İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/443 E. 2020/364 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/443
- Karar No
- 2020/364
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/443 KARAR NO : 2020/364 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2018 KARAR TARİHİ : 14/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği ... tarihli dava dilekçesinde özetle; tarafların uzun yıllar arkadaş olarak yakın ilişki içerisinde bulunduklarını, birbirlerine güvendiklerini, taraflar arasındaki bu yakın ilişki sürmekteyken davacının kızı ... (...) ...'ın ticaret yapmak istediğini söylediğini, davalı ile davacının kızı arasında Antalya ...Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı şirket ana sözleşmesi ile “...” adlı şirketi kurulduğunu, Şirketin sermayesinin ...-TL olan sermayesinin %95’lik kısmının davalıya, %5’lik kısmının davacının kızına ait olacağı, davacının kızının ... tarihinden itibaren 5 yıl süre ile şirketin münferiden temsile yetkili müdürü olarak görev yapacağının kararlaştırıldığını, ancak, aradan geçen zaman içerisinde, şirketin yetkilisi gözüken davacının kızının şirketin işlerini yönetmede ihmalkar davranması, şirketin diğer ortağı davalıya bilgi vermemesi, şirketin SGK ve Vergi Dairesi’ne olan borçlarının ödenmemesi nedeniyle, davalı tarafından arkadaşı olan davacıya müracaat edildiğini, şirketin kapanması hususunda yardım istediğini, buna istinaden şirketin fesih ve tasfiyesi talepli dava açıldığını, davanın yargılaması sırasında, alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, şirketin müdürünün davacının kızı olan ... olduğu, şirketin 2006 yılından itibaren zarar eder hale geldiği, şirketin ...-TL vergi borcunun, ...-TL SGK prim borcunun bulunduğu, ayrıca şirket personeline borcunun bulunduğunun belirlendiğini, yapılan yargılama sonucunda Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .../... E., .../... K. Sayılı ... tarihli ilamı ile şirketin feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, tasfiye kararından sonra yapılacak işlemler, mahkemece atanan tasfiye memuruna ödenecek ücretler, yatırılması gereken kamu borçlarının ödenememesi nedeniyle şirketin tasfiyesinin yapılamadığını, söz konusu şirket hakkında Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ... tarihinde re’sen terkin kararı alındığını, 2015 yılına gelindiğinde davalının davacının kızıyla ortağı olduğu şirketin 2014 yılında ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiğini davacıdan gizleyerek, kızıyla ortak şirket kurmak işine kendisini davacının soktuğunu, kızının yaptığı hatalar nedeniyle zarara uğradığını her fırsatta söyleyerek, şirketin ödenmeyen ve ödenmesi gereken borçlarının olduğunu, bu borçları kendisinin ödeyeceğine hile ve gizleme yoluyla inandırıp davacının iradesini fesada uğratmak suretiyle davalı ile geçmişten gelen hukukuna güvenip inanan davacıya, bir adet boş senedi yalnızca ismini yazdırıp imzalattığını, davalının bu suretle tanzim tarihi, vade tarihi, lehtarı, tutarı ödeme yeri olmayan imzalı boş senedi ele geçirdiğini ve davacıyı aldatmak yoluyla elinden boş senet alarak dolandırdığını, bu duruma mali müşavir ...'in tanık olduğunu, davalının senedi ... tanzim tarihli, ... vade tarihli, ...-TL bedelli olarak doldurduğunu, ve Kuşadası ... İcra Müdürlüğü’nün .../... E.sayılı dosyası ile ... tarihinde icra takibine giriştiğini, bu takibe yetki itirazında bulunmaları üzerine kabul edilerek Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... E. Sayılı dosyası ile takibin devam ettiğini, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını, davalının eyleminin dolandırıcılık suçunu teşkil ettiğinin açık olduğunu, davalının ortağı olduğu şirket nedeniyle sorumlu olduğunu iddia ettiği bir borç olduğunu ve bu borcu ödediğini ispat etmek zorunda olduğundan, irade fesadı ile imzalatılan senede dayanarak alacak talebinde bulunduğunu, bu sebeple takibe konu bono hakkında borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibine konu bononun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize verdiği ... havale tarihli dilekçesinde özetle; Açılan davanın asılsız iddialara dayatıldığını ve gerçeklere tamamen aykırı, zaman kazanmaya yönelik olduğunu, dava konusu senedin ... tarihinde icraya konulduğunu ve takipten 2,5 yıldan sonra bu davanın açıldığını, açılış sebebinin senedin karşılıksız olduğu değil davacının borcunu ödememek olduğunu, davalının senedi vadesinden 1 yıl sonra icraya koyduğunu, bunun sebebinin de davacının davalıya ... daki yerimi satılığa çıkardım, ... TL istiyorum satılsın sana olan senet borcumu hemen ödeyeceğim diyerek oyalaması olduğunu, davacının senette yazılı miktarı icra takibinden çok önce bildiği ve sözde ödemek için çabaladığını söylediğini ve davacının bu konudaki konuşmasını ve kendi sesinin kayda alındığını ve CD kayıtlarının sabit olduğunu, davacının kızının sözde %5 ortalık payı ile kurulan şirkette müvekkilinin %95 payı olduğu ve adı geçen şirketin borcu ile ilgili olduğu iddilarını kabul etmediklerini, hiçbir hakkı ve borcun bulunmadığını, senedin tüm unsurlarının yazıldığını ve bu hali ile müvekkiline teslim edildiğini, davacının devlete ve SGK kurumuna olan borçlarından kurtulmaya çalıştığını, aynı yolla davalıyı da dolandırmaya çalıştığını, açığa imza atmak sureti ile senet bono vb. imzalanmasının senedin geçersiz olması demek olmadığını, boş senede imza atmanın inanç sözleşmesinin asli unsurlarından olduğunu ve davacının bunun sorumluluğunu bilebilecek birisi olduğunu, davacının müvekkiline ait kendisindeki diğer bazı paralarını iade etmekte ihmalkar davrandığını, davacının verdiği senede karşı tüm iddia ve iftiralarının asılsız ve yazılı belge ile ispata muhtaç olduğunu beyanda davanın reddi ile davacının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün ... tarihi itibariyle ...'nin ... TL asıl ... TL gecikme zammı ve ... TL dosya masrafı olmak üzere toplam ... TL tutarında borcunun bulunduğu, ... tarihinden sonra tahakkuk eden borç bulunmadığını şirket yetkilisi ...'ın sorumlu olduğu dönemleri 6736 sayılı kanuna göre ... TL toplam borcu yapılandırdığı ve ... tarihinde belirtilen ... TL olarak ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Antalya Kurumlar Vergi Dairesinin dava dışı ...'nin ... tanzim tarihi itibariyle ... TL asıl ... TL gecikme zammı olmak üzere toplam ... TL tutarında borcunun bulunduğu, şirketin kuruluşundan itibaren %95 hisse oranında ortağı olan ... tarafından 6736 sayılı yasa kapsamında ortaklık hissenie düşen vergi borcunu ... tarihinde yapılandırdığını ve payına düşen borcunun tamamını ... tarihinde ... TL vergi aslı ve ... TL gecikme zammı olmak üzere toplam ... TL olarak ödeme yapıldığı ve şirketin kalan vergi borcu için ... TL ödemenin yapıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Antalya ... Vergi Dairesi Başkanlığının dava dışı ...'nin ... tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı, şirketin vergilerine istinaden ... tarihinden önce ... TL tahsilatın yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; Dava dosyası ve ekleri dava dışı ...'nin senedin tanzim tarihi olan ... tarihi itibariyle SGK ve vergi borçlarının söz konusu tarihten sonra herhangi bir af çıkıp çıkmadığı, buna göre ödeme miktarının azalıp azalmadığının tespiti için bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen ve dosyaya sunulan ... tarihli ön raporunda özetle; "...Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Antalya Kurumlar Vergi Dairesi ve Antalya ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ilgili ...'nin senet tanzim tarihi olan ... tarihi itibariyle SGK ve Vergi Borçlarının asıl ve işlemiş faiz olmak üzere toplam borçları ve ... tarihinden sonra tahakkuk eden SGK ve vergi borçları ile yapılan ödemelerin bilgi ve belgelerinin talep edilmesi...." istenilmiştir. Mahkememizce ilgili yerlere müzekkere yazılarak eksiklikler tamamlandıktan sonra dosyamız bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarihli raporda özetle; "...dava dosyası kapsamına göre, dava konusu senet tanzim tarihi olan ... tarihi itibariyle ilgili ...'nin ... TL tutarında sgk borcunun ve ... TL tutarında vergi borcu olmak üzere toplam ... TL tutarında borcunun olduğu, dava konusu senet tanzim tarihinden sonra 2 defa vergi affı çıkması ile vergi affından faydalanılarak ilgili ...'nin vergi borçlarının ödendiği ve vergi affından faydalanılarak ödenmesi nedeniyle şirketin vergi ve sgk borçlarında toplam ... TL tutarında azalma olduğu ..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Mahkememizce şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında sorumlu oldukları borç miktarının belirlenmesi için ek rapor düzenlenmesi için dosya tekrar bilirkişiye verilmiş, bilirkişi ... ... tarihli ek raporunda özetle; ".... ... tarili raporumda, dava konusu olan senedin düzenleme tarihi olan ... tarihi itibariyle ilgili ...'nin ... TL tutarında SGK borcunun ve ... TL tutarında vergi borcu olmak üzere toplam ... TL tutarında borcunun olduğu, bu borç tarihinden sonra 2 defa çıkan vergi affı nedeniyle şirket borcunun ... TL tutarında azaldığı ve dava tarihi itibariyle ödenmiş şirket borcunun ... TL olduğu, bu ortaklık yapısına göre ilgili ...'nin ödenmiş vergi ve sgk borcu toplam tutarı olan ... TL'sinin şirket ortaklarının hisselerine isabet eden kısmının ... hissesi yönünden ... TL, ... hissesi yönünden ... TL olduğu..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava icra takibinden sonra İİK 72/3 maddesi gereği kambiyo senedi vasfındaki bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafça senedin davalı ile aralarındaki güven ilişkisi istismar edilerek davacının kızı ile birlikte pay sahibi olan davalının pay sahibi oldukları şirketin borçları nedeniyle zarara uğradığını ve ödeme yapmak zorunda kaldığı beyanları üzerine düzenlendiğini, senedin tanzim tarihinde şirketin halen faaliyette olduğunun ve borçlarının ödeneceğinin belirtilmesi üzerine senedin imzalı olarak davalıya verildiği, ancak gerçekte düzenleme tarihinde şirketin terkin olduğu ve senette belirtilen tutarda borçlu bulunulmadığı hususunun öğrenildiğini, tüm bunların davalı tarafından davacının davalıya olan güveni kötüye kullanılarak gerçekleştirildiği iddasıyla aldatma ve hile ile tanzim edilen senet nedeniyle senette belirtilen tutarda borçlu olunmadığı gerekçesiyle tanık deliline dayanılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/03/2018 tarih 2017/19-897 Esas - 2018/464 Karar sayılı emsal içtihatında; " Dava, hileye dayalı olarak alındığı iddia edilen kambiyo senedinden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının iddiaları BK m. 28 (TBK.m. 36) de belirtilen hile olarak değerlendirilemez. Kambiyo senetlerine karşı borçlu bulunmadığının tespitinin yazılı delillerle ispatı gerekmektedir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. ... Dava suç sayılan bir fiille ele geçirildiği ve açığa imzalı olduğu iddia edilen bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. ... Mahkemece, davacının iddialarının hile (aldatma) kapsamında olduğu, bu kapsamda dinlenen tanıkların bononun tanzimine ilişkin görgüye dayalı bilgileri olmamakla birlikte bunlardan bir kısmının davacı tarafından tedarikçilere verilmek üzere boş bonoları imzaladığı, tedarikçilerin bonoyu teminat olarak kabul etmemeleri üzerine davacıya verilmek üzere davalıya teslim edildiği; davacı ve ailesinin oldukça varlıklı olduğu ve bu tutarda bir borç almaya ihtiyacı olmadığı, davalının da bu tutarda borç verebilecek ekonomik güce sahip olmadığı, bu şekilde bir borç ilişkisinin kabulünün genel hayat tecrübelerine uygun olmayacağı; Cumhuriyet Savcılığı tarafından aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda senetteki yazılarla imzanın farklı kalemlerle atıldığının belirtildiği ve bu kapsamda davalının davacıya bonoda yazılı tutarda borç verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %40'ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. ... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: somut olay bakımından davacı yanın iddialarının "aldatma" (=hile) kapsamında kabul edilip edilmeyeceği ve burada varılacak sonuca göre ispat vasıtası olarak tanık deliline başvurulup başvurulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle bono ve bu kapsamda teminat fonksiyonu, bononun aldatma suretiyle düzenletildiği iddiası ve bunlara ilişkin ispat kuralları ile ceza davasının hukuk yargılamasına etkisi konularında kısa bilgiler verilmesi uygun olacaktır. ... Dava ve takip konusu bononun keşide ve vade tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688’inci maddesi bononun unsurlarını göstermiş, 690’ıncı maddesi ise mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelere ilişkin bir kısım hükümlerin bonolar için de uygulanacağını belirtmiştir. Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (eTTK m.557, TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Aldatma (hile) bir fiille gerçekleştirilebilir. Bu fiil aktif bir hareket olabileceği gibi pasif bir davranış, bir kaçınma hâli ya da susma da olabilir (Eren, s.415; Oğuzman/Öz, s.94; Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı, s.453). Aldatma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak tanık deliline başvurulmasına cevaz vermiştir (HUMK m.293/5; HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (HUMK m.290; HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297; Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.; Erdönmez, G.: Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.1857). Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı; kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır..." şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda mahkememizce davacının senedin aldatma ve hile ile doldurulduğu iddiasına ilişkin olarak taraf tanıklarının beyanları alınmıştır. Tanıklar beyanlarında özetle; davacının kızı ile davalının ortak olduğu şirketin borcu nedeniyle tarafların bir araya geldiklerini, şirketin borçlarının hesaplandığını ve bu hesap üzerine takibe dayanak bononun tanzim edildiğini belirtmişlerdir. Mahkememizce yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamında takibe dayanak bononun davalı tarafından davacının kızı ile ortak oldukları şirketin vergi ve sgk borçlarına ilişkin olarak düzenlendiğinin kabulü gerekmiştir. Mahkememizce SGK İl Müdürlüğü'ne ve Antalya Kurumlar Vergi Dairesine müzekkere yazılarak senedin tanzim tarihi itibariyle davacının kızı ve davalının ortak olduğu ... nin borç miktarı sorulmuştur. Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 11/06/2012 tarih 2011/7662 Esas - 2012/11092 Karar sayılı emsal içtihatında; "...6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde ise; limitet şirket ortaklarının kamu alacaklarından sorumluluğu düzenlenmiş, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılması koşuluyla şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağı öngörülmüştür..." şeklinde belirtilmiştir. Şirkette %95 pay sahibinin davalı, %5 pay sahibinin ise davacının kızı olduğunu, şirket kayıtları ve alınan bilirkişi raporundan anlaşılmış, senedin tanzim tarihi itibariyle şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu oldukları miktarın tespiti hususunda düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak mahkememizce davacının takibe dayanak bono yönünden kızının şirket borçlarından sorumlu olduğu tutarla sınırlı olmak üzere borçlu olduğu, aşan kısım yönünden borçlu olmadığının kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK 72/5 maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararında alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamaz." düzenlemesi mevcut olup, somut olayda; şirket ortağı olan davalının senedin tanzim edildiği sırada şirketin hangi miktarda borçlu olduğunun bilebilecek durumda olduğu, borç miktarından fazla tanzim edilen senet yönünden kötü niyetli olduğunun kabulü ile aleyhine tazminata hükmetmek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile Antalya ...İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak ... düzenleme, ... vade tarihli ... TL bedelli bono yönünden davacının ... TL'yi aşan kısım yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE, ... TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan; başvurma harcı, bilirkişi ücreti, tebligat ücreti ve posta masraflarından oluşan toplam ... TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan ... TL ve peşin alınan ... TL peşin harç'ın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyesinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan; talimat giderinin davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan ... TL'in davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiyesinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Taraflarca dosyaya yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE, 7-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul oranınca hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red oranınca hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2020 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza