Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/24182, 09.07.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2018/24182
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NAZMİYE YEŞİLYURT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/24182)

Karar Tarihi: 9/7/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın

reddi nedeniyle mülkiyet hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Ücretli öğretmen olan başvurucunun ders ücretlerine

dair 19/2/2010 tarihinde açtığı dava aleyhine olarak 19/4/2018 tarihinde kesin

hükme bağlanmıştır.

9. Ret gerekçesinde ücretli öğretmenlerin ancak

öğretmen sayısının yetersiz olması durumunda ek ders ücreti karşılığında ders

okutmakla görevlendirildiği, ek ders okutmanın ücretli öğretmenlerin asli görevi

olduğu ve ilgili mevzuat uyarınca ek ders ücretlerinin ancak kadrolu öğretmen

veya yönetici olarak çalışmakla birlikte normal öğretim programı dışında görev

yapan öğretmenlere ödenebileceği dikkate alındığında başvurucuya ek ders

ücretinin %25 fazlasıyla ödenmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı ifade

edilmiştir.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

10. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

11. Başvurucu, hukuka uygun olduğuna karar verilen işlem

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal ediliğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

12. Bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi için başvurucu

tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıca başvurucunun

ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren korunmaya değer bir

menfaatinin bulunması gerekir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 31).

13. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382,

16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

14. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı

içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut

bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli

durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde

etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

15. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti

olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek

olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).

Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru

beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia

edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri

ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya

sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru

beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,

§ 37).

16. Başvurucu, işlem nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir. Yargı makamları işlemi hukuka uygun bulmuştur.

Buna göre yargı makamları önünde iddiasını ispat edemeyen ve belirli bir kanun

hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayanmayan başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik

değeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisinin

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik

nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

20. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi

olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği

tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45,

47).

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu, başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 8 yıllık yargılama süresinin

makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

25. Başvurucu, ihlalin tespitiyle yargılamanın

yenilenmesi ve tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

26. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

27. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında net 14.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

28. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 14.000 TL tazminat ödenmesine,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 16. İdare

Mahkemesine (E.2010/262, K.2010/1670) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Recai AKYEL

Basri BAĞCI

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Nazmiye YEŞİLYURT

Vekili

:

Av. Mehmet Zeki YEŞİLYURT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/24182, T. 09.07.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2018-24182-basvuru-09-07-2020-bc45a6789792