İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/409 E. 2020/599 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/409
Karar No
2020/599
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/409 Esas KARAR NO : 2020/599 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2020 KARAR TARİHİ : 19/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkiline ait büyükbaş hayvanların tedavisini uzun bir süre davalı veteriner hekim ...'nün yaptığını, aralarında hayvan tedavisine ilişkin hizmet ve ilaç satmakla ilgili ticari ilişki bulunduğunu, davalının ineklerin tedavisi ve verdiği hizmet ile ilaç bedeli karşılığı alacağını almak için fatura düzenleyerek ticari kayıtlarına geçirmesi gerektiğini ancak davalının alacaklı bazı şirketlerin ve satış mağazası belgelerini davacıya boş olarak imzalattığını, bu belgenin fatura ile birlikte kullanılması gerekirken davalının bu bonoyu faturadan keserek ayırarak senedi kambiyo senedi olarak icraya konulduğunu, davalı tarafından borçlu aleyhine açılan Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı icra takibine ilişkin ödeme emrini ... tarihinde tebliğ aldığını, yapılan takibin usule aykırı olduğu gibi söz konusu alacağın da hukuki dayanağı olmadığını, müvekkilinin alacaklıya böyle bir borcu olmadığını, reçeteye bağlı bononun tek taraflı ve anlaşmaya aykırı düzenlendiğini, bononun reçeteden kesilerek kambiyo senedi olarak kullanılmış olup, bununla borcun sebebini gizlemek istediğini, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkilinin uzun zamandan beri beraber iş yapmakta ve çocukluk arkadaşı olduklarını, aralarındaki güven ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkilin davacı tarafa elden borç para verdiğini ve bunun karşılığında senet düzenlendiğini, vadesi üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen müvekkilinin davacı tarafı idare ettiğini, ancak aralarında çıkan uyuşmazlıktan dolayı davacı tarafın müvekkiline Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile dava açınca kendisinin de borcunu istediğini, borcu vermemesi üzerine müvekkilinin icra takibiyle alacağını tahsil etmek yoluna gittiğini, borcun konusunun verilen veterinerlik hizmeti ile hiçbir alakası olmadığını, davacı tarafın bir seferde ... TL değerinde hizmet veya ilaç almadığını dava dilekçesinde belirttiğini, müvekkili tarafından böyle bir hizmet karşılığında bu senedi düzenlemediğini, taraflar arasındaki hizmet veya mal alımı olduğu zaman faturayla beraber senet düzenlendiğini ancak takibe konu senedin müvekkilin elden vermiş olduğu borç para karşılığı düzenlenmiş senet olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere senetteki imzayı inkar etmediğini ve kabul ettiğini, davacı tarafın borç ilişkisinin olmadığını belirten herhangi bir sözleşme veya yazılı evrakta dosyaya sunmadığını, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası celp edilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava; takibe konu senet nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık takibe konu senedin kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığı, bu senedin sözleşmeye bağlı teminat senedi olup olmadığı ve davacının söz konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığına ilişkindir. 6100 sayılı HMK 201.maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." düzenlemesi mevcuttur. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bir ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo Taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (YHGK. 12/10/2011 tarih, E.2011/19-473, K.2011/607 sayılı kararı.) Kambiyo senedi olan bono, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır. Borçluya, borçlu olduğu edayı yerine getirmekten imtina etme yetkisini ifade eden def'iler emre yazılı kıymetli evrakta klasik olarak senet metninden anlaşılan def'iler, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin def'iler ve taraflar arasındaki ilişkiye dayalı şahsi def'iler olarak üç gruba ayrılmaktadır. Yazılı belge niteliğinde olan bonoya karşı ileri sürülebilecek bedelsizlik gibi kişisel def'ilerin kural olarak yazılı bir belge ile ispatı gerekmektedir. (YHGK. 12/10/2011 tarih ve E.2011/19-473, K.2011/607 sayılı kararı) Yukarıda belirtilen açıklamalar ve tespitler ışığında Mahkememizce yapılan değerlendirmede; tedavül aşamasında bononun tüm zorunlu unsurlarını taşıyan dava konusu senedin bono olduğu, davacının imzaya itirazının olmadığı 6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi uyarınca senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğu, aynı kanunun 201.maddesi uyarıncada senede karşı tanıkla ispatı mümkün olmadığı, davalının senedine karşı iddianın da ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafından yukarıdaki belgeler dışında herhangi bir yazılı belge sunulmadığı gibi dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı böylece senedin teminat senedi olduğu iddiasına dayalı davanın kesin delillerle ispatlanamaması nedeniyle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-İİK 72/5 gereği takip konusu alacağın %20'si tutarındaki ... TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile eksik alınan ... TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/11/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/409, K. 2020/599, T. 19.11.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-409-e-2020-599-k-04489c6fbec4