İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/504 E. 2024/647 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/504
Karar No
2024/647
Karar Tarihi

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/504 Esas - 2024/647 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/504 Esas KARAR NO : 2024/647 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 23/07/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 13 payının aynı zamanda şirket müdürlüğü görevini ifa etmekte olan dava dışı...'a, 12 payının ise müvekkiline ait olduğunu, anılan şirket müdürünün müdürlük görevinden azline ... ... ... karar sayılı kararı ile karar verildiğini, bu nedenle davalı şirketin organsız kalmasını engellemek adına şirkete yeni bir müdür tayininin gerektiğini, TTK 624/3 m.gereğince limited şirketlerde ortaklardan en az birisinin müdür olmasının gerektiğini, şirketin iki ortağından birisi olan...'ın Mahkeme kararı ile müdürlük görevinden azledilmesi sebebiyle limited şirketlerde müdür seçimi için genel kurulun karar almasının gerektiğini, müvekkilinin davalı şirkte müdür olarak atanması önerilerinin sonuçsuz kaldığını, ... ... ... Karar sayılı ilamı ile şirket müdürü olan...'ın görevlerini kötüye kullanarak şirkete zarar verdiği ve zarar vermeye devam etmesi nedeniyle, müdürlük görevinden azledilmesi nedeniyle kötü niyetli davranışların ve şirketin mali yapısının bozulmasının önüne geçmek için, mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilebileceğini beyanla öncelikle müvekkilim ...'in şirkete müdür tayin edilmesine, Mahkememiz tarafından kabul görmemesi halinde şirkete kayyım tedbiren atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın mevsimsiz açılması nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen S... ... ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirkete müdür tayini için şirketin %52 hisse ile ortağı olan...'ı toplantıya çağırdığını, keşide edilen ihtarnameye cevabi ihtarnamenin keşide edildiğini, ... ... ... Ticaret Mahkemesi tarafından verilen azil kararının istinaf edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, davacının şirket ortağı olmasından sonra müvekkili şirketin aktif faaliyet gösterdiği dönemde şirket ile irtibatını kestiğini ve herhangi bir toplantıya katılmadığını beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : - ... .... .... .... Esas sayılı dosyası örneği - ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen ticaret sicil kaydı -Davalı Şirketin yeni müdürünün seçilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararı . DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı Şirket müdürünün Mahkeme kararı ile azli ve aleyhine maddi tazminata hükmedildiğinden bahisle şirkette yönetim organı boşluğu oluştuğu gerekçesi ile davacının Şirkete müdür olarak atanması aksi takdirde tedbiren denetim kayyımı tayini istemine ilişkindir. Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz'ce dava konusu isteme dayanak .... ... ... Esas sayılı dosyasının örneği celp edilerek incelenmiş, dosyamız davacısı tarafından davalı Şirketin müdürü olarak görev yapan... ile Şirketin ortağı olan ... .... .... .... aleyhine .... .... .... K. sayılı kararı ile davalı...'ın davalı Şirket müdürlüğünden azline, davalı...'a karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; 15.052.603,22-TL alacağa 01/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı...'dan tahsili ile dava dışı ... ... ... Eğitim Rehabilitasyon Limited Şirketi'ne ödenmesine, davalı... ... ... 'e karşı açılan davanın esastan, dahili davalı...'e karşı açılan davanın ise; husumet nedeniyle reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmekle henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davacının ihtiyati tedbir istemleri HMK 389 v.d.m. gereğince yasal koşulları oluşmadığından yerinde görülmemiştir. Davalı vekili 24.09.2024 tarihli beyan dilekçesini sunmakla incelemesinde; işbu davanın açıldığı 23/07/2024 tarihinden sonra davacı tarafından müdürlük görevinden azline kararı verilen...'a yeniden müdür seçimi için yapılacak ortaklar kurulu toplantısına davet edildiği, davalı Şirketin 13/09/2024 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısı sonucunda alınan ... .... ... sayılı kararı ile davalı Şirketin Müdürlüğüne ve Müdürler Kurulu Başkanlığına 3 yıl süre ile her konuda münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere Şirket ortağı olmayan .... .... .... nin atandığı, aynı kararda.... .... .... i'nin dışarıdan müdür olarak atanmış olmasına bağlı yasal zorunluluk nedeniyle aynı süre ile görev yapmak üzere...'ın da İkinci müdür olarak görevlendirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir. (Emsal nitelikte Yargıtay ... ... ... Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). Bu bağlamda özellikle belirtmek gerekir ki; yönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer. Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde "yerindelik" denetimi yapamaz. MK'nın 427/4.maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir. Yönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler. Bu konuda TK 37.maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438.madedeki özel denetim isteme, TK 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, TK 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531.maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler. Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TK'nın tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle Mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (P... (Aynı yönde kararlar için ... ... .. K. Sayılı ilamları) Bu bilgiler ve sunulan deliller ışığında tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında; davalı Şirketin önceki müdürü olan...'ın azlinden sonra yönetim organı boşluğu oluştuğu iddiasıyla işbu davanın açılmasından sonra davalı Şirketin ortaklar kurulu kararı ile yeniden şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı görevlendirmesi yapılarak yönetim organ boşluğunun giderildiği sabittir. Kaldı ki, doktrinde ileri sürülen bir kısım görüşlerin aksine emsal yargısal kararlarında istikrarlı şekilde kabul edildiği üzere; Şirket müdürünün müdürlük görevinden azline karar verilmesi halinde azil kararının kesinleşmesine kadar görevden azline karar verilen Şirket müdürünün Şirket müdürlüğü görevinden kaynaklanan yönetim ve temsil yetkileri hukuken sona ermeyeceğinden, bir başka anlatımla kesinleşme tarihine kadar azledilen müdür müdürlük görevine devam etmeye hukuken yetkili olmakla; davacının işbu davanın açıldığı tarih itibariyle dava açmakta hukuki yararının mevcut olmadığı da kabul edilmektedir. (... Bölge Adliye Mahkemesi .... ... E., 2021/827K. ssayılı ilamı) Bu bilgiler ve yargısal kararlar ışığındaki tespitler çerçevesinde; dosyamızda davalı şirketi yönetim ve temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda Şirkette organ boşluğunun söz konusu olmadığı sabittir. Kaldı ki; aksi yorum ve kabulde dahi dava açıldıktan sonra yargılama sürecinde yukarıda açıklandığı üzere yönetim organ boşluğu giderilmekle; davacının başlangıçta mevcut olan hukuki yararının sona erdiğinin tartışmasız şekilde kabulü gerekmektedir. Bilindiği üzere; hukuki yarar HMK'nun 114/1.h maddesi uyarınca dava şartlarından olup davanın her aşamasında korunması hukuken zorunludur. Dava şartlarının varlığı, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında Mahkeme tarafından kendiliğinden araştırılır ve dava şartı eksikliği mevcut ise; davanın usulden reddine karar vermek gerekir. Bu itibarla, dosyamızda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre; davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği kanaatine varılmakla; davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm oluşturmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-h delaleti ile 115/2 m gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 427,60-TL olup davacı tarafından peşin yatırılmakla başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince maktu 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2024

Atıf: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/504, K. 2024/647, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-504-e-2024-647-k-c40110257b20