İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/706 E. 2024/562 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/706
- Karar No
- 2024/562
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/706 KARAR NO : 2024/562 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/10/2024 KARAR TARİHİ : 04/10/2024 KARAR Y.TARİHİ : 08/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından ... plakalı araç için davalıya ait hesaba 17/02/2023 tarihinde 300.000,00 TL kapora bedeli gönderildiğini, ancak davalı tarafından aracın devredilmediğini ve kaporta bedelinin iade edilmediğini ve davalı tarafından aracın başka birine satıldığını, davacı tarafından davalıya havale edilen kapora bedelinin iadesi için ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, yetki itirazı üzerine dosyanın .... esasına kaydı yapıldığını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafından davalıya araç satışı nedeniyle gönderilen kapora bedelinin davalının edimini yerine getirmediği iddiası ile tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerinde görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi'nce re'sen incelenir. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde; tarafların TTK 12, 16 maddeleri kapsamında sayılan tacir kişilerden olmayıp, bu nedenle TTK m. 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi işbu davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmıştır. Bu halde uyuşmazlığın çözümünde Mahkememiz görevli ve yetkili olmadığından öncelikle mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli .... Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM 1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/10/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza