Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2022/569 E. 2024/655 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/569
- Karar No
- 2024/655
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2022/569 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2024/655 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/364 E - 2022/104 K DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 20/05/2024 YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2024 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; davalının müvekkili hakkında Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2017/18134 sayılı dosyası ile başlattığı icra takibi üzerine müvekkilinin, 02.10.2017 tarihli dilekçesi ile takibe konu senetteki imzaya, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, müvekkilinin işbu dava dilekçesinde, dava konusu takibin tedbiren durdurulmasını talep etmişse de Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin çok sonra, 16.03.2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, mahkemenin tedbir hususunda geç kalmasının, tedbir kararını hükümsüz kıldığını ve davalı/alacaklının bu esnada haciz işlemlerine başladığını, menkul haczi ile müvekkilinin üzerinde baskı kurduğunu, davalı/alacaklının beş gün arayla müvekkilinin evine menkul haczine gittiğini, 23 yaşında olan müvekkilinin haciz tehdidine daha fazla dayanamadığını ve hacizlerden kurtulmak için kendisine ait olmayan borcu ödemek zorunda kaldığını, her ne kadar takibe konu senet altında bulunan imzaların müvekkili ...’ın elinin ürünü olmadığının 25.11.2019 tebliğ tarihli bilirkişi raporu ile sabit olmuş ise de, Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 24.06.2020 tarih, 2017/791 Esas ve 2020/558 Karar sayılı kararı ile davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, Yargıtay İçtihatlarına göre haciz baskısıyla alınan taahhütlerin geçerli olmadığını, yine haciz esnasında borcu ikrar etmenin de ancak başkaca delil ve emarelerle desteklenmedikçe geçerli olmayacağını, Borçlar Kanununun 77. madde hükmüne göre davalının, imzası müvekkiline ait olmayan senetlere dayanarak yapmış olduğu icra takibi ile sebepsiz zenginleştiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.500,00 TL'nin 11/10/2017 tarihinden, 11.980,00 TL'nin 20/10/2017 tarihinden, 536,00 TL'nin 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine atıf yapılmışsa da, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşme koşullarının gerçekleşmediğini, keza sebepsiz zenginleşme için Kanunda belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davanın İİK hükümlerin uyarınca açılan istirdat davası niteliğinde olduğunu, İİK'nın 72/7. maddesi uyarınca ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmadığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının icra takip dosyasına herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının 18 yaşında bir öğrenci olduğunu, dosya borçlusu muris babası ...'ın borçlarından kurtulmak amacıyla işyerini kızı ... adına muvazaalı olarak devrettiğini, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2017/18134 sayılı dosyasına konu 15.016,00 TL borcun ihtirazı kayıtsız olarak davacının annesi ... tarafından ödendiğini, takip ve dava konusu senetlerin davacının babası ve diğer borçlu ...'dan ciro yolu ile müvekkiline geçtiğini, söz konusu senetler karşılığı müvekkilinin davacının mağazasına toptan ayakkabı verdiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; dava, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2017/18134 sayılı takip dosyasına davacı tarafından haciz tehdidi altında yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iadesi istemine ilişkin olduğu, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2017/18134 sayılı icra takip dosyasının; davalı ... tarafından davacı ... ve dava dışı ... hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, alacaklı vekilince icra dosyasına davacı ...'dan 11/10/2017 tarihinde 2.500,00 TL tahsil edildiğinin bildirildiği, davacı tarafından icra dairesine 18/10/2017 tarihinde 11.980,00 TL ve 24/10/2017 tarihinde 536,00 TL ödeme yapıldığı, davacı borçlu olmadığı bir miktar parayı haciz tehdidi altında ödediğini ileri sürerek sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iadesi talebiyle eldeki davayı açtığı, yargılamada maddi vakıaları açıklamak taraflara, davanın hukuki nitelendirmesini ve uygulanacak yasa hükmünü belirlemek ise HMK’nın 33. maddesi ve 04.06.1958 gün ve 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mahkemeye ait bulunduğu, İİK'nun 72/7. maddesi uyarınca borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebileceği, istirdat davası için öngörülen bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, bu sürenin geçirilmiş olması halinde artık başkaca bir sebebe ve bu bağlamda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenen paranın iadesi talebi mümkün olmadığı, eldeki davada davacının en son 24/10/2017 tarihinde icra dosyasına ödeme yaptığı, 08/06/2021 dava tarihi itibari ile 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; taraflar arasındaki uyuşmazlık sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak alacak davası olarak açılan davanın istirdat davası olarak nitelendirip hak düşürücü sürenin dolması gerekçesiyle reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın esastan görülerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davanın İİK'nun 72/7 maddesine dayalı istirdat davası mı yoksa sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı bir dava mı olduğu yönünde toplanmaktadır DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; icra tehdidi altında yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davacının menfi tespit davası açmadan borcu cebri icra tehdidi altında ödediği, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açtığının (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edileceği (İİK m. 72/VI) ve davanın da bir yıllık süre içinde açılmadığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 20/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."