Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1927 E. 2025/12 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1927
- Karar No
- 2025/12
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1927 - 2025/12 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1927 KARAR NO : 2025/12 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2022 NUMARASI : 2020/100 E. - 2022/240 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2022 tarih ve 2020/100 Esas - 2022/240 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı aleyhine Ankara 24. İcra Dairesi'nin 2019/8901 E. sayılı icra dosyası üzerinden 28/06/2019 tarihinde davacının 219.030,50-TL cari hesap alacağının bulunması sebebiyle icra takibi başlattıklarını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin takipten sonra da devam ettiğini, davalı tarafından gerek takibe konu borca gerek yeni faturalara ilişkin kısım kısım ödemeler yapıldığını, bu şekilde de takibe konu asıl alacağın ödendiğini, ancak kalan bakiyenin ödenmediğini, asıl alacak miktarı düşüldüğünde 29.205,44-TL bakiye borcun kaldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu takibin başlatıldığı icra takibinin ve mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve icra müdürlükleri olduğunu, takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının takibe konu asıl alacağın ödenmediğini beyan ettiğini, talep edilen 29.205,44 TL'nin sebebinin anlaşılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından "22/06/2019 tarihli 219.030,50-TL tutarlı, cari hesap" açıklaması ile 219.030,50-TL asıl alacak, 765,11-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 219.795,61-TL üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından davalı yanca asıl alacağa ilişkin kısmın ödenmesine rağmen ödeme emrinde hesabı yapılan takip öncesi işlemiş faiz, icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücretine isabet eden bakiye 29.205,44-TL alacağın kaldığı bildirilerek işbu davanın açıldığı anlaşılmakta ise de alınan bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihinde davalıdan olan alacağının 203.579,50 TL kadar olduğu, davalı şirket tarafından 28/06/2019 takip tarihinden sonra 18/02/2020 dava tarihinden önce olarak "ödeme-iade belgesi" açıklamalarıyla farklı zamanlarda toplam 484.383,00 TL ödeme yapıldığının görüldüğü, yapılan ödemelere ilişkin açıklamalarda açıklık bulunmadığı da nazara alındığında taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi takipten sonra da devam etmiş olmakla birlikte 6098 sayılı TBK'nın 100. ve 102. maddeleri hükmünce yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve giderleri olmak üzere takibe konu edilen alacaktan mahsubunun gerektiği, yapılan ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğunu ispat yükü ise davacı alacaklıda olup tüm dosya kapsamından ispat olunamadığının anlaşıldığı, davalının takipten önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği de anlaşılmakla toplam 203.579,50 TL asıl alacak kadar olduğu anlaşılan takibe konu borcun, davadan önce yapılan toplam 484.383,00 TL tutarındaki ödemeler nazara alındığında eldeki davaya konu edilen ferileri ile birlikte ödenmiş olduğunun anlaşıldığı, diğer bir ifadeyle dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı, bu bakımdan davacı tarafından dayanılan Yargıtay HGK'nın 31/05/2013 tarih ve 19-1827/802 sayılı ilamının dava konusu uyuşmazlığa doğrudan emsal alınmasının mümkün gözükmediği ve sonuç olarak davacının davaya konu alacak kalemleri bakımından itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile HMK'nın 114/1.h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının dava konusu icra tarihinde talep edilen asıl alacağın ödendiğini ancak icra dosyası ferilerinin ödenmediğini, davanın da bu bu sebeple açıldığını, Yargıtay HGK'nın 31/05/2013 tarih ve 19-1827/802 sayılı uyarınca hukuki yararının bulunduğun, icra takibinden sonrada taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı tarafından yapılan ödemelerin icra takibinden sonra yapılan işlere ilişkin olduğunu, bu durumun yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ile teminat senedi iadesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği 29.205,44 TL'nin, dava konusu icra takibinde talep edilen icra harç ve giderleri, tahsil harcı ile vekalet ücretine ilişkin olduğu, TBK'nın 100. maddesinde borçlunun, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu, 102. maddesinde de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceğinin düzenlendiğini, somut olayda da davalı borçlunun icra takibinden sonra ve fakat dava tarihinden önce dava konusu icra takibinde talep edilen alacak ve uyuşmazlık konusu olan 29.205,44 TL'yi aşar tutarda ödeme yaptığı, mahkemece davalı Şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı tarafça yapılan bu ödemelerde herhangi bir açıklama yer almadığından TBK'nın 100 ve 102 maddeleri uyarınca davalı tarafça yapılan ödemelerin dava konusu icra takibinde talep edilen borca ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, bu itibarla dava tarihinden önce ödendiği anlaşılan dava konusu tutar yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/01/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.