İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/929 E. 2025/419 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/929
- Karar No
- 2025/419
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/929 KARAR NO : 2025/419 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - (T.C. No: ...) VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 1- ... - (T.C. No: ...) .... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 2- ... - (T.C No: ...) ... DAVA : Munzam Zarar İddiasına Dayalı Tazminat DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 16/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Munzam Zarar İddiasına Dayalı Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., bir hukuki ilişki sebebiyle davalılara muhtelif tarihlerde 1.000.000,00 USD'dan fazla para verdiğini, ancak müvekkili alacağı ödenmediğini bunun üzerine (Kapatılan ....Esas sayılı dosyası) ....Esas sayılı icra dosyasıyla her iki davalı aleyhine 14.06.2016 tarihinde 2.943.786,38 TL toplam bedel üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme sözü verildiğini; ödeme planları sunulduğunu, yıllar boyunca hak arama hürriyetini aşar şekilde onlarca hukuk davası açıldığını ve ayrıca .... nezdinde dayanaksız şikayetlerde bulunulduğunu, haczedilip yediemin sıfatıyla mahallinde bırakılan mahcuzları gizlemek ve böylece satışını engellemek suretiyle suretiyle müvekkilinin alacağına kavuşması geciktirildiğini, nihayetinde icra takibinin başlatıldığı 14.06.2016 tarihinden 8 yıl 2 ay sonra banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesi sonucunda icra veznesine yatırılan toplam 4.606.000,00 TL (harç kesintileri sonucunda toplam 4.294.578,41 TL) 15.08.2024 tarihinde müvekkiline ödendiğini, ödenen tutarın içinde icra masrafları ve icra kanuni vekalet ücreti tutarı olan 285.189,32 TL de bulunduğunu, İcra masrafları bir yana sadece kanuni vekalet ücreti ayırdığımızda müvekkiline toplam 4.009.389,09 TL tahsil ettiğini, görüldüğü üzere alacağın ödenmesindeki olağanüstü sürelere varan bu gecikme neticesinde müvekkilin alacağına işleyen faiz tutarı çok düşük kaldığını ve müvekkilinin büyük miktarda zarar uğradığını, 15.08.2024 tarihinde icra veznesinden ödenen 4.294.578,41 TL'nin mahsubundan sonra müvekkilinin en az 49.705.421,59 TL munzam zararı (işlemiş ve/veya işleyecek faiz ve/veya temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zararı) oluştuğunu, bu zararın karşılanması için davalılarla yapılan arabuluculuk başvurusunun sonuçsuz kalmış ve anlaşma sağlanamadığını, son bir umutla .... Noterliği aracılığıyla 17.12.2024 tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ancak davalılar herhangi bir ödeme yapmadığı gibi sulhen çözüm bağlamında bir girişimde de bulunmadıklarını, Sonuç olarak .... Esas sayılı icra dosyasıyla (Kapatılan .... Esas sayılı dosyası) yapılan icra takibinde alacağın işlemiş ve/veya işleyecek faizle karşılanamayan ve karşılanması mümkün olmayan munzam zararın ödenmesini sağlamak üzere fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak şimdilik 100,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faiz oranıyla davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının .... Esas sayılı icra dosyasına istinaden yürütülen icra takibi kapsamında, alacağa işleyen ve/veya işlemesi muhtemel faizle karşılanamayan ve karşılanması mümkün olmayan munzam zararının ödenmesini talep ettiğini ancak, müvekkilinin sebebiyet vermediği bu zararın kur dalgalanması nedeniyle meydana geldiğini, davacının ilgili mevzuat uyarınca vade tarihindeki satış kuru üzerinden hesaplama yapılmasına yönelik seçimlik hakkını kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu zarar için herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, bu bağlamda, davacının talebinin hukuken geçerli olmadığı bu nedenlerle öncelikli olarak davanın usulden reddedilmesini mahkeme aksi takdirde ise dayanaktan yoksun bu davanın davanın esastan reddilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, munzam zarar iddiasına dayalı tazminat davası olarak açılmıştır. Dava, TBK 122. (Eski BK 105/1.) maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle, karşılanmadığı iddia edilen munzam zarar talebine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının alacağının geç ödendiği ve temerrüt faizi ile karşılanmadığı belirtilen munzam zararının bulunup bulunmadığı, davacının bu nedenle munzam zararının olup olmadığı, munzam zarar var ise ne kadar olduğu ve davalının bu zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığıdır. 6102 Sayılı TTK'nun 5/3. maddesine göre; Asliye Ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. 6102 sayılı TTK'nun 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Somut olayda; uyuşmazlık davacının alacağının geç ödendiği ve temerrüt faizi ile karşılanmadığı belirtilen munzam zararının bulunup bulunmadığı, davacının bu nedenle munzam zararının olup olmadığı, munzam zarar var ise ne kadar olduğu ve davalının bu zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığıdır. Taraflar gerçek kişi olup, tacir olmadıkları gibi taraflar arasında ticari bir ilişkinin varlığı da söz konusu değildir. Açılan dava TTK 4.maddesinde sayılan ticari davalardan olmadığı gibi, tarafların tacir vasfı da bulunmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle; HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ....Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair; Davacı ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı. 16.06.2025 Katip ... Hakim ... ¸[e-imzalıdır] ¸[e-imzalıdır]