Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/20435, 21.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/20435
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MÜTHA FAYDALI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/20435)

Karar Tarihi: 21/9/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar

verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucular 11/10/2008 tarihinde yasa dışı gösteriye

katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınmışlardır. Başvurucu Rehber Akdoğan

14/10/2008 tarihinde tahliye edilmiştir.

9. Başvurucular Mütha Faydalı ve Şahnaz Akdoğan (CMK mülga 250. madde ile görevli) İstanbul

11. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/10/2008 tarihli ve 2008/106 Sorgu sayılı kararı

ile tutuklanmışlardır.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2008 tarihli

iddianamesiyle başvurucular hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, toplantı

ve gösteri yürüyüşüne silahlı katılma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak

bulundurma suçlarından; başvurucular Mütha Faydalı ve

Şehnaz Akdoğan'ın ayrıca terör örgütünün propagandasını yapma suçundan

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

11. Tutuklu başvurucular Mütha Faydalı

ve Şehnaz Akdoğan'ın 23/2/2010 tarihindeki celsede mahkemece tahliyelerine

karar verilmiştir.

12. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/9/2011 tarihli kararı

ile tüm başvurucuların tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması

suçundan beraatlerine, silahlı terör örgütüne üye

olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 6 yıl 3 ay hapis, toplantı

ve gösteri yürüyüşüne silahlı katılma suçundan 5 ay hapis cezası ile

cezalandırılmalarına; başvurucular Mütha Faydalı ve

Şehnaz Akdoğan'ın ise ayrıca terör örgütünün propagandasını yapma suçundan ayrı

ayrı olmak üzere 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

13. Mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9.

Ceza Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararı

bozulmuştur.

14. Bozmadan sonra dosya İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2014/114 sayılı esasına kaydedilmiştir.

15. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/9/2015 tarihli kararı

ilebaşvurucuların silahlı terör örgütüne üye

olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 3 yıl 1 ay hapis cezası ile

cezalandırılmalarına, başvurucular Mütha Faydalı ve

Şehnaz Akdoğan hakkında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçları yönünden

kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir.

16. Temyiz üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi 3/10/2016 tarihli

ve E.2015/8046, K.2016/4898 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin temyize

tabi olan hükmünün onanmasına karar vermiştir.

17.Başvurucular 30/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, formül gerekçelerle tutukluluklarının devamına

karar verildiğini, uzun süre tutuklu kalmalarının masumiyet karinesine aykırı

olduğunu belirterek Anayasa'nın 38. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların, bu başlık altındaki

iddialarının tamamının Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

21.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

22. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S, B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

23. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda

çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir

inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen

nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla

yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla,

tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

24. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak

teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvel

kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan

tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler

bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin

her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, § 32).

25. Somut olayda başvurucular 11/10/2008 tarihinde gözaltına

alınmışlardır. Başvurucu Rehber Akdoğan 14/10/2008 tarihinde, diğer

başvurucular ise23/2/2010 tarihinde tahliye edilmişlerdir.

26.Açıklanan nedenlerle başvurucuların özgürlüklerinden yoksun

kaldıkları sürecin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı

tarihten önce sona erdiği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

29. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığıtarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği

tarih esas alınır (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 34).

30. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

31. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 7 yıl 11 ay 22 günlük

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

33.6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir.”

34. Başvurucuların her biri 60.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

35. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

36. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucular Rehber Akdoğan ve Şehnaz Akdoğan'a aralarında

ekonomik birlik bulunması dikkate alınarak net 8.400 TL manevi tazminatın

müştereken ödenmesine, Mütha Faydalı'yanet

8.400 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Rehber Akdoğan ve Şehnaz Akdoğan'a MÜŞTEREKEN

net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucu Mütha

Faydalı'ya net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2014/114, K.2015/225) GÖNDERİLMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Mütha FAYDALI

2. Rehber

AKDOĞAN

3. Şahnaz AKDOĞAN

Vekili

:

Av. Nermin

SELÇUK

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/20435, T. 21.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-20435-basvuru-21-09-2017-ecdece16a010