İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1099 E. 2024/212 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1099
- Karar No
- 2024/212
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1099 Esas KARAR NO : 2024/212 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 17/11/2023 KARAR TARİHİ : 04/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 17.10.2023 tarihinde müvekkilinin "... Mah. ... Sk. No: ... Zemin Kat Esenyurt/İstanbul” adresindeki işyerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet verme iddiası ile kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenmiş olduğunu ve kaçak elektrik kullanım cezasına ilişkin fatura düzenlenerek müvekkiline ödeme bildiriminde bulunulduğunu, haksız ve hukuka aykırı kaçak kullanım cezasına karşı 17.10.2023 tarihli ... sayılı dilekçe ile davalı şirkete itirazda bulunulmuş ise de davalı şirketin taleplerini kabul etmediğini, talebin reddi üzerine ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da davalı şirketin haklı taleplerinin kabul etmemiş olduğunu, müvekkilinin faaliyetine devam etmesi adına elektrik enerjinin kesilmemesi için Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D.iş dosyasıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olduğunu, tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, bu minvalde tedbir kararının devamını talep ettiklerini, bu öz girişten sonra kaçak kullanım cezasının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilinin herhangi bir kaçak kullanımının olmadığını, davalı şirket tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı yasal mevzuatta düzenlenen usule aykırı olarak düzenlendiği gibi müvekkilinin de imzası alınmamış olduğunu, tutanakta düzenleyen memurun dahi ismi ve imzası yer almadığını, bu sebeple işbu tutanağa göre müvekkili aleyhine verilen kaçak kullanım cezasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kaçak tespitin yapıldığı işyerini 30.11.2021 tarihinde .... isimli şahıstan devralmış olduğunu, devir tarihinden sonra tüm faturaları düzenli olarak ödediğini, fatura bedelleri incelendiğinde işyerinin faaliyetine göre tutarlar ödemiş olduğunu, bu tutarlar arasında da kayda değer değişiklik olmadığını, bu hususun bile müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını gösterdiğini, öncelikle müvekkilinin elektriğinin kesilmesi sebebiyle faaliyetinin duraksaması ve elektrik kesintisinin devam etmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğduğundan/doğacağından Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, davalı şirketçe, müvekkilinin kaçak elektrik kullandığına ilişkin hiçbir somut delilinin bulunmaması müvekkilinin de kaçak elektrik kullanmaması sebebiyle müvekkilinin 486.085,75-TL borçlu olmadığının tespitine, kaçak tespit tutanağının iptaline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı hakkında yapılan işlemlerin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği mevzuatına uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin gerekli olduğunu, Kaçak Elektrik Tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olduğunu, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükü, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, bu nedenlerle davanın usul ve esas yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Taraflar arasındaki akdedilen abonelik sözleşmesine dayalı olarak, davacının kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla davalı tarafından tahakkuk ettirilen fatura borcundan kaynaklı borçlu olmadığının (Menfi Tespit) tespiti istemli dava olduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Davacının kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile tutulan tutanak kapsamında, tüketilen bedelin davacıdan tahsili talep edilmekle dosya arasına alınan bilgi belge ve abonelik sözleşmesine göre işyeri mahiyetindeki yere ilişkin abonelik bakımından davacının yasadaki tüketici tanımına uymadığı, ayrıca yapılan araştırmada davalının tacir olmadığı, esnaf niteliğinde olduğu; elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, davacının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması, davanın da mutlak yada nispi ticari davalardan olmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin, 20.01.2023 Tarih ve 2022/1265 E: - 2023/221 K. sayılı ilamı.) HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.04/03/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza