İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/411 E. 2020/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/411
Karar No
2020/632
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/411 KARAR NO : 2020/632 DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2017 KARAR TARİHİ : 08/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından emekli maaşının tamamı üzerinden konulan 5 aylık haksız blokajın kaldırılması ve haksız kesintinin yasal faizi ile iadesi ve kesintinin en azından 1/4 oranında yapılabilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşme kapsamında ticari kredi kullandığını, kredi borcunu ödememesi sebebiyle takibe geçildiğini, davacının emekli maaşından kesinti yapılmasına ilişkin muvafakat verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Antalya ... Tüketici Mahkemesinin ... tarih ve .../... Esas - .../... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Dava; banka genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredinin yapılandırılması kapsamında geri ödemelerinin, davacının SGK'dan aldığı emekli maaşından bloke edilmek suretiyle tahsilinin haksız olduğu iddiasıyla açılan istirdat davasıdır. Uyuşmazlık; genel kredi sözleşmesi kapsamında yapılandırılan borcun davacının emekli maaşının tamamı bloke edilerek tahsil edilip edilemeyeceği, davacının muvafakatnamesinin geçerli olup olmadığı, emekli maaşından alınan ödemelerin iadesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Tüketici Mahkemesince aldırılan, bankacı bilirkişi ... tarafından ibraz edilen ... tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "taraflar arasındaki akdi ilişkinin 2017 yılının ilk beş ayında normal seyrini sürdürdüğü, 5510 sayılı yasa hükümleri ve Yüksek Mahkemenin 13. Hukuk Dairesinin emsal kararları gözetildiğinde, sosyal güvenlik kurumunca davacının banka nezdindeki ...-... numaralı vadesiz mevduat hesabına her ay düzenli olarak gönderilen emekli maaşından kredi taksit ödemelerinin davacı banka tarafınca tahsil edilmesinin taraflar arasındaki Muvafakatname, Taahhütname, Virman, Takas ve Mahsup Talimatına uygun olduğu, yapılan işlemin hesaba resen yapılan blokaj ve/veva haciz işlemi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kesintinin davacının maaşının dörtte biri oranında yapılması yönündeki davacı talebinin davalı banka tarafından kabul edilmesi zorunluğu bulunmadığı, ancak taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona ermesi ve kredilerin takip hesabına aktarılmasıyla birlikte, davalı bankanın davacının emekli maaşından ¼ oranında dahi olsa, emekli maaşına blokaj uygulamak suretiyle resen kredi hesaplarına tahsilat yapmasının 5510 sayılı Kanunun 93 .maddesi uyarınca mümkün olamayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından ibraz edilen ... tarihli ek raporunda; Dosyaya sunulan ... tarihli raporunda ayrıntılı ve açık olarak ifade edildiği üzere, ortada bir haciz blokajı bulunmadığı, sosyal güvenlik kurumunca davacının banka nezdindeki ...-... numaralı vadesiz mevduat hesabına her ay düzenli olarak gönderilen emekli maaşından kredi taksit ödemelerinin davacı banka tarafınca tahsil edilmesinin taraflar arasındaki Muvafakatname, Taahhütname, Virman, Takas ve Mahsup Talimatına uygun olduğu, yapılan işlemin hesaba resen yapılan blokaj ve/veya haciz işlemi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kesintinin davacının maaşının dörtte biri oranında yapılması yönündeki davacı talebinin davalı banka tarafından kabul edilmesi zorunluğu bulunmadığı, bu yönde verilen emsal kararların da mevcut olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93. maddesinde “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü bulunmaktadır. İİK’nın 83/a maddesindeki "İİK’nın 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK’nun 93/1. maddesinde, "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay 13. Ve 19. Hukuk Dairelerinin içtihatlarına göre de kredi kullanan emeklinin yazılı muvafakat vermesi halinde, emeklinin kullandığı kredinin geri ödemelerinin emekli maaşının tamamı kullanılarak yapılabileceği belirtilmektedir. Somut olayda, davacı ile davalı banka arasında ... ve ... tarihli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, davacının ... tarihli muvafakatname ile davalı bankadan kullanmış olduğu ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak SGK'dan olan alacaklarını gösterdiği, kredilerin geri ödenmesinde başkaca bir talimata gerek olmaksızın bu alacaklarının kullanılmasına muvafakat verdiği, yine icra halinde tamamı üzerine haciz konulmasına muvafakat ettiğini beyan ettiği, bu tarihten sonra da 2016 tarihinde ticari yapılandırma kredileri kullandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından imzalanan sözleşmede bankaya hesaptan tahsilat yetkisi de verilmiştir. Davacı sözleşmeden dönmediğine göre borcu ne şekilde ödeyeceğini de açıklamamıştır. Davalı banka, kesintileri kredi sözleşmesine ve muvafakatnameye istinaden yapmıştır. İcra müdürü tarafından yapılmış bir haciz de bulunmamaktadır. Bu durumda, borcun ödenmemesi üzerine bankanın, davacının emekli maaşına bloke konulacağına dair hükmüne dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının kabulü gerekir. Diğer taraftan davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün değildir. Zira taraflar arasındaki ilişkinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması, davacının basiretli davranma yükümlülüğünün olması, muvafakatnamenin imzalamış olması, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat vermesine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur. Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp blokenin kaldırılmasını ve kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz (TMK m.2). Hal böyle olunca, mahkememizce uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ...-TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan ...-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunana AAÜT uyarınca hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE, 5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 08/12/2020 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı)

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/411, K. 2020/632, T. 08.12.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-411-e-2020-632-k-de2fc082c713