İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/838 E. 2020/600 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/838
- Karar No
- 2020/600
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/838 Esas KARAR NO : 2020/600 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/12/2016 KARAR TARİHİ : 19/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkilinin ... tarihinde, yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte iken kendisine sürücü ... sevk ve idaresindeki ... ne ait ... plakalı hasta nakil aracı ile çarptığını, iş bu kaza nedeni ile müvekkilinin ameliyat olduğunu, ... tarihinden ... tarihine kadar 45 gün istirahat raporu verildiğini, ... tarihinden ... tarihine kadar da iş göremezlik raporu verildiğini, kazaya sebebiyet veren davalıya ait aracın ZMMS poliçesi ile ... tarafından yapıldığını, u nedenle sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sigorta şirketine tazminat tabinde bulunmalarına rağmen taraflarına tazminat ödemesinde bulunulmayacağının bildirildiğini, müvekkilinin tedavi ve hastane masraflarının davalılarca ödemesi gerektiğini, müvekkilinin görünür bedensel zararı dışında kaza sırasında yaşanan çarpma nedeniyle zihinsel olarak da geçici ve kalıcı zararları olduğunu, bu sebeplerle şimdilik ... TL maddi tazminatın, ... TL manevi tazminat talebinin kabulü ile, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı sigorta vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun KTK ve poliçe genel şartları gereğince poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, kaza sonrası düzenlenen ve yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında kazaya karışan aracın kusursuz olduğunun tespit edildiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman bilirkişi tarafından yapılmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, bu sebeplerle davanın reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; Anayasa'nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun kurala bağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği için davaya görev yönünden itirazları olduğunu, davada husumetin ...ne yöneltilmiş ve dava ile tebligatların ... ne yapıldığını, ancak ... kurumuna bağlı olup, taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkil ... na yöneltilmesi gerektiğini, iş bu kaza nedeniyle davacı taraf kusurlu olduğu için tazminat şartlarının gerçekleşmediği ve dolayısıyla tazmin talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, manevi tazminat talebini fahiş olduğunu ve reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağının hatalı olduğunun asılsız olduğunu zira tutanağın yetkili görevlilerce tutulduğunu, bu sebeplerle davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin içerisinde hasta bulunan, hasta nakil aracı ile aracın ışıkları açık bir halde seyir halinde iken, davacının kazanın olduğu caddede, yolcu inmesi yasak olmasına rağmen otobüsten inerek, tramvay durağına doğru koşmak amacı ile aniden müvekkilinin kullanmakta olduğu aracın önünde fırladığını, bu süreçte müvekkilinin hız sınırına uygun bir şekilde aracı kullandığını, müvekkilinin frene bastığını ancak davacı tarafın hızla yola fırlaması nedeni ile söz konusu kazanın gerçekleştiğini, zaten olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağında davacı aslin kusurlu olarak yer aldığını, yaya asli kusurlu olduğundan dolayı herhangi bir maddi ve manevi tazminata hak kazanmadığını, davacının kendi kusuru nedeni ile kendisinin sebep olduğu maddi ve manevi zararları başkasının karşılamasını talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu durumun, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düştüğünü, bu halde; müvekkilin olayın oluş şeklinde herhangi bir kusur yok iken, kendisinden bir tazminat istenmesi usul ve yasaya aykırı olup, aynı zamanda davacının kötü niyetli davrandığını da gösterdiğini, ayrıca müvekkil herhangi bir kusuru olmamasına rağmen insaniyet namına, davacıyı kaza sonrasında hastaneye götürmek için elinden geleni yaptığını ve ...de kendisiyle ilgilenilmesini sağladığını, bu sebeplerle, davacının tam kusurlu olup, iddia edilen tüm maddi ve manevi zararlar kendi kusuru nedeni ile meydana geldiğinden açılan davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş, refakata bir trafik bilirkişisi alınarak kaza mahallinde keşif yapılmış, mahkememize sunulan ... tarihinde sunulan bilirkişi raporunda, Davacı ... olayın meydana gelmesinde %62,5 oranında kusurlu olduğu, Davalı ... olayın meydana gelmesinde %37,5-(3/8) oranında kusurlu olduğu, Davalı ... ... plakalı aracın işleten malik sorumlusu olarak davalı sürücü ...'ın yapmış olduğu kusur oranda motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi olarak davacının doğan zararında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Davalı ..., kendi sigorta poliçesi teminatı altında sigortalı olan ... plakalı aracı kullanan davalı ...'ın yapmış olduğu kusur oranında sigorta sözleşme limiti dahilinde davacı tarafına maddi tazminat ödeme sorumluluğu olduğu, görüşünü bildirir rapor sunmuştur. Dosya daha sonra ek rapor aldırılmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporda, kök raporunda bir değişiklik olmadığını, önceki rapordaki görüşlerini bildirmiştir. Tarafların kusur oranlarının tespiti için dosya Ankara Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve mahkememize sunulan ... tarihli raporda, -Sürücü ...'ın %37,5(yüzde otuz yedi buçuk) oranında kusurlu, Yaya ...'nın %62,5(yüzde altmış iki buçuk) kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor sunulmuştur. Dosya davacının maluliyet oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve mahkememize sunulan ... tarihli raporda, ... oğlu, ... doğumlu ...'nın ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında; 1) Tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1(bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğini bildirir rapor sunulmuştur. Dosya davacının maluliyet oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve mahkememize sunulan ... tarihli raporda, ... oğlu ... doğumlu ...’nın ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik dikkate alındığında; 1)Tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu, 2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1(bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğini bildirir rapor sunulmuştur. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, TBK 49 vd. Maddelerine dayalı haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen işleten-sürücü ve ZMMS aleyhine açılan maddi tazminat ile sigorta şirketi dışındaki işleten - sürücü aleyhine açılan manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 114. maddesinin (g) bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde; “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” düzenlemesi bulunmaktadır Anılan maddenin gerekçesinde ise; “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır. Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması hâlinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması hâlinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). Bu durumda Yönetmeliğin 45. maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü ve beşinci fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK’nın 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir (Pekcanıtez H./Atalay O./ Özekes., M., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku 13. Bası, Ankara 2012, s.354 ). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kazasında maluliyete uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat davasında alınan maluliyet rapor ücreti ve tebligat ücreti mahkememizce gider avansı olarak nitelendirilmiş ve ... tarihli celsede ... TL ATK rapor ücreti ve ... TL tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL eksik gider avansının ikmal edilmesi husunda davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiş ve verilen kesin sürede gider avansının ikmal edilmemesi halinde 6100 s. HMK m. 114/1-g ve m. 115/2 gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddolacağının ihtarı davacı vekilinin yüzüne karşı yapılmıştır. Davacı vekili ise verilen kesin sürede gider avansını ikmal etmemiş ve ATK raporunun ek rapor mahiyetinde olduğu ve ek rapordan ücret alınamayacağını beyan etmiştir. Burada belirtmek gerekir ki İstanbul ATK ... İhtisas Kurulundan alınan ... tarihli rapor ek rapor mahiyetinde olmayıp yeni yönetmeliğe göre davacının da talebi üzerine aldırılan yeni bir rapor mahiyetindedir. Kaldı ki ek rapor olsa dahi mahkeme ek rapora resen ücret takdir edebilecektir. Bu sebeplerle davacı tarafın bu itirazına itibar edilmemiş verilen kesin sürede gider avansının ikmal edilmemesi nedeniyle 6100 s. HMK m. 114/1-g ve m. 115/2 gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Maddi tazminat davası yönünden, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile eksik alınan ... TL nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Manevi tazminat davası yönünden, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile, fazladan alınan ... TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ... Şirketi harici davalılara verilmesine, 6-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır