Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/9756, 13.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/9756
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ZAFER KILIÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/9756)

Karar Tarihi: 13/9/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevinden çıkarma işleminin yargı kararı ile

iptali üzerine açılan tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının; özlük haklarından mahrum kalınması nedeniyle de

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) XVII. Bölge

Müdürlüğü bünyesinde mühendis olarak görev yaptığı sırada ihale işlemlerinde

yapılan usulsüzlükler nedeniyle kamu görevinden çıkarma cezası ile

cezalandırılmıştır. Söz konusu işlemin Van İdare Mahkemesinin (Mahkeme)

21/5/2003 tarihli kararıyla iptal edilmesi üzerine başvurucu, işlem nedeniyle

uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini için 2003 yılında tam yargı davası

açmıştır.

9. Mahkeme 13/3/2008 tarihli kararıyla, başvurucunun tam yargı

davasını temellendirdiği, kamu görevinden çıkarma cezasının iptaline ilişkin

21/5/2003 tarihli iptal kararının Danıştay Onikinci

Dairesi (Daire) tarafından 19/4/2005 tarihli ilamla bozulduğuna ve bu bozma

kararına uyularak 22/2/2008 tarihli kararla kamu görevinden çıkarma cezasının

hukuka uygun bulunması suretiyle davanın reddedildiğine vurgu yaparak hukuka

uygun bulunan kamu görevinden çıkarma işlemi nedeniyle açıkta kalan sürelere

ilişkin özlük haklarının ödenmesi isteminin hukuki dayanağı bulunmadığını

tespit etmiştir. Sonuç olarak Mahkeme hukuki dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

10. Başvurucu 13/3/2008 tarihli kararı temyiz etmiştir. Daire

25/10/2011 tarihli kararıyla, davacının eyleminin 22/6/2006 tarihli ve 5525

sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı

Hakkında Kanun kapsamına girmesi nedeniyle kamu görevinden çıkarma cezasının

iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin olarak verilen 22/2/2008

tarihli kararın temyiz incelemesinde, karar verilmesine yer olmadığına karar

verildiğine dikkati çekmiştir. Daire, ayrıca 5525 sayılı Kanun uyarınca

disiplin cezalarının affının ilgililere geçmiş süreler için parasal haklar

yönünden herhangi bir talep hakkı vermediğine vurgu yapmıştır. Daire, Mahkeme

kararının gerekçesini doğru bulmamakla beraber sonuç itibarıyla kararın yerinde

olduğu hükmüne vararak disiplin affının geçmişe dönük özlük hakları yönünden

bir talep hakkı vermediği yönündeki gerekçe ile onama kararı vermiştir. Daire,

karar düzeltme talebini 17/4/2014 tarihli ilamıyla reddetmiştir.

11. Başvurucu, nihai kararı 3/6/2014 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 16/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu, açıkta kaldığı sürelere ilişkin olarak özlük

haklarından yoksun kaldığını belirtmek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

14. Bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi için başvurucu tarafından dayanılan

hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olması ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokollerin kapsamında yer alması; ayrıca başvurucunun, ihlal iddiasına temel

alınan hakkın kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir

(Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 31).

15. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca

korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki

hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile

Ünlü, B.No:

2013/382, 16/4/2013,§ 26).

16. Başvurucu, kamu görevinden çıkarma işleminin iptal

edilmesine karşın açıkta kaldığı sürelere ilişkin özlük haklarının tarafına

ödenmediğini ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun tam yargı davasına dayanak aldığı 21/5/2003 tarihli çıkarma

cezasının iptaline dair karar, Danıştay Onikinci

Dairesinin 19/4/2005 tarihli kararıyla bozulmuş ve bozma kararına uyularak

22/2/2008 tarihli ret hükmü ile kamu görevinden çıkarma cezası hukuka uygun

bulunmuştur. Ret kararı da, her ne kadar eylem af

kapsamında ise de disiplin affının geçmişe dönük özlük hakları yönünden bir

talep hakkı vermediği yönündeki gerekçe ile Danıştay Onikinci

Dairesi tarafından 25/10/2011 tarihli ilamla onanmıştır.

17. Diğer taraftan başvurucu, eyleminin 5525 sayılı Kanun

kapsamına girdiğinin yargı kararı ile saptanmasına karşın daha göreve

başlatılmadığını ve özlük haklarına ilişkin ihlalin devam ettiğini iddia

etmiştir. Ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede görüldüğü üzere başvurucunun, anılan iddialarla göreve iade edilmesi

yönündeki isteminin reddine dair işlemin iptali için açtığı dava Ankara 13.

İdare Mahkemesinin 24/3/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı,

Danıştay Onikinci Dairesinin 28/9/2012 tarihli kararı

ile onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 18/12/2013 tarihli kararı

ile reddedilerek kesinleşmiştir.

18. Bu hâle göre yargı makamları önünde, kamu görevinden

çıkarılmasının ve göreve başlatılmamasının hukuka aykırı olduğunu, açıkta

kaldığı sürelere dair özlük haklarını hukuken hak ettiğini ispat edemeyen ve

belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayanmayan başvurucunun

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren

bir ekonomik değeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru

beklentisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının konu bakımından

yetkisizlik nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

24. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında 11 yıl yargılama süresinin makul olmadığısonucuna

varmak gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

27. Başvurucu, 75.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 14.400 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının

ihlali ile maddi zarar arasında illiyet bağı kuracak herhangi bir belge

sunmamış olduğundan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 14.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Van İdare Mahkemesine (E.2005/3148, K.2008/419)

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Zafer KILIÇ

Vekili

:

Av. Abdulmenaf KIRAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/9756, T. 13.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-9756-basvuru-13-09-2017-fc766cdb4051