İlk Derece Mahkemesi · Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/324 E. 2025/307 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/324
- Karar No
- 2025/307
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/324 Esas KARAR NO : 2025/307 HAKİM :... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... DAVA : Tespit (...) DAVA TARİHİ : 05/05/2025 KARAR TARİHİ : 06/05/2025 KA.YAZ. TARİHİ : 06/05/2025 İDDİA: Davacı vekilinin dava dilekçesi ile "... Müvekkile sıcak bir yuva hayali ile ... üye olmuş ve her türlü ödemesini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Söz konusu ...ise ... (...) bir üyesi olduğunu. ..., ilk olarak 7 kooperatifin bir araya gelmesiyle 31.05.2002 tarihinde ...oluru ile tüzel kişilik kazandığını. ... şu an toplam 2880 ortağı olan 44 üye kooperatiften oluşmakta olduğunu, iki kooperatifin daha önce ihraç edildiğini, bir ... hakkında verilen ihraç kararının yürütmesi durdurulduğunu. 09.07.2008’de ... ile ... arasında farklı tarihlerde tapulaması yapıldığını 27 tane taşınmazın 125 Milyon TL bedelle... ... tarafından satın alınmasına ilişkin Sözleşme yapıldığını. ...'nin (“...”) kurulduğu günden bu yana 22 yılı aşkın bir süre geçtiğini. ... bu yirmi iki yıl içinde bulunduğu toptan başarısızlık haliyle ortaklarını maddi ve manevi olarak zarara soktuğunu, aradan geçen bunca süreye karşın ortaklara vadedilen konutların temeli dahi atılmadığını. Halihazırda Birliğe dahil 44 kooperatifin ortaklarından aylık düzenli olarak toplanan ve neredeyse tamamının Birliğe aktarıldığı söylenen aidatlar ile zaman zaman tahsil edilen masraf avanslarının ne amaçla kullanıldığı hakkında ortaklara bir bilgilendirme yapılmadığını. Her yıl düzenli olarak ... denetim kurulu tarafından hazırlanması gereken denetim raporu, bilanço bilgisi, Birliğin borç-alacak durumu ile ilgili bilgiler, taleplerine rağmen ortaklarla paylaşılmadığını, kendilerine hiçbir bilgi verilmediğini. ... tarafından 31.10.2023’te Birliğin uhdesindeki arsaların şerefiyesinin belirlenmesi için gayrimenkul değerleme uzmanlarına rapor hazırlatıldığını.. Değerlendirme sınırlı bilgi ile civar emlakçılardan emsaller gösterilmek suretiyle yapıldığını, 695 tane parsel değerlendirmeye tabi tutulduğunu.. Toplamda 1,5 milyar TL değerleme yapıldığını, Dolar ve Euro bazında da değerlemeler mevcut olduğunu. Fakat bu raporun gerçek değeri tespit edip etmediği şüpheli olduğunu. Öte yandan ... harcamalarının usule uygun olmadığı konusunda ciddi şüpheler mevcut olduğunu ... Bu iddiaların araştırılması için müvekkilemin de aralarında olduğu çok sayıda ortak ... ve ...'e şikâyette bulunulduğunu... Dava konusu arazinin içinde bulunduğu ... alanına ilişkin imar planının hazırlanması süreci ... tarafından gereği gibi yönetilmediğini.... hatalar yüzünden imar planlarının hepsi mahkemelik olduğunu. Bu planlardan iptal edilenler olduğu gibi, yürütmesi durdurulmuş olup davası hâlâ sürmekte olanlar da bulunduğunu... Bu olumsuz gelişmelerde Birliğin birinci dereceden sorumluluğu bulunmakta olduğunu. Mevcut durumda bu projenin iflas ettiği ortada olduğunu. Altyapısı olmayan yaklaşık 7000 dönüm arazinin ortak başına altyapı maliyetinin 60-90 bin dolar civarında olduğu hesaplanmakta olduğunu. İmar sorunlarıyla boğuşan projeye hiçbir büyük inşaat şirketinin sıcak bakmadığını. Bugüne kadar 2880 ortaktan 22 yıllık süre zarfında toplanan yaklaşık 130 milyon doların akıbeti meçhul olduğu için ortaklarca aidat namına herhangi bir ödeme yapılmak istenmediğini . Hepsi aynı çevrenin insanlarınca oluşan gelmiş geçmiş tüm ... yönetimleri hakkında yolsuzluk ve usulsüzlükle ilgili devlet kurumlarına yapılmış yüzlerce şikayet mevcut olduğunu. Üstelik ... yönetimi de başarısızlığını kabul ettiğini, kooperatifin 30 yıl olan faaliyet süresini ana kuruluş sözleşmesinde değişiklik yaparak 99 yıla uzatmak gibi bir garabetin altına imzasını attığını. 22 yıldır temeli dahi atılmamış konutlar için bekleyen ortakların 77 yıl daha beklemeye ömürlerinin kifayet etmeyeceğinin ortada olduğunu. Bu nedenle ortaklar Birliğin tasfiyesi ve 7000 dönüme yaklaşan arazinin 2880 ortak tarafından paylaşılması için hukuki yollara başvurma hazırlığı içinde olduklarını. Bu çerçevede müvekkile atacağı hukuki adımlara temel oluşturması açısından halihazırda Birliğin uhdesinde bulunan ...’tan alınmış olan yaklaşık 7000 dönümlük söz konusu arazinin satın alınmasında kullanılan meblağın tamamının ortaklarca münhasıran ödendiğinin tespitinin yapılmasını " talep ettiği görülmüştür. SAVUNMA: Tensiben karar verilmesi nedeniyle davalının savunma dilekçeleri bulunmadığı görülmüştür. DELİLLER: Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde ... tan taşınmazların davalı kooperatifce satın alınmasına ilişkin 09/07/2008 tarihli satış sözleşme suretinin,davalı ... 2014 yılı faaliyet dönemi rapor suretinin satışı yapılan taşınmazlara ilişkin satılan taşınmazları gösterir listenin, ... kurulunun 19/09/2017 tarih 29 numaralı karar suretinin, ... 25/09/2024 tarihli ...'a hitaben verdiği müzekkere cevabının cevap suretinin, davalı ... tarafından ... verdiği 22/01/2024 tarihli yazı suretinin, ... oluşturan ortaklarca toplantı ... verilen 01/03/2025 tarihli ihtar metin suretini, üyelerce ... yapılan müracaat metninin sunulduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME : Bir davada "hukuki yararın varlığı", davanın konusuna ilişkin dava şartlarından biridir. Davacının, dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli olmayıp, ayrıca dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denilmektedir. (...). Mahkemelerden hukuki himaye istenilmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. (H.G.K.'nun 24.06.1992 gün ve ....; 30.05.2001 gün ve .... sayılı ilamları). Hukuki yarar, davacının dava açmakta (mahkemeden hukuksal koruma istemekte) bir yararının bulunması, başka bir ifade ile davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması için mahkemeye başvurmasında, hali hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olarak tanımlanmaktadır . Buna göre davacının dava açabilmesi için hukuk kuralları tarafından korunan bir yararı, hakkı olması, bu hakkı elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç duyması ve mahkeme kararı olmadan hakkını elde etmesinin mümkün olmaması gereklidir. Ayrıca davacının etkin hukuki himaye talep ettiği yararının hukuki, meşru, doğrudan, kişisel, doğmuş ve güncel olması da gereklidir. Dava açılmasında hukuki yararın bulunması, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) için zorunlu olup olumlu dava şartıdır. Yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilecek olan dava şartları, ...'nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının, dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmasının sağlanması için de gerekli olan usul kurallarıdır. HMK'nın 115. maddesinde de dava şartı noksanlığının, davanın her aşamasında re'sen gözetileceği ve dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği açıkça düzenlenmiştir. Davacı, mahkemeye başvurup bir ilam almadan başka bir yol ile de hakkına aynı güvenle kavuşabilmekte ise bu durumda dava açmakta hukuki yararının mevcut olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir ifade ile dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle ancak daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yararının bulunmadığının kabulü gereklidir. Hukuki menfaatten maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle; davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının varlığından söz edilemez. Bilindiği üzere mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesidir. Tespit davasında sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkâr ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkâr ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu kesin olarak hükme bağlanır. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Tespit davasında, eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır. Davacı tarafça ... uhdesinde bulunan ...’tan alınmış olan yaklaşık 7000 dönümlük arazinin satın alınmasında kullanılan meblağın tamamının ortaklarca münhasıran ödendiğinin tespiti talep edilmiş olup; davacının ...üyesi olduğu, ...ile birlikte toplam 44 üye kooperatifin bir araya gelerek davalı ... oluşturduğu; birlikçe ...’tan söz konusu arazinin alındığı, kooperatifin kurulumundan itibaren yaklaşık 22 yıl geçtiği , dava dilekçesi ile davacı ile davalı arasındaki bir hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğunun tespitinin talep edilmediği gibi talep ve iddialar çerçevesinde davanın konusunu oluşturan arazinin alımının üyelerden toplanan aidatlarla gerçekleştirildiğinin mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının kendisi için var olan tehlikeli ve tereddütlü durumun varlığını ve tespit davası ile ortadan kaldırılması gerektiğini iddia ve ispat edilemediği , dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla davacının dava dışı ...üyesi olması, davacının doğrudan davalı ... üyesi olmaması nedeniyle dava açmakta taraf sıfatının bulunmadığı da gözetilerek aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı üzere; 1- HMK.nun 114/1-h ile 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4- Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/05/2025 Katip ... ¸ E-İmzalıdır Hakim ... ¸ E-İmzalıdır