İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/117 E. 2025/234 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/117
- Karar No
- 2025/234
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/117 Esas KARAR NO : 2025/234 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/02/2025 KARAR TARİHİ : 07/03/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ilçesindeki ... ... istasyonundan birden fazla kez yakıt aldığını, işbu yakıtlardan sonra aracın kullanılamaz hale geldiğini, bunun farkedilmesi sonucu aracını hiç çalıştırmadan bakım servisine çektirdiğini, burada ustalar tarafından kendisine yakıt deposunda su olabileceğinin bildirildiğini, akabinde ... istasyonu tarafından yakıt deposundan numuneler alınarak ölçüm ve testler yapıldığını, yakıt istasyonunun kusurlu davranışı sonucunda müvekkilinin aracında yüksek miktarda su tespit edildiğini, aracın bakım servisinde olmasından dolayı müvekkilinin araç kiralamak zorunda kaldığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... D.İŞ dosyası ile tespit yaptırdıklarını, ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, karşı tarafın itiraz ettiğini, işbu itiraz neticesinde takip dosyasının durduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk yolunun anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin aracının kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle oluşan zararın karşı taraftan alınmasını, %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve ihtiyati haciz talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Müvekkili şirket doğrudan müşterilere satış yapmayan ve bayilerine satış yapan ... Şirketi olduğunu, davacı taraf ayıplı olduğunu iddia ettiği akaryakıtı bağımsız tüzel kişiliği haiz ... ünvanlı bayiden aldığını, yani müvekkilline davacı arasında doğrudan bir mal alım - satımı söz konusu olmadığını, müvekkili şirket akaryakıt dağıtım firması olarak, kendi bayilerine akaryakıt satışı yaptığını, direkt olarak üçüncü şahıslara ve tüketicilere yakıt satışı ve teslimatı yapmadığını, bu bayiler müvekkili şirket ile aktettiği bayilik sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren ve kendi bağımsız tüzel kişilikleri olan firmalar olup müvekkili şirketin şubesi ya da acentası vasfında olmadığını, akaryakıt istasyonlarındaki bayiler her türlü ticari faaliyetlerini münhasıran kendi nam ve hesaplarına yürüttüğünü, bu faaliyetleri sırasında gerek çalışanları, gerekse müşterileri ve 3. şahıslarla ilgili hukuki, ticari ve mali tüm ilişkileri ve bundan doğan her türlü sorumluluk tamamen bayilere ait olduğunu, müvekkili şirketin hukuki sorumluluğu, satışını yaptığı akaryakıtın bayiye teslimi ile sona erdiğini, bayi ile müvekkili şirket arasında sadece bayilik ilişkisi olup bilindiği üzere, bu husus bayilik sözleşmesi tarafların birbirinin eylem ve haksız fiilinden sorumlu olmasını gerektiren bir hukuki ilişki oluşturmadığını, müvekkili şirket, Petrol Piyasası mevzuatı gereği düzenli olarak denetlenen ve bu sebeple de standartlar dışında olması imkânı olmayan ürünlerini bayiye satıp teslim etmekle edimini tam olarak ifa etmiş sayıldığından, araçta meydana geldiği iddia edilen zararın ve zarar tutarının da taraflarınca kabul edilmediğini ifade etmekle birlikte, yalnızca davacı beyanlarına itibar edilmesinin hukuken mümkün olmaması ve ispata muhtaç olmaları yanında, ayrıca iddia edilen zararın sebebinin sözde teknik kriterlere aykırı yakıt verilmesi kaynaklı olup olmadığı ispatlanamadığından davanın reddini talep etmiştir. Dava, haksız fiil neticesinde araçta oluşan hasar bedeli ve ikame araç bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde bu kanunun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsayacağının belirtildiği, aynı kanunun 3. Maddesinde; tüketicinin, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işleminin ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade ettiği, aynı yasanın 73. Maddesinde de tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında bir hukuki işlemin olması gerekir. Dava dilekçesi ile mahkememizce dosya arasına alınan evraklar ve müzekkere yanıtlarından da anlaşılacağı üzere somut olayda; tacir olmayan davacıya ait hususi nitelikteki aracın davalı benzin istasyonundan birden fazla yakıt aldığı, aldığı yakıtlar sebebiyle aracın kullanılamaz hale geldiği, davacının hasar talebi ve ikame araç bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacının tacir olmayıp dava konusu aracın da ticari nitelikte olmaması karşısında davacı ile davalı şirket arasındaki ilişki, 6502 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi kapsamında tüketici işleminden kaynaklanmaktadır. 6502 sayılı Kanunda görev ve yetkiye ilişkin hükümlerin niteliğine ve zaman bakımından uygulamasına ilişkin hükümlere de yer verilmiş, Yasa'nın 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi 6502 Sayılı TKHK'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek, maddenin özel hüküm niteliğinde olduğu vurgulanmış ve 6502 Sayılı TKHK'nın geçici 1. maddesinde, yasanın yürürlüğü sonrası açılacak davalarda usul kurallarının derhal uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Belirtilen düzenlemeler karşısında, davacının tacir olmadığı ve davaya konu aracın da hususi nitelikte olduğu ve davacının tüketici konumunda olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, tüketici konumunda olan davacı tarafından açılan iş bu davada, davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı.07/03/2025 Katip ... ✍e-imzalıdır Hakim ... ✍e-imzalıdır