İlk Derece Mahkemesi · Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/77 E. 2023/15 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/77
- Karar No
- 2023/15
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/77 Esas - 2023/15 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2022/77 KARAR NO : 2023/15 HAKİM : ... KATİP... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... VEKİLİ : Av... DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 01/02/2022 KARAR TARİHİ : 19/01/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili 01/02/2022 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, uluslararası ağır nakliyat ve muhtelif taşıma işleri faaliyetini sürdürdüğünü, kendi sektöründe tanınan, güvenilir ve tercih edilen bir firma olduğunu, bu kapsamda da müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında, müvekkili şirketin taşıma hizmeti sağladığını, davalı şirketin de karşılığında bedel ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, bu durumun tarafların ticari kayıtları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı-borçlu şirket için ...'ya mal taşıma hizmeti verildiğini, malın...da ilgili yere teslim edildiğine dair taraflar arasında ... belgesinin düzenlendiğini, anılan Romanya'ya mal taşıma işi nedeniyle müvekkili şirket tarafından borçlu adına 14/08/2021 tarihli, 21.000 Euro bedelli, 20.08.2021 tarihli 10.000 Euro bedelli, 31.08.2021 tarihli, 3.800 Euro bedelli ve 31.08.2021 tarihli 9.600 Euro bedelli dört adet fatura tanzim edildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığını, faturaların davalı şirket tarafından kabul edildiğini ancak buna rağmen fatura bedellerinin müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından sağlanan hizmet bedellerinin tahsili amacıyla, kendileri tarafından .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takipten gönderilen ödeme emrinin tebliğinin ardından davalı borçlu şirket tarafından 10/11/2021 tarihli dilekçe ile yetkiye, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini, yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine, 11/11/2021 tarihinde .... tarafından İcra ve İflas Kanununun 62. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafından icra takibine yönelik bulunulan itirazının haksız ve alacağın tahsilini sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu bu nedenle itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın 10/11/2021 tarihli dilekçesinde, her ne kadar yetkiye itiraz edilmişse de yetkiye ilişkin yasal düzenlemeler göz önüne alındığında işbu davanın dayanağı icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde başlatıldığının anlaşılacağını, İİK'nın 50. maddesinde icra ve iflas dairelerinin yetkisinin düzenlemiş olduğunu, “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” hükmünün bulunduğunu, İcra ve İflas Kanunu'nun atıfta bulunduğu HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri incelendiğinde, Kanunun 6. maddesinde genel yetki kuralının düzenlendiğinin görüldüğünü, HMK md. 6 uyarınca genel yetkili mahkemenin (icra müdürlüğü) davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın (icra takibinin) açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, Genel yetki kuralının yanı sıra, HMK'da özel yetki kurallarının da düzenlendiğini, HMK’nın 10. maddesinde “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin ifa yerinin Türk Borçlar Kanunu uyarınca tespit edildiğini, TBK Md. 89 'a göre “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir” hükmünün olduğunu, açıklanan yasal düzenlemeler ile taraflar arasındaki ticari ilişki birlikte değerlendirildiğinde, takip dayanağı alacağın sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunu, anılan para borcunun TBK Md. 89 uyarınca müvekkili şirketin yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, davalı tarafından para borcunun ifa edilmemesi üzerine, HMK'nın 10. maddesi yollaması sonucu TBK md 89 uyarınca müvekkili şirketin yerleşim yerinde diğer bir deyişle yetkili icra dairesinde icra takibi başlatıldığını, arabuluculuk sürecinin d... tarafından yürütüldüğünü bu hususta davalı tarafından herhangi bir yetki itirazında bulunulmadığını, taraflar arasında yer alan anlaşmaya uygun olarak müvekkili şirket tarafından taşıma işinin tam ve eksiksiz olarak ifa edildiğini ancak davalı şirket tarafından müvekkile ödeme yapılmadığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek müvekkilinin alacağını sürüncemede bıraktığını, müvekkili şirket tarafından 17/11/2021 tarihinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurularak, davalı - borçlu şirket ile arasındaki uyuşmazlığın yasal mevzuat gereğince arabuluculuk kapsamında çözülmesinin talep edildiğini, bu doğrultuda arabuluculuk görüşmelerinin başlatıldığını ancak yapılan müzakereler sonunda anlaşma sağlanamadığı hususlarına yer verilerek işbu dava ile davalı borçlu şirketin itirazının iptaline ve başlatılan takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini, davalı borçlu şirketin, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine yönelik bulunduğu itirazında haksız olduğunu, alacak miktarının tarafların ticari kayıtlarında mevcut olduğunu, alacağın bilinebilir ve likit olduğunu bu nedenle icra takibine konu olan alacak nedeniyle davalı borçlu aleyhine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek davanın kabulünü ve .... sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine... sayılı dosyası ile genel haciz yolu ilamsız takip başlattığını, haksız takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin akabinde ise davacının işbu itirazın iptali davasını ikame ettiğini ancak haksız ve dayanaksız davanın reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında taşıma işlerine dayalı ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, TTK'nın 850. maddesinden ise taşıma işlerinden kaynaklanan sözleşmelerin, karşılıklı edimler içeren, her iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olduğunun anlaşıldığını, yetkiye ilişkin itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın takip talebinde faturadan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsilini talep ettiğini, faturaların takip talebine ekli olmadığı gibi taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığını, TTK'nın 89/2 maddesi uyarınca yazılılığın, cari hesap sözleşmesi yönünden geçerlilik şartı olduğunu bu itibarla yazılı bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan ve yine takip talebine faturaları eklemeyen davacının, dava dilekçesinde sözünü ettiği faturaların nazara alınmasının mümkün olmadığını, bilindiği üzere itirazın iptali davasının takibe bağlılığının alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunu, takibinde herhangi bir belgeye dayanmayan ve açıklayıcı herhangi bir ayrıntı vermeyen davacının, sadece “faturadan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsilini” talep ettiğinden artık dava dilekçesinde belirttiği faturalara dayanmasının olanaklı olmadığını, ....Karar sayılı ilamında da “... itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesinin bu davada mümkün olmadığını, davacının icra takibine dayanak belge dışında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan başka alacakları varsa onlar için ayrıca icra takibi yapması veya alacak davası açması gerekecektir.” denilerek davanın kabulü yönündeki direnme kararının bozulmasına karar verildiğini, somut olayda davacının, takipte dayanmadığı belgelere dava dilekçesinde dayanmasının olanaklı olmadığını, fatura yahut cari hesap alacağını ispatlayamayan davacının davasının reddinin gerektiğini, İtirazın iptali davasının takibe bağlılığı ilkesince taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin Türk Lirası üzerinden olduğunu bu nedenle müvekkilinin döviz cinsinden borçlandırılmasının mümkün olmadığını, yine -borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla- müvekkilin, daha önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğinden ve bu nedenle muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceğinin de açık olduğunu, davacının, taşıma işini ifa ettiğini ancak müvekkilinin kendisine ödeme yapmayarak, takibe itiraz ettiğini iddia ettiğini ancak gerçek durumun davacı iddialarının tam aksi yönünde olduğunu, zira davacının, edimini eksik ve kusurlu şekilde ifa ettiğini ve bu nedenle müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkili ile davacı arasında taşıma işlerine dayalı ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu; müvekkilinin, iş makineleri için iki adet lowbed ve 5 adet malzeme tırı şeklinde davacıdan taşıma hizmeti alarak bu malların yine ticari ilişki içinde bulunduğunu, ...'da yerleşik dava dışı ... unvanlı şirkete teslimini amaçladığını, malların İzmir'den teslim alınarak, ..'ya teslim edileceğini ancak davacının, taşıma işi tamamlanmadan -gümrükte fatura ibrazının zorunlu olduğu gerekçesiyle- çeşitli faturalar düzenleyerek müvekkili şirkete yansıttığını, müvekkilinin de yüklerin teslim edilip edilmeyeceğini henüz bilemediğinden faturalara itiraz etmediğini, eş deyişle faturaların, nakliye hizmeti almadan önce düzenlendiğini ancak davacının sorumluluğundaki evrakların ve yol izinlerinin tamamlanmaması nedeniyle taşıma işinin oldukça problemli bir hal aldığını hatta bir vinç izin belgesinin dahi alınmadığını, yükümlülüklerine açıkça aykırı davranan davacının müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, 11/08/2021 tarihinde teslim edilen fore kazık makinesine 07/09/2021 tarihinde -maddi çıkarlar gözetilerek- hatalı yol belgesi alındığını, nakliyede sorun yaşanmasına neden olunduğunu, yine müvekkili tarafından 17/08/2021’de ....’den teslim edilen vinçin gümrükte bekletildiğini; davacının, bu hususun müvekkilinden kaynaklandığını ima ederek müvekkilinden şifahi olarak bekleme ücreti dahi talep ettiğini ancak daha sonra davacının fatura ve ... senedini ibraz etmemesi nedeniyle yüklerin gümrükte beklediğini, beklemeye davacının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını ve bunun üzerine müvekkilinin, davacıdan eksik belgeleri e- posta ile talep ettiğini, nakliye sürecinde başkaca problemlere sebebiyet vermemesi için de müvekkilinin, davacıyı uyardığını, müvekkilinin, sadece bu münferit olay nedeniyle değil, birçok defa başkaca hatalı işlemleri nedeniyle davacıyı sözlü ve yazılı şekilde uyardığını, yine davacının, kasıtlı olarak alınmayan yol izin belgeleri, gümrüğe teslim edilmeyen evraklar, başka araçlara ait plakalar yazılarak alınan hatalı yol izin belgeleri nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığını, nitekim iş makinesi ve malzemelerin kendisine geç teslimi nedeniyle dava dışı .... , müvekkili ile imzalamış olduğu sözleşmeye istinaden 203.500,00 ..tutarındaki faturayı düzenleyerek müvekkiline yansıttığını, zira geç teslim nedeniyle dava dışı şirketin de işini yapamadığını, iş programının gerisinde kaldığını, daha önce müvekkili tarafından davacıya.... Noterliğinin 1.. yevmiye sayılı, 28.10.2021 tarihli ihtarnamesi gönderilerek edimini gereği gibi yerine getirmesini aksi halde oluşacak zarardan sorumlu olacağının ihtar edildiğini, bu noktada esasen müvekkilinin, davacıdan alacaklı olduğu açık olmakla ve borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, takas-mahsup def'inde bulunma zorunluluğu doğduğunu, zira davacının hatalı ve geç ifası nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin zararının sadece dava dışı.... tarafından düzenlenen fatura ile sınırlı olmadığını, adı geçen firmanın işe geç başlama nedeniyle ileride kar kaybı talebinde bulunmasının da ihtimaller dahilinde olduğunu, yine davacının kasıtlı olarak almadığı yol izin belgeleri, gümrüğe teslim etmediği evraklar, başka araç plakası üzerinden aldığı yanlış yol izin belgelerinden kaynaklanan zararın da dikkate alınması gerektiğini,.... Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere Karayolu ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi ile İlgili Anlaşma’nın (CMR) yükün zıyaı, hasarı veya gecikmesinden doğan sorumluluğunu düzenleyen 17/1. maddesi gereği kural olarak taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasar ile yükün teslimindeki gecikmeden sorumlu olduğunu, taşıma süresinin aşılması sebebiyle gecikme sonucu ortaya çıkan zararlardan da sorumlu olduğunu, yine taşıma sözleşmesine konu eşyanın tesliminde gecikme yaşanması halinde taşıyıcının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk esaslarına göre düzenlendiğini, eş söyleyişle taşıyıcının, karayolunda uluslararası eşya taşıma sözleşmesi kapsamında taşıma konusu eşyayı teslim aldığı andan alıcısına teslim ettiği ana kadarki süreçte, eşyada meydana gelen zıya, hasar veya gecikme nedeniyle ortaya çıkan zarardan, CMR’nin 17/1. maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğunu, somut olayda ise davacının, kendi kusuruyla malın teslimini geciktirdiğini, bir an için kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluk esasına göre de gecikme nedeniyle sorumlu olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 875. maddesinin 1. fıkrasında da taşıyıcının eşyanın teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunun kabul edildiğini, aynı maddenin son fıkrasında ise gecikme halinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücretinin gecikme süresi ile orantılı olarak indirileceğinin hüküm altına alındığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla anılan Kanun hükmünün somut olaya tatbikinin gerektiğinin açık olduğunu, somut olayda da davacının sorumluluğunda olmasına rağmen malların bir an evvel teslim yerine ulaşması için müvekkilinin tüm gayreti gösterdiğini, hatta davacıya gerekli durumlarda destek olabileceğini dahi ilettiği ancak davacının teslimi geciktirerek, hatalı evraklar düzenleyerek, gerçek dışı beyanlarda bulunarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, bu noktada müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu sabit olmakla davacının davasının reddinin gerektiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karara verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan 29/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasına davalı tarafından sunulan e-mail çıktılarında davacı tarafın hatalarından dolayı malın alıcıya ulaşmasında gecikmeler yaşandığının anlaşıldığı, Mahkemece davalı tarafından dosyaya sunula e-mail çıktılarına, sözleşmeye ve dava dışı alıcı tarafından kesilen nakliye gecikme cezasından kaynaklanan faturaya itibar edilirse; davacı taşıma firmasının kendisinden kaynaklı gecikme nedeniyle gönderici (davalı) firmanın zararından sorumlu olduğu, ...Konvansiyonu’nun 23. maddesi gereğince; davacı firma tarafından davalı firmaya ödenmesi gereken tazminat tutarının üst sınırının taşıma ücretiyle sınırlı olduğu, davacı taşıma firmasının taşıma nedeniyle