Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/214, 09.05.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/214
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

CİHAT ÖZDEMİR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/214)

Karar Tarihi: 9/5/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun slogan attığı gerekçesiyle disiplin cezası alması nedeniyle anayasal

haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, başvuru tarihinde anayasal düzeni zorla

değiştirmeye kalkışma suçundan hükümlü olarak Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

7. Başvurucu hakkında, aynı kurumda bulunan ve terör suçlarından

mahkûm olan yedi hükümlüyle birlikte, spor faaliyetlerine çıkarılırken yapılan

ayakkabı aramasını protesto etmek amacıyla yüksek sesle "Keyfî aramaya

son" şeklinde slogan attığından bahisle disiplin

soruşturması açılmıştır. Başvurucu sözlü savunmasında, her ayakkabı aramasında

slogan attıklarını, hakkında açılan soruşturmanın keyfî olduğunu ifade

etmiştir. Başvurucuyla beraber hakkında soruşturma açılan diğer bir hükümlü de

savunmasında, ayakkabı aramalarını protesto etmek amacıyla genelde slogan

attıklarını belirtmiştir.

8. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) 5/6/2014

tarihinde başvurucu hakkında, slogan attığı gerekçesiyle "1 ay süreyle

ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma" disiplin cezası vermiştir. Disiplin

Kurulu, başvurucuyla birlikte yedi hükümlünün, spor faaliyetlerine çıkarılırken

yapılan ayakkabı aramasını protesto etmek amacıyla yüksek sesle "Keyfî

aramaya son" şeklinde slogan attıklarının olay tutanağı ve tanık

ifadelerinden anlaşıldığını belirtmiştir. Başvurucu, daha önce kaldırılmamış

disiplin cezası bulunduğundan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bir üst disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır.

9. Başvurucu Disiplin Kurulu kararına itiraz ederek, slogan atma

eylemi nedeniyle cezalandırılabilmesi için eylemin kurum güvenliği, disiplini

ya da düzenini bozucu nitelikte olması gerektiğini, fakatsöz

konusu olayda bu şartın gerçekleşmediğini belirtmiştir.

10. İtirazı inceleyen Kırıkkale İnfaz Hâkimliği (İnfaz

Hâkimliği) 6/11/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği,

hükümlünün savunması ve tanık ifadelerinden anlaşıldığı üzere hükümlünün slogan

attığının sabit olduğunu belirtmiştir.

11. Başvurucu İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir.

Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun

olduğundan bahisle 7/12/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir.

12. Başvurucu 5/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi,

güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile

idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları,

kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre

Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.”

14. 5275 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya

kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf

almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon

etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen

yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

…

e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak,

…"

15. 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bir

eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın

kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir

eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; güvenlik kastını aşan ayakkabı aramalarını

protesto etmek amacıyla slogan attığını, sadece slogan atması nedeniyle soyut

gerekçelerle cezalandırılmasının anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca, soruşturmaya dair bilgi ve belge ile ek savunma

süresi ve avukat yardımı taleplerinin her aşamada reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. İfade Özgürlüğü

Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun slogan atması

nedeniyle haksız olarak cezalandırıldığı şikâyeti ifade özgürlüğü bağlamında

incelenecektir.

20. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583,

10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de

Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).

21. Öte yandan ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve

Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle

sınırlanabilir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29). Ancak bu

sınırlandırmaların da Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan

demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine uygun olması

gerekir (demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine ilişkin

açıklamalar için bkz. Murat Karayel (5),

§§ 38-41).

22. Anayasa Mahkemesi 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi de dikkate

alındığında ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının, aynı Kanun'un 42.

maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli olmayıp bu

eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli

yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul

etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44). Bununla birlikte ceza infaz

kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması için, özellikle terör örgütüne

bağlılığı canlı tutmaya katkıda bulunabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas

olunması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını da ifade

etmiştir (Murat Karayel (5), §

46). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun gerçekleştirdiği slogan atma

eyleminin, kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın

sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı

incelenmelidir.

23. Başvurucuyla birlikte hepsi terör suçundan hükümlü yedi

mahkûm, ayakkabı aramasını protesto için slogan atmışlardır. Başvurucu ve diğer

bir mahkûmun savunmalarından anlaşıldığı üzere mahkûmlar her ayakkabı

aramasında slogan atmaktadırlar.

24.Sportif faaliyetlere katılma esnasında mahpusların

ayakkabılarının aranmasının,güvenlik

ve disiplini sağlamak amacıyla İnfaz Kurumu idaresinin gerçekleştirdiği bir

yükümlülük olduğu konusunda şüphe yoktur. Öte yandan ayakkabıların

çıkarttırılarak aranmasının, başvurucunun uygulamaya ilişkin başka hiçbir

açıklamada bulunmadığı da gözetildiğinde mahpusları rencide edici ve makul

olmayan bir güvenlik tedbiri olduğundan da bahsedilemez. Başvurucu, söz konusu

tedbirin yalnızca kendilerine uygulandığına dair bir iddiada da bulunmamıştır.

Dolayısıyla İnfaz Kurumundaki güvenliği ve disiplini sağlamaya yönelik bir tedbirin

uygulanması sırasında sürekli slogan atılmasının, anılan tedbirin etkili

biçimde uygulanmasını zorlaştırarak kurumdaki güvenliği ve disiplini tehlikeye

atması mümkündür. Üstelik ayakkabı araması sırasında sürekli slogan attıkları

anlaşılan başvurucu ve diğer mahkûmların terör suçlarından hükümlü oldukları da

gözönüne alındığında söz konusu slogan atma

eylemlerinin, terör örgütüne bağlılığı canlı tutmaya katkıda bulunabilecek

toplu ve sistematik eylem niteliğinde bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda

başvuru konusu olayda başvurucunun disiplin cezası almasının, demokratik bir

toplumda gerekli olmadığından bahsedilemez.

25. Son olarak başvurucuya, 5275 sayılı Kanun'un 42. ve 48.

maddeleri uyarınca verilen "1 ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakma" cezasının ölçülü olmadığı da söylenemez.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

27. Somut olayda ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu anlaşılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

29. Başvurucu, soruşturmaya dair bilgi ve belge ile ek savunma

süresi talebinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşse de somut olayda başvurucunun, hakkındaki disiplin

soruşturması sürecinden açık bir şekilde haberdar edildiği ve her aşamada

savunma yapma imkânını bulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu ek savunma süresi

kabul edilseydi, şikâyet sürecinde ifade edemediği hangi olguları ileri

süreceğini de bireysel başvuru formunda belirtmemiştir.

30. Başvurucu, avukat yardımından yararlandırılma talebinin

kabul edilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31.Başvurucunun ceza infaz kurumunda disiplin cezasına

çarptırılmasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafından

incelenmesinin "medeni hak" kapsamında kaldığının ve dolayısıyla

Anayasa'nın 36. maddesi ile Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının

uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerekir (Metin Yamalak (2), B. No: 2013/9450,

13/4/2016, § 59).

32. Başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı itirazlarda

uygun düştüğü ölçüde kıyasen Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

(c) bendinin tanıdığı usule ilişkin güvencelere sahip olduğunun da kabul

edilmesi gerekir (Metin Yamalak (2),

§ 66).

33. Başvuru konusu olayda niteliği itibarıyla isnat edilen

suçlamanın anlaşılması, savunma hazırlamak için ilgilisine yeterli süre ve

imkân verilmesi, tercüman imkânı sağlanması, tanık ve benzeri delillerin

araştırılması gibi hususlarda eksiklik veya özensizlik bulunmamaktadır. Buna benzer

disiplin suçu olaylarında müdafi yardımından yararlandırılma, bir zorunluluk

olarak kabul edilmemiş; "adaletin yerine getirilmesi için gerekli

olma" şeklinde formüle edilen bir şarta bağlanmıştır. Bu kapsamda

değerlendirme yapılırken itiraza konu Ceza İnfaz Kurumu disiplin işlemine

yönelik olarak savunma hazırlamak için teknik veya hukuki bilgi gerektirecek

karmaşık olaylar bulunmadığı ve İnfaz Hâkimliği şikâyet değerlendirme sürecinin

basit usul kuralları ile yürütüldüğü dikkate alınmalıdır (Metin Yamalak (2), § 73).

34. Yukarıdaki tespitler çerçevesinde İnfaz Hâkimliğinin,

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca başvurucunun kendisini savunması için gerekli

olan kolaylıkları sağlamadığını söylemek mümkün değildir. Ayrıca disiplin

soruşturmasına konu olayın delil toplama ve araştırma gerektirecek

karmaşıklıkta olmaması, eyleme verilen disiplin cezasının nitelikli bulunmaması

ve itiraz inceleme sürecinin basit usul kuralları ile yürütülmesi, müdafi

yardımının adaletin yerine gelmesi için zorunlu bir durum olmadığını somut olay

itibarıyla ortaya koymaktadır (Metin Yamalak

(2), § 74).

35.Açıklanan gerekçelerle adil yargılanma hakkına yönelik bir

ihlal olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetlerin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Cihat

ÖZDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/214, T. 09.05.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-214-basvuru-09-05-2018-e68c56a2d6c3