İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/693 E. 2023/784 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/693
Karar No
2023/784
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/693 Esas KARAR NO : 2023/784 Karar DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2022 KARAR TARİHİ : 12/09/2023 GER. KARAR TARİHİ : 21/09/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin güvercin minerali, kumu ve akvaryum kumu-taşı toptan alım satım işiyle iştigal ettiğini, davalı şirketin ise her türlü mineral, kum madenciliği yaptığını, hammadde temini sağladığını, müvekkilinin 23.11.2021 tarihinde davalı şirketten 1000 çuval (25 Ton) 3-5 milimetre kalınlığında kum sipariş ettiğini ve sipariş bedeli olan 10.000,00 TL’yi aynı gün içinde davalı şirket hesabına gönderdiğini, müvekkilinin ücretini ödemiş olduğu ürünlerin bir kısmı sipariş tarihinden yaklaşık 2 ay sonra 2022 Ocak ayında gönderildiğini, ancak gönderilen ürünlerin müvekkili tarafından kontrol edildiğinde bir kısmının toz denilebilecek boyutta bir kısmının ise 20 milimetre kalınlığında olduğu tespit edildiğini, davalı şirketin göndermiş olduğu ürünlerin hem eksik hem de müvekkilinin talep ettiği nitelikte olmaması üzerine müvekkili davalı şirket ile görüşerek mevcut hatanın düzeltilmesini talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından yapılan hatanın hiçbir şekilde düzeltilmediğini, 2022 yılı Nisan ayında davalı firma tarafından müvekkilinin aranarak mevcut hatanın telafi edileceği ve sipariş edilen üründen 500 çuvallık (12,5 Ton) kısmının daha gönderileceğine dair söz alındığını, yaklaşık 5 aydır sipariş verdiği ürünleri temin edemeyen müvekkilinin talep ettiği ürünlerin eksik de gönderilecek olsa ticari hayatını devam ettirebilmek adına mevcut teklifi kabul ettiğini, müvekkilinin 14.04.2022 tarihinde 500 çuvallık (12,5 Ton) ürünü teslim almak için bir nakliye firmasıyla anlaştığını, nakliye şoförü fabrikaya vardıktan sonra müvekkilini arayarak ürünleri teslim almak üzere fabrikaya geldiğini söylediğini, müvekkilinin isteği üzerine nakliye şoföründen araca yüklenecek ürünlerden birkaçının fotoğrafını kendisine atmasını istediğini, müvekkilinin gönderilmek istenen ürünlerin talep ettiği ürünler olmadığını fark etmesi üzerine davalı şirket yetkilileriyle iletişime geçerek bu durumu ürünler nakliye aracına yüklenilmeden davalıya bildirdiğini, davalı firma yetkililerinin gönderilecek olan ürünlerin taş kırma makinasının haznesinde yaşanılan sıkıntıdan kaynaklandığını bildirdiğini, hatalarını telafi etmek adına müvekkilinin talep ettiği ürünlerden hali hazırda 180 çuval (4,5 TON) mevcut olduğunu müvekkiline bildirdiklerini, müvekkilinin işlerini devam ettirebilmek adına çaresizlik içinde yapılan teklifi kabul ettiğini, 180 Çuval (4.5 Ton) ürünü nakliye aracına yüklendiğini, müvekkil ürünleri teslim aldıktan sonra kullanmak için çuvalları açtığında çuvalların üst kısımlarında bulunan ürünlerin talep ettiği boyutta olduğu ancak geriye kalanlarının yani çuvalın yarısına kadar tekabül eden kısımdaki ürünlerin 15-20 milimetre boyutunda olduğunu gördüğünü, davalı şirket tarafından yapılan yanlışlığın ikinci kez tekrar etmesi üzerine müvekkilinin davalı şirketi arayarak göndermiş olduğu ürünlerin iade alınmasını ve satın aldığı ürünlerin parası ve nakliye ücretinin kendisine ödenmesini istediğini, davalı şirketin ise müvekkilinin ödemiş olduğu parayı ve nakliye ücretini ödemeyeceğini, hatta son yüklemede gönderilen 180 çuval (4,5 TON) ürünün fiyatının farklı olduğunu ve müvekkilinin kendilerine borcu olduğunu söylediğini, müvekkilinden para talep ettiklerini, neticede müvekkiline 12.5 Ton eksik gönderilen ürün için güncel bedel ile hesaplama yapılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL, haksız nakliye ücreti için şimdilik 500,00 TL, sipariş edilen malların 5 ay geç gönderilmesinden kaynaklı müvekkilinin uğramış olduğu müspet zarar için şimdilik 1.000,00 TL, Alacaklarının sözleşme kurulduğu tarih olan 23.11.2021 tarihinden itibaren soyut aşkın zararın denkleştirici adalet ilkesi kapsamında hesaplama yapılarak, mahkeme aksi kanaatte ise işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı taraf fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacak taleplerinde bulunmuşsa da davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla talepleri belirlenebilir ve net olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı eksik gönderilen ürünlerin, nakliye ücretlerinin ve müspet zararların tazmini için sembolik bir tutar belirtmiş olduğunu, iddia edilen zararların tespiti belirlenebilir nitelikte olduğunu, iddia edilen soyut aşkın zarar, nakliye tutarı ve ürünlerin bedeli hesaplanılabilir tutarlar olduğunu, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla açılan haksız davanın reddi gerektiğini, kısmi davada alacaklının başlangıçta ileri sürdüğü talebini artırabilmesi için ıslah yoluna başvurması gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, ıslah ile artırılan meblağa işleyecek faizin başlangıç tarihi ise ıslah tarihi olduğundan, davacı ... açılan davanın mahkemece kısmi dava olarak kabul edilmesi halinde alacak kalemlerine temerrüt tarihinden değil, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ifadan vazgeçip müspet zararlarını talep etmişse de, davaya konu sözleşmeden kaynaklı edimini gereği gibi ifa etmeyen ve kendi kusurlu davranışıyla alacaklı temerrüdüne düşen yine davacı taraf olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme davalı müvekkili tarafından yerine getirildiğini, tarafların istediği tarihte tarafına teslim edildiğini, davalı müvekkili firmanın, davacının istediği miktar ve türde ürünleri teslim ettiğini, sözleşmeden kaynaklı edimini gereği gibi ifa ettiğini, ancak davacı ... sonrasında söz konusu ürünlerin istenilen ürünler olmadığını iddia ederek davalı müvekkili firmadan farklı ürün almaya çalıştığını, sözleşmenin davalı müvekkili firma bakımından ifa zamanına uygun bir şekilde yerine getirildiğini, davacı tarafça iddia edildiği üzere sözleşmenin eksik olarak ifa edildiğini gösterir hiçbir delil olmadığı gibi, davacının dayandığı mesaj kayıtlarının da müvekkilinin sözleşmeyi gereği gibi ifa ettiğini gösterdiğini, istenilen 180 çuval (4.5 ton) ilk sipariş edilen üründen olmadığı için fark fiyat farkı çıkacağı davacı şirket yetkililerine ifade edildiğini, davacı tarafça ve taraflarınca da sunulan yazışma kayıtlarından görüleceği üzere istenilen ürünlerin değişiminin davalı müvekkili tarafından yapıldığını, bu hususta davacının davalı müvekkilinden kaynaklanan herhangi bir zararı da doğmadığını, istenilen ürünlerin zamanında teslim edildiğini, değişimin yapılması istenen ürünlerin ise davacı ... zamanında teslim alınmadığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca değişim zorunluluğu bulunmadığı halde davalı müvekkilince davacı ... taleplerine olumsuz dönülmediğini, istenilen ürünlerle değişim sağlandığını, buna rağmen değişim yapılan ürünlerin davacı ... teslim alınmadığını, davacı ... alacaklı temerrüdüne düşüldüğünü, bu haliyle alacaklı temerrüdünün hukuki sonuçlarına davacı ... katlanılması gerektiğini, bu husustaki iddialarımız tanık delilleri ve mesaj kayıtları ile de ispatlanacağını, davacının tüm taleplerinin haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, davacının kendi kusurlu eylem ve davranışlarıyla alacaklı temerrüdüne düştüğünü, davacının davalı müvekkilinden alınan ürünleri de satarak gelir elde etmekte olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı haksız alacak ve faiz taleplerinin tümden reddi gerektiğini, davaya konu olayda davalı müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı açık olduğu gibi, alacaklı kendi kusurlu davranışlarıyla temerrüde düştüğünü, davalı müvekkilinin davacı ... olan borcu bir para borcu da olmadığını, davacı ... tüm talepleri gibi, bu taleplerine yönelik faizin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında hesaplama yapılarak taraflarına verilmesi talebi de açıkça haksız ve kanuni dayanaktan yoksun olup, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, neticede davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davacı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen 17/03/2023 havale tarihli raporda; "Davacı tarafın 2021-2022 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı tarafın 26.12.2022 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtları veya belgeleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki takdir sayın mahkemenize bırakılmıştır. Davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde; 2021 yılı: Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 04.05.2021 tarihli 9.750,00 (B) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 23.11.2021 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 0,49 TL borçlu olduğu, 23.11.2021 tarihli 10.000,00 TL tutarlı ödeme kayıt işlemi ile davacı tarafın 9.999,51 TL alacaklı olduğu, 2022 yılı: 01.01.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 9.999,51 TL alacaklı olduğu, Davacı taraf, Davalı taraftan sipariş edilen 12,50 ton eksik gönderilen ürün için güncel bedelin hesaplanması ile şimdilik 1.000,00 TL, Davalı tarafa haksız yapılan nakliye ücreti için şimdilik 500,00 TL, Davalı taraftan sipariş edilen ürün için 5 ay gecikmeden dolayı uğranılan müspet zararın hesaplanması ile şimdilik 1.000,00 TL talep ettiği, Dosya muhteviyatında bulunan belgeler ve davacı tarafın sunduğu belge ve bilgiler ışığında teknik ve hukuki değerlendirmelerden bağımsız olarak aşağıda davacı tarafın taleplerinin hesaplandığı, Eksik gönderildiği iddia edilen 12,50 ton ürünün güncel tutarının KDV dahil 14.000 TL olarak hesaplandığı, davalı taraftan 12,50 ton ürünün KDV dahil 5.000 TL tutara alındığı, aradaki farkın 9.000 TL olduğu, Davacı tarafın katlandığı nakliye ücretinin KDV dahil 2.139,28 TL olduğu, Eksik gönderildiği iddia edilen 12,50 ton ürün için KG başına muhtemel zararın KDV dahil 1,36 TL - 0,40 TL = 0,96 TL, toplam olarak muhtemel zararının KDV dahil 11.962,50 TL olduğu Davacı tarafından 23.11.2021 tarihinde 1000 çuval 25 ton 3-5 milimetrelik kum sipariş edildiği, Ürünlerin 2022 ocak ve nisan ayında 2 parti halinde 500 çuval (12,5 ton) olarak gönderildiği, 14.04.2022 tarihinde 500 çuval (12,5 ton) geriye kalan ürünü teslim almak için nakliye firması ile anlaştıklarını, ancak davalının hatasını telafi etmek için farklı ürün teklif ettiğini, teklifin kabul edildiğini, Teklifin kabul edildiği belirtilmişse de buna açıklık getirilmediği. Sipariş verilen ürünlerin 1 Ton= 0,40 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, ürünlerin satış fiyatının 1 ton = 1,00 TL olduğunu, ticari zarara uğradıklarını, sipariş edilen ürünler için 1,40 TL / kg talebinin, 3.5 mm ( şaplık veya diğer bir tabirle kaba sıvalık ) kum fiyatlarının geçen sürede zamlanmış olabileceğinden vade farkı talebinin yerinde olduğu. Ancak ; 1.40 TL / kg, vade farkı eklenerek talep edilen 1.40 TL / kg talebinin ; 10 şubat 2023 tarihindeki serbest piyasa ve kum ocaklarında yapılan çevre araştırmasında; 3.5 mm lik ( şaplık veya diğer bir tabirle kaba sıvalık )kumun kum ocağı çıkışının ton başına 350 TL /ton kumun taşınacağı mahalle göre nakliye ile beraber 450 TL / ton olmak üzere 12.5 ton kumun depoya gelme maliyetinin 12.5Ton x 450 TL/Ton olmak üzere = 5.625 TL Malzeme ve nakliye bedeli; Nakliye ücretinin ‘talep edildiği gibi’ 500 TL olarak hesaplanarak Davacı alacağı ; 6.125 TL + KDV olarak Hesaplanmıştır. Sözleşme Uzmanı Bilirkişinin Değerlendirmeleri; Davacının dava dilekçesindeki beyanlarından anlaşılabildiği kadarıyla; Davacının davalıdan, 23.11.2021 tarihinde, 1.000 çuval (25 ton) 3-5 milimetre kalınlığında kum sipariş ettiğini ve sipariş bedeli olan 10.000 TL’yi aynı gün içinde davalıya gönderdiğini; Davalının, 2 aylık gecikmeyle 2022 yılı Ocak ve Nisan ayında 2 parti halinde yalnızca 500 çuval (12,5 ton) ürün gönderdiğini; Gönderilen