İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/140 E. 2020/301 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/140
- Karar No
- 2020/301
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/140 KARAR NO : 2020/301 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2018 KARAR TARİHİ : 01/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihli işletme hakkı sözleşmesi ile müvekkilinin ... isimli işyerini davalı ...'a devir ettiğini, diğer davalı ...'in kefil olduğunu, restoran içinde bulunun demirbaşlar bedelinin ...-TL olarak belirlendiğini, bu demirbaşların teminatı olarak müvekkiline ... tanzim tarihli, ... vade tarihli ...-TL bedelli senet verildiğini, bu demirbaşların müvekkiline iade edilmediğini, bu nedenle ...-TL bedelli senedin takip konusu edildiğini, yine sözleşmenin 4.maddesine göre davalılar tarafından cezai şart bedeli olarak müvekkiline ...-TL'den 6 adet toplam ...-TL bedelli senet verildiğini, davalıların bu senet bedellerini ödememesi üzerine davalılar hakkında Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalıların icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ...'un yanında 2011 yılında l0 gün garson olarak çalıştığını, sigortası yapılmadığı için işten çıktığını, iş verenin kendisine kefil olarak imza attırdığını, kendisine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından ödeme emri geldiğini, İcra Hakimliği kanalı ile itiraz ettiğini ve itirazının kabul edildiğini, kendisinin borçlu olmadığını, ayrıca zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafça icra takibinin senetlere dayalı olarak açılmış olmasına rağmen davacı tarafın huzurdaki davada senetlerin teminat senedi olduğunu belirterek alacaklarının asıl kaynağının ... tarihli "işletme devri sözleşmesi" olduğunu belirttiğini, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle davacı tarafça icra takibine dayanılmayan bir belgeye dava aşamasında dayanılmasına ve iddiayı genişletir nitelikteki beyanlara muvafakat etmediklerini, davacının dayandığı belgelere itibar edilecekse söz konusu sözleşmede belirtilen tarafın ... olması sebebiyle davacı ... ...'un huzurdaki davayı açma hakkı bulunmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, takibe konu senetlerin kambiyo vasfını yitirmediğini, yalnızca 3 yıl içinde kullanılmadığı için borçluya müracaat hakkının yitirildiğini, bu nedenle söz konusu senetler adi senet vasfında olmayacağından genel haciz yolu ile dahi müvekkil keşideci aleyhine takip yapılamayacağını, bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, takibe dayanak olarak sunulan senetler dışında dosyaya sunulan iddiayı genişletir nitelikteki belgelere ve tanık anlatımına muvafakat etmediklerini, davacının davasının aktif husumet yokluğundan reddine, TTK gereğince 3 yıl içerisinde borçluya müracaat etmeyen alacaklının müracaat hakkını kaybetmesi ve söz konusu senetlerin adi senet olmaması sebebiyle de genel haciz yoluyla takip de yapamayacağından davanın bu nedenle reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4.Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esasında görülmüş, ... tarihli celsede, mahkeme görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı vermiş, ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür. Kesinleşmeden tarihinden önce dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde talep geldiğinden bu konuda usuli bir eksiklik yoktur. 5.Mahkememizde dosya, iş bu esası almıştır. 6.Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. 8.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. 9.Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. 10.Somut olaya dönüldüğünde; mahkememizin somut olayda görevli olup olmadığı irdelenmelidir. 11.Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası dosyamız içine alınmış, incelemesinde; alacaklısının ..., borçlularının ... ve ... olduğu, 1 adet ... TL bedelli ve 6 adet ... TL bedelli zamanaşımına uğramış bonolara dayalı olarak toplam ... TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Asliye hukuk mahkemesince, dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. Raporda: dava dosyası ile ...nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde, ...nin ticari defterlerinde, alacaklısı davacı, borçlusunun davalı ..., kefilinin davalı ... olan takip konusu alacağın dayanağı olan senetlerin kayıtlı olmadığı, bu nedenle de ...nin ticari defterlerine göre takip ve dava konusu edilen senetlere istinaden ...nin davalılardan bir alacağının olmadığı, taraflar arasında yapılan ... tarihli "İşletme Hakkı Sözleşmesi" hükümleri ve dosya kapsamına göre,...'nin davalı ...'a ... TL değerinde demirbaş teslim ettiği, karşılığında demirbaşların teminatı olarak şirket yetkilisi olan davacı emrine takip konusu edilen ... tanzim, ... vade tarihli ve ... TL bedelli senedin teslim edildiği, demirbaşların davacı tarafa iade edildiği ile ilgili olarak tevsik edici bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu nedenle ... TL tutarındaki demirbaşların sözleşme süresi sonunda davalılar tarafından davacı tarafa teslim edilmediği, yine taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı ...'un iş yerinde yapmayı taahhüt ettiği ve yapılamaması halinde ... TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından iş yerine "açılır kapanır tente-branda, fırın bacasına su filtreli baca sisteminin kurulması, mutfak bölümünün restorana dahil edilmesi, 24 m2'lik alana da asma kat yapma" işlerinin yapıldığına ilişkin dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, bu bilgiler karşısında takip konusu edilen toplam ...-TL bedelli senetlere istinaden davacı tarafın davalı taraftan bir alacağının tahakkuk edip etmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. 12.Asliye Hukuk mahkemesince, özetle; davanın limited şirketinin restoran niteliğindeki ticari işletmesinin devri sözleşmesine dayalı olarak tazminat ve cezai şart istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ilişki ticari işletmenin devri niteliğinde olduğundan, ticari dava niteliğinde olan uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek, görevsizlik nedeni ile hüküm kurulmuştur. 13.İcra takibine dayanak bonolara bakıldığında, alacaklısının ..., borçlularının ..., kefilin ... olduğu, takip tarihi itibariyle bonoların zamanaşımına uğramış oldukları, ilamsız takiple icraya başvurulduğu anlaşılmaktadır. 14.Dava dilekçesinde, ekte de sunulan ... işletme hakkı sözleşmesi ile ... isimli iş yerini borçlulardan ...'a devrettiğini iş bu sözleşme ile diğer borçlu ...'in müşterek sorumlu ve müteselsil kefil olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini ve sözleşme ile demirbaş teslim listesini imzaladığını beyan etmektedir. 15.Dava dilekçesine ekli sözleşme incelendiğinde, tarafların "..." olduğu, işletecek kişi olarak da ... isimli kişinin gösterildiği, ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, sözleşmede ...'un, ...'in ve devreden şirket temsilcisi olarak ...'un imzalarının olduğu anlaşılmaktadır. ... sözleşmeyi "..." nin temsilcisi sıfatıyla imzalamıştır. Davaya konu icra takibine esas senetlerde lehtar da ...'dur. 16.Davacı senetlerin teminat senedi olduğunu beyan ve iddia etmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay HGK'nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Yargıtay kararlarında senedin hangi hukuk ilişkiye konu olarak verildiğine ilişkin "açık atıf" la senedin vade ve düzenleme tarihleriyle miktarlarının açıkça belirtilmiş olduğunu kastetmektedir. Böylece, takibe konu senetler ile tarafların yapmış oldukları sözleşme ve protokol arasında bir bağlantı kurulmakta ve borçlunun alacaklıya karşı senedin teminat senedi olduğuna ilişkin defi ileri sürülmesi imkanı da sağlanmış olmaktadır. Yargıtay bazı kararlarında ise, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme veya protokolde teminat senedi olduğunu ileri sürülen bonoya açıkça atıfta bulunmamakla birlikte, senet ile taraflar arasındaki sözlemenin düzenlenme tarihleri göz önüne alınarak bağlantı kurulabildiği hallerde senedin teminat senedi olarak düzenlendiği kabul edilmektedir. (PULAŞLI, Hasan., Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 7. Baskı, Ankara 2019, s. 269-270 ve orada anılan Yargıtay 12. HD,nin 2010/31441 esas, 2011/12749 karar emsal ilamı) 17.Ancak bakıldığında, imzalanan sözleşmede söz konusu senetlerle/belgelerle ilgili bir belirleme yoktur. Senetlere bir atıf da yoktur. Senetlerin/belgelerin taraflar arasındaki sözleşme gereği düzenlendiği