İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/276 E. 2021/372 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/276
Karar No
2021/372
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/276 KARAR NO : 2021/372 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/02/2018 KARAR TARİHİ : 09/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının araçlarının kazaya karıştığını, bu kazanın oluşumunda davalının asli kusurlu olduğunu, davacıda kalıcı hasarların oluştuğunu, davacının zararının ne davalı ... tarafından ne de davalı ... şirketi tarafından karşılanmadığını ileri sürerek ... TL manevi tazminatın ve kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi zararlarının davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının trafik kazasında asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazada kusurunun olmadığını, ATK'dan kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin, davacının varsa geçici ve sürekli iş gücü zararlarından sorumlu olmadığını, maddi zararlardan diğer davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu, manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı ... tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin ... nöbetçi ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere sigortalı araç sürücüsünün bir kusuru olmadığını, maluliyet tespiti yönünden ATK'dan rapor alınması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, trafik kazasından kaynaklı kalıcı maluliyet tazminatı talebinden ibarettir. 7.Dava öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinde açılmış, .../... esas sayılı dosyasında görülen yargılamanın ... tarihli 4 üncü celsesinde özetle, mahkemenin görevsiz olduğundan, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğundan bahisle usulden red kararı verilmiş, hüküm ... tarihinde kesinleşmiş, davacının görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesine ilişkin talep tarihinin ... olduğu görülmüştür. Gönderme talebi usule uygundur ve zamanındadır/zamanından öncedir. 8.Davalı tarafın yetki itirazının olduğu ancak Asliye hukuk mahkemesindeki yargılamada bu duruma ilişkin bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Dava, haksız fiile dayanmaktadır. HMK m.16 gereği; Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda kazanın olduğu yer ve davacının yerleşim yeri göz önüne alınarak mahkememizin yetkili olduğu, yetki itirazının haksız olduğu görülmüştür. 9.Türk Ticaret Kanunun 1483 ve devamı maddelerinde “zorunlu sorumluluk sigortalar” düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde (6102 sayılı TTK m. 4), bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı belirtilmiştir. Somut olayda da davalılardan ... ya yönelen talep mevcut olduğundan, dosyada mahkememiz görevlidir.Süresi içinde görevli mahkemeye başvuru halinde, yeni mahkemede görülmeye başlayan dava, görevsiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir ancak kural olarak görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri geçersizdir. Fakat, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri, bunların tekrarlanması için bir sebep yoksa kararına esas alabilir.(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156) 10.Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesindeki yargılamaya bakıldığında, mahkemece olay yerinde keşif icra edildiği, keşif sonucu düzenlenen ... tarihli bilirkişi kusur raporunda özetle; ...'ın %70, ...'nun %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı taraf beyanları alınmış ve mahkemece ATK dan tekrar kusur raporu aldırılması yönünde ara karar kurulmuştur. ... tarihli ATK raporunda özetle; ...'ın %75, ...'nun %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece maluliyet raporu aldırılmış, İstanbul ATK tarafından düzenlenen ... karar numaralı, ... tarihli raporda özetle; davacının sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içinde bir ay süreyle başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceği belirtilmiştir. Mahkemece aktüer raporu aldırılmış, ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının sürekli iş göremezlik zararının olmadığı, bakıcı giderine ilişkin zararının ... TL, geçici iş göremezlik zararının ise ... TL olduğu , davacının bakıcı gideri ve geçici i göremezlik talebinin olup olmadığı hususunun takdirinin mahkemede olduğu belirtilmiştir. 11.Mahkememizce dosya tevdi edildiğinden, kusur konusunda bir netlik oluşturmak için İTÜ Trafik kürsüsünden seçilen üç kişilik heyet eşliğinde kusur raporu aldırılmış, dosyadaki ve ceza soruşturma/kovuşturma aşamalarındaki raporlar, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; ...'ın %75, ...'nun %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce bu oranlar oluşa uygun bulunmuştur. 12.Dosya mahkememizdeyken davacı vekili ıslah dilekçesi sunmuştur. Islah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin netice-i talep kısmını ıslah ettiklerini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Islah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı vekili ayrıca, ... tarihli dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacının kalıcı olarak rahatsızlanmış olabileceğini ancak henüz buna dair bir değerlendirme yapılamadığının bildirildiğini, ATK raporunda kalıcı iş göremezlik olmadığını ve davacının 9 ayda iyileşeceğinin bildirildiğini, dava tarihinde öngörülmeyen bu durum karşısında davanın belirsiz alacak davası olduğunun da belli olduğunu beyan etmiştir. 13.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken kısmen ıslah 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir. Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K.,15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) (HGK’nın 15.02.2017 gün, 2015/7-917 E.-2017/265 K.sayılı İlâmı) 14.Dava dilekçesinde açıkça, kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebi mevcuttur. Geçici iş göremezlik tazminatına ve/veya bakıcı giderine ilişkin bir talep mevcut değildir. Dava dilekçesinde talep edilmeyen bir talep ıslah yolu ile davaya ithal edilemez. Islah dilekçesinde, ıslahın kısmi ıslah olduğu, netice-i talep kısmını artırdıkları açıkça belirtilmiştir. ... tarihli dilekçesinde ise benzer açıklamalar yapıp davayı tamamen ıslah ettiklerini beyan etmiştir. ... tarihli dilekçede ıslah dilekçesine atıf yapılmış sadece sonunda davayyı tamamen ıslah ettikleri belirtilmiştir. Hukuki tavsif hakime aittir. Bir bütün olarak bakıldığında, davacının açıkça netice-i talep kısmını ıslah ettikleri beyanı da göz önüne alınarak, ıslahın kısmi ıslah olduğu kabul edilmiştir. Bir başka yönden bakıldığında, davacı, dava dilekçesinde davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını beyan etmiştir. Belirsiz alacak davası dayanağı ile maddi tazminat talebine ilişkin bir miktar belirtmemiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası Açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Davacı vekili, alacak kalemini açıkça bildirmiş ve kalıcı maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat talep ettiklerini beyan etmiştir. Alacağın miktar veya değerini tam ve kesin olarak bilmediklerini ileri sürerek bu davayı açmıştır. Bu usule uygundur. Belirsiz alacak davası kurumuna dayanarak, talep edilmeyen bir alacak kalemini sonradan ileri sürmek kanuni düzenlemenin amacına uygun olmayacaktır. Belirsiz alacak talebi, alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak bilinmemesi durumuna dayanır. Alacak kaleminin bilinmemesi durumunu içine almaz. Davacı vekilinin verdiği ıslah adı altındaki dilekçe ile dava dilekçesinde talep etmediği hususları ileri sürmesi usulen mümkün değildir. Davacı taraf kalıcı iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur ve ATK raporuna göre kalıcı iş göremezliğe ilişkin bir maluliyeti mevcut değildir. 15.Tüm bu hususlar ışığında, davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda, alacağın belirlenebilen kısmının dava açılırken bildirilmesi ve bu bedel üzerinden harç yatırılması gerekmektedir (Yargıtay 17. HD., 2015/7597 E, 2018/1054 K) Belirsiz alacak davası nedeniyle dava dilekçesinde kalıcı maluliyete ilişkin bir miktar belirtilmemiş aşamalarda mahkememizin ara kararı ile bu husus giderilmeye çalışılmış, davacı vekili, kalıcı maluliyete ilişkin taleplerinin ... TL olduğunu ileri sürmüştür. Bu husus düşünülerek, dava açılırken yatırılan harç, bu miktar de eklendiğinde alınması gerekli harcı kapsamaktadır. Islah dilekçesi ile ileri sürülen diğer talepler, ıslah usulüne uygun olmadığı kabul edildiğinden, dava değerine eklenmemiştir. 16.Davacının manevi tazminat talebi hakkında sehven mahkememizce hüküm kurulmamıştır. Unutulan hüküm tavzih yoluyla dahi mahkemece hükme eklenemez ise de HMK m. 305/A gereğince; Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Bu husus, tarafların kanuni haklarını kullanabilmeleri, hak kaybı yaşanmaması için burada belirtilmiştir HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça aşamalarda yatırılan toplam ... TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiyenin karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 6-Yargıtay HGK'nun 2017/3-1008 E, 2021/153 K sayılı güncel ilamı göz önüne alınarak; davalı kendisini görevsizlik kararı veren Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında vekil ile temsil ettirdiği için kendisine ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davalı kendisini, davacının maddi tazminat kalemi yönünden vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı asil ile vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/06/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/276, K. 2021/372, T. 09.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-276-e-2021-372-k-7636282f08e4