İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/38 E. 2025/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/38
Karar No
2025/293
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/38 Esas KARAR NO : 2025/293 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında, 07.06.2024 tarihinde tam otomatik paketleme makinesi üretimi konusunda 660.000,00 TL bedelli üretim sözleşmesi imzalandığını davalı şirket taraflar arasında akdedilen üretim sözleşmesi gereğince, teknik özellikleri mezkur sözleşmede yazılı makinenin üretimini ve teslimini en geç 15.07.2024 tarihinde yapacağını . Buna karşılık davacı şirket; 250.000,00 TL peşinat ödeyecek, akabinde 30 Haziran 2024'te 150.000,00 TL ara ödeme yapacak, kalan bakiye makine tesliminde nakit olarak ödeneceğini ancak Sözleşmeye göre en geç 15.07.2024 tarihinde teslim edilmesi gereken makine yapılan tüm görüşmelere rağmen üretilmemiş ve teslimini gerçekleştirilmediğini, davalı şirket yetkilisi son zamanlarda davacı şirket yetkilisinin telefonlarına dahi çıkmamaya başladığını bunun üzerine yapılan sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı davalıya gönderdiği paraların geri iadesi için Küçükçekmece İcra Dairesi .... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını davalı yan mezkur icra dosyasına böyle bir borcunun olmadığını beyan ederek borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Makinenin teslimata hazır olduğu davacı tarafa bildirilmesine rağmen temerrüte düşürmek için davacı tarafından önce ihtarname gönderilmiş akabinde haksız icra takibi başlatıldığını, davalının sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiğini dava konusu makinenin teslime hazır edilmesi ve kurulmasına dair tüm görüşmelere rağmen teslim alınmamış olup, üstüne üstlük sözleşme bedeli için düzenlenmiş 24.06.2024 Tarihli, 660.000TL bedelli ve 27.09.2024 Tarihli, 43.200 TL bedelli Faturalara karşın da, davacı şirket haksız bir şekilde 01.12.2024 Tarihli, ... ve .... Nolu İade Faturalarını taraflarına gönderildiğini, davalının makine teslimatı ve kurulumundan kaçınmadığını . Zira davacı şirket sözleşme tarihinin üzerinden 4 ay geçtikten sonra dahi kalan bakiye ödemesini gerçekleştirdiğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı davacı tarafından ödenen bedelin iadesi talebine yönelik itirazın iptaline ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Taraflar arasında dava dosyasına bir örneği sunulan 07.06.2024 tarihli makine üretim sözleşmesinin imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı davalının sözleşmede belirtilen tarihte makineyi teslim etmediğini bu sebeple sözleşme kapsamında ödediği bedelin iadesini talep etmektedir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde makinenin davacı tarafından teslim alınmadığı savunmasında bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşmedeki nitelikleri belirtilen makinenin davalı tarafından üretilerek davacıya teslimi ve montajına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6098 sayılı Kanun kapsamında eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere eser sözleşmesinde tarafların temel borçları; yüklenici tarafından taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak eserin meydana getirilmesi ve iş sahibine teslimi, iş sahibi tarafından ise kararlaştırılan ücretin ödenmesidir. Davaya konu somut olayda davacı iş sahibi borçlu temerrüdünün olduğunu, davalının makineyi sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği, davalı ise alacaklı temerrüdü olduğunu davacının makineyi teslim almadığını iddia etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşmede teslim tarihi olarak 7 - 15 temmuz tarihlerinin belirtildiği, makinenin iş sahibi nakliyesinin iş sahibi tarafından üstlenileceği, montajının ise davalı yüklenici tarafından yerine getirileceği hususunda tarafların anlaştığı görülmektedir. 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerine ilişkin hükümlerinde temerrüde ilişkin özel düzenleme bulunmamakta olup, 6098 sayılı Kanun'un borçlu temerrüdüne ilişkin genel hükümlerinin dava konusu olaya uygulanması gerekmektedir. Davaya konu somut olayda; taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan sözleşmede teslim tarih aralığı belirlenmiş olup, söz konusu vade belirli vade niteliğindedir. Ancak kesin vade niteliği taşımamaktadır. Bu bağlamda 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince davacı iş sahibinin temerrüdü ispatlamasına gerek bulunmamaktadır. Buna karşılık karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde yönelik seçimlik hakları düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 123, 124 ve 125. Maddesilerinde şu düzenleme bulunmaktadır: "MADDE 123- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir. b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar MADDE 124- Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa. c. Seçimlik haklar MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere eser sözleşmeleri gibi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüde düşmesi halinde alacaklının borçluya uygun bir süre vermesi, borçlu tarafından verilen uygun süre içerisinde de borcun ifa edilmemesi halinde 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesi gereğince seçimlik hakların kullanılabileceği kanun tarafından düzenlenmiştir. Davaya konu somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya borcun ifası için herhangi bir süre sürenin verilmediği, ifa için uygun bir süre verdiğine dair bir ihtarın davalı yükleniciye yapılmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim dava dilekçesinde de 6098 sayılı Kanun'un 123. Maddesi gereğince davacının davalıya süre verdiğine dair bir iddia ve delil bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesi süre verilmesini gerektirmeyen halleri düzenlemiş olup, davaya konu somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davalı yüklenici makinenin teslime hazır olduğunu davacı tarafından teslim alınmadığını savunmuş, davalı tarafından davacıya teslime yönelik ihtar çekildiği davacının dava dilekçesinde ve davalının cevap dilekçesinde belirtilmiş ve ihtarname sureti dosyaya sunulmuş olup bu kapsamda 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 1. Fıkrasındaki halin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 2. Fıkrasında ise borcun ifasının alacaklı yönünden temerrüt sebebiyle yararsız kalmasından bahsedilmiş olup, davacı dava dilekçesinde ilgili makinenin fiyatının geçen süreçte arttığını bundan kaynaklı zararına yönelik tazmin hakkının saklı olduğunu da açıkça beyan etmiş olup makinenin kullanım ömrü de gözetildiğinde 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 2. Fıkrasındaki halin de davaya konu somut olayda söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davacı bizzat makinenin fiyatının geçen süreç içerisinde arttığını bundan kaynaklı zararlarına yönelik haklarının saklı olduğunu beyan etmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 3. Fıkrasında ise kesin vade düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; öngörülen teslim süresinin kesin vade içermediği, sözleşmenin hiçbir yerinde kesin vade haricinde ifanın kabul edilmeyeceğinin belirtilmediği, vadenin belirli vade niteliğinde olduğu anlaşılmakla 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 3. Fıkrasındaki durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda ispat yükü üzerine düşen davacının dava dilekçesi kapsamında sunduğu deliller ile 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesindeki hallerin davaya konu somut olayda bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple 6098 sayılı Kanun'un 123. Maddesi kapsamında davaya konu somut olayın değerlendirilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından davalıya ifa için uygun bir süre verilmediği, 6098 sayılı Kanun'un 123. Maddesindeki şartların davacı tarafından yerine getirilmediği Mahkememizce sabit görülmüştür. 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinin 1. fıkrasına göre borçlunun temerrüdü halinde alacaklı her zaman aynen ifa talebinde bulunabilecek olup, sözleşmeden dönme ve ifa edilmemesinden kaynaklı zararın tazminine yönelik 125. Maddenin 2. Fıkrasında belirtilen seçimlik hakların kullanılabilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 123. Maddesi gereğince temerrüde düşen borçluya uygun bir süre verilmesi ve sürenin sonunda borcun ifa edilmemesi halinde 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinin 2. Fıkrasında belirtilen seçimlik hakların kullanıldığının hemen temerrüt halindeki borçluya bildirilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 123. Maddesi gereğince ifa için borçluya süre verilmediği gibi 125. Maddenin 2. Fıkrası gereğince borçluya seçimlik hakların kullanıldığına yönelik hemen bildirim yapıldığına yönelik de dava dilekçesinde bir iddia ve delilin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı tarafından para iadesine yönelik seçimlik hakların kullanılmasına yönelik şartların 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre yerine getirilmediği, taraflar arasındaki sözleşmeden de dönülmediği ve feshedilmediği, taraflarca sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönüldüğüne dair bir ihtarnamenin dosya arasına sunulmadığı, nitekim davacının da sözleşmeden dönüldüğü veya feshedildiğini belirtmediği, davalının ise sözleşme kapsamında makinenin teslime hazır olduğuna dair beyanda bulunduğu ve davalı tarafından da sözleşmenin feshedilmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğine dair bir irade birleşmesinin olmadığı bu suretle davaya konu icra takibinin yapıldığı ve davanın açıldığı tarihte taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ayakta olduğu bu sebeple de feshe ve sözleşmeden dönmeye yönelik ödenen paranın iadesine bağlı sonuçların da bu aşamada davacı iş sahibi tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6098 sayılı TBK'nın 117/I. maddesinde muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği belirtildikten sonra ikinci fıkrasında borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bu günün geçmesiyle; ...borçlu temerrüde düşmüş olur şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı Kanun'un 123. maddesinde de karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temürrede düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir hükmü konulmuştur. 124. madedde süre verilmesini gerektirmeyen durumlar, 125. maddede de temerrüt halinde alacaklıya tanınan seçimlik haklar gösterilmiştir. Somut olayda, sözleşmelerde kesin vade olmadığı gibi, davacı iş sahibine vadeyi belirleme konusunda sözleşmelerde yetki verilmemiş ve davacı tarafça TBK'nın 117/I. maddesi gereğince ihtarname gönderilerek davalı borçlu temerrüde düşürülmemiştir. Bunun dışında e-mail yazışmaları usulüne uygun ihtar niteliğinde olmamakla birlikte bu yazışmalarla davalı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğü kabul edilse dahi, davacı tarafça TBK'nın 123. maddesine uygun biçimde davalıya ifa için süre verilmemiştir. TBK'nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen haller mevcut değildir. Bu durumda temerrüt olgusunun gerçekleşmediği ve ifa için süre verilmediğinden fesihte davalının haksız olduğu kabul edilemiyeceği ve bu halde davacı TBK'nın 125/son maddesinin ikinci cümlesinde ifade edilen menfi zararını (kalıpların üçüncü şahıslara yaptırılması sonucu fiyat farkını) da istemeyemiyeceğinden mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu tazminat talebinin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. " Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Birleşen davaya yönelik istinaf başvurusuna gelince, taraflar arasındaki sözleşmenin 22. Maddesinde kendiliğinden fesih düzenlenmiş ve davacı tarafça, sözleşmenin bu maddesine göre taraflar arasında imzalanmış olan KKİS'nin kendiliğinden fesholduğu belirtilmiş ise de, KKİS, tapulu taşınmazın veya tapulu taşınmaz payının devrini içermesi nedeniyle tek taraflı irade beyanıyla feshedilemez; taraf iradelerinin fesih konusunda uyuşması gerekir veya mahkeme kararı ile fesih mümkündür. Taraf iradeleri fesih konusunda uyuşmamış ise, mutlaka hâkim kararı gereklidir, mahkemece asıl davada sözleşmenin feshi talebinin husumetten reddine karar verildiği, fesih konusunda taraf iradelerinin birleşmediği bu nedenle sözleşmenin ayakta olduğunun anlaşılmasına göre fesihten kaynaklı tazminat talep edilmesine olanak bulunmamaktadır. Mahkemece birleşen davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken farklı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve yapılan değerlendirmeler kapsamında; davacı ile davalı arasındaki eser sözleşmesinde davacının temerrüt iddiasına bağlı olarak temerrütten kaynaklı seçimlik haklarını kullanımına yönelik kanuni koşulların davacı tarafından yerine getirilmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin dönme veya fesih ile de sona erdirilmediği, tarafların fesih yönünden iradelerinin uyuşmadığı bu yönden de sözleşmenin feshedilmiş olarak kabul edilemeyeceği bu suretle taraflar arasındaki davaya konu icra takip dosyasındaki takip tarihi itibariyle davacı iş sahibinin ödediği paranın iadesini istemesine dair koşulların oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğu feshe bağlı sonuçların ve temerrüde bağlı seçimlik hakların bu aşamada yasal koşulların yerine getirilmemiş olması sebebiyle kullanılmayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği ve bu konuda herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 6.291,47-TL harcın mahsubu ile artan 5.676,07-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00- TL arabulucuk ücretinin davaCıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 94.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/38, K. 2025/293, T. 11.03.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-38-e-2025-293-k-50584bba7ead