Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/19133, 17.04.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/19133
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

R.M. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/19133)

Karar Tarihi: 17/4/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı etme ya da suçlu iadesi kararı alınması nedeniyle

kötü muamele yasağının; insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda hukuka aykırı

olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda yer verilen başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular Komisyonlara

sunulmuştur.

3. Başvurucular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı veya suçlu iadesi işleminin

yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar

verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonlarca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün 73.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından İçtüzük'ün 73.

maddesi uyarınca ekli tabloda belirtilen başvuruların tamamında sınır dışı veya

suçlu iadesi işleminin tedbiren durdurulmasına karar

verilmiştir.

6. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım

talebinde bulunmuştur.

7. Konularının aynı olması nedeniyle ekli listenin A sütununda

numaraları belirtilen başvuruların 2015/19133 numaralı bireysel başvuru ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Ekli listenin D sütununda menşe ülke bilgilerine yer verilen

başvurucular farklı tarihlerde Türkiye'ye giriş yapmış olup hepsi hakkında

4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun

54. maddesi uyarınca sınır dışı etme kararı alınmıştır.

11. Başvurucuların tümü, haklarında alınan sınır dışı etme veya

suçlu iadesi kararının uygulanması hâlinde geri gönderilecekleri ülkede kötü

muameleye maruz kalma tehlikesi altında bulunduğunu belirterek ekli listenin H sütununda

belirtilen mahkemelerde kararın iptali için dava açmıştır.

12. Mahkemeler, başvurucular hakkında alınan sınır dışı etme

kararının mevzuata uygun olduğunu belirterek davaların reddine karar vermiştir.

Ancak mahkeme kararlarında başvurucuların geri gönderilecekleri ülkede maruz

kalacakları risklere ilişkin aşağıda belirtilen ilkeler çerçevesinde herhangi

bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.

13. Ekli listenin J sütununda isimlerine yer verilen bazı

başvurucular yukarıda belirtilen iddialarının yanında haklarında sınır dışı

etme kararı alındıktan sonra hukuka aykırı olarak idari gözetim altında

tutulduklarını, ayrıca tutuldukları merkezin fiziki koşullarının insan

haysiyetine aykırı olduğunu belirtmiştir.

14. Karar tarihi itibarıyla tüm başvurucuların tutuldukları geri

gönderme merkezinden salıverildikleri anlaşılmaktadır.

15. Tüm başvurular otuz günlük yasal başvuru süresi içinde

yapılmıştır.

16. Ayrıca başvurucular, idari gözetim süreçlerine ilişkin

şikâyetlerini ileri sürebilecekleri etkili bir başvuru yolu bulunmadığından bu

iddiaları bakımından doğrudan Anayasa Mahkemesine başvuru yaptıklarını ifade

etmişlerdir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. A.A.

ve A.A. ([GK], (B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38); T.T. (B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§

22-25); B.T. ([GK], B. No:

2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38) kararları.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talepleri

Yönünden

19. Ekli listenin K sütununda isimlerine yer verilen

başvurucuların başvuru giderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının

bulunmadığı ve taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama

giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

B. Sınır Dışı Etme veya

Suçlu İadesi Kararı Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, geri gönderilmeleri hâlinde siyasi görüşleri,

dinî inançları veya etnik kökenleri nedeniyle kötü muameleye maruz

kalacaklarını, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütlerinin

raporlarında iddialarını doğrular ve destekler nitelikte tespitlere yer

verildiğini ancak idare mahkemelerinde görülen davalarda bu hususların dikkate

alınmadığını ileri sürmüşler; sınır dışı işleminin tedbiren

durdurulması, maddi ve manevi tazminat ve kamuya açık belgelerde kimliklerinin

gizli tutulması taleplerinde bulunmuşlardır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

22. Genel ilkeler için bkz. A.A.

ve A.A. (aynı kararda bkz. §§ 54-72).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

23. Başvuru konusu olayda, başvurucuların tümü dinî inançları,

siyasi görüşleri ya da etnik kökenleri gibi nedenlerle sınır dışı edilmeleri

hâlinde ülkelerinde kötü muameleye maruz kalacaklarını ileri sürmüşlerdir.

24. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların sınır dışı veya suçlu

iadesi işleminin durdurulmasına yönelik başvurularını tedbir talepleri yönünden

değerlendirmiş ve ilk aşamada ülkelerine geri gönderilmeleri hâlinde maddi ve manevi bütünlüklerine yönelik

ciddi bir tehlikeyle karşılaşabilecekleri ihtimali olduğunu kabul ederek sınır

dışı işlemlerini durdurmuştur. Tedbir talepleri karara bağlanırken yapılan

değerlendirmelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından

başvurucuların ülkelerinde kötü muameleye maruz kalabileceklerine ilişkin

iddialarının savunulabilir (araştırmaya değer) nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

