İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/352 E. 2020/387 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/352
Karar No
2020/387
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/352 Esas KARAR NO : 2020/387 DAVA : Tespit DAVA TARİHi : 25/08/2020 KARAR TARİHİ : 01/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile davalı şirket arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davalıların ödemesi gereken kira bedellerini ödemeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkili tarafından ihtarname gönderildiğini ancak kira borçlarının ödenmediğini beyan ederek; dava dilekçesinde zikredilen malların taraflarına teslimine sözleşmenin fesh olunduğunun tespitine, taşınmazın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce harç ikmali yaptırılmıştır. Davada, asıl tensip yapılmadan, ön inceleme aşamasında, davalı şirket temsilcisi olduğu anlaşılan kişi tarafından dava kabul edilmiştir. Ön sorun olarak, mahkememizce dava dilekçesi içeriğinde, başlıkta şirket isminin yanında ... ve ... isimlerinin yazılı olduğu, bu isimlerin önünde (1) ve (2) numaralarının yazılı olduğu görülmüş, davacı vekili, verdiği dilekçede, sözleşmenin tarafının şirket olduğu, münferit yetkililerinin ise ... ve ... olduğunu beyan etmiş, buna ilişkin ticaret sicil gazetesi örneğini dosyaya sunmuştur. Davalı şirket yetkilisi olarak kabul beyanı veren ...'ın dilekçe ekinde de noter onaylı temsil belgesi ve ek belgeler mevcuttur. Finansal Kiralama sözleşmelerine bakıldığında sözleşmenin tarafının davalı şirket olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı kanunun 124. maddesine göre; Bir davada taraf değişikliği, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. Maddeyle, davacının davalı tarafın açık rızası ile taraf değişikliği yapabileceği; yani görülmekte olan davanın davalısından bir başka kişiye davayı yönetip, yeni davalıya karşı yürütmesi imkânı, maddî hukuk esasları çerçevesinde öngörülmüştür. Açık rızadan söz edilmek suretiyle, hâkimin davalı tarafa taraf değişikliği konusunda, rızasının bulunup bulunmadığı hususunu açıkça sorması esası da düzenlenmiş olmaktadır. Maddenin gerekçesine baktığımızda aynen; “Hukukun taraflar bakımından esasen şeklî taraf teorisi kabul edilmektedir. Yani, davayı açan davacıdır, kendisine karşı dava açılan ise davalıdır. Dava açıldıktan sonra da sadece dava açanı değil, diğer tarafı da ilgilendiren, mahkemeyi de içine alan bir üçlü ilişki ortaya çıkmakta, uyuşmazlığın çözümü bakımından karşı tarafa da söz hakkına sahip bulunmaktadır. Bu sebepledir ki,taraf değişikliğinde karşı tarafın rızası da aranmaktadır. Ancak, bu kuralın çok katı uygulaması sonucunu doğurarak adeta yargılama ilişkisini, katı bir forma dönüştürmektedir hem de yeni ve aslında gereksiz bir takım yargılamalara yol açarak usûl ekonomisi ilkesine de zedelemektedir. Yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddî hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek, ortaya çıkan bu sakınca giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak, bu içtihatlar, kanunî düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözememekte, sınırlı kalmakta, bazen de kanunî düzenlemeyi zorlamaktadır. Oysa, taraflar gösterilirken bazen, maddî hata sebebiyle bir yanılgı ortaya çıkarabilir; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlık, bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebilir. Böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramak, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebilir ve yargılama gereksiz yere uzayabilir, hatta yeni dava açılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu sebeple, maddî hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hâlinde diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişlikliği kabul edilmiştir. Ayrıca, bazen davacı, tüm özeni göstermiş, tüm araştırmayı yapmış olmasına rağmen dava açacağı kişiye doğru tespit edememiş olabilir. Nitekim, uygulamada temsilcide yanılma olarak nitelenen durumlarda, bu haklı bir yanılma kabul edilerek, diğer tarafın rızası aranmadan yargılama gerçek muhataba karşı yürütülmektedir. Aynı şekilde, yanılma, diğer tarafın davranış ya da işlemlerinden veya hukukî ilişkinin karmaşık niteliğinden de kaynaklanabilir. Örneğin, holding şeklindeki şirketlerde muhatabın doğru tespitinin tam olarak mümkün olmaması, hukukî ilişkide farklı temsilci ya da vekillerin asıl tarafmış gibi davranması durumlarında, gerçek taraf, verilen cevap ya da yargılama işlemleriyle anlaşılabilecektir. Keza, kısa süre önce işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi hâlinde, mirasçıları tarafın, yargılamayı uzatmak yönünde niyeti olamayacağı gibi bunda hukukî yararı da yoktur. Verilen örneklerdeki gibi, yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak, karşı tarafın rızası aranmadan hâkimin kabulüyle yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Bu hâllerde hâkimin yapacağı inceleme, sadece hatanın maddî hata olup olmadığı ve taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığıdır.Dördüncü fıkrada, taraf değişikliğinin ne anlama geldiği ve nasıl yapılacağı belirtilmiştir. Taraf değişikliği, hem karşı tarafın hem de eksik gösterilmesini kapsamaktadır. Eğer bu durum, üçüncü fıkradaki anlamıyla kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim sadece kabul edilebilir yanılgıyı araştıracak, bunun dışında karşı tarafın rızasını aramadan tarafa değişikliği talebini kabul edecektir. Bu şekildeki taraf değişikliğinde, davanın tarafı olmaktan çıkarılan kimse, eğer hatalı şekilde kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermemişse, lehine yargılama giderlerine hükmedilecektir. Zira, ortaya çıkan durumlardan bir kusuru olmadığı gibi, aslında muhatap olmaması gereken bir yargılamayla uğraşmak durumunda kalmıştır.” denilmektedir. Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Maddi hataların düzeltilmesi" başlıklı 183. maddesinde " Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır." hükme yer verilmiştir. Bu hükümlerden anlaşılmakla, kanun koyucu, düzeltilebilir, başkasının hakkını çiğnemeyecek olan hataları düzelterek, esas yargılamanın yapılması gerektiği amacındadır. Dava dosyasına bakıldığında da, davacı taraf dava dilekçesinde finansal kiralama sözleşmesinden bahsetmekte, davasını ona dayandırmaktadır. Sözleşmenin tarafının şirket olacağı açıktır ki dava dilekçesinde de şirketin de adı yer almaktadır. Dikkat edilirse, şirketin adının önünde bir numara bulunmamakta ancak gerçek kişi olarak ismi yazılanların önünde ise numara bulunmaktadır. Davacı vekilinin, şirketle, gerçek kişilerin statülerini aynı görmediği açıktır. Açıklama dilekçesinde de bu kişilerin münferiden temsile yetkili olduklarını beyan etmektedir. Ticaret sicil kaydında da bu kişilerin münfireden müdür olarak temsile yetkili oldukları anlaşılmaktadır. Yine Ankara noterliğince düzenlenen ve sonradan aslı gibidir şeklinde onaylanan imza sirkülerinde de ...'ın yetkili olduğu belirtilmektedir. Yetki süresinin de dava tarihini kapsadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar göz önüne alınarak, davacı tarafın amacının davalı şirketi tek davalı olarak göstermek olduğu, diğer kişileri bildirmesinin sebebinin ise şirketin yetkili olduklarını bildirmek olduğu mahkememizin kabulündedir. Davalı, sadece, şirkettir. Ön sorunu bu şekilde çözüldükten sonra, tekrar davaya bakıldığında, yukarıda da belirtildiği üzere; asıl tensip yapılmadan, ön inceleme aşamasında, davalı şirket temsilcisi (münferiden yetkili) olduğu anlaşılan kişi tarafından dava kabul edilmiştir. Söylemek gerekir ki; Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı inceleyemez ve sonuçlandıramaz, kanunda açık bir hüküm olmadıkça kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamaz (HMUK m. 72,79). Bu husus öğretide ve uygulamada "tasarruf" ilkesi olarak adlandırılmıştır. Hâkimin bir davaya ancak, taraflardan birinin talebi üzerine bakabileceği, tarafın da bir davayı açmak, takip etmek ve sona erdirmekte serbest olduğu hususu tasarruf ilkesi başlığı altında 6100 sayılı HMK'da da açıkça, m. 24'de düzenlenmiştir. Davayı kabul kurumu ise, tasarruf ilkesinin bir yansıması olarak usul kanunumuzda yer almıştır. Davayı kabul görülmekte olan bir davanın davalısının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen rıza göstermesidir ve bu irade açıklaması davalının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı irade açıklaması ile olur, geçerliliği için, bunun davacı ve mahkeme tarafından kabulune gerek yoktur. Dava kabul ile dava sona erer ve hakim bu aşamadan sonra sadece yargılama giderleri ile ilgili karar verebilir; davayı esastan incelemeye devam edemez. Davalının kabul beyanı, mahkemeyi ispat ve delilleri kontrol etme zorunluluğundan kurtarır. Bu hali ile davayı kabul zamandan tasarruf sağlayarak yargılamayı seri bir şekilde sona erdirmektedir. Böylelikle hem mahkemeyi iş yükünden kurtarmakta hem de tarafların yargılama masraflarından tasarruf etmelerine imkan sağlamaktadır(ERMENEK, İbrahim., Medeni Usul Hukukunda Davayı Kabul, Ankara 2009, s. 6) Davayı kabul kurumu; 6100 sayılı HMK nın 308 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir(HMK m. 309). Kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m. 310). Kabul kurumunun anılan nitelikleri gereği, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf harç eksikliği ikmal ettirilmiştir. Son olarak yargılama giderlerine değinmek gerekirse, kabul ilk celse yapılırsa, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22'inci maddeye göre, karar ve ilam harcının 1/3 ü, ilk celseden sonra yapılırsa 2/3 ü alınır(ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.348 vd.) Bu hüküm gereği mahkeme kabul kararı vermiştir. HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; A) Davacı ile davalı arasında akdedilen; ... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinin, ... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinin, ... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinin FESHOLUNDUĞUNUN TESBİTİNE, B)Taraflar arasında imzalanan ... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinde; 1. ... Koşu Bandı 2. ... Eliptik Bisiklet 3. ... Yatay Bisiklet 4 .... Dikey Bisiklet 5. ... Kürek Çekmek Cihazı 6. ... Kalça Kası Çalıştırma Makinesi 7. ... Göğüs Kası Çalıştırma Makinesi 8. ... Omuz Kası Çalıştırma Makinesi 9. ... Göğüs ve Arka Omuz Çalıştırma Makinesi 10. ... Bacak Kası Çalıştırma Makinesi 11.... ve Dış Bacak Çalıştırma Makinesi 12. ... Ön ve Arka Bacak Kası Çalıştırma Makinesi 13. .. .Raylı Halter Makinesi 14. ... Karın Kası Çalıştırma Cihazı 15. ... Omuz Kası Çalıştırma Cihazı 16. .. . Sırt Kası Çalıştırma Cihazı 17. ... Sırt Kası Çalıştırma Cihazı 18. ... Ön Bacak Kası Çalıştırma Cihazı 19. ... Arka Bacak Kası Çalıştırma Cihazı 20. ... Ön Kol Kası Çalıştırma Cihazı 