İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/554 E. 2021/486 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/554
Karar No
2021/486
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/554 KARAR NO : 2021/486 DAVA : Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2018 KARAR TARİHİ : 09/07/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... arasında ... tarihli 2018 Yılı Konaklama Sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin ... tarihinde Konaklama Sözleşmesine göre ... mah. ... No:.. adresinde bulunan ...de konaklatacağı misfirlerinin konaklama ücretleri için ön ödeme/teminat kapsamında ...na ait ... seri nolu, Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan, ... tarihli ... USD bedelli çek, ... seri nolu Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan ... tarihli, ... USD bedelli çek, ... seri nolu, Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan ... tarihli, ... USD bedelli çek, ... seri nolu Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan, ... tarihli, ... USD bedelli çek, ... seri nolu Keşidecisi ...-Lehtarı ... olan, ... tarihli, ... Euro bedelli çek, ... seri nolu Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan, ... tarihli, ... Euro bedelli çek, ... seri nolu Keşidecisi ..., Lehtarı ... olan, ... tarihli, ... Euro bedelli çekleri davalı şirkete ... tarihli Çek Teslim Protokolleri ile teslim ettiğini, iş bu çeklerden ..., ..., ..., ... seri nolu çeklerin davacı şirketten tahsil edildiğini, ..., ... ve ... seri nolu ileri vadeli çekler için ise davalı ... nin 2018 yılı Konaklama Sözleşmesi kapsamında doğan herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, davalı şirkete ait otelin kapandığını, davacı şirketçe yapılan avans ödemesinin de karşılıksız kaldığını, ... seri no'lu çek için Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası ile Menfi Tespit davası açıldığını, çekin ödenmemesi için ... tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiğini, dava konusu çekin 3. bir şahıs tarafından bankaya ibrazı nedeniyle ... USD tutarlı bu çekinde davacı tarafından ödendiğini, davalı ... nin ciddi mali güçlük içinde olduğunun kamuoyu nezdinde de bilindiğini, davalı otelin artık konaklama hizmeti verememesi nedeniyle misafirlerin başka otellere yönlendirilmesinin söz konusu olduğunu, ... tarihli çek teslim protokolünde: “İş bu ... tarihli 2018 yılı Konaklama Sözleşmesi ve bu sözleşmenin ... tarihli Ek Protokolleri gereğince lehdara teslim edilen çekler ile ilgili olarak OTEL tarafından sözleşme ve ek protokol şartları yerine getirilmediği ACENTE’nin OTEL’e ACENTE VE OTEL arasında mutabık kalınan bir borç bakiyesi oluşmadığı takdirde OTEL, ACENTE’ye çekleri aynı şekilde iade edecektir. ACENTE tarafından OTEL’e esas sözleşme ve ek protokollerinden kaynaklanan ACENTE carisinde kayıtlı fazla ödeme var ise OTEL ACENTE’nin iş bu fazla ödemeyi talep tarihinden itibaren en fazla 7 gün içerisinde ACENTE’ye geri ödeyeceğini kabul beyan ve taahhüt eder.Ayrıca ... tarafından verilen aşağıda yazılı çeklerin 3. Şahıslara ya da bankalara ciro edilmesi ya da vadesinden önce bankalara ibrazı halinde ... cari hesabında ... Borçlu olarak görünmediği iş bu meblağı ödemesi durumunda ... ödenen meblağı ... ödeme tarihinden itibaren günlük %0,5 faizi ile birlikte derhal kayıtsız şartsız nakden ve defaten ... ye ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder” şeklinde düzenlendiğini, davalıya avans/teminat olarak teslim edilen ileri vadeli çeklerin, davacı şirketin davalı nezdinde borç bakiyesi oluşmadığı takdirde davacı şirkete aynen iade edileceğini, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı durumda olduğunu, söz konusu ticari ilişki kapsamında davalı şirkete teslim edilen ve ... vade tarihli olan çekin hala borçlu şirket elinde bulunmakta olup, davacıya iade edilmediğini, ...’nin ... seri numaralı, ... ödeme tarihli ... EURO tutarlı ileri vadeli çeki banka/faktoring şirketlerine verdiğinin öğrenildiğini, ancak çekin hangi banka/faktoring şirketinde olduğunun bilinmediğini, bu nedenle davalı banka/faktoring şirketlerine husumet yöneltildiğini, öncelikle ... tarafından düzenlenen ... seri numaralı, ... ödeme tarihli ... Euro tutarlı çekin ödenmemesi, icra takibine konu edilmemesi için takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu konuda muhatap bankaya müzekkere yazılmasına, davanın kabulü ile davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Antalya Mahkemelerinin açılan dava yönünden yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, ayrıca davalı ... ne husumet yöneltilmeyeceğinden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu olayda davalı bankaya atfedilecek bir kusurun olmadığını, davacının davalı bankanın hukuka aykırı bir fiille kendisine zarar verdiğini ve bu zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispat külfeti altında olduğunu, davacının, ...'nin ... seri numaralı, ... ödeme tarihli ... Euro tutarlı ileri vadeli çeki banka/faktoring şirketlerine verildiğinin ancak çekin hangi banka/faktoring şirketinde olduğunun bilinmemesi iddiasının davalı bankanın sorumluluğu olduğu anlamına gelmeyeceğini beyanla yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın ... yönünden husumet yokluğundan reddine, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Antalya Mahkemelerinin açılan dava yönünden yetkili olmadığını, davacının davaya konu ettiği ... tarihli çekin davalı şirketin elinde olmamasından dolayı husumet itirazlarının bulunduğunu, davalı şirketin Yargıtayın öngördüğü 3’lü ilişkinin dışında olduğunu, bu sebeple davacının def’isini davalı şirkete karşı iler süremeyeceğini, faktoring işleminin mevuzatın aradığı tüm belge ve şartlar yerine getirilerek yapıldığını, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığını, yaptığı ödemelerin istirdatını istemek yerine menfi tespit davası açtığını, çeklerin avans veya teminat çeki olmadığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacının çek keşide ederek oluşturduğu güven ile kredi verilmesine yol açtığını, daha sonra ise aslında borçlu olmadığı bir durumda çek keşide ettiğini beyan ederek dava açtığını, bu halde kendi hatalı davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğini beyanla, öncelikle davada ... Mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesini, ayrıca davacının davaya konu ettiği ... tarihli çek davalı şirketin elinde olmadığından husumet yönünden itiraz etmekle, davanın davalı şirket için husumetten reddine karar verilmesini, bu itirazları dışında, menfi tespit davası kısmi olarak açılamayacağından, davacı şahsi defisini davalı ... şirketine karşı ileri süremeyeceğinden, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından, davacı borçlu olmadığı bir durumda çek keşide ederek, MK.2 ve hukukun genel ilkelerine aykırı şekilde kendi hatalı davranışından kendisine menfaat sağlamaya çalışmakta olduğundan, davalı şirketçe faturaya dayalı gerçek bir ticari ilişkiye dayanan bir alacak temlik alınmış olduğundan, çekler avans veya teminat çeki olmadığından, faktoring işlemi mevzuata uygun olduğundan, ihtiyati tedbir talebinin reddine, tedbirlerin kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; davalı şirket yönünden davanın konusunu teşkil eden çekin hiç bir surette davalı şirket uhdesine geçmemiş olması nedeniyle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirketin Faktoring Sözleşmeleri çerçevesinde müşteri sıfatı ile diğer davalı ... ile hiçbir ticari münasebetinin olmadığını, davaya karşı diğer her türlü beyan, delil sunma, cevap ve itiraz hakları saklı tutmak kaydı ile itirazlarının kabul edilerek, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davacıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflara duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun meşruhatlı davetiyelerin tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Mahkememizce yargılama sırasında ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereği dosyanın re'sen seçilecek bir muhasebeci veya yeminli mali müşavir ile turizmci bilirkişiye teslim edilerek, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler tarafından mahkememize sunulan ... tarihli raporda özetle; "...Davacı şirketin ibraz ettiği ticari defterlerinin onay/sisteme yükleme işlemlerinin süresinde yapıldığı, kayıtların usuiüne uygun tutulduğu ve 6100 sayıiı HMK' nun 222. Maddesi gereği defter kayıtlarının sahibi lehine delil vasfı taşıdığı, Dava konusu çeklerin ve davalı ... şirketinin davacı adına düzenlediği konaklama hizmeti faturalarının davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, Davacının ... tarihinde imzalanan sözleşme gereği davalı ... şirketine 4 adet USD döviz çeki (4 x ... USD= ... USD) ve 3 adet EURO döviz çeki (3 x ... EURO= ... EURO) ... ödeme yaptığı, Dosya içeriğinden 7 adet çekin hepsinin ödendiği, davacı şirketin defter kayıtlarına göre karşılığında davalı ... şirketinin bir miktar konaklama hizmeti verdiği, ödemeler ve konaklama hizmet bedelleri sonucunda aşağıda yer alan tabloların oiuştuğu, DAVACI ŞİRKETE VERİLEN NET HİZMET BEDELİ $ ... DAVACININ ÖDEDİĞİ ÇEK TUTARI (4 ÇEK X ... $) $ ... DAVACI ŞİRKETİN DÖVİZ CİNSİNDEN ALACAĞI(USD) / $ 5... DAVACI ŞİRKETE VERİLEN NET HİZMET BEDELİ ... DAVACININ ÖDEDİĞİ ÇEK TUTARI(3 ÇEK X ... EURO) ... € DAVACI ŞİRKETİN DÖVİZ CİNSİNDEN ALACAĞI(EURO) ... € Davacının ödediği çekler sonucunda yukarıda yer alan tablolarda görüldüğü gibi; •Davacı şirketin USD müşterilerine davalı tarafından yapılan hizmetler ve ... USD çek ödemeleri sonucunda davacı şirketin kayıtlarında davacının davalı ... şirketinden ... USD alacağının göründüğü, •Davacı şirketin EURO müşterilerine davalı tarafından yapılan hizmetler ve ... EURO çek ödemeleri sonucunda davacı şirketin kayıtlarında davacının davalı ... şirketinden ... EURO alacağının göründüğü, - Davacının dava konusu ... tarihli ... numaralı ... EURO bedelli ...na ait çeki ödediği, karşılığına konaklama hizmeti almadığı, dava konusu çekin bedelsiz kaldığı..." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için Manavgat ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, talimat cevabında davalı şirkete çıkartılan tebligatın iade olması nedeniyle bila ikmal iade edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için yeniden Manavgat ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, talimat cevabında davalı şirkete Tebligat Kanunun 35. Maddesine göre çıkarılan tebligatın ... günü muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiği ve 2 haftalık kesin süre içerisinde ticari defterin sunulmadığı ve yerinde incelenmesi talebinin de bulunulmadığı gerekçesiyle bila ikmal iade edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereği; Davalılar ... ve ... yönünden davacı tarafça davanın takip edilmediği beyan edilmiş olmakla HMK 150.maddesi gereği ... ve ... yönünden dosyanın üç aylık süresi içinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına," karar verildiği, Davalılar ... ile ... yönünden ise ... tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, davacı ile davalı otel işletmesi arasında düzenlenen ... tarihli konaklama sözleşmesi gereği peşinat olarak verilen ... tarihli çek teslim protokolünde belirtilen çeklerden ... tarihli ... Euro bedelli çek yönünden borçlu olunmadığı iddiası ile davalı otel işletmesi ile otel işletmesi tarafından çekin verilme ihtimali olduğu belirtilerek diğer davalılar aleyhine açılan menfi tespit davasıdır. Çekin muhatap banka tarafından ... şirketine ödenmesi nedeni ile celse arasıda davacı vekili tarafından diğer davalıların husumet itirazlarına bir diyeceklerinin olmadığı beyan edilmiştir. Uyuşmazlığın konaklama sözleşmesi gereği otel işletmesine verilen çek nedeni ile davacı şirketin borçlu olup olmadığı istimeni ilişkin olduğu, gelinen aşamada diğer davalılar ..., ..., ... ve ...'nin husumetlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı ... ile aralarında düzenlenen konaklama sözleşmesi gereği avans olarak verilen çeklerden dava konusu ... düzenleme tarihli ... Euro bedelli çekin konaklama sözleşmesindeki edimin davalı şirket tarafından davalı şirkete ait otelin kapanmış olması nedeniyle yerine getirilememesi, buna rağmen çekin davalı ... Şirketlerine ciro yoluyla geçtiği iddiasıyla menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Davacı şirket ile davalı ... arasında dava konusu ... düzenleme tarihli ... Euro bedelli çekin konaklama sözleşmesi gereği verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu çekte keşidecinin davacı şirket olduğu, lehtarın davalı ... olduğu görülmüştür. Davalı lehtar ciranta ...'nin sorumluluğu açısından yapılan değerlendirmede: 6102 sayılı TTK’nın 83. maddesi; “ Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.” şeklinde düzenlenmiş iken; 6100 sayılı HMK’nın“İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.Kanunda öngörülen istisnalar dışında,karşı taraf,kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” ve Aynı Kanun’un “Tarafların Belgeyi İbraz Etmesi” başlıklı 220. maddesinde; “ İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükümlerine yer verilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 14/05/2019 tarih 2017/19-823 Esas, 2019/553 Karar) Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; Davacı acenta şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen konaklama sözleşmesi gereği dava konusu çekin davalı otel işletmesine verildiği, ancak otelin kapanması nedeniyle otel işletmesi tarafından sözleşmede belirtilen edimin yerine getirilmediği, yargılama sırasında ticari defter ve belgelerini ibrazı hususunda yapılan ihtarnameye rağmen uyuşmazlığa ilişkin olarak ticari defter ve belgelerinin ibraz edilmediği görülmüştür. Tacir olan davalı şirketin sözleşmeye konu edimi yerine getirmediği anlaşıldığından davalı şirket yönünden borçlu olmadığının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı ..., ..., ... ve ... Yönünden yapılan değerlendirmede: Davacı tarafından çekin ciro yoluyla adı geçen şirketlere verilmiş olma ihtimaline binaen dava açıldığı, ancak ön inceleme aşamasından önce bu şirketler yönünden yapılan husumet itirazına bir diyeceklerinin olmadığının beyan edildiği görülmüştür. ... tarihli duruşmada, davalılar ... ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, davalılar ... ve ... vekillerine ise davayı takip edip etmeyeceklerini bildirmeleri için süre verildiği, geçen sürede beyanda bulunmadıklarının ... tarihli celsede tutanağa geçirilerek ve ... tarihli celseye de katılmadıkları görülmekle, davalılar ... ve ... yönünden de dosyanın işlemden kaldırıldığı görülmektedir. ... tarihli duruşmaya davalılar ... ve ... vekillerinin, ... tarihli duruşmaya davalılar ... ve ... vekillerinin katılmadıkları görülmektedir. Her ne kadar ... vekili kendisi hakkında dosyanın işlemden kaldırıldığı ... tarihli duruşmadan sonra ... tarihli duruşmaya katılsa da, ... vekili, kendisi hakkında dosyanın işlemden kaldırıldığı ... tarihli duruşmadan sonra mazeret dilekçeleri vermiş ise de, 6100 sayılı kanunda davanın yenilenmesi hakkının davalı tarafa da verildiği de bilinmekle, esasen işlemden kaldırılan dosya bölümü için usulünce bir yenileme olmadığından bu işlemler hükümsüzdür. Adı geçen davalılar tarafından davanın yenilenmesi yönünde bir irade sunulmamıştır. Ayrıca usulen söylemek gerekir ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2-2727 esas, 2020/846 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu hâlde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel bir itirazdır. Hâkim somut olayda bir itiraz sebebinin varlığını öğrenirse bu yönün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle bu hususu kendiliğinden gözetmek zorundadır. Taraf sıfatının, dava şartı olmaması nedeniyle; hâkim, yaptığı inceleme sonunda taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanaatine varırsa, dava şartı yokluğunun aksine davanın usulden değil, esastan reddine karar vermelidir (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Mart 2020, Cilt-1, s.332-334). Bu nedenlerle, ön inceleme duruşmasında husumet tespiti yapılmasına rağmen, husumet yukarıda değinildiği üzere, hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan, dava şartı olmadığından, usulünce takip edilen dosyalar da yukarıda bahsedilen davalılar yönünden mevcut olmadığından, mahkememizce davanın, dava şartı husumet yokluğunun kabulü gereği reddine değil, iş bu davalılar yönünden açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Çünkü, bu husus esasa ilişkindir ve tasarruf ilkesi de düşünülerek, esasa ilişkin olarak usulünce takip edilen, görülen dava hakkında karar verilir. Tüm bu açıklamalar ışığında mahkememizce söz konusu şirketler yönünden yargılama sırasında HMK 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, karar tarihine kadar geçen süreçte HMK 150. Maddede belirtilen üç aylık sürenin dolduğu görülmekle davalı şirketler yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın ... yönünden KABULÜNE, Buna göre; ... Şubesinin ... Seri Nolu ... düzenleme tarihli ... Euro bedelli çek yönünden davacının BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davalı ..., ..., ..., ... yönünden taraflarca takip edilmeyen davanın geçen süre dikkate alınarak AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalı ...’nden tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalı ...’nden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalılar ..., ..., ..., ... kendilerini ayrı ayrı vekil ile temsil ettiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile eşit oranda davalılara VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan ... TL dava ilk masrafının davalı ...’nden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi gideri, ... TL talimat masrafı, ... TL müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalı ...’nden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2021 Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/554, K. 2021/486, T. 09.07.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-554-e-2021-486-k-5d693913705d