25. Başvuru konusu olaylarda mahkemeler, sınır dışı etme veya

suçlu iadesi kararlarının mevzuata uygun olduğunu değerlendirerek başvurucular

aleyhine karar vermiştir. Bununla birlikte başvurucular tarafından ileri

sürülen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile insan hakları alanında

araştırma yapan sivil toplum örgütlerinin raporlarına da konu olan kötü muamele

iddialarının doğru olup olmadığı hususunda yargılama aşamasında herhangi bir

araştırma yapılmadığı gibi kararlarda da anılan iddialara neden itibar

edilmediği konusunda bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Dahası idare

mahkemeleri tarafından sınır dışı etme kararını alan makam olan Göç İdaresi

Müdürlüklerinden, bu karar alınmadan önce başvurucuların geri gönderilmeleri

hâlinde kötü muameleye maruz kalma riskiyle karşı karşıya olup olmadıklarına

ilişkin değerlendirme yapılıp yapılmadığı hususunda bir izahat alınmadığı da

görülmektedir (derece mahkemelerinin bu hususta yapmaları gereken incelemenin

niteliğine ilişkin olarak daha geniş açıklama için bkz. Azizjon Hikmatov, B. No: 2015/18582,

31/3/2017). Geri gönderilen ülkede kötü muamele iddiasının bulunduğu durumlarda

belirtilen ilkelerin suçlu iade işlemleri sürecinde ceza mahkemeleri tarafından

da dikkate alınması gerektiği hususu tartışmasızdır.

26. Dolayısıyla idare/ceza mahkemelerinin ekli listede yer

verilen başvurucular tarafından açılan iptal/iade davalarında menşe ülkelerinde

var olduğunu iddia ettikleri risklere ilişkin araştırma ve değerlendirme

yapmadan, bu hususta kararı tesis eden ilgili kurumdan izahat almadan karar

verdikleri anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İddialar Yönünden

28. Ekli listenin J sütununda isimlerine yer verilen

başvurucular; hukuka aykırı (keyfî) olarak idari gözetim altında tutulmaları

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının, insan haysiyetine aykırı

koşullarda geri gönderme merkezlerinde tutulmaları nedeniyle de kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bu konularda şikâyetlerini ileri

sürebilecekleri etkili bir başvuru mekanizması bulunmadığını ifade etmişlerdir.

29. Anayasa Mahkemesi, B.T. başvurusunda

idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982

tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari

işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda

tam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu

yolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz

olduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi

hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).

30. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan

başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T., § 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

31. Ekli listenin J sütununda isimlerine yer verilen

başvurucuların geri gönderme merkezlerinde tutulmaları nedeniyle kötü muamele

yasağının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları

bakımından yukarıda açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

33. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle mevcut

başvurular yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davaların

süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl

olmuştur.

34. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de

yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakip açılacak davalarda

dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim

haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de

işaret edilmelidir (B.T., § 59).

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

36.

Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan

([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince

bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer

verilmiştir.

37. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile maddi

ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

38. Somut olayda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği, ihlalin ilk derece

mahkemesi kararından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

39. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için geri

gönderilecek ülkede gerçek bir kötü muamele riskinin bulunup bulunmadığının

araştırılması ve değerlendirilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu anlaşıldığından kararın bir örneğinin mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Bununla birlikte 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde 29/10/2016

tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 3/10/2016 tarihli ve 676

sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname'nin 36. maddesi ile yapılan değişiklik (1/2/2018 tarihli ve

7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 31.

maddesi uyarınca aynen kabul edilmiştir.) sonrasında yabancının sınır dışı etme

kararına karşı dava açma süresi içinde veya yargılama sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı edilemeyeceği hükmüne bazı istisnalar getirilmiştir.

41. Yeni durumda terör veya çıkar amaçlı suç örgütlerinin

yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, kamu düzeni, kamu güvenliği veya

kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar, uluslararası kurum ve kuruluşlar

tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

bakımından sınır dışı edilmelerine karar verildiğinde dava açma süresi içinde

veya yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceklerine dair hüküm

uygulanmayacaktır.

42. Somut olayda, idare mahkemelerinde yapılacak yeniden

yargılamalar sırasında başvurucuların sınır dışı edilmelerinin önünde herhangi

bir engel bulunmamaktadır (Y.T. [TK],

B. No: 2016/22418, 1/11/2016). Başvurucuların geri gönderilecekleri ülkede

gerçek bir kötü muamele riski altında olup olmadıklarının araştırılacağı

süreçte sınır dışı edilmeleri hâlinde maddi veya manevi bütünlükleri bakımından

ciddi bir tehlike ortaya çıkabilecektir.

43. Bu durumda yeniden yargılama kararı verilmesinin ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca başvurucuların yeniden yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı

edilmemesine de karar verilmesi gerekir.

44. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 1.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

46.2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli

tutulması taleplerinin KABULÜNE,

B. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

C. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli

sütunun H bendinde isimlerine yer verilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

F. Yeniden yargılamalar sonuçlanıncaya kadar ekli listede

belirtilen başvurucuların SINIR DIŞI EDİLMEMELERİNE,

G. 1.000 TL manevi tazminatın ekli listede yer verilen

başvuruculara ayrı ayrı ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

H. 2.475 TL vekâlet ücretinin ekli listede yer verilen

BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

İ. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

J. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,

K. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Serhat MAHMUTOĞLU

Başvurucular

:

R.M. ve diğerleri (bkz. ekli liste )

Vekilleri

:

Av. Çınar AKSOY ve diğerleri (bkz.

ekli liste)

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/19133, T. 17.04.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-19133-basvuru-17-04-2019-25c9e447461c