İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/9 E. 2024/161 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/9
- Karar No
- 2024/161
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/9 Esas KARAR NO : 2024/161 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2024 KARAR TARİHİ : 21/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili sigorta şirketi tarafından borçlular aleyhine 25.04.2022 tarihi itibariyle 3.420,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla, Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun borca ve fer'ilerine itiraz etmesi üzerine 11.05.2022 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ... ile müvekkili sigorta şirketi arasında, ... poliçe nolu 11.11.2020-11.11.2021 tarihleri arası dönem için geçerli, Kobim Güvende Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, Sigortalı işyerinde meydana gelen 02.10.2021 tarihli hasarın müvekkili şirkete ihbarını takiben Sigortacılık Kanunu gereği konusunun uzmanı bağımsız Hazine Müsteşarlığına bağlı bir eksper tayin edildiğini, bağımsız eksper tarafından hasarın nedenini ve miktarı tespiten oluşturulan raporda; Hasarın Oluş Şekli Ve Nedeni başlığında Sigortalı İş yerinde yapılan incelemeler sonucunda Sigortalu firmaya ait işyerinin bulunduğu davalı binanın pis su hattından gelen pis su sebebiyle iş yerindeki gergi tavanın su ile dolması sonucu tavanı ve aydınlatma sisteminin hasarlanması sonucu hasarın meydana geldiğinin anlaşılmış olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket poliçe gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sigortalının hasarını ödediğini, sigortalının hasarını ödeyen müvekkili şirket'in TTK'ya göre halef olduğunu, neticede Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe karşı davalının itirazının iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Haksız fiilden dolayı meydana gelen zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması sonucu zarara sebebiyet verdiği iddia edilen apartman yöneticisi davalıya karşı açılan rücuen tazminat davasına ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; Davalının, dava dışı sigortalının yaşadığı binanın yöneticisi olduğu, davacı sigorta şirketi, sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ....'a ait iş yerinde meydana gelen hasarın kendisi tarafından karşılanması sonucunda, bu hasar bedelinin davalıdan tazminini talep ettiği; bu haliyle davacı tarafın davalıya rücu hakkının doğduğu ve zarar görenin haklarına halef olduğu, halefiyet ilkesi gereği halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı, velhasıl dava dışı şahsın ne hakkı varsa bunların davacı şirkete geçmesiyle davacı şirketin de hukuken dava dışı kişi yerine geçtiği, halefiyete bağlı açılan davalarda görev hususunun davacının haklarına halef olduğu kişi ile davalı arasındaki ilişki baz alınarak değerlendirileceği, bununla birlikte uyuşmazlığın kat mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Yine davacı ile davalı arasındaki sigorta ilişkisinin de, bu dava yönünden önemi bulunmamaktadır. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanacağından, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu. 21/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır