İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/480 E. 2024/725 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/480
Karar No
2024/725
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/480 Esas KARAR NO : 2024/725 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2024 KARAR TARİHİ : 14/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... bölgesinde ... işiyle iştigal etmekte olup, taraflar arasında ... tarihli ... Sözleşmesi tanzim edildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkil şirket, davalının işlettiği ve/veya sahibi olduğu tesislerde kullanılan, cinsleri belirtilmiş tüm otel tekstillerini kararlaştırılan ücret karşılığında yıkama, kurutma, ütülüme, tertip ve tanzim etme, cinslerine göre ayırıp tasnif ederek davalı şirkete teslim etme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Bu ... taraflar arasında sözleşmeden doğan ticari ve cari hesap ilişkisi kurulduğunu, Müvekkil ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişkide, taraflar arasında ... yılında yapılan ... işlemleri kapsamında, sözleşmede fiyat/yıkama farkına dair bir düzenleme olmadığı halde, varılan mutabakat sonucunda yıkama fiyat farkına ilişkin bir protokol düzenlendiğini, Bu protokol uyarınca müvekkil şirket; ... Şubesine ait, ... numaralı, .. keşide tarihli, ...-TL bedelli; ... Şubesine ait, ... numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli; ... Şubesine ait, ... numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli olmak üzere, toplamda ... TL bedelinde üç adet çeki nama yazılı olarak ileri tarihli bir şekilde avans olarak davalıya keşide ettiğini, çeklerin davalı tarafa teslim edildiğine dair ... tarihli tahsilat makbuzu ve çeklerin örneğinin ekli olduğunu Protokol kapsamında davalı tarafça cari hesap borcunun süresinde ödenmemesi üzerine tarafımızca, Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, fiyat/yıkama farkına dair protokolün geçersiz hale geldiği ve keşide edilen üç adet nama yazılı çekin derhal müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiği hususu davalı tarafa ihtar edildiğini, davalı tarafça bu ihtara cevap verilmediği gibi, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, protokol nedeniyle müvekkil tarafından davalı tarafa keşide edilen üç adet nama yazılı çek sebebiyle müvekkilin davalı tarafa borcunun bulunmadığını, söz konusu nama yazılı çeklerin, üçüncü kişilerin eline geçmesi, davalı taraf veya üçüncü kişiler tarafından haksız bir şekilde tahsil edilmesi kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenlerle, HMK m. 389/1'de yer alan şartlar oluştuğundan ve HMK m. 390/3 uyarınca haklılığımız; protokol, davalı tarafından süresinden sonra yapılan ödemeye dair dekont, çek teslim tutanağı, çek örnekleri ve davalı tarafa keşide edilen ihtarname ile yaklaşık olarak ispatlandığından, keşide yeri ... olan ... şubesine ait ..., ..., ... seri numaralı nama yazılı çeklerin tahsilinin engellenmesi ve çeklerin icra takibine konu edilmemesi için, ihtiyati tedbir kararı verilerek durumun ilgili bankaya bildirilmesini talep ettiklerini, davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespitine, davaya konu çeklerin nama yazılı olarak keşide edilmesi sebebiyle üçüncü kişileri de kapsar şekilde; davaya konu çeklerle ilgili olarak ödeme yasağı kararı verilmesine, ayrıca çeklerin icra takibi ile ihtiyati hacze konu edilememesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket halen ... ilinde ... faaliyet sürdürmekte olup bu çerçevede davacı şirketle arasında ... tarihli ... Sözleşmesi tanzim edildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkil şirket, davacı şirketin işletmekte olduğu tesislerde sözleşme içeriğinde ... belirtilmiş bulunan tüm otel tekstillerini kararlaştırılan ücret karşılığında yıkama, kurutma, ütülüme, tertip ve tanzim etme, cinslerine göre ayırıp tasnif ederek davalı şirkete teslim etme yükümlülüğünü üstlendiğini, taraflar arasında sözleşmeden doğan ticari ve cari hesap ilişkisi kurulduğunu, Müvekkil ile davacı şirket arasında devam eden ticari ilişkide, taraflar arasında ... yılında yapılan ... işlemleri kapsamında, sözleşme çerçevesinde gönderilen bir kısım malzemelerin eksikli ya da yıpranmış şekilde dönmesi dolayısıyla çeşitli kereler aralarında müzekere yapılması hususunda süreç yerine getirildiğini, bu tespitlerin davacı tarafça da tespit edilmesi , eksikli ve yıpranmış malzemeler dolayısıyla oluşan zararın müştereken çözüme kavuşturulması ihtiyacı çerçevesinde davacı tarafın teklifleri ile müzakereler dikkate alınarak davacı tarafça sunulmuş olan protokol imza altına alındığını, Bu protokol uyarınca müvekkil şirkete; ... Şubesine ait, ... numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli; ... Şubesine ait, ... numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli; ... Şubesine ait, ... numaralı, ... keşide tarihli, ...-TL bedelli olmak üzere, toplamda ... TL bedelinde üç adet çek keşide edilmiştir. Çekler protokolden anlaşacağı üzere avans çeki niteliğinde verilmiş olan çekler olmayıp borç alacak ilişkisini sonlandıran çekler olarak kabul edildiğini, çeklerin müvekki şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketle yapılan protokol çerçevesinde davacı şirket öncelikle sözleşme içeriğinde Protokolün ...'nci maddesine göre, yıkama farkına ilişkin protokolün geçerliliği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davalı ... firmasının, müvekkil şirkete ticari ilişki kapsamında borçlu olduğu ...-TL bedelin, ... tarihinde ödenmesi şartına bağlandığını, ancak sözleşmenin gün içerisinde geç saatte imzalanmış bulunması ve sözleşmenin imzalanması sürecinde ... gönderim saatinin geçmesi dolayısıyla karşılıklı olarak müzakere edilmek suretiyle miktar itibariyle talimatla ödemesi yapılamayan paranın ... günü (...) davacı tarafın hesaplarına geçtiğini, davacı ödemeyi aldığını da kabul ettiğini, Davada tarafların karşılıklı olarak ve protokole uygun şekilde edimlerini eksiksiz yerine getirmiş olmaları dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açılmış bulunan menfi tespit davasının TMK 2 maddesi hükümleri gereği iyiniyet kurallarına aykırı ve basiretli bir tüccara yüklenen yükümlülüklere aykırı olarak açıldığı gözetilerek reddine karar verilmesini , yargılama giderleri ve Avukatlık Ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (DURAL, M./SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı, İstanbul 2011, s. 226-227). Diğer bir anlatımla dürüst davranma “bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuslu, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi” anlamındadır. TMK’nın 2. maddesinde, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki genel ilkeye yer verilmektedir: Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı hukuk düzeni, kişilere tanıdığı her bir hakkın kapsamı ile bunların kullanılmasının şartlarını ve şeklini ilgili hak yönünden özel olarak düzenlemiştir. Ancak, hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesinin ve bunların en küçük ayrıntılara kadar düzenlenmesinin imkânsızlığı karşısında, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama koyma ihtiyacı duyulmuştur. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, bu açıdan uyulması gerekecek genel kurallar olarak karşımıza çıkmaktadır. TMK’nın 2. maddesinde, hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden yola çıkarak; bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğu kabul edilebilir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/I. maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanununa göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Bu gerçeği göz önünde bulunduran 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 2. maddede herkesin “haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda” olduğu belirtilmiş, söz konusu davranış kurallarını, dürüstlük kuralı kavramı ile ifade etmiştir. Dürüstlük kuralı temelinde namuslu, doğru ve dürüst davranma kuralı yer alır. Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını Kanun'un korumayacağını belirtmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamaktadır. Dürüstlük kuralı, bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlâk ölçülerine gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulana gelen teamüllere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir. Diğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması, bir kimsenin kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmaması ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle, Medeni Kanun'un 2. maddesinin her iki fıkrası da emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağının kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.09.2019 tarih ve 2016/21-1788 Esas 2019/941 Karar sayılı içtihatı) Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında ... tarihli ... Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede fiyat/yıkama farkına dair bir düzenleme olmadığı halde, varılan mutabakat sonucunda yıkama fiyat farkına ilişkin bir protokol düzenlendiği, yıkama farkına ilişkin protokolün geçerliliği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davalı ... firmasının, davacı şirkete ticari ilişki kapsamında borçlu olduğu ...-TL bedelin, ... tarihinde ödenmesi şartına bağlanmakla davacı yan davalı yana sözleşmenin teminatı olarak dava konusu çekleri teslim ettiği anlaşılmıştır. Davalı yanın anlaşılan tarihten 3 gün sonra (... tarihinde) anlaşmaya göre kabul edilen bedeli davacıya yana ödemesi üzerine taraflar arasındaki akit ve protokolün hukuken ayakta olduğu, davacı tarafından akit ya da protokolün feshedildiğine dair herhangi bir iddia ya da beyanın bulunmadığı, devam eden sözleşmenin teminatı niteliğinde olabilcek dava konusu çeklerin davacıya iadesine karar verilmesinin, davalı tarafından sözleşmeden kaynaklanabilecek zararların mahkeme eliyle zayiye uğramasına sebep olabileceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL maktu harç davacının yatırdığı ... TL peşin harç ile tahsil edildiğinden harç tahsiline yer olmadığına, karar kesinleştiğinde artan ... TL’nin talebi halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/480, K. 2024/725, T. 14.11.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-480-e-2024-725-k-6e2231b33184