İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/57 E. 2024/929 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/57
- Karar No
- 2024/929
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/57 Esas KARAR NO : 2024/929 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/01/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17.10.2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili tarafından başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına davalı/borçlu tarafından itiraz edildiğini, davalı borçlunun icra takibine haksız ve soyut iddialarla itiraz ederek icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini, davacı müvekkili tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı borçlu ile aralarında ticari ilişki mevcut olduğunu, takibin konusunun, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki cari stoklu ekstre alacağına müstenit olup karşı tarafın takip tarihi itibariyle müvekkiline 45.102,83 TL borcu bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya ticari satış yapıldığını ancak malların bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalı tarafından satışı gerçekleştirilen malın yeterli özellik ve kalitede olmadığı iddia edilerek kötüniyetli olarak reklamasyon faturası düzenlenmiş ise de bu hususta gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından satışı yapılan mallar usulüne uygun olarak teslim edilmiş olduğundan reklamasyon faturasının müvekkili tarafından iade edildiğini, bu hususta müvekkilinin yasal olarak vergi dairesine ticari satımları bildirdiğini, bu hususun da alacak iddialarını ispat edeceğini, vergi dairesine yapılan BA-BS bildirimlerinin vergi dairelerinden celbini talep ettiklerini, davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, davalının müvekkili şirkete 45.102,83 TL borcunun olduğunun sabit olduğunu, davalının üzerine düşen ödemeye ilişkin edimleri yerine getirmediğinin ortada olduğunu, davalı şirketin icra takibine yönelik yapmış olduğu itirazın tek amacının icra takibini durdurmak ve itirazın iptali neticesinde müvekkilinin alacağının tahsilini imkansız hale getirmek olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsilinin ileride imkansız hale gelmesi ihtimali de dikkate alınarak davalı borçlu ile ilgili olarak öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz karar verilmesini, dava konusu alacağın likit olduğunu, davalı borçlunun asıl alacağa ve ondan ayrı düşünülmesi mümkün olmayan icra borcuna itiraz etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğu izahtan vareste olduğunu, bu itibarla, müvekkiline borçlu olduğunu bilmesine rağmen işbu takibe itiraz eden davalı borçlu aleyhinde dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, neticede karşı tarafın haksız ve soyut itirazlarının iptali ile işbu takibin devamına, ilaveten dava konusu alacağın likit olmasından bahisle karşı tarafın kötü niyetli itirazları nedeniyle durmasına sebebiyet verdiği işbu takip ve dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalının takibe konu olan 45.102,83 TL tutarındaki cari hesaba ilişkin davacı firmaya bir borcunun bulunmadığını, davalı ile davacı arasında söz konu cari hesaptan dolayı ticari ilişki olmadığını, her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, akdi ve yasal dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış bulunan davanın bütünüyle reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine 9620'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi tarafından 20/05/2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Taraflar arasında 4,01 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı kur farkı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, Ancak tarafların ticari defterlerindeki asıl uyuşmazlığın ilk olarak davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği 1 adet, 02.12.2022 tarihli, .... numaralı ve KDV dahil 29.441,00 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı, Faturanın açıklama kısmına “KUMAŞ REKLAMASYONU” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, İş bu faturanın tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. İlk olarak davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği yukarıda bahsi geçen reklamasyon faturasından sonra taraflar arasında aynı tutarlar üzerinden reklamasyon-iade açıklamalı faturaların 2022-2023 yıllarında karşılıklı olarak düzenlenmeye devam ettiği, 2022-2023 yılında davalı tarafın toplam 36 adet fatura, davacı tarafın toplam 35 adet fatura düzenlediği, Faturaların açıklama kısmına reklamasyon-iade faturası diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, İş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu faturaların 2022-2023 yılında elektronik ortamda düzenlediği, yapılan incelemede taraflara ait 2022-2023 yılı BS-BA Formu beyannamelerinde, tarafların uyuşmazlığa konu olan faturaları beyan etmediği/edemeyeceği, Netice itibariyle, Tarafların ticari defterlerindeki uyuşmazlığa konu olan ve ilk olarak davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen “KUMAŞ REKLAMASYONU” açıklamalı, KDV dahil 29.441,00 TL tutarlı faturanın içeriğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, Ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 45.102,83 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından 12/07/2024 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda: "Kök rapordaki sonuç ve kanaati değiştirecek herhangi bir durum bulunmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı davalı aleyhine başlattığı icra takibinde taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ilişkisinden kaynaklanan alacağını talep ettiği, ürünlerin davalıya satılarak teslim edildiğini ancak davalının bedelini ödemediğini ve ayrıca davalının usul ve yasaya aykırı olarak reklamasyon faturası düzenlediğini, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının satılan ürünleri teslim ettiğine dair bir belge sunmadığını, davacı tarafından kesinlen faturaların iade edildiğini borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tarafların ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde onaylarının yapıldığı sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter kayıtları bilirkişi tarafından incelendiğinde; davalının kestiği reklamasyon faturasına kadar tarafların ticari defter ve kayıtları ile meblağların birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların kayıtları arasındaki uyuşmazlığın 29.441,00-TL bedelli karşılıklı kesilen faturalardan kaynaklandığı, öncesindeki kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu davalının davacıya kendi defterine göre 15.657,81-TL borçlu olduğu, davacının defterine göre davalının davacıya 15.661,82-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık 29.441,00-TL bedelli karşılıklı kesilen faturalardan kaynaklanmaktadır. Zira söz konusu 29.441,00-TL bedelli karşılıklı kesilen faturalardan önceki tarafların sundukları cari hesap belgeleri ve ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olduğu ve davalı tarafından bu hususun kendi defterlerine de işlendiği, taraf kayıtlarının da örtüştüğü anlaşılmakla bu yönden davacının alacağının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Söz konusu taraf kayıtlarındaki 4,01-TL farkın kur farkı kayıtlarından kaynaklandığı anlaşılmakla davalının davacıya ticari defterlerinin birbiri ile tamamen örtüştüğü ve davalı defter ve belgelerine kaydedilerek kesinleştiği anlaşılan 15.661,82-TL yönünden davalının kendi kayıtları ile borçlu olduğunun ispatlandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan 29.441,00-TL bedelli karşılıklı kesilen faturalar incelendiğinde; Davalı tarafından davacıya kesilen ilk reklamasyon faturası 06.12.2021 tarihli 29.441,00-TL bedelli faturadır. Söz konusu faturadan önceki 15.11.2021 tarihli işlemler yönünden tarafların cari hesaplarının birbiri ile tamamen uyum içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın başladığı 06.12.2021 tarihli işlem öncesindeki kayıtlara bakıldığında; taraflarca sunulan kayıtlara göre taraflar arasındaki son işlemin 15.11.2021 tarihli olduğu bu tarih itibariyle davalının davacıya 271.445,37-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davalının kayıtları da aynı yönde olup, bu tarihten önce davacı tarafından davalıya kesilen faturalar davalının kayıtlarına işlenmiş, davalı tarafından benimsenmiştir. Nitekim kayıtların uyuştuğu son tarih olan 15.11.2021 tarihinden sonra bu tarihten önce davacının kesmiş olduğu faturalara yönelik davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince herhangi bir itirazda bulunulmamış, faturanın davacıya iadesine yönelik bir işlem yapılmamıştır. Nitekim 06.12.2021 tarihinden önce davacının kestiği faturaların davalının defterine ve cari hesap kayıtlarına işlenmiş olması davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü malların teslim edilmediğine yönelik savunmalarını dayanaksız kılmaktadır. Bu sebeple davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü malların teslim edilmediği, davacının öncelikle teslimi ispatlaması gerektiğine dair savunmasına itibar edilmemiştir. Zira faturaların alıcının ticari defterine kaydedilmiş olması ve yasal süresi içerisinde itiraz edilerek iade edilmemiş olması malın teslim edildiğine dair karine teşkil etmektedir. Benzer mahiyette Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı ilamında şu değerlendirmeler yapılmıştır: "Bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli .... E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır." Bu sebeple davaya konu somut olayda ispat yükü davalı üzerine geçmiş olup, davalının öncelikle davacıya kestiği reklamasyon faturasını ispatlaması gerekmektedir. Bilindiği üzere reklamasyon faturaları teslim edilen malın gerekli niteliklere sahip olmaması, ayıplı olması, eksik olması gibi durumlarda kesilen fatura niteliğindedir. Nitekim davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı tarafından teslim edilen ürünlerin hatalı olarak dikildiğini bu sebeple reklamasyon faturası kestiğini iddia etmiştir. Davalı söz konusu beyanlarında da ürünlerin teslim edilmediğine dair bir savunmada bulunmamış olup, bu beyan da davalının cevap dilekçesindeki ürünlerin teslim edilmediği, teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair savunmasının yerinde olmadığını göstermektedir. O halde davalı tarafından ürünlerin hatalı dikildiği bu sebeple reklamasyon faturası kesildiği yönündeki savunması karşısında iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Zira 6100 sayılı Kanun'un 190. Maddesine göre İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı söz konusu reklamasyon faturasının davacı şirket yetkilisinin oğlu tarafından kabul edildiğini ve imza ile teslim alındığını bu sebeple davacı şirketin ilgili reklamasyon faturasını benimsemiş sayılması gerektiğini iddia etmiş ise de; davacı şirketin ticaret sicilde kayıtlı yetkili temsilcileri incelendiğinde ... 'nın davacı şirketin ticaret sicilde tescilli yetkilisi olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından davacının ... isimli şahsa temsil için vekaletname verdiği vs. Gibi bir iddiası ve savunması da bulunmamakta olup, davacı şirket çalışanları celp ve tetkik edildiğinde ...'nın davacı şirket çalışanı da olmadığı görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu somut olayın 6098 sayılı Kanun'un yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun'un 46. Maddesi gereğince yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunan tarafından onaylanması halinde yapılan işlemin sonuçları temsil olunan üzerinde doğmakta olup, 6098 sayılı Kanun'un 47. Maddesi gereğince yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin onaylanmaması halinde temsil olunan yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemle bağlı olmayacaktır. Bu bağlamda davalının davacı şirket yetkilisinin oğlu olan .... 'nın davalı tarafından kesilen reklamasyon faturasını davacı şirket adına kabulüne dair yetkilendirilmiş olduğunu ispatlayamadığı, yine davalı şirketin davacı şirket yetkilisinin oğlu olan .... 'nın davalı tarafından kesilen reklamasyon faturasını kabul etmesinin davacı şirket tarafından sonradan onayladığını da ispatlayamadığı anlaşılmakla 6098 sayılı Kanun'un 47. Maddesi gereğince davacı şirketin söz konusu işlemle bağlı olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca davalı şirketin düzenlendiği 06.12.2021 tarihli reklamasyon faturası sonrasında davacı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yasal 8 günlük süresi içerisinde 13.12.2021 tarihinde davalıya iade yönünde fatura kestiği, bu suretle davacının usul ve yasaya uygun şekilde söz konusu faturayı kabul etmediği ve benimsemediği, söz konusu iade işleminin davacı şirketin yetkili temsilcileri tarafından yapıldığı dolayısıyla esas alınması gerekenin davacının bu yöndeki iradesi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı şirket yetkilisinin oğlu olan .....'nın davacı şirket adına çeşitli işlemler yaptığını bu sebeple yetkisiz temsil olmadığını iddia etmiş ise de sunulan belgeler incelendiğinde ..... tarafından yapılan işlemin çek tevdii almak suretiyle alacak tahsili yönünde olduğu, yalnızca alacak tahsil yetkisinin bulunmasının davacı şirket adına reklamasyon faturası kabul etmek suretiyle davacı şirketi borçlandırıcı işlem yetkisinin bulunduğu yönünde yorumlanamayacağı, davalı tarafından .....'nın yetki sınırlarına dair herhangi bir yazılı belge sunulmadığı ve iddianın ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunma ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu bağlamda davaya konu somut olaydaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalı tarafın dikim hataları olduğu iddiası ile davacı aleyhine reklamasyon faturası kestiği ve uyuşmazlığın bu noktadan kaynaklandığı, davalının ayıp iddiasına yönelik yasal süresi içerisinde ticari alım satım sözleşmelerindeki ayıptan satıcının sorumluluğuna dair gerekli muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğine yönelik herhangi bir yazılı belge ve delil sunmadığı (15.11.2021 tarihli taraflar arasındaki son işlemden sonra davalının reklamasyon faturası kestiği 06.12.2021 tarihli işleme kadar geçen süre gözetildiğinde) davalının kestiği reklasyon faturasının iddia ettiği ayıplara yönelik muayene ve ihbar külfetine dair kanundaki düzenleyici sürelerden sonra olduğu, davacının ayıptan sorumluluğa dair davalının kestiği reklamasyon faturasını benimseyerek defterlerine kaydetmediği ve 13.12.2021 tarihinde itiraz ederek iade ettiği, ispat yükü üzerine düşen davalının ayıp iddiasını ve ayıptan sorumluluğa dair muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiği ve malların ayıplı olduğuna dair iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, davalının davacıya kestiği reklamasyon faturasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Buna göre; davacı tarafından ispatlanan alacak miktarı gözetilerek davaya konu icra takibinde 45.102,83-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ile belirlenmiş temerrüt faiz oranı bulunduğunun ispat edilemediği bu sebeple 6095 sayılı kanunla belirlenen faiz oranının talep edilebileceği anlaşılmakla icra takip dosyasında talep edilen faiz oranını aşmamak üzere, 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 9.020,56-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, -Buna göre davaya konu icra takibinde 45.102,83-TL asıl alacak ve icra takip dosyasında talep edilen faiz oranını aşmamak üzere, 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince hesaplanacak işleyecek faiz oranı yönünden davalının İTİRAZININ İPTALİNE TAKİBİN DEVAMINA 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 9.020,56-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.080,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 544,74-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.535,26-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) -Davacı tarafça sarf edilen toplam 972,34-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 4.671,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE 5- Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza