İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/138 E. 2024/657 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/138
- Karar No
- 2024/657
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/138 Esas KARAR NO : 2024/657 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2023 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya, icra takibine konu örnek 7 ödeme emri ve ekinde takibe konu fatura tebliğ edildiğini, davalı, yasal süresinde, sadece takibe itiraz ettiğini, takip dayanağı faturaya itirazda bulunmadığını, dolayısıyla fatura münderecatını kabul ettiğini, müvekkil tarafından faturaya konu; ... işlemleri yapıldığını, gerçekleştirilen ticari alışveriş sonrasında, takip dayanağı olan faturalar düzenlendiğini, takibe konu faturanın e- arşiv fatura olduğunu, kesilen faturaya, davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini, borçlu tarafından iş bu faturada belirtilen araçların kiralandığını ve kesilen fatura borçlu tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen, yasal süresi içerisinde bu fatura münderecatına bir itiraz edilmediğini, davalı tarafından "ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borcum bulunmamaktadır." şeklindeki itiraz dahi irdelendiğinde, esasında borcum var ama ödemek istemiyorum şeklinde yorumlanmaya müsaittir ki davalı zaten faturaya konu borcu tek kuruşunu dahi müvekkili ;"bugün, yarın ödeyeceğim." diyerek oyaladığını ve ödemediğini, bu nedenle, icra takibi yapıldığını, borca itiraz edilmiş olup borcunun ödendiğini ya da olmadığını gösteren bir belge sunulmadığını, davalı, icra takip dosyasına sunduğumuz faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, davalı, itirazında müvekkil şirkete borcu olmadığından bahisle, borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, ticari dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi yerine getirildiğini, tarafımızca başlatılan icra takibine, davalının yapmış olduğu itirazın iptalinin dava şartı olan arabulucuk görüşmesi için, antalya arabuluculuk bürosu'na başvurulduğunu, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk evresi de olumsuz tamamlandığını, davalı, (icra dosyasının borçlusu) tarafından antalya genel icra dairesi'nin ... e. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı, süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine, icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının icra takibi dayanağında sunulan faturalar incelendiğinde vekil eden şirkete daha önce tebliğ edilmeyen ... tarihli ve ... sayılı ve ... TL bedelli, ... tarihli ve ... sayılı ve ... TL bedelli, ... tarihli ve ... sayılı ve ... TL bedelli, ... tarihli ve ... sayılı ve ... TL bedelli faturaların da alacak iddiasına konu edildiği görüldüğünü, davacı yan eğer fatura içeriğinin icra takibi ile tebliğ edildiği iddiasında ise vekil eden şirket adına tarafımızca yapılan borca itiraz dilekçesinde bu yönde bir borcu olmadığı açıkça belirtildiğini, bu beyan net ve açık olarak fatura içeriğini kabul etmediğini gösterdiklerini, muavin defter/cari hesap ekstresinde bakiye ... TL borç gözüküyorsa da esasen bu gözüken bedel nedeniyle de vekil eden davacı yana borçlu olmadığını, zira vekil eden şirket tarafından kiralanan araçlara ilk başta kiralanan araç sahiplerine yansıtılmak üzere yakıt dolumu ve bakım yapılmakta olup bu bedel bahse konu kalemlerden kaynaklanan bedel olduğunu, davacı yan tarafından da bu durumun bilindiğini, tarafımızca kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte Sayın Mahkemenin bir an için fatura içeriğine süresinde herhangi bir itirazda bulunmadığımız kanaatine varması durumunda dahi bu durum tek başına fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi ilgili faturaların kesinleşmesini de sağlamadığını, zira vekil eden şirket ile davacı arasında bir araca ilişkin sözleşme bulunmakta olup ikinci araca ilişkin hiçbir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafından bunu ispatlar nitelikte hiçbir delil sunulmadığı gibi zaten vekil eden böyle bir borcun varlığını kabul etmediğinden borca itiraz ettiğini, vekil eden aleyhine açılmış davanın reddine, vekil eden aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı taraf, davalı yana iki adet araç kiralandığını, araçların kullanım için teslim davalıya teslim edildiğini, hizmet sonrası davalının kiralama bedelini ödemediğini iddia etmekle, Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep etmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile dava konusu iki adet araç sözleşmesi akdedilmediğini, davacının bu hizmete yönelik kestiği faturaların usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediğini savunmaktadır. Öncelikle, bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/10/2020 tarih ve 2020/8-270 Esas - 2020/713 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere; "Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (m. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK m. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir" Ezcümle, hukuk yargılamasında hâkim olan tasarruf ilkesi kapsamında mahkemenin görevi incelenirken davacının davasını dayandırdığı hukuki olgunun, yani davacının iddia ettiği vakıaların esas alınması gerekmektedir. Zira vakıaları anlatmak taraflara hukuki vasıflandırmayı yapmak ise hâkime ait bir yükümlülüktür. Olayımıza gelince; dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafından faturaya konu araç kiralama işlemleri yapıldığı, takip dayanağı faturaların düzenlendiği, faturaya konu borcun ödenmediğinin iddia edildiği, UYAP sisteminden ilgili icra dosyası incelendiğinde takibe dayanak faturaların içeriğinde, "...araç kira bedeli" açıklamalı faturalar olduğu, neticeten TBK'nın 299 ve devamı maddeleri ile dayanak kira sözleşmesi hükümlerine göre davanın esastan çözülmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Ayrıca davacı tarafından sunulan ... tarihli beyan dilekçesinde “…Müvekkil firma tarafından davacı tarafa kullanılmak üzere 2 adet araç kiralanmıştır. Kiralanan araçlar davalı firmanın kullanımına tahsis edilmiştir. Davalı ile müvekkil şirket arasında hizmet alım sözleşmesi bulunmamaktadır. Taraflar arasında sadece araç kiralama işlemi mevcuttur. Kiralanan aracın davalı nezdindeki kullanımları sırasında şoför ve yardımcılarının masraf ve giderleri davalı tarafça karşılanmıştır. Davalıya tahsis edilen kiralık araçlar şoför ve yardımcı konumunda olan kişilerle birlikte kiralanmamıştır. Araç tamamen davalının kullanımına terk edilmiştir.” beyan edilmekle davalıya, şoför dâhil araç tahsisi biçiminde bir kiralama yapılmadığı, davacının yalnızca araç kiralayarak aracın kullanımının davalıya terk edildiği anlaşılarak davanın kira akdine dayandığı değerlendirilmiştir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir. Davanın açılış gerekçelerine bakıldığında davanın TTK’nın 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) yahut nisbi ticari davalardan olmadığı görülmektedir. HMK'nın 114. maddesinde görev dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Yasanın 115. Maddesinde ise dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetileceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla davada görev dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi ile dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır