İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/822 E. 2025/28 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/822
- Karar No
- 2025/28
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/822 Esas KARAR NO : 2025/28 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -.... Av. ....... Av. ... - .... DAVALI : 1- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : 2- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALILAR : 3- ... - ... ... 4- ... - ... ... DAVA : Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 03/01/2020 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN : 27/01/2025 YAZILDIĞI TARİH Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile dava dışı banka arasında 08.05.2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan genel kredi sözleşmesinde kendisinin ve diğer davalıların kefaletinin bulunduğunu, asıl borçlu ...'ın kullanmış olduğu işletme kredisini ödememesi üzerine takip yapıldığını, takibe konu dosyaların tüm borcunun kendisi tarafından kapatıldığından genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusundan ödenen miktarın tamamının diğer davalı olan kefillerden ise kefalet miktarını aşan kısım için rücuen ödeme yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00-TL tutarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16/03/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde ise özetle, davalı asıl borçlu ...'tan 03/01/2020 dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle 22.382,66 TL anapara, davalı kefiller ..., ... ve ...'tan ayrı ayrı 7.460,89 TL'nin 03/01/2020 dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini gerektiğini, müvekkilinin davalıya herhangibir borcu bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu icra dosyalarına itiraz ettiğini ve müvekkili hakkında itirazın iptali davası vs açılmadığını, hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığını, davacı taraf icra takibine itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, davacının borcu kabul etmiş olmasının, müvekkilinin kabul ettiği anlamına gelmediğini, müvekkilinin kefaletinin Borçlar Kanunundaki yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğunu, BK 581 ve devamı maddeleri uyarınca kefil olunurken eş rızası alınmadığı gibi, müvekkilinin el yazısıyla yazdığı yazıda asıl borçlu ...'a kefil olduğu dahi yazılı olmadığını, el yazısı ile yazılan yazıda kefil olunan ... değil ... yazdığını, bu nedenle de kefalet sözleşmesinin usulsüz olduğunu, davacı tarafın asıl borçlu hakkında tüm yasal yolları tüketmeden müvekkili hakkında dava açmasının da yasaya uygun olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davacı tarafından; davalılardan ...’ın ...’nden 100.000,00-TL işletim kredisine müracaat ettiği ve tahsis edilen kredinin ödenmemesi nedeniyle icra baskı ve tehdidi altında kefil sıfatıyla borcun kendisi tarafından ödendiği bu nedenle de payına düşen kısımdan fazlasını ödeyen davacı asilin, ödediği fazla meblağın sorumlulukları oranında müvekkil ve diğer davalılardan tahsili dava ve talep edildiğini, öncelikle davacının alacağının kaynağı kefalet sözleşmesi olup dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olan işbu davada zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğini, bu nedenle öncelikle davanın dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddini gerektiğini, bununla birlikte her ne kadar davacı davasını TBK'nın kefilin rücu hakkını düzenleyen maddelerine dayandırmakta ise de; borcun tamamı henüz ödenmediğinden davacının diğer kefillere rücu hakkının doğduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde yer verdiği kanuni düzenlemelerde borcun ödenmesi ön şartı bulunmadığını, bu nedenle borcun tamamı ödenmediğinden davacının diğer kefillere rücu hakkının doğduğundan bahsedilemeyeceğinden davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bununla birlikte davacının kefil olduğu toplam borç 100.000,00-TL olup davacı ile birlikte toplam kefil sayısı dört olduğundan her kefilin sorumlu olduğu meblağ 25.000,00-TL olduğunu, davacı tarafın, delilleri arasında saydığı .... Esas sayılı dosyasına 14.450,00-TL, .... Esas sayılı dosyasına 4.800,00-TL ve .... Esas sayılı dosyasına 18.000,00-TL olmak üzere toplam 37.250,00-TL ödediğini, huzurdaki davada kefil olarak müvekkilin sorumlu olduğu meblağın, davacının sorumlu olduğu meblağ olan 25.000,00-TL mahsup edildikten sonra kalan 12.250,00-TL üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçlu ve diğer kefillerden kefalet gereğince ödenen miktarın rücuen tahsili istemine ilişkin olup dosya, .... Dairesi'nin 06/03/2024 tarih ve .... sayılı ilamına istinaden verilen .... Mahkemesi'nin 24/09/2024 tarih ve .... sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememiz esasına kaydedilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 7155 sayılı kanunla 6325 sayılı HUAK’a eklenen 18/A maddesi 2. fıkrası uyarınca arabuluculuk son tutanak aslının yahut arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup 6235 Sayılı HUAK’nın 18/A-2 bendi, “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca “herhangi bir işlem yapılmadan” tabirinden kasıt arabulucuya başvuru için taraflara süre verilmeyeceği, başka hiçbir usuli işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle, yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup HMK’nın 115/2.maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olarak görülmemiştir (.... .'nin 20/06/2022 tarih ve .... sayılı ilamı, .... sayılı ilamı). Somut olayda ise; eldeki dava 03/01/2020 tarihinde açılmış olup .... Mahkemesi'nin 24/09/2024 tarih ve .... sayılı görevsizlik kararı üzerinde 02/12/2024 tarihinde mahkememize tevzi edilmiş ve .... Esas numarasını almıştır. Davacı tarafından ise 17/01/2024 tarihli dilekçe ekinde 04/12/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağının sunulduğu görülmüştür. Mevcut hukuki durum karşısında, eldeki mutlak ticari davada davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, davacı tarafından, 6325 sayılı Kanun'un 18/A, 2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu görülmekle HMK'nın 114. ve 115. madde hükümleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir (Emsal:.... sayılı ilamı). Yine kural olarak, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi halinde AAÜT md. 7 uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de; 6325 sayılı HUAK’ın 18/A-2. fıkrasının 3. cümlesinde davalıya tebligat yapılmadan davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup HMK'da da açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilmesinin mümkün olduğu sabit olmakla beraber (Emsal:.... 'nın 11/04/2019 tarih ve.... sayılı ilamı) görevsiz mahkemece davalı tarafa dava dilekçesinin tebliğ edilmesi ve davalıların vekil görevlendirmesinin davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek mahkememizce davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi uygun bulunmuş (Emsal: .... .'nin 06/12/2023 tarih ve .... sayılı ilamı) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından, 6102 sayılı TTK’nın 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı Kanun’un 18/A-2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan HMK md. 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 170,78-TL harcının ve 287,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 157,62-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından yapılan 300,85-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.21/01/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı