İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/943 E. 2023/1105 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/943
- Karar No
- 2023/1105
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/943 Esas KARAR NO : 2023/1105 DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 02/10/2023 KARAR TARİHİ : 30/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin ...... bank A.Ş.'ye olan borcuna kefil olması ve davalının borcunu ödememesi nedeniyle İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyasından icra takibine muhatap olduğunu, sonrasında dosya alacağı "...... Yönetim A.Ş." ye temlik edilmesi üzerine varlık şirketi müvekkil hakkındaki icra işlemlerine devam ettiğini, davalı ..... ' nin borcunu ödememesi davacı varlık şirketine bu borcu ödemek zorunda kaldığını bu nedenlerle öncelikle davalı şirketin malvarlığının üçün kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini ve davalı şirketin dava sonuçlanıncaya kadar daha ağır yükümlülük altına sokulmaması için denetim kayyumu atanmasını, İcra İflas Kanunu 177/1 Maddesi gereğince (borçlunun hileli fiillerde bulunması-yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa) davalıların iflasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkil şirketteki hisselerini hali hazırda şirketin yetkilisi ve tek hissedarı olan .......'a devrettiğini, ....... tarafından aralarındaki anlaşma gereğince tüm edimler yerine getirilmesinden ve davacı tarafın hisselerin devrinden yaklaşık 10 ay .......'ı savcılığa yağma gerekçesiyle şikayet ettiğini, savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, hisse devrinden yaklaşık 18 ay sonra ....... aleyhinde Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas -..... Karar sayılı dosyası ile hisse devrinin iptali için dava açıldığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafça bu sefer de hisse devrinden yaklaşık 6 sene sonra iş bu davanın haksız yere açıldığını, Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas sayılı (Yeni Esas: ..... Esas) dosyası ile açılan iflas davası ile müvekkil şirkete kayyım atandığını ve 24.06.2022 tarihine kadar müvekkil şirketin tek hissedarının ....... olmasına rağmen yönetim yetkisini kullanamadığını ve müvekkil şirketin çok zarar gördüğünü, davacı tarafın müvekkil şirkette hissedar ve yönetici iken ödenmemiş bir borcun iş bu davada hileli davranış olarak gösterilmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacı tarafın müvekkil aleyhinde kesinleşmiş bir alacağı da bulunmadığı gibi işbu davayı açmakta hukuki yararı da bulunmadığını, müvekkil şirketçe mevcut borçlar ödenmeye çalışılmakta olup alacaklılardan kaçırılan bir mal ya da hacizde saklanan bir mal bulunmadığını, davacı tarafın kötü yönetimi ile ya da kasti olarak müvekkil şirkete vermiş olduğu zarar neticesinde müvekkil şirketin bu halde olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirketin iflası talep edildiği için şirket işlemez ve çalışmaz hale geldiğini, işçilerin işten ayrıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; İİK.nun 177.maddesi gereği davalı şirketin doğrudan iflası istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; İİK.nun 177/1 ve devamı maddelerine dayalı doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı, tahkikat aşamasında bu hususların araştırılıp incelenmesine, tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Davacı tarafça iflas avansının yatırıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurum olup, amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapmaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/h maddesinde, hukuki yarar açıkça dava şartları içerisinde sayılmıştır. Her ne kadar davacı vekili İİK.177.maddesi uyarınca davalı şirketin doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de; Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 117/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla; 1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır Türk Ticaret Kanununda ve özel kanunlarda tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi tutulan gerçek ve tüzel kişiler hakkında iflâs takibi yapılabilir. İflâs takibi yapılabilmesi için gerekli olan bu şart resen gözetilir ve araştırılır. İflâsa tâbi bir borçluya karşı İİK m. 155 vd. maddelerine göre iflâs yollarından herhangi biri ile (genel iflâs yolu, kambiyo senetlerine ait iflâs yolu veya doğrudan doğruya iflâs yolu) takip yapılması mümkündür. Doğrudan doğruya iflas davalarında, iflasın açılmasından önce iflas yolu ile icra takibi yapılması söz konusu olmadığından davacının alacaklı sıfatının kanıtlanması zorunludur. (Sümer Altay, Türk İflas Hukuku, Cilt: 1, Sayfa: 477, İstanbul, 2004) Bu durumda İİK. nun 179. maddesi çerçevesinde borca batık olduğu ileri sürülen şirketin iflasını, şirket yetkilisi ve tasfiye memurları dışında alacaklı isteyebilir ise de belirtildiği üzere iflas isteyen kişinin öncelikle alacaklı olup olmadığı tespit edilmelidir. Davacının bu şartlar altında kanunda belirtilen şekilde ve mevcut durum itibari ile ve halihazırda hukuken alacaklı konumunda bulunmadığı sabit iken iflas davası açması olanaklı değildir. Davacının diğer talebi ise dayandığı doğrudan iflas sebebinin (İİK'nun 177/1-4) somut davada bulunup bulunmadığı noktasında olup fazla ödenen bedelleri kendisine ödememek için gerek hileli işlemler yaparak gerekse mal kaçırdığını iddia etmiş olup İİK'nun 177/1 ifade edilen aynen "Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa" şeklindeki doğrudan iflas sebebine dayandığı görülmüş olup mal kaçırmaya dair davacı delil sunamadığından bu iddiası da yerinde görülememiştıir. Sonuç olarak İflas davalarının temel unsurlarından biri, davacının alacaklılık sıfatını ispatlamasıdır. Davacı icra dosyası kapsamında ödediği borç nedeniyle rücuen alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de davacının bu talebi ayrı davada alacak davası olarak farklı usülle görülüp sonuçlandırlması ve ya en en azından kesinleşmiş bir icra takibi ilama müstenit bir belge sunmuş olması gerekir davacı yapılacak yargılama sonunda şirkete borçlu dahi çıkma durumu söz konusu olup bu koşulda davacının net bir şekilde alacaklı olduğu varsayılması mümkün görülememiş olup dava tarihi itibariyle ortada alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir iş bu davada davacının farklı yargılama usülen tabi olan alacak iddiası araştırılamaz aksi halde İİK'nun 177.maddenin şartların aykırı olduğu gibi bu dava 2004 sayılı yasa çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir dava olmaktan çıkıp aynı zamanda alacağın tespiti davasına dönüşme durumu gibi bir çelişki söz konusu olacağından davacının alacaklı olup olmadığı belli değilken Yukarıda anılan gerekçelerle davacı alacaklı olduğunu yasanın aradığı şekilde ialama dayalı olarak ispat edemediği gibi bu özel şart dikkate alınarak davalının İİK 177.madde kapsamında hileli fiillerde bulunması iddiasıyla dahi doğrundan iflasını talep edilemeyeceğinden davacının davalı hakkındaki doğrudan doğruya iflas talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın Özel Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 2004 sayılı yasanın 166/2 maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 GÜNLÜK süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/11/2023 Başkan ..... ¸e-imza Üye ........ ¸e-imza Üye ....... ¸e-imza Katip ...... ¸e-imza