ürün incelendiğinde, davacı tarafından davalıdan sipariş edilen niteliğe sahip olmadığının anlaşıldığını; Gönderilen ürünlerin hem eksik gönderilmeleri hem de istenilen niteliğe sahip olmamaları üzerine durumun davalıya bildirildiğini; 2022 yılı Nisan ayında davalının, hatanın telafi edileceği, sipariş edilen ürünün 500 çuvallık eksik kısmının gönderileceği hususunda söz verdiğini; Davacının, davalı tarafından gönderileceği hususunda söz verilen 500 çuvallık (12,5 ton) eksik ürünü teslim almak için 14.04.2022 tarihinde bir nakliye firması ile anlaştığını; fakat ürünler teslim alınmak için gidildiğinde ürünlerin istenilen nitelikte olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle de teslim alınmadığını; Sipariş edilen ürünlerin davalı tarafından eksik ve gecikmeli gönderilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığını; İddia etmekte ve; Davacıya 12,5 ton (500 cuval) eksik gönderilen ürün için, güncel bedel ile hesaplama yapılmak suretiyle, davacının uğradığı zararın şimdilik 1.000 TL’lik kısmının; Davacının yapmış haksız nakliye ücreti nedeniyle uğradığı zararın şimdilik 500 TL’lik kısmının; Sipariş edilen ürünlerin 5 ay gecikmeli gönderilmesinden dolayı davacının uğramış olduğu müspet zararın şimdilik 1.000 TL’lik kısmının; Denkleştirici Adalet İlkesi kapsamında hesaplanarak, işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep etmektedir. Davalının cevap dilekçesindeki beyanlarından anlayabildiğimiz kadarıyla; Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından yerine getirildiğini, sözleşme konusu ürünlerin davacının istediği tarihte davacıya teslim edildiğini; davacının istediği değişimin de yapıldığını; davacının teslim edilen ürünleri teslim almaktan kaçındığını; İddia etmekte ve davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Davacı, 23.11.2021 tarihli Sipariş Formu ile, davalıdan, çuvalının bedeli 10 TL olmak üzere toplam 10.000 TL bedel karşılığında 1.000 çuval kum (1.000 çuval x çuval başına 10 TL = 10.000 TL toplam bedel) sipariş etmiştir. Davacı, “3-5 milimetre kalınlığında kum sipariş ettiğini” iddia etmiş olup, davalı da cevap dilekçesinde davacının bu yöndeki iddiasına itiraz etmemiştir. Davacı davalıya 23.11.2021 tarihinde 10.000 TL bedel ödemiştir. Davacı, davalının sadece 500 ton ürün gönderdiğini, davalı ise ürünlerin tamamını gönderdiğini iddia etmiştir. Ne var ki davalı, 1.000 ton ürünün tamamının gönderdiğini ispata yönelik somut delil (sevk irsaliyesi vb.) sunmadığı gibi, davacının geri kalan 500 ürün teslim almaktan kaçındığını ispata yönelik de somut delil sunmamıştır. Bu durum karşısında davacının iddia ettiği gibi, davalının sadece 500 ton ürün gönderdiğinin kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bu durumda davacının, eksik gönderilen 500 ton ürün (davalının borcunu eksik ifa etmesi) nedeniyle uğradığı zararın tazminini davalıdan TBK.md.112 ve devamı hükümlerine istinaden talebe hak kazandığı kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Raporumuzun Teknik Kısmında, davalının eksik ürün göndermesi (borcunu eksik ifa etmesi) nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tutarının, taşıma ücretinden kaynaklanan zarar tutarı ile birlikte, davacının talebine istinaden Denkleştirici Adalet İlkesi ışığında, 10 şubat 2023 tarihi itibariyle, 6.125 TL olarak hesaplanmış olduğu anlaşılmaktadır. Raporumuzun Mali Kısmında ise, davacının zararının tutarı farklı miktarda hesaplanmışsa da, teknik veriler ışığında yapılmış olan Teknik Kısımdaki zarar hesaplamasına itibar edilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bu durum karşısında, davacının dava tarihi itibariyle, eksik ifadan kaynaklanan 6.125 TL’lik zararın tazminini davalıdan, zarar tutarının hesap tarihi olan 10 şubat 2023 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi (avans faizi) ile birlikte talebe hak kazandığı kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacı ayrıca, davalının borcunu gecikmeli ifa etmesi nedeniyle de zarara uğradığını iddia etmekte ve bu zararının da tazminini talep etmektedir. Davalının borcunu gecikmeli ifa etmesi (ürünleri gecikmeli teslim etmesi) davacının, uğradığı zararının tazminini talebe hak kazanabilmesi için, davalının borcunu ifada temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. Zira davalı temerrüde düşmedikçe, borcunu gecikmeli ifadan dolayı davacıya karşı sorumluluk altına girmez ve davacının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olmaz (TBK.md.118). Davalının temerrüde düşmesi için ise, ya sözleşmede borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte belirlenmiş olması (TBK.md.117/f.2) ya da borcun ifa edileceği gün taraflarca sözleşmede belirlenmemişse, davacının, davalıya keşide edeceği (ve borcun ifa edilmesi talebine içeren) bir temerrüt ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürmüş olması (TBK.md.117/f.1) gerekmektedir ancak, davalı/satıcının sözleşmeden kaynaklanan borcunu belirli bir tarihte ifa edeceği hususunun taraflarca kararlaştırılmış olduğu hususu dava dosyası içeriğinden (Sipariş Formundan vb.) anlaşılmamaktadır. Bu nedenle, davalının borcunu ifa edeceği günün taraflarca kararlaştırılmamış olduğu kanaatine varılmaktadır. Zira davacı, davalının borcunu ifa edeceği günün kararlaştırıldığını ispata yönelik somut delil (yazılı sözleşme metni vb.) sunmamıştır. Davalının borcunu ifa edeceği gün taraflarca TBK.md.117/f.2 anlamında kararlaştırılmamış olduğundan, davacının davalıyı, borcun gecikmeli ifasından dolayı sorumlu tutmaya (ve uğramış olduğu zararın tazminini talebe) hak kazanması için, davalıyı bir temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürmüş olması gerekmektedir (TBK.md.117/f.1). Davacı ise, herhangi bir temerrüt ihtarnamesi ile davalıyı borcunun ifasında temerrüde düşürmemiştir. Bu nedenlerle davacının, davalının gecikmeli ifasından dolayı uğradığını iddia ettiği zararın tazminini davalıdan talebe hak kazanamadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen 23/05/2023 havale tarihli ek raporda; "Kök raporda mali olarak yapılan hesaplamalara itirazların olduğu, yapılan iş bu tüm hesaplama, tespit ve değerlendirmelerin ticari defter kayıtları ile belge ve bilgiler ışığında yapıldığı, bu yönde yapılan itirazların yerinde olmadığı, dosya muhteviyatına yapılan itirazlarla birlikte kök rapordaki mali olarak yapılan tespit, hesaplama ve görüşlerde herhangi bir değişiklik yapmayı gerektirecek durum olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Teknik yönden yapılan değerlendirmede ;Dosyaya sunulan 8.5 tonluk kumun taşınması için düzenlenmiş 15.04.2022 tarihli faturada nakliye ücreti 2.139,28 TL ile Mali Sonuçlar başlığı altında hesaplanan: K.D.V Dahil 11.962,5 TL olmak üzere Toplam 14.101,78 TL davacı alacağı bulunduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili 13/06/2023 havale tarihli uyap üzerinden sunulan dilekçesi davasını ıslah etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak isteminden ibarettir. Dava konusu, Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak gönderilmesi gereken kum madeninden 12,5 Ton eksik gönderildiği iddiasına dayalı olarak alacak; yine haksız nakliyeden kaynaklı alacak ve sipariş edilen malların 5 ay geç gönderildiği iddiasından kaynaklı olarak müspet zararının tazminine ilişkin dava olduğu görüldü. Dava konusu miktar 15.101,78-TL'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında inşaat malzemesi alım - satımına ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; - Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı ve davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04.05.2021 tarihli kayıtla başladığı ve 01.01.2022 tarihinde davacı tarafın, davalı taraftan 9.999,51 TL alacaklı gözüktüğü, - Hukuka uygun bilirkişi raporuna göre davacı tarafın 12,50 eksik gönderildiğini iddia ettiği ... adlı ürünün KDV dahil bedelinin 11.962,50 TL olduğu, bu ürünlerin teslim edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği ve yine ayıplı gönderilen ürünlerin nakliye ücretinin 2.139,28 TL olduğu anlaşılmıştır. Kural olarak, malın eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğinin ispat yükü davalı üzerindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının sunduğu deliller, ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, ispat yükünün davalı üzerinde olduğu ve yine davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak da ispatına gerçekleştiremediğini; açıkça cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, bu sebeple davalının davacıya eksik ve ayıplı üründen kaynaklı ürün bedeli ve nakliye ücreti olarak toplam 14.101,78 TL borçlu olduğu kabul mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının ayrıca, davalının borcunu gecikmeli ifa etmesi nedeniyle de zarara uğradığını ve bu zararının da tazminini talep ettiği görülmüştür. Davalının borcunu gecikmeli ifa etmesi (ürünleri gecikmeli teslim etmesi) neticesinde davacının, uğradığı zararının tazminini talebe hak kazanabilmesi için, davalının borcunu ifada temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. Zira davalı temerrüde düşmedikçe, borcunu gecikmeli ifadan dolayı davacıya karşı sorumluluk altına girmez ve davacının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olmaz (TBK.md.118). Davalının temerrüde düşmesi için ise, ya sözleşmede borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte belirlenmiş olması (TBK.md.117/f.2) ya da borcun ifa edileceği gün taraflarca sözleşmede belirlenmemişse, davacının, davalıya keşide edeceği (ve borcun ifa edilmesi talebine içeren) bir temerrüt ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürmüş olması (TBK.md.117/f.1) gerekmektedir. Ancak, davalı/satıcının sözleşmeden kaynaklanan borcunu belirli bir tarihte ifa edeceği hususunun taraflarca kararlaştırılmış olduğu hususu dava dosyası içeriğinden (Sipariş Formundan vb.) anlaşılmamaktadır. Bu nedenle, davalının borcunu ifa edeceği günün taraflarca kararlaştırılmamış olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı tarafça, davalının borcunu ifa edeceği günün kararlaştırıldığını ispata yönelik somut delil (yazılı sözleşme metni vb.) sunulmamıştır. Davalının borcunu ifa edeceği gün taraflarca TBK.md.117/f.2 anlamında kararlaştırılmamış olduğundan, davacının davalıyı, borcun gecikmeli ifasından dolayı sorumlu tutmaya (ve uğramış olduğu zararın tazminini talebe) hak kazanması için, davalıyı bir temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürmüş olması gerekmektedir (TBK.md.117/f.1). Davacı ise, herhangi bir temerrüt ihtarnamesi ile davalıyı borcunun ifasında temerrüde düşürmemiştir. Bu nedenlerle davacının, davalının gecikmeli ifasından dolayı uğradığını iddia ettiği zararın tazminini davalıdan talebe hak kazanamadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -2.139,28-TL nakliye ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -11.962,50-TL eksik ifadan kaynaklı zararın 10/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Gecikmeden dolayı zarar yönünden talebin sübut bulmadığından REDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 963,29-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 80,70-TL peşin harç ile yargılama devam ederken yatırılan 273,42-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 354,12-TL harçtan mahsubu ile bakiye 609,17-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin; kısmen kabul - red oranları ve takdiren %93,38'i olan 1.456,73-TL'sinin davalıdan, %6,62'si olan 103,27-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 457,82-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 12.660,75-TL yargılama giderinin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 93,38'i olan 11.822,61-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; Miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/693, K. 2023/784, T. 12.09.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-693-e-2023-784-k-b94ba0e93fa8