Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2025/154 E. 2025/119 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/154
Karar No
2025/119
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/154 KARAR NO : 2025/119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2024 NUMARASI : 2024/252 E. İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN VEKİLİ : KARŞI TARAF TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/12/2024 tarih ve 2024/252 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1996/168490 tescil numaralı “...” markasının, 2002/27717 tescil numaralı “... ...” markasının ve 2020/98039 tescil numaralı “... ...” markasının taklit edilmesi suretiyle oluşturulan ... ... ibaresinin, davalılar tarafından “...” adresindeki işletmede bilhassa “...” ibaresi ön planda olmak suretiyle, davacı müvekkilinin 1996/168490 tescil numaralı “...” marka hakkına, 2002/27717 tescil numaralı “... ...” marka hakkına ve 2020/98039 tescil numaralı “... ...” marka hakkına SMK'nin 29/1-(a) maddesinin atıfta bulunduğu SMK'nin 7/2-(b) maddesi doğrultusunda tecavüz eder mahiyette 43. sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde kullanıldığını ileri sürerek, davalıların “...” adresindeki işletmede “... ...” ibareli kullanımlarıyla davacıya ait 1996/168490 tescil numaralı “...” marka hakkına, 2002/27717 tescil numaralı “... ...” marka hakkına ve 2020/98039 tescil numaralı“... ...” marka hakkına karşı gerçekleştirdikleri tecavüzlerin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, kaldırılmasını, bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacı tarafa ait olan ve tecavüz taleplerine mesnet gösterilen 96/168490, 96/00337, 2002/27717 sayılı markalarını markasal olarak, müvekkili şirketin faaliyetlerini ilgilendiren, 29. 30. 35. 43. Sınıftaki mal/hizmetler yönünden kullanımının SMK’nın 29/1. maddesinde yer alan düzenlemeler gereğince kanıtlanması gerektiğini, mezkur uyuşmazlıkta hakkın kötüye kullanımı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının gerçekleştiğini, müvekkili şirketin, 28.05.2021 tarihinde ... adresinde faaliyetlerine başladığını, müvekkili şirketin, ... ... ibaresini kurumsal olarak, menülerinde, tabelalarında, kartvizit ve benzeri tanıtım belgelerinde ve sosyal medya hesaplarında kullanmaya başladığını, davacı tarafa ait ... ... isimli işletme ile müvekkile ait ... ... isimli işletme aynı sokakta karşılıklı olarak hizmet verdiğini, müvekkili Şirketin 2021 yılından beridir, davacı tarafa ait olduğu ifade edilen işletme ile yaklaşık 3.5 yıldır aynı sokakta faaliyet gösterdiğini, davacı tarafın hemen karşısında yer alan işletme ile ilgili olarak aradan geçen 3.5 yıllık süre içerisinde hiçbir şekilde dava açmayarak, müvekkilde güven oluşturduğunu, 6769 Sayılı SMK’nın 7. ve 29. maddesinde aranan tecavüz koşullarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşmediğini, marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, zayıf markaların koruma kapsamı oldukça dar olduğundan, bazen bir harf değişikliği ya da ek unsurların yer alması karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırabildiğini, marka sahibinin davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğunu, ... sözcüğü muhteva ettiği anlam ve fiili kullanım doğrultusunda jenerik haline gelmiş ve ayırt edici gücü zayıf ibare olduğunu, ... ibaresinin halk nezdinde karşılığı ... sözcük öbeğinin kısaltılmışı olarak bilindiğini, davacı şirketin de, müvekkili şirketin iş bu kullanımlarına uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalıların işletmesine ait tabela, fatura, menü, plastik torba, çatal-kaşık-bıçak kılıfı, magnet, kartvizitlerde davacıya ait 2016/87483 sayılı ve "..." ibareli markasının esas unsuru konumundaki "..." ibaresinin yer aldığı, söz konusu işletmenin "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" verdiği, davalının bu kullanımlarının, davacının markası kapsamındaki mallar/hizmetler ile aynı/aynı tür ilişkili olduğu , tecavüz teşkil ettiği, haksız rekabet koşullarının da oluştuğu yönünde kanaat elde edildiği gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 50.000,00.-TL teminat mukabilinde kabulü ile, davalıların “...” adresindeki işletmede “... ...” ibareli kullanımlarıyla davacıya ait 1996/168490 tescil numaralı “...” marka hakkına, 2002/27717 tescil numaralı “... ...” marka hakkına ve 2020/98039 tescil numaralı “... ...” marka hakkına karşı gerçekleştirdikleri tecavüzlerinin tedbiren durdurulmasına, “...” ibaresinin yazılı olduğu tabelaların kaldırılarak bunlara el konulmasına, “...” ibaresinin yazılı olduğu çiçeklik, tezgah, servis ambalajı, magnet, kartvizit, kağıt masa örtüsü, basılı kutu, broşür, yazılı evrak ile bunlar gibi her türlü emtia ve tanıtıcı nesneye el konulmasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markalarının kullanımının ispatına ilişkin ileri sürülen defi değerlendirilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafın markalarının kullanımını ispatlamaya yarayan delilelleri dosyaya sunamadığını, sunulan delillerin ispata elverişle olmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, uyuşmazlık konusu marka işaretlerinin ayırt edici gücünün son derece zayıf olduğunu, karıştırılma ihtimalinin varlığı araştırılırken önceki markanın ayırt edici gücü ve özellikle sahip olduğu bilinirlik (ün) dikkate alınması gerektiğini, markalarda yer alan sözcüklerin ve şekillerin farklı olduğunu, sadede davacı talepleri değerlendirilerek alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbire itiraza ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda ihtiyati tedbir talep eden davacının haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiği, ihtiyati tedbir talep edenin kullanım ispatına tabi bulunmayan markalarının olmasının yanı sıra davalı tarafça davacının yıllardır işletmesinin karşısında faal olduğunun savunulduğu, diğer yandan davalıların davacının karşısındaki faaliyetlerinin 5 yılı aşmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılardan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusunda peşin olarak 427,60'ar-TL olarak yatırılan toplam 855,2‬0 TL harçtan mahsubu ile bakiye 239,8‬0 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalılara iadesine, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/01/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/154, K. 2025/119, T. 24.01.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2025-154-e-2025-119-k-38a3eceba5ea