İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/440 E. 2023/798 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/440
- Karar No
- 2023/798
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/440 Esas - 2023/798 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/440 KARAR NO : 2023/798 BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : .... DAVACI : .... İFLAS İDARE MEMURU: Av. .... DAVACI : 2- .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLLERİ : Av. .... DAVA : Yönetim Kurulu Kararlarının İptali DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 16/11/2023 KARAR Y.TARİHİ : 12/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan "Yönetim Kurulu Kararlarının İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı vekili dava dilekçelerinde, müvekkillerinin 08/05/2010 tarihinde 3 yıl görev yapmak üzere seçilen davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 03/01/2012 tarih ve ... numaralı kararı ile 30/01/2013 tarihli ... numaralı kararlara sonradan yeni metinlerin ilave edildiğini, bu kararın " .... Tur. A.Ş bünyesinde işe başlatılması" şeklinde olması gerekirken, "Yönetim Kurulu üyelerinden iki kişinin müşterek imza ile şirketi en geniş anlam ve manada temsil ederek bu tarihe kadar gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği tüm tasarrufların ancak Yönetim Kurulunun onayından sonra geçerli olmasına" metninin sonradan karara ilave edildiğini, bu kararların noterlikçe onaylandığını, 03/01/2012 tarihli kararla müvekkillerinin yetkisinin sınırlandırıldığını, ...'ın şirketi tek başına temsil ve ilzam yetkisinin geçerliliğini koruduğunu, ... numaralı kararın " ... Temsilciliği Arasında İmzalanan Ofislerin Pazarlanmasına İlişkin Protokolün Onaylandığı" şeklinde olması gerekirken "...'ın yönetim kurulundaki istifasının kabulüne ilk Genel kurula kadar ...'nın yönetim kurulu üyeliğine atanmasına" metninin sonradan ilave edildiğini, bu kararların .... noterliğinin 16/08/2012, ... kararıyla onaylandığını, 1998 yılında onaylanan pay defteri mevcutken 2012 yılında yasal gerekçesi yokken yeniden pay defteri tasdik edildiğini, davalı şirketin merkezinin 27/08/2012 tarihinde alınan kararla değiştirildiği, kararın tescil edildiğini belirterek; yönetim kurulunun .... numaralı kararlarına sonradan ilave edilen kısımların geçersiz olduklarından yok hükmünde sayılarak yasa gereği batıl olduklarının tespitine, 2012 yılında tasdik edilen pay defterinin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2.Davalı vekili cevap dilekçelerinde; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu kararlarına ekleme yapıldığı iddiası ile ... 'na şikayette bulunulduğunu, şirket merkezinin Temelli mevkiine taşındığını, şirketin karar defteri ve diğer kayıtlarının davacı uhdesinde daha önce kullanılan binada bulunduğunu, dava konusu yönetim kurulu kararları ile ilgili olarak ileri sürülen iddialar ile ...'ın ...'tan yazılı talepte bulunduğu iddiasının doğru olmadığını, 27/05/2013 tarihinde yapılan 2011-2012 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında çağrı yapan yönetim kurulu kararına itiraz edilmediğini belirterek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların davacın iddia etmiş olduğu, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık, davalı şirketin 03.01.2012 tarih ve ... numaralı, 30.01.2012 tarih ve ... numaralı yönetim kurulu karar metinlerine ilave metin eklenmek suretiyle esasen alınmayan konuda karar alındığı yönündeki davacı iddialarının doğru olup olmadığı ile varılan sonuca göre sözkonusu yönetim kurulu kararlarının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5.Şirketin 08/05/2010 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayılı nüshasının incelenmesinde; ... Tic. ve Hizmetleri Tur. A.Ş.'nin 08/05/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında ..., ..., ... ve ...'ın 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliklerine, ... ve ...'un bir yıl süre ile yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, ayrıca esas sözleşmesinin yönetim kurulu ve süresine ilişkin 7. maddesinde değişiklik yapılarak üç olan yönetim kurulu üye sayısının en az dört en çok 10 olarak değiştirildiği anlaşılmıştır. 