davalı firmadan (21.000 + 10.000 +3.800 + 9600) 44.400 € alacaklı olduğu, dava tarihi olan 01/02/2022 tarihinde ... Euro efektif satış kurunun 15,10 TL olduğu dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan alacağının (44.400 € x 15,10) 670.440 TL olduğu, davalı tarafa gecikme nedeniyle dava dışı alıcı tarafından 203.500 Rumen Leyi ceza kesildiği, dava dosyasında bu tutarın ödendiğine ilişkin herhangi bir dekonta ulaşılamadığı yine sevk edilen eşyaların teslim tarihinin ... belgelerinde yer almadığ...’nın ... kentine taşıma işinin süresinin gümrüklerde bekleme olmazsa 6-7 gün olduğu, teslim tarihi bilinmediğinden, taşımanın kaç günde yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye ulaşılamadığı, yine ... dorse plakalı yüke ilişkin...belgesinde teslime ilişkin imzanın bulunmaması nedeniyle yükün teslim edilip edilmediğinin anlaşılamadığı, Mahkemede dava dışı alıcı tarafından 203.500... tutarında gecikme cezasını içeren faturaya itibar edilirse; dava tarihi olan 01/02/2022 tarihinde ... satış kurunun 3.0654 TL olduğu, bu tutarın TL cinsinden (203.500 x 3,0654) 623.808,90 TL olduğu, davacı tarafın davalı taraftan dava tarihi itibariyle (670.440 TL - 623.808,90 TL) 46.631,10 TL alacağının olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 26/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı taraf Ticari Defterlerinin, TTK ilgili hükümlerine göre defterlerinin lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı tarafından düzenlenen 10 adet faturalar ile davalı tarafından yapılan ödemelerin Ticari Defter ve Kayıtlarına alınmış olduğu, dava tarihi itibariyle davacı ve davalının Ticari defter kayıtlarında davacının davalıdan 329.414,00 TL (B) alacaklı olduğu, Mahkemede 203.500,00 Rumen Leyi tutarındaki faturanın dava konusu iş kapsamında ve gecikmeye ilişkin kesildiği yönünde kanaat oluşursa; davacı firmanın Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi’nin (CMR) 23.maddesi kapsamında taşıma ücretini geçmemek kaydıyla tazminattan sorumlu olduğu, havale tarihi olan 16.05.2022 tarihinde ... satış kurunun; 3,3023 TL olduğu, 203.500 ....'inin TL cinsinden karşılığının 672.018,05 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca alacağın BK 89 maddesi ile düzenlenen para alacağı olduğu bu nedenle alacaklının yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğundan yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Toplanan deliler ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucu,taraflara arasında muhtelif makina ve ekipmanın Romanya ülkesine taşınması husunda anlaşma mevcut olup, taşımanın süresi ve teslim tarihine ilişkin bir belirleme mevcut değildir.Yine davacın söz konusu malzemeleri geç teslim ettiğine ilişkin bir belge mevcut değildir. Taşımanın yapıldığı husunda taraflar arasında bir ihtilaf da mevcut değildir. Bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen faturalar davalı defterine işlenmiştir. Davalı tarafından taşımanın ayıplı olduğuna ilişkin süresinde bir ayıp ihbarı da mevcut değildir. Davalıya teslim alan tarafından kesildiği iddia olunan cezanın mahiyeti belli olmadığı gibi davalı ile dava dışı teslim alan arasındaki ilişkinin davacıya teşmil edilmesi mümkün değildir.Bu itibarla davacı tarafından taşımanın yapılması ve taşıma karşılığı düzenlenen faturaların taraf defterine yansıması, davalının süresinde yapmış olduğu bir ayıp ihbarının da bulunması nazara alındığında davacının taşıma bedelini istemekte haklı olduğu , davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir bilginin bulunmadığı bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmayacağı,haksız görülen itiraza binaen davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi de gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Davalı borçlunun ... Esas sayılı dosyasında 33.847,03 Euro üzerinden itirazın iptaline, bu miktar yönünden takibin DEVAMINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Alacak likit ve itiraz haksız görülmekle alacağın % 20'si oranında hesaplanan 73.424,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 25.078,09 TL harçtan Mahkememiz veznesine peşin yatırılan 4.328,35 TL'den mahsubu ile kalan 20.749,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 1.307,96 TL sinin davalıdan 12,04 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 125,00 TL posta ve tebligat gideri, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, dava açılırken ödenen 4.409,05 TL yargılama harcı olmak üzere toplam 6.634,05 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden 6.573,53 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 54.397,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddedilen bölümü için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 3.432,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ..'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/01/2023 Katip.. ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.