebliği ile durumdan haberdar olduğu, depolama bedelinden sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesi davanın reddi yönündedir. Uyuşmazlık davalı tarafın belirtilen depolama bedelinden sorumlu olması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay ......Hukuk Dairesinin ..... E, ...... K sayılı ilamında "...Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma ve nakliye hizmeti verdiğini, takibe konu faturadan anlaşılacağı üzere alacak konusunun Gaziantep-Duhok arası nakliye bedeli olduğunu, nakliyeye ilişkin CMR ve beyannamelere göre davacı şirketin edimini yerine getirdiği sabit olmasına rağmen, davalının nakliye bedelini ödemediğini, bu bedele ilişkin başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin FCA satış kaydı ile yapıldığını, FCA satış kaydı ile yapılan sözleşmelerin nakliye ücretinin karşı taraftan alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dosyaya ibraz edilen gümrük beyannamesine göre davalı ile dava dışı ...... şirketi arasındaki sözleşmenin FCA satış kaydı ile yapıldığı, FCA satış kaydı ile yapılan sözleşmelerde davalı satıcının sorumluluğunun, ihracat gümrüğünde işlemlerin tamamlanıp emtianın araca yüklenmesi ile sona erdiği, taşınan emtia alıcıya teslim edildiği anda tüm ücretler ve navlun bedeli yönünden alıcının sorumlu olduğu, somut olayda FCA satış kaydı aksine bir sözleşmenin varlığının davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle davalının taşıma sözleşmesinden dolayı davacıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ile davalı arasında taşımaya ilişkin sözleşme bulunmadığı, davalı satıcı ile dava dışı alıcı ..... şirketi arasındaki satış sözleşmesi ile gümrük beyannamesinde satış şeklinin FCA olarak belirtildiği, anılan satış tipinde navlun bedelinden alıcının sorumlu olduğu, navlundan davalının sorumlu olacağına dair aksine sözleşme olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." denildiği görülmüştür. Taşıma sözleşmelerinde ...... kuralı taşıyıcıya Masrafsız anlamına gelip satıcının malları, satıcının işyerinde veya belirlenen başka bir yerde, alıcı tarafından tayin edilen taşıyıcıya veya başka bir kişiye teslim edilmesini ifade eder. Bu teslim şeklinde satıcı malları gümrük işlemlerini tamamlayarak, belirlenen tarihte ve yerde ilk taşıyıcının gözetimine devrettiği anda teslim işlemlerini tamamlamış olur. Bu andan itibaren malla ilgili tüm masraf ve riskler alıcıya geçer. Navlun ücreti de diğer tüm giderler gibi alıcı tarafından ödenir. Satıcı, hasarı ve masrafları kendisine ait olmak üzere, malların ihracı için gerekli her türlü izni almalı, malların ihracı için gerekli tüm belgeleri düzenlemeli ve gümrük işlemlerini tamamlamalıdır. Satıcının alıcıya karşı taşıma sözleşmesi ve sigorta sözleşmesi yapmak yükümlülüğü yoktur. Alıcının talep etmesi üzerine durumunda taşıma acentası ile tüm masrafları alıcıya ait olmak üzere anlaşır. Malları taşıyıcıya veya taşıma acentasının gözetimine belirlenen tarihte ve yerde teslim eder. Teslim anına kadar bütün masraf ve riskler satıcının yükümlülüğündedir. Satıcı, malların teslim edilebilmesi için gerekli kontrol işlemleriyle (kalite kontrolü, ölçüm, tartım, sayım vb.) ilgili masrafları ve ihraç ülkesi yetkililerinim emrettiği yükleme öncesi muayene masrafları ödemelidir. Alıcı ise Sözleşme koşullarına uygun olarak mal bedelini öder. Belirlenen tarihte ve yerde mallarını teslim alır. Bu andan itibaren bütün masraflar ve risk alıcıya aittir. İthalat ile ilgili belge veya izinleri alarak gümrük vergisi ve masraflarını ödemekle yükümlüdür. Taşıma acentası ile anlaşma yaparak navlun ücretini öder. Alıcı, ihraç ülkesi yetkililerinim emrettiği yükleme öncesi muayene masrafları hariç olmak üzere, diğer zorunlu yükleme öncesi muayene masraflarını ödemelidir. Yapılan bu açıklamalar, bilirkişi asıl ve ek raporunda yapılan tespitler uyarınca taraflar arasında sözlü veya yazılı bir sözleşme bulunmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın davalı tarafça süresinde ve usulüne uygun bir şekilde itiraz edildiği, davalı tarafından ihraç edilen malın yurt dışı menşeili firmaya teslim edildiği, bundan sonraki süreçlerde davalının yükümlülüğü bulunmadığı, eşyanın 2021 yılında FCA kuralı dairesinde İstanbul’da teslim edilerek davalının yükümlülüğünün son bulduğu, malın ihraç olduğu ülke de Serbest Dolaşıma Girdiği Eşyanın zilyetliğinin ihraç yapıldıktan sonra yurt dışı firmasına geçtiği, yurt dışı ülke de eşyalar kabul edilip ithal edildiği, eşya üzerinde tasarruf da bulunma yetkisinin tamamen yurt dışı menşeili alıcı firmaya geçtiği, Gümrük işlemlerinde Uluslararası kullanım kabulü gören FCA gümrük çıkış beyannamesi sütununda malın teslim yerinin İstanbul olarak yazılmasıyla malın alıcıya İstanbul da teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu hususun gümrük beyannamesiyle sabit olduğu, ithalatçı firmanın malı iade etmesiyle davalı firmaya usulüne uygun bildirimde bulunup Bulunmadığı veya ihracata ilişkin bir belgenin dosya kapsamında olmadığı, malların Türkiye’deki firmanın bilgisi haricinde gelmiş olduğu ve nakliyecinin taşıma bedelini ödendiğine dair somut bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, gönderici firmanın malları Türkiye'ye gönderirken davalı firmadan eşyaları kabul ettiğine dair bir yazı aldığının dosya kapsamından ispatlanamadığı, davacının 20 gün içinde tasfiye işlemine başlaması gereken eşyanın nerdeyse 1 yıldan fazla süre sonra tasfiye tutulmuş olması ve de ihracatçı firmanın hiç bir şekilde sahiplik belgeleri almamış olması nedeni ile sahipsiz eşya konumunda olması gerektiği, bu nedenlerle davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı kanaati ile açılan davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin davacının kötü niyetli yönünde ispat bulunmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekil hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 927,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 500,32 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2024 Katip ....... Hakim ......

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1199, K. 2024/1146, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1199-e-2024-1146-k-6444a28d8367