6. Ortaklar arasında düzenlenen 06/02/2012 tarili protokolün incelenmesinde; ... ve ... imzalı 9 maddeden ibaret anlaşma uyarınca, tarafların şirketteki ortaklıklarının sona erdirilmesi konusunda tarafların prensip anlaşmasına vardığı anlaşılmıştır. 7. Yönetim Kurulunun iptali istenen 03.01.2012 tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca ... 'un ... A.Ş. bünyesinde işe başlatılmalarına yönelik karar alındığı, bu kararın ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Yönetim kurulunun iptali istenen 30.01.2012 tarih ve ... sayılı kararı uyarınca ... A.Ş. ile ... temsilciliği arasında imzalanan kiralık ofislerin pazarlanmasını içeren protokolün onaylanmasına yönelik karar alındığı, bu kararın ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı ve bu kararların ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı anlaşılmıştır. 8. Davalı tarafın talebi üzerine ... tarafından düzenlenen 07.07.2014 tarihli hukuki mütalaanın incelenmesinde; sonuç kısmında, tarafların aynı şirkette olmaktan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların bulunduğu, noterde onaylanmış ve ticaret sicili müdürü tarafından kontrol edildikten sonra tescil ve ilan edilmiş olan metinlerin doğruluğu konusunda toplumda bir güven duygusunun meydana geldiği ve aksi ispatlana kadar söz konusu bilgi ve belgelerin doğru olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bu konuda aksi ispat edilebilen bir karinenin bulunduğu, ... A.Ş.'nin yönetim kurulunun ... ve ... numaralı kararlarını farklı metinlerinden noterde onaylanmış ve ticaret sicilinde tescil edilerek sicil gazetesinde ilan edilmiş olanla üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin mütalaa bildirmiştir. 9. İptali istenen ve orjinal metinleri tüm aramalara rağmen bulunamayan yönetim kurulu kararlarındaki imzaların ilgililere ait olup olmadığı konusunda grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi marifetiyle dosya üzerinde inceleme yapılmış olup, Bilirkişi ... 08/05/2015 tarihli raporunda; yönetim kurulu tarafından alınan ... ve ... numaralı her iki kararın orjinal metinlerinin bulunamadığını, fotokopileri üzerinden yapılan incelemede satır boşluklarında farkılılık bulunduğunu, davacı tarafça sunulan kararda bulunmayıp, noterlikçe gönderilen kararlarda mevcut olan kısımların sonradan ilave edilmiş olmasının daha kuvvetle muhtemel görüldüğü, ancak sonradan ilave yapılıp yapılmadığı konusunda maddi bulguya dayalı bir kesin saptamaya gidilebilmesi için belge aslı üzerinde inceleme yapılması gerektiğini bildirmiştir. 10. Mahkememizce Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden alınan 06/06/2016 tarihli raporlarında; grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi tarafından verilen rapor ve ... tarafından verilen takipsizlik kararı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu yönetim kurulu kararının içeriğine ekleme yapılıp yapılmadığı hususu teknik olarak kesin bir sonuca bağlanmadan esasa yönelik kanaat belirtilmesinin mümkün olmadığını bildirmişlerdir. 11. Mahkememizce Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden alınan 26/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; batıl olduğunun tespiti talep edilen davalı şirket yönetim kurulunun 03/01/2012 tarihli ... nolu ve 30/01/2012 tarihli ... nolu kararlarındaki belirtilen kısımların sonradan eklenip eklenmediği hususunda kuşkudan uzak net bir görüş açıklamanın mümkün bulunmadığı, söz konusu yönetim kurulu kararlarına ilave yapıldığı iddiasının sahtecilik suçuna ilişkin olması, sahteciliğin tespitinin teknik bir konu olması karar defteri aslı bulunmadığından bilirkişi raporunda da sahtecilik yapıldığının net bir biçimde tespitinin yapılamadığı dikkate alındığında sahtecilik iddiası yönünden derdest bulunan ... E, sayılı dosyasının sonucunun beklenmesinin uygun olacağı, ...'nın dava tarihine kadar katıldığı bir yönetim kurulu kararına tesadüf edilmediği, yedi pay defterinin iptal edilmeyeceğinin düşünüldüğü, ancak payın yanlış geçirilmesi halinde tashihinin veya bir pay devrinin iptalinin talep edilebileceğinin düşünüldüğü bildirilmiştir. 12. ... , (Eski Esas: ... ) sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların ... ve ..., sanıkların ise ..., ..., ... olduğu, iddia edilen suçun Özel Belgede Sahtecilik olduğu, 20/09/2022 tarihinde sanıklar ..., ... ve ... hakkında beraat kararı verildiği, verilen kararın sanıklar yönünden kesinleştiğinin bildirildiği görüldü. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 13. Dava, anonim şirket yönetim kurulunun 03.01.2012 tarih ve ... numaralı kararı ile 30.01.2012 tarih ve ... numaralı kararlarına sahtelik yapılarak ekleme yapıldığı iddiasına dayalı sözkonusu yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile ...'nın bulunduğu tüm yönetim kurulu kararları ve bu yönetim kurulu kararlarına dayalı olarak yapılan işlemlerin batıl olduğunun tespiti, ayrıca 2012 yılında noterden tasdik edilen yeni pay defterinin iptali istemine ilişkindir. 14. Mahkememizin ... , sayılı kararı ile dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karar davacılar vekilinin İstinaf başvurusu üzerine ... , sayılı ilamıyla kaldırılmıştır. 15. ... , sayılı kararında özetle; "Mahkemece davacı yanın dava dilekçesinde yer alan 03/01/2012 tarihli ... no'lu yönetim kurulu kararına sahte olarak sonradan ilave edilen yönetim kurulu üyelerinden iki kişinin müşterek imza ile şirketi en geniş anlam ve manada temsil ederek bu tarihe kadar gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği tüm tasarrufların ancak yönetim kurulunun onayından sonra geçerli olmasına ilişkin kısım ile 30/01/2012 tarihli ... no'lu yönetim kurulu kararına sahte olarak sonradan ilave edilen ...'ın yönetim kurulundaki istifasının kabulüne, ilk genel kurula kadar ...'nın yönetim kurulu üyeliğine atanmasına ilişkin kısmın geçersiz olduğundan yok hükmünde sayılarak yasa gereği batıl olduğunun tespitine ilişkin talepler hakkında hüküm oluşturulmuş ise de, 03/01/2012 ve 30/01/2012 tarihli kararlara ilave edilen sahte metinler ile içerisinde ...'nın bulunduğu tüm yönetim kurulu kararları ve bu kararlara dayanılarak yapılan işlemlerin batıl olduğunun tespitine ve şirketin 2012 yılında tasdik ettirilen yeni pay defterinin iptaline yönelik talepleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durum HMK'nun 297/2 maddesine aykırılık teşkil etmektedir." gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. 16. Yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilen yönetim kurulu kararlarının alındıkları tarih nazara alındığında Mülga 6762 sayılı TTK hükümlerinin sorum olaya uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Mülga 6762 sayılı TTK'da batıl yönetim kurulu kararlarına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak yönetim kurulu kararları iptal edilemez. Buna karşılık batıl yönetim kurulu kararlarına karşı tespit davası açılabileceği mülga kanun döneminde yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilmekteydi. Uygulamada doğan ihtiyacı karşılamak üzere 6102 sayılı TTK 391. maddede batıl yönetim kurulu kararları hakkında özel düzenleme yapılmıştır. Buna göre yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespitine yönelik mahkemede tespit davası açılabilir. 17. Özellikle eşit işlem ilkesine aykırı olan Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmasını kısıtlayan ya da güçleştiren diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu ilkelerin devrine ilişkin kararlar batıl olarak kabul edilmiştir. En çok rastlanılan batıl kararlar kanun da sayma yöntemiyle gösterilmiştir. Bir yönetim kurulu kararının geçersiz olup olmadığı, genel hükümlere göre belirleneceği gibi butlan sebepleriyle geçersizliğinin sonuçları da aynı ilkelere göre belirlenir. Uygulamada en çok karşılaşılan geçersiz yönetim kurulu kararları eşitlik ilkesine aykırı alınan kararlardır. 18. Davacı yan yönetim kurulu kararına sahtelik yapılarak ekleme yapıldığı iddia edildiği nazara alındığında, sahtelik iddiasının ispatı halinde ekleme yapılan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmektedir. 19. Yönetim kurulunun işlem ve kararlarının yokluğu, yönetim kurulunun, işlem yapma hukuki gücüne sahip olmaması veya işleme ilişkin yasal bir faaliyet söz konusu değilken, yasal faaliyet mevcutmuş gibi işlem yapmaya kalkışmaları nedeniyle, işlemin hukuken varlık kazanmaması şeklinde tanımlanabilir. 20. Bu bakımdan sahtelik iddiasının ispatı halinde yönetim kurulunca usulüne uygun olarak alınmış bir karar olmadığı ve yönetim kurulunun yasal bir faaliyeti bulunmaksızın karar oluşturulması nedeni ile yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekmektedir. 21. Davaya konu edilen yönetim kurulu kararlarının sahteliği, ceza kovuşturmasına da konu olmuş mahkememizce bekletici mesele yapılan ... Esas sayılı dosyasında yürütülen kovuşturmada sözkonusu kararların aslına ulaşılamamış, yapılan kovuşturma neticesinde yönetim kurulu kararlarına iddia edildiği gibi ekleme yapılıp yapılmadığı hususunun belirlenememesi nedeni ile davalılar hakkında 20.09.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği ve kararın kanun yolu incelemesi neticesinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 22. Mahkememizce çözümü teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile Grafoloji ve Sahtecilik konusunda yaptırılan bilirkişi incelemesinde, 08.05.2018 tarihli raporda da söz konusu kararlara sonradan ilave yapılıp yapılmadığı konusunda kesin bir saptamaya gidilebilmesi için belgenin aslı üzerinde inceleme yapılması gerektiği yönünde görüş açıklanmıştır. 23. Mahkememizce yaptırılan diğer bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlarda da dava konusu edilen yönetim kurulu kararlarına ekleme yapılıp yapılmadığı konusunda kesin bir sonuca varılacak değerlendirme yapılamamıştır. 24. Davacılar sahteliğini iddia ettikleri yönetim kurulu karar metinleri altındaki imzalarına yönelik bir sahtelik iddiasında bulunmamışlar, yalnızca metne ekleme yapılmak suretiyle sahtelik yapıldığını iddia etmişlerdir. 25. Davacılar ileri sürmüş oldukları bu vakıayı ispat ile yükümlü olup (HMK m. 190) hem ceza yargılamasında yapılan kovuşturmada toplanan deliller hem de mahkememizce yapılan tahkikatta toplanan deliller nazara alındığında sözkonusu sahtelik iddiasının ispat edilemediği değerlendirilmiştir. 26. Diğer yandan davacılar yalnızca sahtelik iddiasına dayalı olarak yokluğun tespiti talebinde bulunmuş, bunun dışında metne sahtelik yapılarak yapılan ekleme neticesinde oluşan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti yönünde bir talepte bulunmamış olduklarından bu yönde mahkememizce bir inceleme ve değerlendirme yapılamamıştır. 27. Az yukarıda açıklanan ve 03.01.2012 tarihli ... numaralı ile 30.01.2012 tarihli ... numaralı yönetim kurulu kararlarına metne ekleme yapılmak suretiyle sahtelik yapıldığı yönündeki iddianın ispat edilememesi nedini ile davacıların sözkonusu yönetim kurulu kararlarının yokluğunun tespiti istemi ve yine buna bağlı olarak içerisinde ...’nın bulunduğu tüm Yönetim Kurulu kararlarının ve bu kararlara dayanılarak yapılan işlemlerin batıl olduğunun tespiti istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 28. Öte yandan davacı yan 2012 yılında tasdik ettirilmiş olan pay defterinin de iptali isteminde bulunmuştur. Davacılar sözkonusu pay defterinin sahteliği iddiasında bulunmamıştır. TTK'nın "defter tutma yükümlülüğü" başlıklı 64. maddesinin 1. fıkrası "Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır" hükmünü içermekte iken, 3. fıkrası ilgili kısmı "...Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir...Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ... ile ... müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir..." şeklinde ve 4. fıkrası "Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir" şeklindedir. 29. Yine Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ'in 13. maddesinin 4. fıkrası "Yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ile yönetim kurulu karar defterinin açılış onaylarının her hesap dönemi için yapılması zorunludur. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen hesap dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir." düzenlemesini içermekte iken, 6. fıkrası ise "Pay defteri ve yönetim kurulu karar defterinin yenilenmesinin gerektiği durumlarda açılış onayı yapılacak yeni defter, kullanımına son verilecek defterle veya zayi edilmişse zayi belgesi ile birlikte notere ibraz edilir. Yeni defterin açılış onayının yapıldığı sırada noter, eski deftere veya zayi belgesine, yeni defterin açılış onayının yapıldığını tarih ve sayıyı belirterek şerh düşer. Eski defterde veya zayi belgesinde söz konusu şerhi gören noter tekrar bir açılış onayı yapamaz." hükmünü içermektedir. 30. Noterlik Kanunu 68. maddesi "Noterler Türk Ticaret Kanunu ve diğer kanunlar hükümlerine göre tutulması gereken defterleri bu kanunlar uyarınca onaylarlar. Yukarıki fıkrada anılan defterlerin onaylanmasından sonra noter, onayladığı defterin nevini, ait olduğu yılı, sayfa sayısını, sözü geçen kanunların emrettiği şekilde mercilerine, tek tek veya liste halinde taahhütlü mektupla bildirir. Bunun için noter, ücret tarifesinde gösterilen yazı ücretini ve kanunun tek tek bildirmeyi zorunlu kıldığı hallerde ayrıca posta giderini de ilgilisinden alır." düzenlemesini içermektedir. 31. Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ'in 9. maddesinde "pay defteri"ne ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre anonim şirketlerde senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerinin kaydedildiği defterdir. Ayrıca sözkonusu maddede pay defterinin hangi bilgileri içermesi gerektiği düzenlenmiştir. 32. Bununla birlikte pay defterine kayıt kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Benzeri durum, limited şirketlerde payın devrinde kanuni bağlam ilkesidir; diğer bir ifade ile esas sözleşmede aksine bir durum yoksa, esas sermaye payının devri için genel kurulun onay vermesi ile devir geçerli olur ve devralan şirkete karşı ortaklık sıfatını kazanır (TTK m. 495/2). Pay defterine kayıt, açıklayıcı nitelikte olduğundan, pay devrinin geçerliliği ve devralanın şirkete karşı ortaklık sıfatının kazanılmasında etkili olmaz. 33. Davacılar hali hazırda şirketin pay defteri varken yeni bir pay defteri tasdik edildiğini ve bu yeni pay defterinin iptalini talep etmiş olup iptali talep edilen "pay defteri" noter tasdikli olup sahteliği iddia edilmemiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerde özellikle henüz sayfaları bitmemiş ve kullanılmaya devam edilebilecekken yeni bir pay defterinin yukarı yer verilen Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ'ine aykırı olarak aykırı olarak "pay defteri" tasdik ettirilmesi halinde bu yeni defterin iptali ya da geçersiz olacağına yönelik her hangi bir hüküm sevkedilmemiştir. 34. Diğer yandan az yukarıda da yer verildiği üzere pay defterine kaydın kurucu bir etkisi bulunmayıp açıklayıcı niteliğinden ötürü pay sahipliğinin kazanılmasına da etkisi bulunmadığı da nazara alındığında yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere aykırı olarak pay defteri varken yeniden pay defterinin noterde tasdik ettirilmesinin yaptırımının iptali ya da geçersizliği sonuçlamayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Zira pay defteri içeriğinin doğru olmadığı ve pay sahipliğinin tespiti ile pay sahipliğinin ispatı sağlanabilecektir. Eldeki davada ise davacıların böyle bir talebi bulunmayıp yalnızca pay defterinin iptali talep edilmiştir. 35. Açıklanan nedenlerle davacının tüm istemleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. VI-HÜKÜM 1-Davacıların 23.08.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 30.01.2012 tarih ve ... numaralı Yönetim Kurulu kararı ile 03.01.2012 tarih ve ... numaralı Yönetim Kurulu kararlarının yokluğunun tespiti istemin REDDİNE, 2-30.01.2012 tarih ve 03.01.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararları sonucu içerisinde ...’nın bulunduğu tüm Yönetim Kurulu kararlarının ve bu kararlara dayanılarak yapılan işlemlerin batıl olduğunun tespiti isteminin REDDİNE, 3-2012 yılında tasdik ettirilmiş olan Pay Defterinin iptali isteminin REDDİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85.-TL harçtan peşin alınan 21,15.-TL harcın mahsubu ile bakiye248,70.-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 7-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.- TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa ödenmesine Dair davacılar vekillerinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 16/11/2023 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/11/2023 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"