İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/779 E. 2025/710 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/779
- Karar No
- 2025/710
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/779 Esas - 2025/710 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/779 Esas KARAR NO : 2025/710 BAŞKAN : ..... ÜYE :..... ÜYE : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... DAVALILAR : 1- ..... 2- ..... DAVA : Maddi - Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 09/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 K. YAZIM TARİHİ : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Maddi - Manevi Tazminat davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi neticesinde, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'nin diğer davalı Avukat ...'ı ve bir kısım kişileri örgütleyip şahsımın konut olarak katıldığı ..... yayınlanmış olan ... ile yeni baştan adlı tv programında yayına davet edilen kişileri aracı kılarak yazılı ve görsel basında her mikrofon uzatıldığında dava ve savunma hakkını aşacak şekilde beyanda bulunarak maddi ve manevi zarara uğramasına neden olduğunun, yöneticisi olduğu kooperatifle ilgili olmak üzere kooperatifin en baştan dolandırıcılık yapmak üzere kurulduğu izlenimi verdiklerini belirterek iftira mahiyetindeki beyanlarla kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek uğradığı maddi ve manevi zararların davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Usul ekonomisi nazara alınarak davalı tarafa tebligat çıkartılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ; Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6100 sayılı yasanın 5. Maddesine göre; Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ayrımı kaldırılarak görev ilişkisi kurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre; Ticaret Mahkemelerinin görev alanına, her iki tarafın ticaret işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile anılan maddede tahdidi olarak sayılan ihtilaflardan kaynaklanan davalar girmektedir. Bu noktada , ticari dava ile ticari iş ayrımına dikkat çekmek gerekmektedir, zira, ticari iş kavramı ile ticari dava kavramı birbirinden farklı olmaktadır. Ticari dava TTK 4. maddede tanımlanmıştır. Madde metninde, ticari iş değil, ticari dava kavramı kullanılmış ve tarifi yapılmıştır. Buna göre, Ticaret Mahkemelerinin görev alanına giren ticari davalar, her iki tarafın tacir olmaları koşulu ile, ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile anılan maddede tahdidi olarak sayılan ihtilaflardan oluşmak durumundadır. TTK'nın 3.maddesinde ise "Bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmesi yer almakta olup, aynı yasanın 19/2 maddesinde ise, "Taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. " hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla, her ticari dava, ticari iş içermekte ise de, her ticari iş, ticari dava niteliğinde değildir. Davacı vekilince açılan dava ile; televizyon programları aracılığı ile tazminat tale kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla tazminat talebinde bulunulduğu, buna göre davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yasal dayanağının 4721 sayılı TMK 24, 25/3, maddeleri olduğu, anılan yasa hükümlerine göre; kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri süren kişilerin kanunda tanımlanan seçimlik haklarını kullanabileceği hususunun ayrıca ve açıkça düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlarda da vurgulandığı üzere, vakıaları ileri sürmek görevi taraflara, hukuki niteleme görevi ve yetkisi ise Hakime ait olup, uyuşmazlığın az yukarıda belirlenen bu niteliğine göre, taraflar arasındaki davada, davacılardan ...'ın şahıs şirketi ve diğer davacı .......A.Ş'nin sermaye şirketi olduğu anlaşılmakta ise de davalıların tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar gerçek kişi olup, bir ticari işletmenin işletilmesinden kaynaklanan bir dava da söz konusu olmadığına göre uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu durumda mahkememizin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşıldığından davanın görev nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle HMK'nun 114/1-c delaleti ile 115/2 md. gereğince dava şartı noksanlığından usulden REDDİNE, 2-Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan dosyanın görevli ve yetkili .....Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK 20/1 md. Uyarınca süre içerisinde kanun yolunda başvurulmayarak kesinleşmiş ise kesinleştiği tarihten; kanunun yoluna başvurulup red edilirse bu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece karar bağlanmasına, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde..... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/10/2025 Başkan ..... ¸[e-imza] Üye ..... ¸[e-imza] Üye ..... ¸[e-imza] Katip ..... ¸[e-imza]