Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/33, 08.05.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/33
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SARA RAHMAZANİ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/33)

Karar Tarihi: 8/5/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutulma koşulları nedeniyle de

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular Komisyonlara

sunulmuştur.

3. Komisyonlarca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının 2015/33 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Muhtelif ülkelerin vatandaşı olan başvurucular farklı

tarihlerde idari gözetim altına alınmış ve farklı geri gönderme merkezlerine

konulmuşlardır.

8. Tüm başvurucular itirazları üzerine geri gönderme

merkezlerinden yetkili sulh ceza hâkimliklerince veya resen idare tarafından

farklı tarihlerde salıverilmişlerdir.

IV. İLGİLİ HUKUK

9. İlgili hukuk için bkz. T.T.

(B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 22-25); B.T. ([GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38)

kararları.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

10. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talepleri

Yönünden

11. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvuru

giderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı ve

taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemekten

geçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Bir kısım başvurucu, aileleriyle görüşme ve telefonla

haberleşme haklarının sınırlandırıldığını, tutulma koşullarının insan

haysiyetiyle bağdaşmayacak ölçüde kötü olduğunu, bu koşullara karşı makul

sürede sonuç alabilecekleri etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını belirterek

kötü muamele yasağı ve bu yasakla bağlantılı olarak da etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, idari gözetim altında

tutulan yabancıların tutulma koşullarını kötü muamele yasağı kapsamında

incelemiştir (Rıda Boudraa, B. No:

2013/9673 , 21/1/2015; K.A. [GK],

B. No: 2014/13044, 11/11/2015; F.A. ve M.A.,

B. No: 2013/655, 20/1/2016, A.V. ve

diğerleri, B. No: 2013/1649, 20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B. No: 2013/8735, 17/2/2016; T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016; A.S., B. No: 2014/2841, 9/6/2016; I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824,

22/9/2016).

14. Anayasa Mahkemesi K.A.

(aynı kararda bkz. §§ 80, 81) kararında olumsuz tutulma koşulları nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin etkili idari ve yargısal bir başvuru

yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kanaate varırken

tutulma koşullarından dolayı çekilen ızdırap için

tazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir adli veya idari yargı kararının

bulunmadığı hususunu gözönünde bulundurmuştur.

15. Ancak Anayasa Mahkemesi, B.T.

başvurusunda bu içtihadını gözden geçirerek başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Anayasa Mahkemesi

idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982

tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari

işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel

olanlarca idari yargıda tam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde

mevcudiyeti tespit edilen bu yolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta

hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve

yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası

olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§

45-58).

16. Başvurularda, bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldeki

başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresine

ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

19. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de

yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacak

davalarda dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye

erişim haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi

gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., §

59).

C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

20. Bir kısım başvurucu, idari gözetim altında tutulmalarının

hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. 6458 Sayılı Kanun'dan

Önceki Durum

21. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

11/4/2014 tarihinden önce gerçekleşen olaylar yönünden hukukumuzda, Anayasa'nın

19. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilen

usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen, giren ya da hakkında sınır dışı

etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması

uygulamasında tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi, sürenin

uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuru

yolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman

yardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyan

yasal bir düzenleme bulunmadığına dayalı olarak bu başlık altında yapılan

şikâyetlerden ötürü ihlal kararları vermiştir (F.A.

ve M.A., A.V. ve diğerleri,

F.K. ve diğerleri, T.T., A.S.).

22. Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından içtihat değişikliğine

gidilen B.T. başvurusunda,

11/4/2014 tarihinden önce herhangi bir idari karar olmaksızın idari gözetim

altına alınarak özgürlüğünden yoksun bırakılan yabancılar bakımından doğan zararlar

için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası açılabileceği

belirtilmiştir (B.T., § 74).

Anılan kararda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin idari işlem veya eylem

türleri yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığından idari fonksiyona giren her

türlü işlem veya eylem sebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kurala

dayanılarak idari yargıda açılacak tam yargı davasıyla istenebilmesi için

yeterli bir yasal zemin oluşturduğu, -sırf bilgi eksikliği nedeniyle-

fiiliyatta bu yolun işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde

yorumlanamayacağı, hiçbir idari işlem ve eyleme dayanmadan hukuka aykırı

biçimde tutulan yabancılar yönünden tam yargı davasının etkili hukuk

mekanizması olduğu belirtilmiştir (B.T., §§

52, 54).

2. 6458 Sayılı Kanun'dan

Sonraki Durum

23. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

11/4/2014 tarihinden itibaren idari gözetim altında bulundurulan yabancıların

gerek idari gözetim kararının idarece resen sonlandırılması gerekse

tutulanların sulh ceza hâkimliğine yaptıkları itiraz üzerine serbest

bırakılmalarını müteakiben kendisine yapılan başvurularda, Anayasa'nın 19.

maddesine ve 6458 sayılı Kanun'daki usule aykırılıklardan dolayı da ihlal

kararları vermiştir (K.A., I.S. ve diğerleri).

24. Anayasa Mahkemesi ayrıca 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesine

göre hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde yabancıyı

özgürlüğünden yoksun bırakan mahiyetini de dikkate alan kanun koyucunun idari

gözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerini

tayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka

uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığından sulh ceza

hâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı davası açılamayacağını

açıklamıştır (B.T., §§ 70, 71).

25. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının

hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciinin idari gözetim

kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığı gözetildiğinde- 2577

sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim

kararının hukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden

etkisiz hâle geleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin ret

kararından itibaren süresi içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulabilir (B.T., § 72).

26. Sulh ceza hâkiminin idari gözetim kararının hukuka aykırı

olduğu gerekçesiyle itirazı kabul etmesi hâlinde tam yargı davası açılmasını

engelleyici bir düzenleme bulunmadığından bu yol tüketilmeden Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamaz (B.T.,

§ 73). Aynı değerlendirme idari gözetimin idarece sonlandırılması

durumunda da geçerlidir. (A.A.,

B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37 )

27. Ayrıca herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızın

özgürlüğünden yoksun bırakılanlar yönünden idari gözetim altına alınmış

olmaktan doğan zararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası

açılabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 74).

28. Yukarıdaki açıklamalar ışığında idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararının

karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama

kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucunun bu karardan sonra idari yargıda açacağı dava

süresi hususunda kötü muamele yasağının incelendiği kısımda yapılan

açıklamaların (bkz. § 19) burada da geçerli olduğu ifade edilmelidir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMALARINA

C. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama giderlerinin

başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Sara RAHMAZANİ (CAFERİ) ve diğerleri

(bkz. ekli tablo)

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/33, T. 08.05.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-33-basvuru-08-05-2019-82c9fe1db3d1