İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/546 E. 2020/656 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/546
- Karar No
- 2020/656
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/546 Esas KARAR NO : 2020/656 DAVA : Menfi Tespit - İstirdat DAVA TARİHİ : 16/08/2018 KARAR TARİHİ : 17/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit - İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile ... tarihli ... yılı konaklama sözleşmesi imza edildiğini, müvekkilin ... tarihinde konaklama sözleşmesine göre ... Otelinde konaklatacağı misafirlerin konaklama ücretleri için ön ödeme/teminat kapsamında çekleri davalı şirkete çek teslim protokolü ile teslim edildiğini, ... , ... , ... ve ... tarihli her biri ... USD tutarlı çeklerin ... ve ... seri nolu çeklerin müvekkili firmadan tahsilatlarının yapıldığını, ... ve ... seri nolu çeklerin davalı firmanın kapanmasından sözleşmeden doğan alacağı kalmadığından sözleşmeden doğan bu çeklerin karşılığı bulunmadığından iade edilmesinin gerektiğini, teslim edilmeyerek ... vadeli çekin ... ... A.Ş.’ne verildiğini, 3. Şahsın iyiniyetli olmasının kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki alt ilişkiyi bilmedikleri iddiasının da kabul edilemez olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile ticari ilişkiye teminat en davalıya teslim edilen ... nolu çekin ödemesinin ve icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yönünden davanın konusunu teşkil eden çek, hiçbir surette uhdelerine geçmediğini, davalı olmasının da mümkün olamayacağını, bu nedenle; husumet yönetilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ... .... Şti. cevap vermemiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesine dayanan menfi tespit - istirdat istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. ... ... ... Şubesinin ... ... ... tarihli cevabi yazılarında davacının keşidecisi olduğu ... seri nolu çekin ... ... ... tarihinde takastan ... ... A.Ş.'ye ödendiği belirtilmiştir. ... ... ... . Şti. yetkilisinin isticvabı için Manavgat ... . Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat bila ikmal iade olunmuştur. ... ... ... . Şti.'ni ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi için Manavgat ... . Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat bila ikmal iade olunmuştur. Mali Müşavir ... ... ... tarihli raporunda özetle; davacı tarafın ... yılı ticari defterlerinin incelenmesi ile ticari defterlerinin lehine delil vasfı taşıdığı, davacının ticari defterlerine davalı adına kayıt ettiği ... USD tutarlı 4 adet çekin kayıtlı olduğu, ... USD çek bedeli tutarında davalıdan alacağının bulunduğu, davaya konu edilen 1 adet çekin bedelsiz kaldığı, Taraflar arasında... tarihli Konaklama Sözleşmesine istinaden “Turizm Acenteliği ve Konaklama İşletmeciliği” ticari ilişkisinin kurulduğu, tarafların Çek Teslim Protokolüne konu edilen ... USD tutarlı toplam 4 adet çekin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerini e-defter olarak tuttuğu, ticari defter e-beratlarının yasal süresinde onaylandığı, envanter defterini kağıt ortamında noter tasdikinin yapılı olduğu, 6100 sayılı HMK 222/2. md göre ... yılı defter kayıtlarının davalarda davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan ... USD karşılığı olarak ... TL alacaklı olduğu, davacının davaya konu edilen 1 adet çekin bedelsiz kaldığı, belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Yargıtay uygulanmasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı kararı). Ticari defterler, kanunda öngörülen şartlara uygun tutulmuş olsun ya da olmasın, sahibi aleyhine her zaman delil olurlar (Ceyhun, Deniz; Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliği, Ankara 2017, s. 117 vd.; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2019 tarih 2018/748E. 2019/762K. sayılı kararı). İsticvap, bir tarafın kendi aleyhine olan belli vakılar hakkında mahkeme tarafından dinlenilmesi demektir. İsticvapta bir taraf yalnız kendi aleyhine olan vakıalar hakkında sorguya çekilir. Tarafların genel olarak dinlenmesine, sadece vakıaların açıklatılması amacıyla başvurulur, dinlenilmeye gelmemenin isticvapta olduğu gibi vakıayı ikrar etmiş sayılma gibi sonucu bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 tarih 2009/6-477E. 2009/546K. sayılı kararı). İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 169/2. maddesi). İsticvap için çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 169/2. maddesi). Kambiyo senedinin ticari defterine kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2016 tarih 2016/2577E. 2016/9913K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2016 tarih 2015/15116E. 2016/7709K. sayılı kararı). Bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği davalının ticari defterinin incelenmesi gerekli değildir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2019 tarih 2018/997 E. 2019/5542K. sayılı kararı). Yabancı para cinsinden alacaklarda karar ve ilâm harcının o yabancı paranın karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanacağı kabul edilmektedir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2011 tarih 2010/6976E. 2011/2610K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı konaklama sözleşmesi nedeni ile verilen çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemi ile dava açmış, ... tarihli celsede davalılardan ... ... A.Ş. aleyhine açılan davayı takip etmediklerini belirtmiş aynı celsede bu davalı yönünden dava işlemden kaldırılmıştır. Davacı dava konu çekin konaklama sözleşmesine istinaden verildiğini, davalı ... ... . Şti.'nin edimini ifa etmediğini iddia etmiş, taraflar arasındaki sözleşmeyi ve çek teslim protokolünü sunmuştur. Davalı ... ... Şti. Temsilcinin her iki belge altındaki imzaların kendilerine ait olup olmadığı hususlarında isticvabına karar verilmiş, davalı usulüne uygun ihtaratları da içerir davetiye tebliğine rağmen talimat mahkemesindeki duruşmaya katılmamıştır. Bu haliyle davacının tutunduğu her iki belge yönünden de imzaların davalı ... ... Şti. 'e ait olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafının bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defterlerine göre, dava konusu çek yönünden alacağı bulunmaktadır. Davalı taraf ticari defterlerin sunulmasına ilişkin talimat mahkemesinin tebligatı usulüne uygun tebliğ olunmasına rağmen ticari defterleri sunmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222/3. maddesi gereğince davalının ticari sunmaması nedeniyle davacının ticari defter ve belgeleri davacı lehine delil olduğu gibi davalı ... ... . Şti. konaklama sözleşmesinde kararlaştırılan edimini ifa ettiğini kanıtlayamadığı gibi bir delil sunmamış, cevap da vermemiştir. Bu bakımdan davacının dava konusu çek nedeni ile ... ... . Şti.'ye bir borcunun olmadığı kanaatine varılmakla birlikte dava konusu çek yargılama devam ederken dava dışı üçüncü kişi tarafından tahsil edildiğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesi gereğince dava istirdat davasına dönmesi nedeni ile davacının davasının davalı ... ... . Şti. Yönünden istirdat davası olarak kabulüne, davalı ... ... A.Ş. aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davalı ... ... AŞ aleyhine açılan davasının AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2. Davacının davalı ... ... Şti aleyhine açılan davasının KABULÜNE, ... .-USD'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince her bir davacı yönünden hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... .TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalı ... . Şti.'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma harcı ... TL peşin harç, ... TL bilirkişi, posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL'nin davalı ... Şti.'dan alınarak davacıya verilmesine, 5. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalı ... ... Şti.'dan alınarak davacıya verilmesine, 8. Davalı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 9. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/12/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır