İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/334 E. 2025/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/334
Karar No
2025/216
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/334 Esas KARAR NO : 2025/216 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/05/2023 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ...'in hizmet alımı yolu ile çalışmakta iken iş akdinin sona erdiğini, dava dışı işçinin Kıdem Tazminatı ve ihbar tazminatı hususunda yürütülen arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşma sağlanarak dava dışı işçiye kurum tarafından ... TL Kıdem Tazminatının ... tarihinde ödendiğini, ayrıca arabulucu ücreti olarak ... TL'nin arabulucuya ... tarihinde ödendiğini, davalı yüklenicilerle imzalanan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumluluğun davalı yüklenicilerde olduğunu beyanla; dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ve arabuluculuk ücretinin yüklenicilerden sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin kıdem tazminatından davacı kurumun tek başına sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine göre işçilik alacaklarından müvekkilinin sorumlu olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça müvekkil şirketler aleyhine açılan davanın tarafımızdan kabulü mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının müvekkile rücu edebilmesi için yasada öngörülen 2 yıllık sürenin dolmuş olma ihtimaline binaen hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, davanın dayanağı işçi alacağının rücuen tahsili olup, müvekkil şirketler kendisine tazminat ödenen işçinin "ihale süresi ile sınırlı olarak" işvereni durumunda olduğunu, Buna karşın davacı idarenin dava dışı işçinin "asıl işvereni durumunda olduğu" ise kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, Kesintisiz olarak devreden zincirleme hizmet akitleri ve yasal düzenlemeler gereği, asıl işveren olan davacı idare, istihdam ettiği işçilerin tüm çalışma dönemlerine ilişkin tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince müvekkil şirkete çalışanların kıdem tazminatları vs. işçilik hak ve alacaklarına karşılık olmak üzere idare tarafından herhangi bir ödeme de yapılmadığını, Sözleşme ve İhale Şartnamesi ile idare tarafından ödenmemiş bir alacak kaleminden dolayı ve yine şartları da karşılıklı müzakere edilmeden idare tarafından tek taraflı olarak belirlenmiş bir tip sözleşme uyarınca müvekkillerin sorumlu tutulmasının yasal dayanağı olmadığı gibi bu durum hukuka ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, Davacı yapılan ödemenin tamamının rücuen tahsilini talep ettiğini, Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının rücu hakkı olduğu sonucuna varılacak dahi olsa, müvekkil şirketlerin sorumluluğu ancak dava dışı işçiyi çalıştırmış oldukları dönem ile sınırlı olacak şekilde ve yine o tarihte işçinin almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak yalnızca kıdem tazminatı miktarı ile sınırlı olacağını, Dava dışı işçinin müvekkil şirketler bünyesindeki toplam çalışması ihale süresi ile ve yalnızca bu dönemle sınırlıdır. Bu tarihler haricinde kalan çalışma dönemine ilişkin olarak yapılan ödemelerden müvekkillerin sorumluluğu bulunmadığını, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemenizce davacı idarenin yapmış olduğu ödeme nedeni ile rücu hakkı bulunduğu kabul edilecek dahi olsa bu miktar davacı tarafça yapılan ödemenin tamamı olmadığını, müvekkilin sorumluluğu en fazla ödenen miktarın yarısı ile sınırlı olacağını, 6552 sayılı yasanın 8.maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca tazminat ödemelerinden sorumluluk münhasıran davacı idareye ait olduğundan müvekkiller hakkındaki davanın reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, müvekkil şirletlerin yalnızca kıdem tazminatından ve dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle - ücretle sınırlı olacak şekilde ve yine davacı ile birlikte yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine, yargılama harç ve giderleri ile Mahkeme vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Antalya SGK , ..., Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilen cevabi yazılar dosyaya eklenmiştir. Bilirkişi heyetinden rapor alınmış dosyaya eklenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava dışı işçi ...'in özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir. Davalının tacir olması ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesi uyarınca özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılacağından, somut uyuşmazlıkta ...'nun tacir olduğu gözetilerek eldeki davada mahkememizin görevli olduğu tespit edilerek yargılamaya devam olunuştur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı) Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında; Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı) İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı) Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bilirkişi incelemesi ile; alternatifli hesaplama yapılmış, -Birinci alternatif ile taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eki idari şartnamelerde kıdem tazminatından sorumluluğun asıl işveren idarede olduğuna dair düzenlemenin mevcut olduğu dönemlere ilişkin idarenin rücu edemeyeceği ve kalan sözleşme dönemleri için davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak tam sorumlu olduğu kabulü ile hesaplama yapılmıştır. -İkinci alternatif ile davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak tam sorumlu olduğu kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Açıkça hizmet alım sözleşmelerinde kıdem tazminatından sorumluluğun asıl işveren idarede olduğuna dair düzenlemenin mevcut olduğu dönemlere ilişkin idarenin rücu edemeyeceği mahkememizce kabul edilmiş ve bilirkişi raporundaki birinci alternatifteki hesaplama hükme esas alınmıştır. Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı taraf ıslah dilekçesi sunmuş davalı taraflara tebliğ edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu hususları gözetilerek, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, bilirkişi raporundaki birinci alternatifteki hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 1-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 6-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 7-Davalılar ..., ..., ... Ve ... yönünden açılan DAVANIN REDDİNE, 8-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL ve ıslah ile alınan ... TL harç olmak üzere toplam ... TL 'nin mahsubu ile, bakiye ... TL harcın, ... TL'sinin ...'nden, ... TL'sinin...'nden, ...TL'sinin ...'den, ... TL' sinin ...'den, ... TL'sinin ...'den, ... TL'sinin ...'den alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 9-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL başvuru, ... Peşin harç, ... TL ıslah harcı olmak üzere toplam ... TL nin davalılar ..., ... ..., ..., ... ...den alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yapılan ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan ... TL'nin; ... TL sinin ... den ... TL'sinin ... den ... TL' sinin ...den, ... TL' sinin ... den ... TL' sinin ... den, ... TL' sinin ...'den alınarak davacıya verilmesine, ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ... Den, ... TL vekalet ücretinin ...'den ... TL vekalet ücretinin ... den, ... TL vekalet ücretinin ... den, ... TL vekalet ücretinin ... den ... TL vekalet ücretinin ... den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 12-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ye verilmesine, 13-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ne verilmesine, 14-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ye verilmesine, 15-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin; ... TL'sinin davalı ... Den, ... TL'sinin ...den, ... TL' sinin ...den, ... TL' sinin ... den, ... TL' sinin ... den, ... TL' sinin ... 'den, ... TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 16-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, miktar itibari ile kesin olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/334, K. 2025/216, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-334-e-2025-216-k-d4a52723cf98