İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1220 E. 2024/103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1220
- Karar No
- 2024/103
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1220 Esas KARAR NO : 2024/103 Karar DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 17/12/2023 KARAR TARİHİ : 02/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...'in maliki olduğu ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, şikayetçi İfade Tutanağına göre Dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... nolu .... ile sigortalı ... plakalı aracın 08.02.2021 tarihinde karıştığı kazada ... plakalı araca çarparak hasarına sebebiyet verdiğini, 08.02.2021 tarihli Şikayetçi İfade Tutanağında, "Trafik tescilde eşim adına kayıtlı olan benim kullanmış olduğum ... plakalı araç çalışmış olduğum ... Sitesi .... caddesi No:... ... isimli iş yeri önünde park halinde bulunmakta idi, bugün yani ... günü saat ... sıralarında iş yerinde bulunduğum sırada dışardan gelenler aracıma çarpıldığını söylediler, sanayi sitesi güvenlik görevlileri araçları buldular. daha sonra tır sürücüsünün skoda marka bir araca çarptığını, bu ... marka aracında benim aracıma çarptığının öğrendim. aracımın sağ arka tarafindan sol tarafından hasarlar olduğunu gördüm . polis merkezine geldim. Konu ile ilgili olarak aracıma çarpan ... plakalı araç sürücüsü olan ... ve ... plakalı araç sürücüsü olun ... isimli şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." ifadelerine yer verildiğini, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 84.maddesini "Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma," ihlali ve ayrıca olay yerini de terketmesi karşısında meydana gelen kazada asli ve tek kusurlu olduğunun sabit olduğunu, kaza sebebiyle ... plakalı araç hasarı için kusur nispetinde Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 24.08.2021 tarihli ve ... EK sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı gereği Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... nolu icra dosyasına ödeme yapıldığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 bölümünde, “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı” başlığı altında sigortacının sigortalıya rücu hakkı düzenlendiğini, Düzenlemenin B.4./a bendinde "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin ....ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi" hali sigortacının sigortalısına rücu sebepleri arasında sayıldığını, müvekkili şirketin, dava dışı ...'in meydana gelen kazadaki asli/ağır kusuru sebebiyle TTK gereğince rücu hakkının bulunduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 84.maddesini "Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma," ihlali ve ayrıca olay yerini de terketmesi karşısında meydana gelen kazada asli ve tek kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi uyarınca sürücünün kusuru nispetinde ödemek zorunda kaldığı bedelin faiziyle birlikte 7 gün içinde ödenmesi için davalıya müvekkili şirket tarafından 18.01.2021 tarihinde ihtarname gönderildiğini, yapılan tüm ihtar ve ihbarlara rağmen davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla Büyükçekmece ... İcra ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalının, müvekkili firmanın alacağına kavuşmasını engellemek ve borçtan kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak hakkında başlatılmış olan ilamsız icra takibinde borca itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu, dava Şartı olarak öngörülen arabuluculuk başvurusu için müvekkili şirket adına Büyükçekmece Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'na ... Arabuluculuk Başvuru Dosya Numarası ile başvuru yapıldığını, arabuluculuk görüşmesi 20.11.2023 tarihinde gerçekleşmiş olup, görüşme sonucu müvekkili şirket ile davalı arasında anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazında haksız olduğunu, kötü niyeti olduğunu, icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun asıl alacak ve faize ilişkin itirazlarının iptali ile icra takibinin devamı ve davalı-borçlunun haksız itirazı nedeniyle durdurulan icra takibinde alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava konusu; Davacı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan davalı ...'in maliki olduğu ... Plakalı aracın dava dışı ...'in sevk ve idaresindeyken ... Plakalı araca çarpması sonucunda oluşan hasarın davacı şirket tarafından karşılanması sonucunda bu hasar tazminatının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 07/12/2021 tarihli "Davalıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması ve şehirler arası yük taşımacılığı işinde kullanılması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yük nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı yük taşımacılığı yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Bu nedenle ticari ilişkinin karşı tarafı olan gerçek kişi davalının tacir sayılmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması" gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı, İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas,... Karar, 23/03/2023 Tarihli kararı ile, "Türk Ticaret Kanunun 3. maddesinde ise, ” Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının tacir olan ticari şirket olduğu ancak davalının tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, yapılan araştırmaya göre vergi kaydı ve diğer kayıtlara göre esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşıldığından, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekçesi ile kabul edildiği görülmüştür. Davacıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yolcu nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı nakil yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...'in tacir olmadığı, işletme usulüne göre defter tuttuğu, ... kaydının bulunmadığı ve geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Her ne kadar gerçek kişi davalı, işletme usulüne göre defter tutmuş ise de; ZMMS kapsamında sigortalanan aracın poliçe kapsamındaki kullanım şeklinin özel olduğu, bu haliyle gerçek kişi davalının bu aracı işletmesi kapsamında kullanmadığı, işletmesinden bağımsız özel kullanım amacıyla kullandığı, bu kapsamda davacının davalıya rücu etmesinin temelindeki ilişkinin taraflar arasındaki ZMMS poliçesi (Trafik Sigortası) olduğu, buradaki sigorta ilişkisinin temelini oluşturan sözleşmenin tüketici sözleşmesi olduğu, bu haliyle taraflar arasındaki temel ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle ihtilafa bakmakla görevli mahkeme Tüketici Kanununun 73.maddesi uyarınca Tüketici Mahkemesidir. HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.02.02.2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır