Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/9462, 10.05.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/9462
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

DİLER YILMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/9462)

Karar Tarihi: 10/5/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 2004 yılındaHava

Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde sivil memur olarak göreve başlamıştır. Evli

değildir.

9. Hava Kuvvetleri Komutanlığına gelen isimsiz bir ihbar üzerine

bazı personel hakkında Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı

tarafından İstihbarata Karşı Koyma (İKK) zafiyeti konusunda idari tahkikat

başlatılmıştır.

10. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine

sunulmuş belgelere göre "İstihbarata Karşı Koyma" (İKK) zafiyeti kapsamında ilgili

personelin ifadeleri alınmıştır. İfade tutanaklarında “ifadeyi alan” ve "ifadeyi yazan" kısmı ve ifadelerin bazı bölümleri

karartılmıştır. Başvurucuya ait ifade tutanağında bazı askerî personelle

ilişkisi olduğunun tespit edildiği belirtilerek bu kişilerle tanışıklığının ne

zaman başladığı, aralarında cinsel anlamda ne zaman ve nerede yakınlaşma olduğu

sorulmuştur. Başvurucunun imzalamış olduğu 12/7/2012 tarihli ifade tutanağında

bazı subay ve astsubaylarla ilişkisi olduğunu söylediği görülmüştür.

11. İnceleme timi tarafından hazırlanan sonuç raporunda

başvurucunun davranışları nedeniyle Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin

Kuruluna (Yüksek Disiplin Kurulu) sevki gerektiğine dair teklif getirilmiştir.

12. Bu teklif doğrultusunda başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna sevkedilmiştir. Başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna verdiği

savunmasında söz konusu iddiaların doğru olmadığını, verdiği ifadenin

çarpıtılarak tutanağa geçirildiğini belirtmiştir. Yüksek Disiplin Kurulunun

9/1/2013 tarihli işlemiyle başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına

karar verilmiştir.

13. Başvurucu devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptali

talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

(AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; göreviyle ilgisi olmayan

-özel yaşantısına ilişkin- soruların sorulduğu hukuka aykırı bir sorgu

neticesinde elde edilen beyanlarının delil olarak kullanılamayacağını,

takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına rağmen bu durumun dikkate

alınmadığını ileri sürmüştür.

14. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuştur.

Başsavcılık, işlemin iptalinekarar verilmesi

gerektiğini ifade etmiştir. Başsavcılık görüşünde, istihbarat çalışması

çerçevesinde ifade alma işleminin hukuka uygun kabul edilemeyeceği belirtilmiş,

bu suretle elde edilmiş ifade beyanlarına dayalı memurluktan çıkarma kararının

da sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca söz

konusu gönül ilişkilerinin istihbarat çalışmasına kadar ilişkinin tarafları arasında

kaldığı ve özel hayatın gizli alanı içinde cereyan ettiğinin anlaşıldığı,

dolayısıyla bu tür bir ilişkinin disiplin yaptırımıyla karşılanmasının mümkün

olmadığı belirtilmiştir.

15. AYİM, oy birliğiyle davayı reddetmiştir. AYİM, başvurucunun

istihbarat timine verdiği yazılı ifadede söz konusu olayları kabul ettiği

tespitinde bulunmuştur. AYİM'e göre söz konusu

eylemler memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç

verici hareketler kapsamındadır. Ayrıca AYİM, başvurucunun ifadesinin usulsüz

ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarını da reddetmiştir. AYİM

kararında, başvurucunun ifadesinin ceza soruşturması kapsamında değil, disiplin

soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin fesada uğratıldığına dair kanıt

bulunmadığı belirtilmiştir.

16. AYİM kararında ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetinin

başarılı olduğu, ödül ve takdir belgeleri bulunduğu ve hiç disiplin cezası

bulunmadığı anlaşılmakta ise de davacının eylemlerinin vasıf ve yoğunluğu

dikkate alınarak bir alt disiplin cezası verilmemesinin hukuka uygun

bulunduğunu belirtmiştir.

17. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi

de reddedilmiştir. Nihai karar 21/4/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu vekili tarafından 20/5/2016 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan sivil memurlar hakkında ahlaki nedenlerle devlet memurluğundan çıkarma

işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Ö.N.M, B.

No: 2014/14751, 15/2/2017, §§ 28-39) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu,usule

aykırı şekilde yürütülen disiplin sürecinde tamamen özel hayatı ile ilgili

sorular sorulduğunu belirtmiştir. Başvurucu, özel hayatına ilişkin ifadelerin

idare tarafından hukuka aykırı yöntemlerle alındığını, altı yedi saat bir odada

tutulduğunu, bunaltıldığını, baskı altında okumadan ifade tutanağını

imzaladığını beyan etmiştir. Başvurucu, bu ifadelerin hukuka uygun delil kabul

edilemeyeceğini, dolayısıyla memurluktan çıkarılmasına dayanak alınamayacağını

ileri sürmüştür. Başvurucu, askerî istihbarat elemanları tarafından alınan

ifadesine yönelik talep ve iddialarına AYİM kararında yanıt verilmediğini

belirtmiştir. Ayrıca bugüne kadar özel hayatıyla ilgili hiçbir hususun kamu

hizmetine yansımadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın

20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiş; yeniden yargılama yapılmasına ve 150.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi

tazminat verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında devlet

memurluğundan çıkarılma işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına

bir müdahale oluşturduğu açıktır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 37; Ö.N.M, § 62).

25. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafından

öngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere

dayanma", "demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.

26. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu (Serap Tortuk,

§§ 41-42; Ö.N.M, §§ 65-66),

askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu

itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ö.N.M, § 76) anlaşılmaktadır.

27. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ö.N.M. (B. No: 2014/14751, 15/2/2017) başvurusunda benzer idari süreçler

izlenerek sivil memurların cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe

gösterilerek "disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle devlet

memurluğundan çıkarılması işlemini incelemiş ve özel hayatın gizliliğine

yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Mahkeme, anılan kararında bu sonuca

varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:

"88. ... olayda, Yüksek Disiplin

Kurulunca ayrıca bir araştırma yapılmaksızın İstihbarat Timi tarafından alınmış

ifadelerle yetinildiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde resen araştırma ilkesinin

geçerli olduğu yargılama usulüne tabi AYİM'inkarar

gerekçesinde de anılan ifadelere dayanıldığı ve başvurucunun iddialarının

reddedildiği görülmektedir. Bu durumda başvurucunun devlet memurluğundan

çıkarılmasına dayanak teşkil eden ve İstihbarat Timi tarafından yürütülen ifade

alma sürecinin anayasal güvencelere uygun olup olmadığı incelenmelidir.

89. İstihbarat Timi tarafından alınan

ifadelere ait tutanaklarda, disiplin soruşturması için ifade alındığı

belirtilmemiş ve başvurucunun ne ile suçlandığı bildirilmemiştir. Başvurucuya

sorulan sorular ..., kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacak şekilde geniş,

kapsamı, sınırları ve amacı belli olmayan niteliktedir. İfadeyi alanların

kimlik ve unvanları ile ifadelerin bazı bölümleri karartılmıştır. Tüm bu

hususlar nedeniyle idarenin söz konusu ifade sürecinde başvurucuya savunma

hakkı tanıdığını ve özgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığını

kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda, özel hayata ilişkin hususlar

sebep gösterilerek devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi sürecinde

başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkin

güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

90. İkinci olarak müdahalenin demokratik

toplumda gerekli olup olmadığı, idare ve derece mahkemesi kararlarının gerekçeleri

çerçevesinde incelenmelidir.

91. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma

cezası ile sonuçlanan disiplin soruşturması sürecinde mesleki hayatını değil

özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda kalmıştır. Yüksek

Disiplin Kurulu kararı ve Derece Mahkemesi kararına göre, başvurucunun

mahremiyetine dair söz konusu hususlar, başka kişilerhakkında

İKK zafiyeti konusunda başlatılan istihbarat faaliyeti kapsamında tespit edilmiştir.Dolayısıyla bu istihbarat faaliyeti tespitine

kadar söz konusu özel hayata ilişkin eylem ve davranışlarının

alenileştirilmediği, ilişkinin tarafları arasında kaldığı ve başvurucunun

mesleğine bir yansıması olmadığı, ihtilaf konusu soruşturmanın kapsamının

mesleki hayatın sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır.

92. Yüksek Disiplin Kurulu ve Derece Mahkemesi

karar gerekçelerinde, başvurucunun alenileşmemiş olduğu anlaşılan gönül

ilişkilerinin millî güvenliğin korunması amacına yönelik olarak yapılması

gereken askerî istihbaratı hangi nedenle ilgilendirdiğinin ortaya konulmadığı

anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, söz konusu kararlarda, isnat edilen ve

tümüyle başvurucunun özel yaşamına ilişkin olan eylemlerin, mesleki hayatı

üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği ve

TSK’nin işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığı görülmüştür.

Ayrıca başvurucunun, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine

yönelik iddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin

alındığı koşulların detaylı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle

idare ve Derece Mahkemesi kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına ...

müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği

sonucuna ulaşılmıştır.

93. ...Bunun yanında tesis edilen ayırma

işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarak

ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel

yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil

bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu

hususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna

ulaşılmıştır. "

28. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

31. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 150.000 TL maddi

ve 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

32. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

33. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

34. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın yetkili idari yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.039,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci

DairesininE.2015/370 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.039,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Diler YILMAZ

Vekili

:

Av. Ahmet

KAHVECİ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/9462, T. 10.05.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-9462-basvuru-10-05-2017-60750faa9e4d