İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/41 E. 2025/83 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/41
Karar No
2025/83
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/41 Esas - 2025/83 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/41 Esas KARAR NO : 2025/83 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- 2- VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/02/2024 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 K. YAZIM TARİHİ : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TTK 54 vd madde hükümlerine istinaden davalı konumunda bulunan davacı eski çalışanı ile bu kişinin kurduğu teşebbüsün, gerek davacının çalışanlarını ayartarak davalı şirkette çalışmaya başlattığı gerekse de davacı şirketi, onun müşterileri nezdinde kötüleyerek itibar kaybına neden olduğu ve bu müşterileri kendine transfer ederek haksız rekabette bulunduğu iddia edilerek bu durumun tespiti, men’i ve müspet değerlendirme durumunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin,........irketi ile 01/09/2023 tarihinde sözleşmenin tarafı olan şirketin ürünlerini pazarlamak üzere .... Sözleşmesi bulunmakta olup pazarlama teknikleri ve ürünlerinin karıştırılma ve iltibasının mümkün olmadığını, aynı amaçlı kullanılan ürünlerin pazarlanmasıın haksız rekabet oluşturmayacağını, Davalı müvekkili.....'in davacı şirkette 11/03/2022 tarihinde işe başladığını, 19/09/2023 tarihinde işten ayrıldığını, .... Şirketinin 29/08/2023 tarihinde Ankara Ticaret Odasına tescil edildiğini ve şirketi temsil yetkisi aldığını, müvekkilinin farklı bir şirkete ortak olmasında hatta yetkili temsilci olmasında iş kanununa göre engel bir durum olmadığını, müvekkilinin davacı şirkette müdürlük görevinde bulunmadığını, kaldı ki davacı şirketle bu ortaklık ve müdürlük yetkisini yasaklayan veya sınırlayan bir rekabet yasağı içerikli iş sözleşmesi de bulunmadığını, bir çalışanın önceki iş yerinde edindiği, işin temel gerekliliklerine dair olan ve teknik yahut özel bir bilgiyi gerektirmeyen birikimlerin tecrübe olarak adlandırılması gerektiğini, aksi halde temel bir hak olan Anayasa’nın 48. Maddesi ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin orantısız olarak kısıtlanması anlamına geleceğini, davacının iddialarının tamamen soyut değerlendirmelere dayandığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ticaret sicil kayıtları, davalıya ait SGK kayıtları, işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri, tanık beyanları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 17/04/2025 ve 27/08/2025 tarihli bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : İşbu davanın konusu, TTK 54 vd madde hükümlerine istinaden davalı konumunda bulunan Davacı eski çalışanı ile bu kişinin kurduğu teşebbüsün, gerek Davacının çalışanlarını ayartarak Davalı şirkette çalışmaya başlattığı gerekse de Davacı şirketi, onun müşterileri nezdinde kötüleyerek itibar kaybına neden olduğu ve bu müşterileri kendine transfer ederek haksız rekabette bulunduğu iddia edilerek bu durumun tespiti, men'i ve müspet değerlendirme durumunda maddi tazminatın ödenmesi talebinden ibarettir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 17/04/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmıştır. Dava konusuyla ilgili ele alınması gereken temel husus, öcelikle taraflar arasında bir rakiplik durumunun olup olmadığıdır. Dava dilekçesinde husumet yöneltilen taraflar olarak teşebbüs niteliğindeki.... Şti. unvanlı şirket ile bu şirketin ortağı....'ın haksız rekabet ettiği iddiasıdır. Ortak ve çalışanlara atfedilen eylemlerin, bu gerçek kişilerin münderit eylemleri olmaması, aksine bir limited şirket tüzel kişiliği bünyesinde bulunmaları sebebiyle ortak ve çalışanlar ile Davacı şirketin bir rakipliğinden bahsetmenin mümkün olmadığı; ancak Davalı ....şirketi ile Davacı... Ltd.in piyasada faaliyet gösteren kişileri olması sebebiyle rekabet ve rakiplik durumunun araştırılabileceği değerlendirilmiştir. Bu noktada Davacı... Proje ile Davalı....'in rakiplik durumunun ortaya konulması gerekmektedir. Bilindiği üzere iki teşebbüsün birbirleriyle rakip olarak addedilebilmesi için aynı coğrafi alanda aynı müşteriler için rekabet ediyor olmaları gerekmektedir. Diğer bir ifade ile aynı müşterilere birbiri yerine kullanılabilecek mal ve/ya hizmet satmak için yarışılıyor olması gerekmektedir. Bu çerçevede iki teşebbüsün rakip olabilmesi için aynı ilgili pazarda faaliyet göstermesi gerekmektedir. Bu durumda dosya kapsamı bilgi ve belgelerden gerek..... Şti.nin gerekse de .... Şti.nin, faaliyet gösterilen ürün ve coğrafya itibarıyla tanımlanabilecek “.... Pazarı'nda faaliyette bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle gerek fiili faaliyet konuları gerek pazarlanan ürünler ve pazarlanan ürünlerin coğrafi bulunurluğu itibarıyla Davalı Şirketin, Davacı ile rekabet içerisinde değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu ve rakip teşebbüsler olduğu kabul edilmiştir. Bu aşamada ayni coğrafi pazar içerisinde aynı faaliyet alanında rakip teşebbüsler olmaları tek başına haksız rekabet sayılamayacağından, davalının iddia edilen eylemlerinin TTK'nın 54.maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. Öncelikle serbest piyasa ekonomisinde piyasaya girişler ve çıkışlar serbesttir ve izin ve ruhsat koşullarını taşıyan herkese istediği pazarda faaliyet göstererek mevcut rakipleri ile serbestçe rekabet edebilmektedir. İşyeri ya da işletme kurulması aşamasında da ihtiyaç duyulan insan kaynağını ise serbest emek piyasasından temin edebilmektedir. Bu noktada hiçbir pazar hiç kimsenin özel ya da münhasır mülkü olmadığı gibi çalıştırdığı kişiler de münhasır varlıkları değildir. İşçi, Anayasal hakkı olan çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında istediği işverenle çalışmayı tercih etmekte; ondan memnun kalmadığında ya da daha iyi koşullarda başka bir işverenle çalışmayı tercih etme özgürlüğe sahiptir. Bu serbestiyi ortadan kaldırmaya yönelik İşveren şirketlerin birbirlerinden işçi transfer etmemeye yönelik anlaşmalar yapmaları, piyasaların adil rekabet kurallarını belirleyen Rekabet Kanunu tarafından ağır şekilde cezalandırılmaktadır. Davacının iddiasına göre kendisi ile daha önceden istihdam ilişkisinin olduğunu belirttiği .......ın müteşebbis ruhu çerçevesinde rakip bir iş kurması, Davacının iznine tabi değildir. Bir piyasada yeni firma girişleri ile rekabet oluşacak ki, fiyatlar düşsün, kalite artsın, ve benzeri gelişmeler olsun. Bu noktada Davalı .... ve tek ortağının, ifa etmiş olduğu rekabetçi iş ve işlemlerde iktisadi ve işletmesel olarak aldatıcılık ve dürüstlüğe aykırı bir boyutunun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davacı iddialarından bir diğeri ise Davalıların istihdam ettiği...., ....., ....., ....,... ve ...'nın Davacı eski çalışanları olduğu; bu kişilerin davacı ticari sırlarına sahip olmaları sebebiyle Davalı rakip firmaya transfer edildiği ve sahip oldukları Davalı gizli bilgilerinin kullanılması vasıtasıyla haksız rekabete konu eylemleri yönlendirdikleri hususudur. Davacı, kendi müşterilerinin bu gerçek kişilerin sahip olduğu bilgiler kullanılarak Davalı ...e transfer edildiğinden mütevellit haksız rekabet edildiği iddiasında bulunmaktadır. Davalı.... ve Davacı...., şirket merkezi Ankara olmakla birlikte Türkiye çapında faaliyet gösteren iki rakip teşebbüstür. Bu piyasada müşterilerin tedarikçi ya da tedarikçilerin satış sorumlularına sadakati çok yüksek değildir; GNSS cihaz ya da ürün satıcıları ile alıcıları sınırlı sayıdadır ve tedarikçilere ulaşmak da Müşteriye ulaşmak da kolaydır. İlgili pazardaki hiçbir müşteri, hiçbir sağlayıcının inhisari (tekelden satacağı) varlığı değildi. Bu sebeple, Davalı .... de Davacı müşterilerine, kendi bağımsız ticari koşulları çerçevesinde serbestçe satış yapabilir ve en etkili şekilde rakipleriyle rekabet edebilir hak ve yetkiye sahiptir. Rekabetin rakipleri zor durumda bırakmasından daha doğal bir durum olamaz; bunun sonucu olarak fiyatların düşmesi, ciroların azalması, müşteri kayıplarının yaşanması serbest piyasa ekonomisinde olağan durumlardır. Ancak gerçekleştirilen rekabet tarzı, aldatıcı olmayan, eski deyimiyle objektif iyi niyet kurallarına uygun hakkaniyetli bir rekabet tarzı olması gerektiği gibi teşebbüsler arası rekabeti düzenleyen Kanunlar tarafından da korunan adil rekabetçi davranış şeklinde gerçekleşmek zorundadır. Davacının, Davalılar tarafından gerçekleştirilen rekabette, davacı müşterilerinin Davalı...'e haksız olarak transfer edildiği iddia edilmektedir. Normal koşullarda bir teşebbüsün müşteri bilgileri, ticari sır niteliğini haiz bilgilerdir ve bu bilgilerin işin yapılması için işçilere verilmesi durumunda, taraflar arası hukuki ilişkiye göre istihdam ilişkisi sona erdikten sonra bir rekabet etmeme yükümlülüğü bulunmakta ise işçilerin bu bilgileri işten ayrıldıktan sonra kendi ya da çalıştıkları yeni işveren lehine kullanmaması gerekir. Ancak bu kullanımı engelleyen kurallar, haksız rekabet kuralları olmayıp TBK 444 vd maddelerinde düzenlenen çalışan üzerine getirilen rekabet yasaklarıdır. İşbu davada da çalışanlar için sözleşme sonrası getirilen bir rekabet yasağından bahsedilmemektedir. Serbest piyasa kurallarına göre, müşterilerin rakipler arasında paylaşılması, kartel kurulması anlamında gelmektedir ve en ağır cezalara tabi tutulmaktadır. Bu nedenle Müşterilerin, kiminle çalışacakları, kimden mal/hizmet alacakları tamamen kendi özgür seçimlerine göre karar verebilecekleri bir husustur. Rekabet yasağı yükümlülükleri bulunsaydı bile, müşterinin bu özgürlüğü mutlaktı ve istediği tedarikçiye gittiğinde mal/hizmet alması gerekirdi. Yani, tüketici/müşteri bakımından rekabet yasakları, rakiplere mutlak bir koruma sağlamamaktadır. Ancak o tür bir durumda tedarikçilerin aktif satış yasağına tabi olabileceklerinin belirtilmesinde fayda vardır. Bununla birlikte istihdam ilişkisi devam ederken, işverenin sınai-ticari sırlarının işçi tarafından belirli menfaatler karşılığında rakip şirketlere aktarılmasının, ifşa edilmesinin dürüst bir rekabet tarzı olmayacağı süphesizdir. Aynı yükümlülüğün yani sadakat ve özen yükümlülüğünün sözleşme sonrasında da devam ettiğini söylemek ise mümkün değildir. Sözleşme sonrası koruma sağlayacak düzenleme ise işçi üzerine getirilebilen rekabet etmeme yükümlülüğüdür. Ancak rekabet yasağı düzenlemeleri ile haksız rekabet düzenlemeleri farklı şeylerdir ve birbirine karıştırılmamaları gerekir. İşbu dava çerçevesinde Davalılara atfen iddia edilen müşteri transferi vakaları, herhangi bir somutlaştırma yapılmaksızın soyut iddialar olarak yöneltilmiştir. Dava dilekçesinde, söz konusu iddianın müşteri nezdinde kötüleme eylemeleri ile bağlantılı olarak ileri sürülmesine karşın, iddianın herhangi bir şekilde somutlaştırılmasına da yer verilmemiştir; aynı zamanda Davacı tanıkları da, Mahkemede verilen ifadelerinde kendilerine doğrudan soru sorulmuş olmasına rağmen Davacı iddialarını müşteri itibarıyla somutlaştırılamamışlardır. Bu nedenle söz konusu iddialar soyut iddialar olarak kalmıştır. Bunun yanında Davalı ... müşterileri arasında Davacı müşterilerinin de bulunması mümkündür; ancak bu durumun mutlak surette haksız rekabetçi davranışlarla gerçekleştiği ifade etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere pazar çok büyük bir pazar değildir ve satıcıların ve alıcıların birbirini tanıması, faaliyetleri hakkında bilgi edinmesi çok kolaydır.....'in, diğer tüm müşterilere olduğu gibi Davacı müşterilerine de pazarlama-satış-dağıtım faaliyetlerine girişip O müşterileri kazanması, doğrudan ortakları ya da çalıştırdığı kişilerin sahip olduğu müşteri bilgileri ile ilişkilendirilmeksizin de mümkün olabileceği düşünülmektedir. ..., pazarın oligopol özellikleri taşıması sebebiyle bu müşterilere Davacı eski çalışanları olmaksızın da ulaşabilir durumdadır. Pazara yeni giren GNSS cihaz tedarikçisi bir firma, pazarda kimlerin hangi ürünlere ihtiyaç duyacağını tespit etme imkanına sahiptir. Hal böyleyken rakip bir teşebbüsün, pazarda daha eskiden beri faaliyet gösteren bir teşebbüsün Müşterilerine ulaşma ve onları kendine kazandırma imkanının kolaylıkla mümkün olduğu bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda anlaşılmıştır. Ayrıca pazarın ve ilgili ürünlerin özelliği sebebiyle müşterinin bir sağlayıcıya ya da sağlayıcının bir çalışanına bağlılığının, sadakatinin. pek düşük olacağı şüphesizdir. Pazarın, satılan ürünlerin orijinal ya da ikame ürün olması sebebiyle müşterileri oluşturan kurum ve kuruluşların (ki bu kişiler profesyonel kişilerdir), kendi bağımsız kararlarından ziyade bir satış temsilcisinin yönlendirmesi ile kolaylıkla tedarikçi değiştirmeyeceği bir gerçektir. Müşteriler, kendi özel ihtiyaç durumlarına; ürünlerin kalite ve kalibrasyonuna ve fiyat-vade ile satış sonrası servis hizmetleri gibi kendilerine sunulan ticari koşullara göre kendi alım kararlarını vermektedir. Bu durum, tanık ifadeleri ile de örtüşmektedir. Bu nedenle Davalı gerçek kişi yanında Davacı eski çalışanlarının Davalı ... şirketine müşteri kazandırma eylemlerinde işletme ve iktisat bilimi çerçevesinde herhangi bir haksızlık boyutunun olmadığı kabul edilmiştir. Bu kabuller çerçevesinde, haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı kabul edildiğinden zarar hesaplaması için ticari defter incelemesi yaptırılmamıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; Davacı ... .. Şti. ile Davalı... ve.... ŞTİ.’nin aynı coğrafi pazarda birbiri ile yakın ikame ürünlerin satışını yapan rakip teşebbüsler olduğu; davalı taraflara pazardaki rekabetçi davranışlar itibarıyla ithaf edilen iş, işlem ve eylemlerin pazarın özellikleri sebebiyle adil rekabet kurallarına uygunluk arz ettiği; davacı şirketin rekabet yeteneğine haksız bir müdahale niteliği taşımadığı; bu nedenle dava konusu eylemlerin iktisadi ve işletmesel olarak haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği sonuç ve kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.800,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/10/2025 Katip ..... e-imza Hakim ..... e-imza

Atıf: Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/41, K. 2025/83, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bati-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-41-e-2025-83-k-777068236a09