anlaşılamamaktadır. Davacı dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 4 üncü maddesi gereği ... TL cezai şart kararlaştırıldığını, sözleşme şartlarına riayet etmeyen ve işletme ile içindeki demirbaşları iade etmeyen davalılar aleyhine ... TL cezai şart haklarının doğduğunu ancak davacıların cezai şartın yüksek tutulduğunu bunun düşürülmesi ricası üzerine müvekkilinin buradaki tutarı ... TL ye düşürdüğünü ve davaya konu 6 adet ... TL den toplam ... TL lik senetlerin düzenlendiğini beyan etmektedir. Davacı taraf bahsettiği sözleşmedeki bir hükmün bir sebeple başka şekilde uygulandığını ve senetlerin buna göre düzenlendiğini iddia etmektedir. Burada ispat hukuku kuralları devreye girecektir. Davacı bu iddiasını yargılama aşamalarında ispatlayacaktır. Sözleşmeden bu hususlar açıkça anlaşılamamaktadır. 18. Doğrudan senetlerle, sözleşme bağı kurulamamaktadır. Senet lehtarı ile sözleşmeyi tarafı olan da aynı değildir. Bilirkişi raporunda, davacının iddiası yönünde, ... TL lik senedin demirbaşların teminatı olarak verildiğinin anlaşıldığı belirtmekte ve bu miktar yönüyle sözleşme ile bağlantı kurulabileceği bir anlık düşünülse dahi senedin lehtarı ile sözleşmenin tarafı farklı kişilerdir. Bu nedenle bağlantı da görevli mahkemeyi belirleme bakımından görünürde mevcut değildir. Bilirkişinin bu tespite nereden vardığı anlaşılamamaktadır. Her ne kadar senet lehtarının şirketin temsilcisi olduğu belirtilmekte ise de bu husus da yukarıda da belirtildiği üzere görevli mahkemece yapılacak yargılamada davaya olan ilgisi/etkisi bakımından irdelenecek bir husustur. Şirket ile şahsın ayrı tüzel kişiliği mevcuttur ve şahıs/gerçek kişi senetlerin lehtarıdır. Davayı açan da gerçek kişidir. Sözleşmenin tarafı ise tüzel kişiliktir. Taraflar farklıdır aksini iddia görevli mahkeme önünde ispata muhtaçtır. 19.Tüm bu açıklamalar ışığında, icraya konu belgelerin/ senetlerin sözleşme ile bağını irdeleyecek görevli mahkeme mahkememiz değildir. Kabule göre, iddiada, genel görevli Asliye Hukuk mahkemesidir. Antalya Asliye Hukuk mahkemesinin hükmünde belirttiği Yargıtay 11. HD nin kararı mahkememizin de kabulünde olmakla yerinde de bulunmaktadır. Orada dikkat ediliği üzere, Yargıtay, taraflar arasında teme ilişkinin ticari işletme devri ile ilgili olduğunun dosya içeriğinden anlaşılmakta olduğunu açıkça belirtmiştir. Somut dosyada ise, yukarıda da anlatıldığı üzere, dosya içeriğinden böyle bir husus anlaşılamamaktadır. Zamanaşımına uğramış kambiyo senetleri delil başlangıcı niteliğindedir ve temel ilişkiye dayalı olarak hak ileri sürülebilir. Temel ilişki bakımından da, tarafların dava tarihi itibariyle tacir olduğu da dosyadan anlaşılamamaktadır. Dosyadaki belgelere göre, ...'un esnaf odasına kaydı vardır. 2015'te lokanta faaliyetini terk gözükmektedir. ... isimli kişi de 2007 tarihinde faaliyetini terk gözükmektedir. Davacı da vergi mükellefi gözükmekte ve gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına haiz mükellef gözükmektedir. Taraflar arasında ticaret mahkemesinin görev alanına giren bir ticari iş olduğunu gösterir, dayanak belgelerde de bir belirleme mevcut değildir. Senet lehtarı bahsedilen sözleşmede de taraf değildir. Yukarıda bahsedilen, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtilen ticari dava sayılma şartları dosyada mevcut değildir. Dosya alacak iddiasına ilişkin olup kabule göre, Asliye Hukuk mahkemesinde yargılama yapılmalıdır. 20.Tüm açıklamalar, dosya kapsamı ışığında, mahkememiz görevsiz olduğundan, davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiştir. Dosya kanun yoluna gitmeden kesinleşir ise asliye hukuk mahkemesi ile olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkacağından bu şartta dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, ancak dosya Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsiz olunması sebebiyle mahkememize gönderildiğinden ve bu şekli ile olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıktığından mahkememiz kararı bu şekilde kesinleşirse yargı yeri belirlenmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate ALINMASINA, Dair, davacı vekili ..., davalı ... Vekili ... ve ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/07/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır