İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/415 E. 2019/585 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2013/415
Karar No
2019/585
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/415 Esas KARAR NO : 2019/585 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 22/09/2008 KARAR TARİHİ : 01/10/2019 Mahkememizden verilen ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarihli, ... karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş olup, karar düzeltme talebi aynı Daire'nin ... tarihli, ... Esas, ... karar sayılı ilamı ile reddedilerek dosya mahkememize iade edilmiş olmakla, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek, yapılan açık yargılamaları sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ... yılında hava yolu ile taşımacılığı yapmak üzere kurulduğunu,hali hazırda 3 tane uçağı ile uluslararası hava yolu taşımacılığı yapan bir şirket olduğunu, davacının ticari ilişki içinde olduğu ... muhkim ... firmasından davacı ... A.Ş. adına, ... tarihinde ... USD, ... tarihinde ... USD, ... tarihinde ... USD, ...rihinde ... USD, ... tarihinde ... USD tutarlı toplam ... USD havalenin gönderildiğini, davalı bankanın havale yolu ile gelen bu paraları davacıya ait olmayan ... numaralı hesaba alacak kaydedildiğinin öğrenildiğini, davacı adına gelen paranın davacıya ait olmayan bir hesaba alacak kaydedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu konuda davalı bankaya noter ihtarnamesi gönderildiğini, açıklanan nedenlerle havale bedellerinden ... USD nin ... tarihinden , ... USD nin ... tarihinden ,... USD nin ... tarihinden,... USD nin ... tarihinden ,... USD nin ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin ... Ticaret Mahkemesi olduğunu, BK.nun 60. maddesi gereğince 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle alacağın zaman aşımına uğradığını, ödeme yapılan hesap sahibinin davacının dilekçesinde bahsettiği gibi hiç tanımadığı biri olmadığını, davacı şirketin satın alma müdürü olan ... olduğunu, davacıdan gerekli teyitler yapılarak bizzat davacının onayı ile havale tutarlarının davacının satın alma müdürü olan ... hesaplarına ödendiğini, bu nedenle müvekkiline husumet düşmediğini, husumet sebebi ile davanın reddi gerektiğini, davayı ...'ya ihbar ettiklerini, ...'nın havalelerin gerçekleştiği tarihte davacı şirket olan ... A.Ş de çalıştığını, davacı şirketin talimatı üzerine ödemelerin bu kişinin hesabına yapıldığını, 2003 ve 2004 yılından beri davacının adına gelen havalelerden ve para tahsil edenden haberdar olmamasının açıklanamaz nitelikte olduğunu, davacının bir tacir olup basiretli davranmak zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte adına gelen havaleleri incelemeyerek zararın artmasına davacının kendi kusur ve eylemi ile neden olduğunu, müvekkili tarafından yapılan incelemelerde davacı şirketin satın alma müdürü hakkında Savcılık nezninde suç duyrusunda bulunduğunu tespit ettiklerini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. İhbar olunan vekili ... havale tarihli dilekçesinde özetle; İhbar olunan ...'nın 2002-2004 yılları arasında davacı ... firmasında satın alma müdürü olarak çalıştığını, şirkette çalışırken aynı zamanda kendi adına da uçak parçası alıp sattığını, hesap hareketleri incelendiğinde pek çok firmadan hesabına gelen havalelerin geldiğinin görüleceğini, davaya konu para transferlerinin de ABD de yerleşik olan ... isimli firmaya ... de bulunan bir takım uçak parçasının satılmasına ilişkin olduğunu, bu para transferine ilişkin parça satışının bizzat kendisinin kordine ettiğini, ... Firmasının muhasebe görevlisinin alıcı olarak kendi hesap numarasını yazmasına rağmen ... Şirketi adına da yazmasının kendisinin posta adresinin bu adres olması nedeniyle olduğunu, sonuç olarak ... firmasının hesabına yaptığı tüm havalelerin kendi adına yaptığı uçak parçası alışverişine ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesinde; Fer'i müdahilin davaya katılmasından önce yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğini, yanında davaya katıldığı tarafın daha önce ileri sürdüğü iddia ve savunmalar, ikrar ve delilleri ile bağlı olduğunu, davayı ve savunmayı genişletemeyeceğini, bu nedenle ihbar olunanın savunmanın genişletilmesi niteliğinde olan beyanlarını kabul etmediklerini beyan etmiştir. ... Bankası ... Şubesine müzekkere yazılarak ... nolu hesabın 2003 yılından itibaren ekstreleri celp edilmiş, gelen yazı cevabı dosyaya konulmuştur. Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, tetkikinden; Müştekisinin ..., sanıklarının ... olduğu, nitelikli dolandırıcılık, kara para aklama suçlarından dolayı kamu davası açıldığı, yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmıştır. Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler mali müşavir bilirkişi ..., bankacı bilirkişi ... ve hukukçu bilirkişi ... tarihli raporlarında; Havale işlemlerinde havalenin alıcı adı ve hesap numarasının birbirini tanımlamaması halinde yapılacak ilk işlemin havale amirine geri dönerek teyit mesajı göndermesi, gönderilen hesap numarasının havale alıcısı şirkete ait olmadığını bildirerek yeniden alınacak talimata göre işlem yapması gerekirken davalı bankanın ilgili birimlerinin kusurlu davranarak havaleleri doğrudan ... numaralı hesaba kaydettiklerinin anlaşıldığını,bir güven kuruluşu olarak faaliyet gösteren ve basiretli davranması gereken bir tüzel kişilik tacir olan davalı bankanın dava dışı ...'nın ... numaralı hesabına kaydedilen ve bu hesaptan ödenen havale işlemlerinin tekemmülünden havalelerin kayda alınışı, ihbarı ve ödenmesi işlemlerinde asli kusurlu olduğunu, davacı şirket ve dava dışı ... Firmasının ise işlemlerin takibi ve sonuçlandırılması yönü ile tali kusurlarının bulunduğunu beyan etmişlerdir. Taraf vekillerince rapora itiraz edildiğinden bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş,bilirkişiler tarafından düzenlenen 07.12.2010 tarihli ek rapor dosyaya konulmuştur. Davaya konu işlemin yapıldığı hesabın Antalyada bulunan şubeye ait olması ve sözleşme ilişkisi bulunmakla, BK.nun 125. maddesi gereği gereğince 10 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğundan, davalı vekilinin yetki ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalı, davacının teyidi ile gelen havalelerin söz konusu hesaba aktarıldığını ve davacı ile aralarında daha öncede benzer işlemlerin yapıldığını iddia etmiş ancak bu iddiasını yazılı delille ispat edemediğinden bu konuda davacı tarafa yemin teklif hakkı bulunduğunun hatırlatılmasına karar verilmiş, davalı vekili yemin teklif hakkını kullanmadıklarını beyan etmiştir. Sonuç olarak Mahkememizce; "Davalı taraf davalı adına gelen davaya konu havalelerin davacının bilgi ve onayı dahilinde ihbar olunan ...'ya ait ... nolu hesaba aktarıldığını savunmakta,ihbar olunan ise, söz konusu havalelerin kendi hesabına gönderildiğini ve kendisine ait paralar olduğunu iddia etmektedir. Davacı vekili ihbar olunanın savunmasının, savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan muvafakat etmediklerini beyan etmiştir.Davalı vekili muvafakat etmediğinden savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olan savunmalara itibar edilmemiştir. Davalı banka söz konusu işlemi davacının muvafakatı ile yaptığını ve aralarında süre gelen benzer uygulamalar olduğu iddiasını ispat edememiştir. Davacı adına gelen havaleleri ihbar olunan ...'nın hesabına aktaran davalının olayda kusurlu bulunduğu,...'nın davacı şirketin satın alma müdürü olmasının davacı adına gelen havalelelerin bu kişinin şahsi hesabına alınmasına gerekçe olamayacağı, herne kadar bilirkişiler işlemlerin takibi ve sonuçlandırılması yönü ile davacının ve dava dışı ... Firmasının tali kusurlu olduğunu raporlarında beyan etmiş iselerde, havale nedeniyle kendilerine herhangi bir bildirim yapılmayan davacının bu havalelerden daha sonra haberdar olarak davayı açması karşısında aradan geçen sürenin aleyhine kusur olarak kabul edilmesi mahkemece yerinde görülmediğinden, bilirkişi raporunun bu kısmına itibar edilmemiş ve davacı tarafından gönderilen Noter ihtarnamesinin tebliğ tarihi ( ... ) ve ihtarnamede verilen 7 günlük süre nazara alındığında temerrüdün ... tarihinde gerçekleştiği " gerekçesi ile, davanın kabulü ile ... USD nin ... tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, Mahkememizce verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... E-K sayılı ilamı ile ;"Dava, yurt dışından davacı adına gelen paranın ihbar edilen ...'ya ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili delil listesinde diğer delillerin yanısıra ihbar edilen hakkındaki soruşturma dosyasına da dayanmıştır. Dosyaya ibraz edilen, soruşturma dosyası ve içeriğindeki bilirkişi raporundan, davacı şirketin satış müdürü olan ...'nın soruşturma kapsamındaki diğer kişilerle birlikte davacı şirket ortaklarına haber vermeden başka paravan şirketler kurduğu, davacı şirketin uçaklarına bakım yapılmış gibi göstererek kurulan şirketlere para aktardığı, ...'nın ... Bankası'nda bulunan hesabına yurt dışından yüklü paralar geldiği ve ...'nın bu eylemlerinin TCK'nın 158. maddesindeki dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarını oluşturduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece öncelikle davacı şirketin satış müdürü olan ... hakkındaki ceza davasının sonucu beklenmeli ve yurt dışına satışı davacının mı yoksa ...'nın mı yaptığı hususu üzerinde durularak paranın kime ait olduğu belirlenmeli ve bundan sonra bankanın gönderilen havale dekontunda havale alıcısı ile hesap numarasının örtüşmemesine rağmen ödeme yapmakta kusurlu olup olmadığı üzerinde durularak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. ...'nın yargılandığı Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E-... K sayılı kararının tetkikinden; sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama suçlarından açılan kamu davasında, eylemlerin bütün halde nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilerek 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve104/2 maddelerinde düzenlenen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresi dolması nedeniyle CMK 223/8 maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce ... tarihli ara kararı ile; Dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek gerekirse banka kayıtları üzerinde de inceleme yetkisi verilerek bozma ilamında belirtildiği şekilde yapılan yurtdışı satışının davacı veya ihbar olunan ... tarafından yapılıp yapılmadığı, buna göre gönderilen paranın davacıya mı yoksa ...'a mı ait olduğu hususunda kayıtlar üzerinde araştırma yaparak ek rapor vermelerinin istenmesine karar verilmiş, Mali Müşavir bilirkişi ..., Bankacı bilirkişi ..., hukukçu bilirkişi ... tarafından düzenlenen 16/03/2015 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: " Davacı şirketin ticari ilişki içinde olduğu ...’da mukim ... alıcı davacı ve hesap numarasının ... adına olan ... tarihleri arasında toplam ... USD davalı bankaya 5 adet havale geldiği, bu havalelerin tamamının davalı banka tarafından davalı bankadaki ... nolu hesabına girildiği ve paraların çekildiği, ...’nın dava konusu dönemde davacı şirketin satın alma müdürü olduğu, ...’nın dava konusu dönemde havaleleri gönderen ... ile bir ticari ilişkisinin tespit edilemediği, Bir güven kuruluşu olarak faaliyet gösteren ve basiretli davranması gereken bir tüzel kişi tacir olan davalı bankanın ... tarafından davacıya gönderilen toplam tutarı ... USD’yi dava dışı ...’nın ... nolu hesabına geçirdiği, bu tutarların hesap sahibi tarafından kullanıldığı, havalelerin kayda alınışının, havale ilgilisine ihbarının ve ilgilisine ödenmesi işlemlerinde davalının kusurluğu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalı bankanın itirazı üzerine, bu sefer ... tarihli ara kararı ile davacının ticari defter ve belgelerinin bulunduğu yeri bildirmesi istenmiş, davavı vekilince sadece muavin deftelerin sunumu ile alınan bilirkişi heyetinin 14/01/2016 tarihli ek paronuda özetle: " Davacının dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden Yargıtay bozma ilamında belirtilen yurt dışına satışı davacının mı yoksa ...nın mı yaptığı hususu ve buna bağlı olarak gelen paranın kime ait olduğu hususunda kesin bir tespit yapılamadığı, 16.03.2015 tarihli ek raporumuzun sonuç bölümünde bir değişiklik olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. ... tarihli ara kararı ile, davacı şirkete 2003-2004 yıllarına ait ticari belge ve dosyaları defter inceleme günü olan ... günü, saat ... 'da mahkememiz duruşma salonunda hazır bulundurulması konusunda kesin mehil verilmesine, ticari defter ve belgeler ibraz edilmediği takdirde tarafların defter ve belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına ve TTK 83. HMK 220 -222 madde hükümleri gereğince verilen kesin süre içerisinde defterlerini ibraz etmeyen tarafın, defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılacağı, karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş defterlerindeki kendi aleyhine olan kayıtları kabul etmiş sayılacağının ihtarına, defterler ibraz edildiğinde dava dosyasının mali müşavir bilirkişiye ek rapor tanzimi için tevdiine, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi dava dışı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki olup olmadığı, dava dışı şirkete satışın davacı tarafından mı yoksa ... tarafından yapıldığı hususunun belirlenmesinin istenmesine karar verilmiş, ancak davacı şirket 2003 ve 2004 yıllarına ait ticari defterlerini yasal olarak saklama yükümlülükleri bulunmadığını, 10 yıl öncesine ait defterleri ibraz etme sorumluluklarının bulunmadığını savunmuş ise de, ticari defteleri saklama yükümlülüğünün ortadan kalkmasının HMK 220,221,222 maddeleri uyarınca delil niteliğinde olan bu defterleri mahkemeye ibraz yükümlülüğünü kaldırmadığı gibi, bu yıllara ait işlemler nedeniyle hukuk ve ceza yargılaması devam eden davalar bulunduğu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi davacı aleyhine değerlendirilmiştir. En son ... tarihli ara kararı ile Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmek üzere celbine, dosya celp edildiğinde içerisinde bulunan tüm mali müşavir bilirkişi raporları üzerinden bir değerlendirme yapılarak Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şeklinde "Yurt dışına satışı davacının mı yoksa ...' nın mı yaptığı" hususunun belirlenmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişi ..., bankacı bilirkişi ...' ye tevdine karar verilmiş, Mali Müşavir bilirkişi ..., Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "1- Davacı tarafça sunulması istenen 2003 ve 2004 yıllarına ait ticari defterlerin bulunamadığından ibraz edilmediği, 2- Dava dosyası içerisinde yurt dışında bulunan ... avukatlık ofisi avukatı avukat ... davacı şirket ve dava dışı şirkete hitaben yazmış olduğu ... tarihli tercüme bürosunca çevrilmiş bir yazı ve ekleri olduğu, 3- Bu yazı içeriği ve yazımn eki olarak sunulan ekler incelendiğinde de dava dışı ... firmasımn ödemeleri davacı adına yaptığının kesin olduğu özellikle belge 2 olarak sunulan mail yazışmalarına bakıldığında da dava dışı ... hesap ismi olarak davacımn ismini verdiği ancak banka hesap numarası olarak kendi hesabı olan ... nolu hesap numarasım verdiği, 4- Ancak davalı bankanın ilgili birimlerinin ise kusurlu davranarak havaleleri alıcı ismi ile hesap doğrulaması yapılmadan doğrudan ... numaralı hesaba kaydettikleri, 5- Her ne kadar Yargıtay kararında ticaretin davacı tarafından mı yoksa dava dışı ... tarafından mı yapıldığının tespiti istenmiş ve davacı tarafın ticari defterleri sunulamamış ise de dava dışı şirketin dava dosyasındaki yazısı ve mesajlarındaki tespitlere ve davalının davacının bilgisinde bu ödemeleri yaptığım beyan etmesine karşın bununla ilgili bir talimat örneği sunamamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde takdiri ve hukuki değerlendirmesi sayın mahkemenize ait olmak üzere davalı bankanın kusurlu olduğu" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillerden, ... hakkında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düştüğü, davacı ticari defterlerini ibraz etmediği için, yurt dışına satışı davacının mı yoksa ...'nın mı yaptığı hususunun ve paranın kime ait olduğu hususunun belirlenemediği, sonuç olarak yurt dışına yapılan satışın davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği iddasının davacı yanca ispatlanamadığı, bu nedenle davalı bankanın gönderilen havale dekontunda havale alıcısı ile hesap numarasının örtüşmemesine rağmen ödeme yapmakta kusurlu olup olmadığı hususunun irdelenmesinin gelinen aşamada sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harcın, peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile artan ... TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-29 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife'nin 1. Maddesi ile Tarife'nin 13. Maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca uyarınca ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Sarf edilmey en gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.01/10/2019 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalı ¸e-imzalı

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2013/415, K. 2019/585, T. 01.10.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2013-415-e-2019-585-k-7418cf7d7c13