İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/835 E. 2021/110 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/835
- Karar No
- 2021/110
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/835 Esas KARAR NO : 2021/110 DAVA : Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/06/2014 KARAR TARİHİ : 23/02/2021 Mahkememizden verilen ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararın Yargıtay ...HD nin ... tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, aynı dairenin ... tarihli, ... Esas,... Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebi reddedilmiş olmakla, yukarıdaki esasına kaydedilerek: yapılan açık yargılamaları sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Bankası ... Şubesi nezdinde banka hesabı olduğunu, müvekkilinin internet bankacılığı şifresinin ele geçirilip ... tarihinde müvekkilinin hesabından kendisinin bilgisi , rızası ve talimatı olmaksızın ... TL nin başka bir hesaba aktarılmış bulunduğunu, müvekkilinin bu durumu ... tarihli hesap ekstresini incelerken öğrendiğini, bu konuda bankaya ihtar çekildiğini, ihtara cevap verilmediğini, müvekkilinin şifre ve parola gibi kişisel bilgilerini üçüncü kişi ile paylaşmadığını, bankanın hesaplara yönelebilecek tehditlere karşı güncel teknolojileri takip ederek yeni gelişmeleri bilgisayar sistemlerine entegre etmesi gerektiğini, güvenlik tedbirleri alma yükümlülüğü bulunduğunu belirterek, bankanın kusurları nedeni ile uğranılan maddi zararı karşılayabilmesi için ... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren en yüksek banka mevduatı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının hesabında bulunan paraların boşaltıldığı iddialarının yerinde olmadığını, davacıya ait banka kayıtlarının incelenmesinde davacının hesaplarında bilgisi, rızası ve talimatı olmaksızın bir aktarımın olmadığının görüleceğini, internet bankacılığı kullanan davacının kişisel olarak güvenlik önlemlerini almak zorunda olduğunu, müvekkili banka tarafından internet bankacılığı ile ilgili olarak tüm güvenlik ve koruma tedbirlerinin alındığını, davacının dava konusu iddiası nedeniyle bu tarihe kadar Hiçbir yasal yola başvurmamış olmasının düşündürücü olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının talebinin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin hesabından rızası dışında para aktarıldığı iddiasına dayanan tazminat davasının TBK.'nun 72.maddesi uyarınca ... yıllık zamanaşamına tabii olduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş Mahkememizin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı Yargıtay ...HD nin ... tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı "Dava, internet bankacılığı yolu ile davacı hesabından üçüncü kişiler tarafından çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, TBK’nın 72. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı ile davalı banka arasındaki ilişki sözleşmeye dayalı bir ilişki olup, uygulanması gereken zamanaşımı süresi 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesi uyarınca 10 yıldır. Bu itibarla, mahkemece, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkememizce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiştir. Bilirkişi ... ve Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 25.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Müzekkereye cevaben davalı banka şubesinin dosyaya gönderilen ... tarihli yazısında işlem tarihlerinin 2007-2008 yıllarına ait olması ve 10 yıllık zaman aşımı nedeniyle işlemlere ilişkin makbuz ve dekontların imha edildiği, ilgili log kayıtlarının sunulamadığı açıklanarak davalı şirkete ait hesap hareketleri dosyaya gönderildiği, davacı şirketin sözü edilen ticari mevduat hesabının internet bankacılığına açık olduğunu gösterir hesap hareketi üzerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, iddia konusu davacı şirketin hesabından ... tarihinde ... işlem numarasıyla ...’a ödenen açıklamasıyla hesaptan ... TL para çıkışının adı geçene doğrudan yapılan nakit ödeme olarak göründüğü, davalı bankanın 10 yıllık kayıt saklama süresi ileri sürerek hesap hareketi dışında başkaca belge ortaya koymaması nedeniyle, davacı şirketin banka nezdindeki hesabının internet bankacılığına açık olduğu, internet bankacılığıyla ilgili şirkete şifre teslim edildiği ve dolayısıyla bu şifrenin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilerek hesaptan rıza ve iradeleri dışında ... adındaki yapılan ödemenin internet üzerinden aktarıldığı hususunun sadece davacı şirketin iddiasından ibaret bulunduğu, davacı şirket iddiasının incelenebilmesi için taraflar arasında düzenlenen internet bankacılığı işlemlerinin yürütülmesine ilişkin işlemlerin yer aldığı hizmet sözleşmesinin, davacı şirketin talebi, şifre ve parolanın tüzel kişi adına internet bankacılığından İşlem yapabilmesi için kime ve ne zaman teslim edildiği, ... tarihli ... TL’lik işlemin hangi IP numaralarıyla sisteme bağlanılmak üzere hangi saatte gerçekleştiği, ... isimli kişiye yapılan para transferinin hangi banka ve hesabına yapıldığı, hususlarının bilinmesi gerektiği, diğer taraftan işlemin gerçekleştirilmesi sırasında banka sistemine bağlanılan bilgisayarların IP numaralarından konumu, bağlanılan kişinin kimliği ve ... adlı kişinin kim olduğu, davacı tarafla ilgisinin olup olmadığı, ... hesabına aktarılan paranın akıbetinin ancak savcılık soruşturmasıyla ortaya çıkarılmasının mümkün olacağı, davacı şirketin vergi usul kanunu yönüyle birinci sınıf defter tutma yükümlüsü olarak, bugün dahi yüksek bir tutar olan ... TL’lik para işleminin hesabından iradesi dışında hesabından alınarak zarara uğratıldığı iddiasının ... tarihinde öğrenilmesi, ... tarihinde bankaya noter İhtan keşide edilerek bildirilmesi ve nihayetinde huzurdaki davanın konusu yapılabilmesinin normal bir süreç olarak gözükmediği, aynca suç niteliğindeki iddiayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılmamış olmasının olayı aydınlatacak delillerin toplanmasına engel teşkil ettiği, öte yandan davacı şirketin ... adlı kişiyle ticari bir ilişkisi olup olmadığı hususunda kendi defter ve kayıtlarını delil olarak göstermesinin de gerekli olduğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetmeliğinde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin 14.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, tebliğin ... tarihinde yürürlüğü girmekle birlikte tebliğ hükümleri ilgili sistem ve faaliyetlerin azami iki yıl içerisinde tebliğ hükümlerine uygun hale getirilmesinin geçici 1. maddede yazılı olduğu, 24.01.2009 tarihli Resmi gazetede tebliğin değişikliklerle yeniden yayınlandığı ve ... tarihinden itibaren tek kullanımlık şifre dahil kimlik doğrulamalarda kullanılacak parolaların ve değişken parolaların yönetilmesinde asgari düzenlemelerin 27. madde 6. fıkrası içerisinde yürürlüğe girdiği, 16. maddede banka müşterilerinin risklerin azaltılmasına yönelik güvenlik önlemleri ve korunma yöntemleri hususunda bilgilendirilmesi, sorunların takip edileceği mekanizmaların oluşturulması hususlarında bankaların görevlendirildiği, ancak dava konusu işlem ... tarihinde gerçekleştiğinin iddia edildiği dikkate alındığında, bu düzenleme kapsamı dışında kaldığı, sonuç olarak, gelinen süreçte iddia konusuyla İlgili olarak, davacı bankanın internet bankacılığı işlemlerinde olay döneminde aldığı güvenlik önlemlerinin, davacı şirketin İnternet bankacılığı işlemleri yürüttüğü bilgisayarın güvenliği ve teslim edilen şifre ve parolanın nasıl korunduğu, banka sistemine yapılan bağlantının nereden yapıldığı hususlarının ortaya konulmasının artık fiilen mümkün bulunmaması nedeniyle, iddia konusunda davalı bankanın işlettiği internet bankacılığı işlemlerinde kusurunun bulunup bulunmadığının anlaşılmasının mümkün bulunmadığı, kanaat ve sonucuna varıldığını belirtmişlerdir. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 28.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle: Davacı tarafından ticari defterler ibraz edilmediğinden dava konusu işlemin davacının ticari defterlerinde ne şekilde kayıtlı olduğu tespitinin taraflarınca yapılamadığı, bankaların bir güven kuruluşu olarak basiretli bir tacir gibi davranarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği, bunun için de güvenlik tedbirlerini iyi alması gerektiği, BDDK tebliğleri gereğince dinamik ve statik şifreler kullanması, bilgilendirme mesajları göndermesi gerektiği, dava konusu olayda, davalının hesabından yapılan işleme ilişkin SMS gönderilip gönderilmediği, dolandırıcıların davalıya ait kişisel bilgileri nasıl ele geçirdiğine dair bir kanıt bulunmadığı, davalının olaya ilişkin savcılık başvurusu bulunmadığı, dava dışı ... ile ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığı gibi bilgilerin dava konusu işlemde davalının kusuru bulunup bulunmamasında önem arz etmekte olduğu, ancak dosyada bu bilgilere erişimin aradan geçen uzun zaman sebebiyle mümkün bulunmamakta olduğu,dosyanın bu haliyle tarafların kusurlarının tespitinin mümkün olmadığı, dava dilekçesinde belirtilen iddialara ilişkin ispat yükünün taraflarda olduğu kanaatinde olduklarını ve önceki bilirkişi raporuna katıldıklarını belirtmişlerdir. Yargılamanın devamı sırasında, davalı vekilinin davacı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğini haricen öğrendiklerini beyan etmesi üzerine, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, cevabi yazıdan davacı şirketin TTK geçici 7.maddesi uyarınca ... tarihinde Ticaret Sicil kaydının re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. 22.12.2020 tarihli ara kararı ile; Davacı vekiline davacı şirketin ihyası için dava açmak ve buna ilişkin bilgiyi Mahkememize vermek üzere 1 ay kesin süre verilmesine, kesin süre içinde dava açılmadığında iş bu davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına karar verilmiş ve davacı vekili huzurda bu hususta ihtar edilmiştir. Ancak davacı vekili ara kararını yerine getirmediği gibi 23.02.2021 tarihili duruşmaya da iştirak etmemiştir. Davalı vekili davayı takip ettiklerini belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacının tüzel kişiliği sonu ermekle, yargılama sonuna kadar var olması gereken taraf ehliyetine ilişkin dava şartının ortadan kalkmış olması nedeniyle, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Emsal Yargıtay 23.HD 2019/3238 E-2021/86 K) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, ...-Alınması gerekli 59,30 TL harçtan, peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 282,25 TL harcın istek halinde davacıya iadesine 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin (davacı şirketin ihyası halinde) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya (davacı şirketin ihyası halinde) iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.23/02/2021 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalı ¸e-imzalı