İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/85 E. 2025/552 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/85
- Karar No
- 2025/552
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/85 Esas - 2025/552 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/85 Esas KARAR NO : 2025/552 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/01/2025 KARAR TARİHİ: 20/05/2025 K. YAZIM TARİHİ: 04/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Müvekkili ...'ın,...'den olan alacağına karşılık olarak, ...'nin davalı yan.. Organize Sanayi Bölgesi'nden olan alacağını müvekkiline temlik ettiğini, taraflar arasında 10.05.2021 tarihinde 1.973.817,00.-TL alacak için Alacak Temliki Sözleşmesi imzalandığını, işbu 10.05.2021 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik eden ....nin müvekkiline davalı yandan olan alacağının 1.973817,00.-TLlik kısmı için ... nezdinde doğmuş veya doğacak tüm alacaklarının tamamını devir ve temlik ettiğini, Müvekkili tarafından davalı yana temlik alacağının tahsili için yapılan sözlü uyarıların sonuçsuz kalması üzerine, 10.05.2021 tarihli alacak temliki sözleşmesine istinaden sözleşmeye konu temlik miktarı olan 1.973.817,00TL'nin faizleri ile beraber müvekkiline ödenmesi için davalı yana ihtarname gönderildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine taraflarınca davalı aleyhine Ankara ... Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile alacak temliki sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için icrai takip başlatıldığını, ödeme emrinin davalı yana 21.10.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı yanca 22.10.2024 tarihli dilekçe ile itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu beyan ederek, Ankara ... Genel İcra Müdürlüğüün ... esas numaralı takip dosyasına davalı tarafça yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olduğu göz önüne alınarak, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet yönünden itirazlarını bildirerek, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, takip ve davanın sadece ...’ye yöneltildiğini, oysa bu davanın öncelikle temlik eden şirkete yöneltilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Esasa ilişkin olarak ise ... yılında ...’nin kurucu kooperatifinden gelen katılımcılarına noter huzurunda kurayla ... adındaki şahsa arsa tahsisi yapıldığını, anılan arsanın 18.11.2008’de dava dışı şirkete devredildiğini ve ...’ce devrin uygun görüldüğünü, Dava dışı şirketin, 17.02.2009’da yapı ruhsatı için başvurduğunu ve ruhsatını aldığını fakat her nedense inşaatın uzun yıllar boyunca %50 seviyesinde beklediğini, inşa edilmiş kısımların kullanım ömrünün önemli ölçüde tükendiğini, bu arada dava dışı şirketin, tahsis haklarına ve varsa alacaklarına haciz konulduğuna dair çeşitli icra müdürlüklerinden müzekkereler gelmeye başladığını, bu kapsamda müvekkilince gerekli cevapların verildiğini ve alınması gereken kararları, ilgili resmi kurumlardan talep etiğini, dava dışı şirketin devir talebinde limited şirket olmasından, şirketin tek taşınmazı bulunmasından, ortakların doğrudan değil vekil aracılığıyla işlem yapmasından kaynaklı onlarca sorun yaşandığını, müvekkilinin tüm bu sorunlara dava dışı şirketin ve ortaklarının haklarının korunması çerçevesinde yaklaştığını, düzenlemelere uygun olarak iş ve işlemler tesis ettiğini, Davalı ... tarafından sözlü uyarılar haricinde; 14.11.2013, 11.02.2015, 19.04.2018 tarihli yazılarıyla inşaatın tamamlanması ve tahsis hakkı sahibinin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin dava dışı şirkete ihtar edilmiş olmasına rağmen, gereği sözleşmeye ve düzenlemeye uygun olarak yerine getirilmediğinden tahsis hakkının iptal edildiğini ve taşınmazdaki hakkın ...’ye geri döndüğünü, bilahare arsanın ... 04.11.2020’de tahsis edildiğini, anılan yeni katılımcı şirketin, kısa süre içinde inşaatını tamamlayarak yasal süresinde üretime geçtiğini, Davacı, dava dışı şirketten temliki bulunduğunu ileri sürerek ...’den davacıya ait bedelin kendisine ödenmesini talep ettiğini, Davalı ...'nin dava dışı şirketin acil ihtiyaçlarının karşılanması, pandemi sürecinde ekonomik sıkıntı yaşanmış olabileceği gibi gerekçelerle iki ayrı tarihte küçük sayılacak ödemeyi şirket hesabına resmen ödediğini, Dava dışı temlik eden şirketin halen davalı nezdinde 974.148,23 TL asıl alacak ve işleyecek yasal faiziyle (... alacakları ve sözleşme gereği keseceği başka bedelleri kestikten sonra) birlikte alacaklarını ödemeye hazır olduğunu, fakat bu bedelin temlikten önceki haciz alacaklıları, temlik alacaklısı veya şirketin kendisinden hangisine ödenmesi gerektiği konusunda kesin bir kararla veya takiple gelinmediği için ödeme yapılamadığını, işbu davanın bir eda davası olmaktan çok bir tespit davası olarak görülmesi gerektiğini, ayrıca temlik sözleşmesi ...’ye ulaşmış olmakla birlikte; taraflar arasındaki sözleşme gereği temlikin ... tarafından kabul edilmesi gerektiğini ancak ...’nin resmen böyle bir kabulü (oluru) olmadığını, bir an için temlikin yetkili kişiler tarafından düzenlendiği, alacağın muvazaasız olduğu ve sair unsurlarda sorun olmadığı düşünülse dahi temlikten daha önce gelmiş olan icra dosyaları olduğunu, alacaklı-davacıya bir bedel ödenebilmesi için temlikten önce gelen icra hacizlerinin düşmüş olması veya infaz edilmiş olması gerektiğini ve müvekkilinin bunları bilme şansı olmadığını beyan ederek, ... mevzuatı kapsamında temlikin ...’ye karşı hüküm ifade etmemesi veya hak sahibi alacaklının başka biri olduğunun tespiti halinde inceleme yapılmasına ve bu doğrultuda davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara ... Genel İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, temlik sözleşmesi, noter ihtarı ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, Ankara ... Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Aynı Kanun’un 5/2. maddesinde ticari davaların, ayrı asliye ticaret mahkemesi olan yerlerde o yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmış, maddenin 3. fıkrasında; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak belirlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesine göre; mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir, göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılacağı,tarafların da her aşamada ileri sürebileceği, 137 ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının (ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği düzenlenmiştir. 4962 sayılı ... Kanununda ...'lerin özel hukuk tüzel kişisi oldukları belirtilmiştir. Eldeki dosyada; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/4599 esas, 2023/3797 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi kararında ...'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine ilişkin tespiti de gözetilerek ihtilafın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği, davalı tacir olmadığı gibi mutlak ticari dava da söz konusu olmadığından uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmemesi gerektiği anlaşılmıştır. Nitekim görev hususunun davanın her aşamasında dikkate alınabileceği sonuç ve kanaatiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, 2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-6100 Sayılı HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren 6100 Sayılı HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/05/2025 Katip Hakim e-imza e-imza