21. ... Göğüs Kası Çalıştırma Cihazı 22. ... Grup Egzersiz Makinesi ... Model Kombo Konfigürasyon 23. ... Egzersiz İstasyonu Kulesi 24. ... Ayarlanabilir Kablolu Gneiş Aralıklı 5'li Egzersiz İstasyonu Eklentisi 25. ... Tek Kablo Çıkışlı Sırt Kası Çalıştırma İstasyonu 26. ... Sırt Kası Çalıştırma İstasyonu 27. ... Kablolu Arka Kol Çalıştırma İstasyonu 28. ... Ayarlanabilir Egzersiz Sehpası 29. .. Göğüs Kası Çalıştırma Sehpası 30. ...Kol Kası Çalıştırma Sehpası 31 ... Mekik Egzersiz Sehpası 32. ... Ters Mekik Egzersiz Sehpası 33. ... Düz Egzersiz Sehpası 34. ... İki Katlı El Ağırlığı Saklama Sehpası 35. ... Kauçuk Dumbell Set. 10 Çift. 2kg aralıkllı-YENİ 36. ... Olimpik Kauçuk Disk 37 ... Olimpik Kauçuk Disk 38. ... Olimpik Kauçuk Disk 39.... Olimpik Kauçuk Disk 40.... Olimpik Kauçuk Disk 41. ... Uzun Krom Bar. (...) 42. ... ... ... ... Bar. (...) özellikleri sayılan fitness malzemelerinin davalıdan alınarak davacıya 6361 sayılı kanun m. 33 gereği İADESİNE, C)Taraflar arasında imzalanan ... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinde; 1. ... ... ürün kod numaralı ... Model 1 adet ... Lazer ( ...) 2. ... ...-... ürün kod numaralı ... Model 5 adet İki Motorlu Bakım & Masaj Yatağı (...) 3. ... ürün kod numaralı ... Model 7 adet Havlu & Taş ve Yağ Isıtıcı Etajer (...) 4. ... ürün kod numaralı ... Model 1 adet Ahşap Thai Masaj Yatağı (...) 5. ... ürün kod numaralı ... Model 15 adet Spa Dinlenme Yatağı (...) 6. ... ürün kod numaralı ... Model 35 adet Spa Dinlenme Yatağı (...) 7. ... ürün kod numaralı ... Model 1 adet Kompakt Cilt Bakım Ünitesi (...) 8. ... ürün kod numaralı ... Model 1 adet Dört Motorlu Bakım Koltuğu+Isıtma (...) 9. ... ürün kod numaralı ... Model 3 adet Üç Katlı Etajer (...) 10. ...ürün kod numaralı ... Model 4 adet Estetisyen Sandalyesi (...) 11. ...ürün kod numaralı ... Model1 adet Havlu Isıtıcı (... ) 12.... ürün kod numaral ... Model 2 adet Uv Steril Cihazı (...) 13. ... ürün kod numaralı ... Model1 adet Manikür Masası (...) 14. ...1 adet Manikür & Pedikür ve Spa Koltuğu (...) 15. ...ürün kod numaralı ... Model 1 adet Lipo Lazer+Roller+Led Bölgesel İncelme (...) 16. ... ürün kod numaralı ... Model İğnesiz Mezo... ( ...) özellikleri sayılan cihaz ve ekipmanların davalıdan alınarak davacıya 6361 sayılı kanun m. 33 gereği İADESİNE, D)... tarih ve ...-... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinde; Finansal Kiralama mevzuatı hükümleri çerçevesinde kiralanması için üzerinde Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedilen .... İli Merkez .... ... Ada, ... Parsel numaralı arsa niteliğindeki taşınmazdan davalının TAHLİYESİNE, taşınmazın davacıya İADESİNE, TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ bu sözleşme nedeniyle konulan şerhin TERKİNİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan toplamda ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği Harçlar Kanunu m. 22 göz önüne alınarak alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahkememizce mahsup edilen .... TL toplam karar harcı ve ... TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Dosyada yapılan ... TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; "kabul" ön inceleme duruşmasından önce" olduğundan; AAÜT m. 6 gereği hesap edilen, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (..../...=....) 7-Dosyada arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluklarında, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/09/2020 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/352, K. 2020/387, T. 01.09.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-352-e-2020-387-k-2cf16e3917ad