İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/663 E. 2023/1284 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/663
Karar No
2023/1284
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/663 Esas KARAR NO : 2023/1284 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2021 KARAR TARİHİ : 15/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin mal satışından kaynaklanan alacağının sağlanması amacıyla 23.916,09 TL alacağın tahsili için İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini itiraz üzerine takibin durduğunu, dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, borçlunun itirazının haksız olduğunu, bu hususun müvekkili şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi ile sübuta ereceğini, arz ve izah olunan nedenlerle davalının İzmir ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe karşı itirazının iptaline, takibin 23.916,09 TL üzerinden takip tarihinden işleyecek ticari faizi ile devamına, %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı ... İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatmış olduğu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını ve sayın mahkeme huzurunda ikame edilmiş olan davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili davalının yerleşim yerinin Küçükçekmece olduğunu, dolayısı ile itirazın iptali davası için yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacı ... dilekçesinde belirttiği borç tutarında mutabakat sağlanamadığını, bu uyuşmazlıklar giderilmeden, davacı ... icra takibine başladığını, doğal olarak müvekkili şirketin, mutabık kalmadığı bedelden dolayı başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde, açıklanan uyuşmazlığın daha net anlaşılacağını, uyuşmazlığın daha net olarak belirlenmesi için bilirkişi incelemesi gerektiğini, ayrıca hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte mutabık kalınmış bir alacağın söz konusu olmadığını, dolayısıyla likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatının istenmesinin de mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı gereğince dosyanın Mahkememiz esasına kaydedilmiştir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. - İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 23.916,09 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında taşıma sözleşmesi kapsamında kesinlen fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini iddia ettiği görülmektedir. -Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında mal satışından kaynaklanan alacağının ödenmediğini iddia etmekte iken davalı yanın davacı ile aralarında borç mutabakatı bulunmadığını bildirdiği görülmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz....... (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur" hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen uyuşmazlık noktalarının çözümü ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği 22/12/2022 tarihli raporda özetle; davalı ... A.Ş.’nin 2019-2020-2021 takvim yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiğini, davalı şirketin, dava konusu işlemlerin olduğu yıllara ait yasal yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde yapılmış olduğunun belirlenemediği (Envanter defterleri mevcut değil) ve sahibi lehine delil olma vasfına haiz olmadığı, davalı şirketin ticari defterinin kayıt nizamı bakımından Vergi Usul Kanunu hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olmadığı kanaati edinildiği, (2019 yılı hesap ve bakiyelerin 2021 ve 2022 yıllarına aktarılmadığı, davacı tarafından düzenlenen 2021 tarihli tüm faturaların kayıt altına alınmadığı, davacı şirkete yapılmış olması muhtemel ödemelerin kayıt altına alınmadığı, Ba formlarının gerçek durumu yansıtmadığı), davalı ... A.Ş.’nin incelenen 2019-2020-2021 yıllarına ait resmi defter ve belgelerinde, Davacı ... Gıda A.Ş. ... HESAP KODU İLE SATICILAR hesabında hareket gördüğü, 2019 yılı sonu itibari ile hesabın 176.838,14 TL borç bakiyesi verdiği, 2019 yılı hesap ve bakiyelerin 2020 ve 2021 yıllarına devredilmediği, davacı tarafından 2021 yılında düzenlenen tüm faturaların ve davacı şirkete yapılmış olması muhtemel ödemelerin kayıt altına alınmadığı ve Ba formlarının boş olarak beyan edildiği, dolayısıyla 176.838,14 TL görünen borç tutarının gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterleri talimat mahkemesi aracılığı ile incelenmiş, bu kapsamda SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı; açılış kapanış tasdikleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarının faturalarla örtüştüğü ancak cari hesap kodu listesine göre 3 adet faturanın yevmiye defterinde yer aldığı ancak cari hesap kodu listesinde yer almadığı, dava konusu faturaların ... hesap koduna işlenmiş olması sebebi ile açık fatura oldukları ba bs formlarının tüm faturaları kapsamaması ihtimaline karşı bir değer taşımadığı, ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafın 13/08/2021 tarihi itibarı ile 23.916,09 TL alacaklı olduğu, cari hesap kodunun 120 01 01 002 olarak işleme alındığı, cari hesap dökümanında;19/03/2019 ... 1.243,65 TL, 21/03/2019 ... 10.251,76 TL, 24/03/2019 ... 7.213,20 TL olmak üzere toplam 18.708,61 TL kayıt bulunduğu, faturalar cari hesap kodu listesinde yer almamakla birlikte yevmiye defterinde bu faturaların yevmiye defter kayıtlarında yer aldığı, niçin cari hesap kodu listesinde yer aldığının tespit edilemediği, cari hesap koduna bağlı olarak tüm kayıtların örtüşmemesi sebebi ile ba bs kontrolünün geçersiz olacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Tarafların ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, davacı tarafın ticari defter kayıtlarında takibe konu cari hesap alacağı yönünden 23.916,09 TL alacak kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. -Yine davalı tarafın incelenen ticari defterlerinin dava konusu işlemlerin olduğu yıllara ait yasal yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde yapılmış olduğunun belirlenemediği, defter içeriğindeki kayıtlarının birbirini doğrulamadığının bildirildiği görülmüştür. -Yukarıda da yer verildiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/4. Maddesi "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur" hükmüne haizdir. -Buna göre davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın usulüne uygun tutulmayan ticari defter kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, - Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 4.783,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.633,71-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 288,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.344,86- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 288,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 700,50 tebligat, talimat ve posta masrafı olmak üzere 3.759,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/663, K. 2023/1284, T. 15.12.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-663-e-2023-1284-k-069519baf500