İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/797 E. 2024/9 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/797
Karar No
2024/9
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/797 Esas KARAR NO : 2024/9 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/08/2023 KARAR TARİHİ : 08/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11.01.2024 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ...... Sigrota A.Ş, Müvekkili firmaya yönelik olarak Bakırköy ....... icra Müd. ...... e. Sayılı dosya ile icra takibi yaptığını, bu takibin müvekkili firmanın kullanmadığı e-posta adresine tebliğ edildiğinden dolayı müvekkili firmanın haberi olmadığından dolayı itiraz süresini kaçırdığını, bu kesinleşen icra takibine binaen müvekkilinin tüm banka hesapları bloke edildiğinde ve çalıştığı bankaların kendilerini bilgilendirmesi sonucu bahsedilen icra takibini öğrendiğini, müvekkilinin tüm banka hesaplarına yapılan blokenin pek doğal olarak tüm ticari hayatını da bloke ettiğiği için müvekkilin mecburen toplamda 228.820,20 TL olan ödemeyi, ilgili icra dairesine yapmak zorunda kaldığını, bu icra takip dosyasının dayanak belgelerine bakıldığında oldukça keyfi hazırlanan sözde tespit ve değerlendirmeler ile müvekkili firmaya rücu etmek kaydı ile ...... Lojistik adlı firmaya, ...... sigorta tarafından 185.336,16 TL Ödeme yapıldığını, şöyle ki: Davalı ...... lojistik A.Ş, kendi sigorta şirketi olan diğer davalı ...... sigortaya başvurduğunu, bu sigorta şirketi de güya bağımsız (gerçekte sürekli kendileri ile çalışan) ...... Ekspertiz Hiz. Aş. Adlı firmaya güya hasar tespit raporu hazırlattığını, davalı ........ Sigorta, bu firmanın raporunu ve tespit ettiğini iddia ettiği zararları nedense hiç sorgulamadan doğru kabul etmiş olduğunu ve kendi sigortalısı ....... Lojistike yaptığını, bu durumun kanuna ve usule aykırı olduğunu, herkesin malumudur ki sigorta şirketleri yüzde yüz haklı olan kişilerin bile hakkını verinceye kadar burunlarından getirirken neden bu somut olayda hiç bir sıkıntı yaratmadan hemen ödeme yaptığını, davalı ...... lojistikin su basması iddialarını kabul etmenin akıl alır iş olmadığını, davalı ....... sigortanın, diğer davalı olan ....... adlı sigortalısını kaybetmemek adına nasıl olsa müvekkili olan ....... 'dan faizi ile birlikte tahsil ederim düşüncesi ile ödeme yaptığının aşikar olduğunu, yani her 2 davalı firmanın, kendi aralarında hukuken kabul edilemez bir şekilde birbirlerini memnun etmek adına müvekkilinin hiçbir bilgisi ve onayı ve hatta fikri alınmadan müvekkilini mağdur edecek şekilde anlaştıklarını, izah edildiği üzere müvekkillinin, icra baskısı nedeniyle 228.820,20 TL yi ödemek zorunda kaldığını, bu haksız alınan paranın ticari faizi ile birlikte iade edilmesini talep ettiklerini, müvekkili firma tarafından Bakırköy ...... icra Müd. ...... E. sayılı dosyasında davalı .......'ye ödenen 228.820,20 TL'nin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilne tahsiline, şayet davalıların bir zararı gerçekleşmiş ise de işbu zararın tespiti edilerek ödenen paradan mahsubu ile kalan paranın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm yargılama harç ve giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalılardan müşterken ve müteselsilen tahsiline karar veirlmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ....... Lojistik A.ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın ikame etmiş olduğu dava istirdat davası olarak ikame edildiğini, istirdat davasının eski (sonuçlanmış) icra takibinin alacaklısına karşı açılacağını, yani, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) icra dosyasında mevcut bulunan alacaklıya ait olduğuunu, bu anlamda, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Bakırköy ...... İcra Dairesi ....... E. Sayılı icra dosyası incelendiğinde görülecektir ki, konu dosyada alacaklı tarafın yalnızca ...... SİGORTA A.Ş. olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açması kanuna aykırı olduğundan işbu davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, kat Mülkiyeti Kanunu'nun ek 1. Maddesi "Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh hukuk mahkemelerinde çözümlenir." gereğince görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olmadığını, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle davanın pasif husumetten usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacak olması sebebi ile usulden reddine, görev itirazlarımız doğrultusunda usulden reddine, davanın esastan reddine, davacı aleyhine talep miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... Sigorta A.Ş. Cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin, ödeme emrinin müvekkilinin kullanmadığı e-posta adresine tebliğ edildiğini öne sürdüğünü, ödeme emrinin, e-posta adresine değil, e-tebligat adresine tebliğ edildiğinive bir şirketin e-tebligat adresi var ise, tebligatların o adrese yapılmasının yasal zorunluluk olduğunu, dolayısıyla, icra dairesinin ödeme emrini e-tebligat adresine tebliğ etmesi, bir keyfiyet olmadığını, müvekkili ...... Sigorta A.Ş., dava dışı Sigortalı ile ....... no.lu ticari paket sigorta poliçesi akdetdiğini, anılan poliçe ile İstanbul Ticaret Sarayı ..... Mah. ...... Cad. İstanbul Ticaret Sarayı No: ...... Esenler/İstanbul adresindeki iş yerinde meydana gelebilecek rizikoları sigorta himayesi altına aldığını, 23.01.2022 tarihinde, davacının iş yerinin mescid olarak kullanılan bölümünde bulunan sıhhi tesisat borusunun patlaması nedeniyle, riziko adresindeki dekorasyon ve demirbaşlar zarar gördüğünü, zararın müvekkiline hbarı üzerine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca sigorta eksperi görevlendirildüğünü, davacının, talihsiz ifade ve ithamlarının aksine, sigorta eksperleri Sigortacılık Kanunu md. 2/1-(b) maddesi gereğince tarafsız ve bağımsız olduğunu, kaldı ki; eksper, raporunda zararın poliçe dâhilinde olduğunu tespit ettiğini, diğer deyişle, müvekkiline sigortalıya ödeme yapması gerektiğini ifade ettiğini, bu tespitin müvekkili lehine ne gibi bir tarafı olduğu; ancak eksperin tarafsız olduğuna dayanak olabilecek iken, taraflı olduğu çıkarımının nasıl yapıldığı merak konusu olduğunu, öte yandan; Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesi uyarınca "Eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir." dolayısıyla, eksper raporu zararın varlığı ve miktarı konusunda delil olduğunu, ekspertiz incelemesi neticesinde müvekkilinin, Sigortalı'ya 185.336,16 TL ödediğini, buna istinaden Sigortalı'nın halef sıfatını kazandığını, ardından, bu bedelden davacının sigortacısından yapılan tahsilatın mahsubu ile kalan 162.783,66 TL davacının davalıdan rücuen tahsili amacıyla dava konusu icra takibini başlattığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine talep miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalardan sonra somut olayımıza dönecek olur isek, davacının davalı ile aynı binada farklı bağımsız bölümlerde faaliyet halinde olduğu, uyuşmazlığın kat mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 08/01/2024 Katip ...... ¸e-imza Hakim .....

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/797, K. 2024/9, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-797-e-2024-9-k-649d2d9f7ea3