Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3624, 17.11.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/3624
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

VEYSEL AKDAMAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3624)

Karar Tarihi: 17/11/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 2/11/1978 tarihinde murisleri aleyhine

Çınar Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının Diyarbakır

Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/3/2014 tarihinde Diyarbakır Kadastro

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/5/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

I.4. Bölüm Başkanı tarafından

11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 23/7/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Diyarbakır ili, Çınar ilçesi, Çakırkaya

köyünde 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 228 ilâ 230 parsel

numaralı taşınmazlar başvurucuların murisi ve diğer paydaşlar adına tespit

edilmiştir.

8. 230 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili olarak kadastro

komisyonun yaptığı tespite 27/9/1978 tarihinde O.Z.T., N.A., A.A. ve A.E.

tarafından, 28/9/1978 tarihinde ise Maliye Hazinesini temsilen Çınar Mal

Müdürlüğü tarafından itiraz edilmiştir.

9. Yapılan itirazların reddedilmesi üzerine 2/11/1978

tarihinde Maliye Hazinesi tarafından Çınar Kadastro Mahkemesinde, miktar

fazlası olduğundan bahisle tapu kaydı dışında kalan miktarın Hazine adına

tescili için dava açılmıştır. Bu dava, Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/370

sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Yine 23/11/1978 tarihinde O.Z.T., N.A., A.A. ve A.E

tarafından 230 parsel numaralı taşınmazın kendi tapuları kapsamında kaldığından

bahisle Çınar Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açılmıştır. Bu dava

da Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/430 sayılı dosyasına kaydedilmiştir

11. Çınar Kadastro Mahkemesi, 25/10/1983 tarihinde,

E.1978/430 sayılı dava dosyası ile E.1978/370 sayılı dava dosyasının

birleştirilmesine, yargılamaya E.1978/370 sayılı dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar vermiştir.

12. Çınar Kadastro Mahkemesi, 23/10/1984 tarihinde,

E.1978/370 sayılı dava dosyasının E.1978/440 sayılı dava dosyası ile

birleştirilmesine, yargılamaya E.1978/440 sayılı dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar vermiştir.

13. 229 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili olarak kadastro

komisyonunun itirazları reddetmesi üzerine O.Z.T., N.A, A.A. ve A.E. tarafından

Maliye Hazinesi aleyhine 23/11/1978 tarihinde tespite itiraz davası açılmıştır.

Bu dava, Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/398 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir. Bu dava dosyası da 27/12/1983 tarihinde Çınar Kadastro

Mahkemesinin E.1978/440 esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

14. 228 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili olarak kadastro

komisyonunun yapılan itirazları reddetmesi üzerine O.Z.T., N.A., A.A., A.E. ve

Maliye Hazinesi tarafından 23/11/1978 tarihinde tespite itiraz davası

açılmıştır. Bu dava Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/440 sayılı dava

dosyasına kaydedilmiştir.

15. Çınar Kadastro Mahkemesi, 6/12/2005 tarihinde, mera

olarak tespit edilen 229 parsel numaralı taşınmaza ilişkin dava dosyasının,

E.1978/440 sayılı dava dosyasından tefrikine karar vermiştir.

16. Çınar Kadastro Mahkemesince, 18/4/2006 tarih ve

E.1978/440, K.2006/9 sayılı kararla kadastro tespitinde bilirkişi olarak

seçilen D.Ç ile davalılar arasında birinci derecede kan hısımlığı olduğu

gerekçesiyle kadastro tutanaklarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve

dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.

17. Bu karar, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2/7/2009 tarih ve

E.2009/2145, K.2009/4875 sayılı ilamıyla bozulmuştur.

18. Bozma üzerine dosya, Çınar Kadastro Mahkemesinin E.2009/1

sayılı dosyasına kaydedilerek yeniden görülmeye başlanmıştır.

19. Çınar Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine dosya

8/7/2013 tarihinde Diyarbakır Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve Diyarbakır

Kadastro Mahkemesinin E.2013/31 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

20. Yargılamaya, Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin E.2013/31

sayılı dava dosyasında devam edilmektedir.

B. İlgili Hukuk

21. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 12/3/2014 tarih ve 2014/3624 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular, 2/11/1978 tarihinde murisleri aleyhine

Çınar Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

Diyarbakır Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

25. Başvurucular, 2/11/1978 tarihinde murisleri aleyhine

Çınar Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

Diyarbakır Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

26. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

27. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

28. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Çınar Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz

davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 2/11/1978 tarihidir.

30. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

31. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

32. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucuların murisi aleyhine 2/11/1978 tarihinde Çınar Kadastro Mahkemesinde

açılan kadastro tespitine itiraz davasında yargılama sürecinde, Mahkemece ilk olarak 30/4/2003 tarihinde keşif

yapıldığı, daha sonraki keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine

getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği, yargılama kapsamında

farklı dava dosyaları ile birleştirme ve tefrik kararlarının verildiği ve nihai

olarak davanın Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/440 sayılı dava dosyası üzerinde

birleştirildiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonunda Mahkemece, kadastro

tespitinde bilirkişi olarak seçilen kişi ile davalılar arasında birinci

derecede kan hısımlığı olduğu gerekçesiyle kadastro tutanaklarının yok hükmünde

olduğunun tespitine ve dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verildiği,

bu kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, bozma üzerine davanın Çınar

Kadastro Mahkemesinin E.2009/1 sayılı dosyasına kaydedildiği, Çınar Kadastro

Mahkemesinin kapatılması üzerine davanın Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin

E.2013/31 sayılı dosyasına kaydedildiği, yapılan yargılamada 27/6/2014

tarihinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığı belirlenmiştir. Yargılamanın halen Diyarbakır Kadastro

Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmıştır.

33. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel

usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 21).

34. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;

2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

35. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve otuz altı yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

37. Başvurucular, maruz kaldıkları zarar karşılığı olarak

ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

38. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

39. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin otuz

altı yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında ve bahse konu yargılamayı murislerinden intikalle

takip etmekte oldukları nazara alınarak, başvurucuların her birine net 2.500,00

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

40. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

41. Başvuruya konu yargılamanın otuz altı yıldır devam ettiği

ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların

her birine net 2.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Diyarbakır Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

1- Veysel AKDAMAR

2- Selahattin AKDAMAR

3- Mehmet AKDAMAR

4- Ali AKDAMAR

5- Davut AKDAMAR

6- Azize AKDAMAR

7- Naile KARDAŞ

8- Sultan DEMİRTAŞ

9- Süreyya DURAK

Vekilleri

:

Av. Dursun ÖZDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3624, T. 17.11.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-3624-basvuru-17-11-2014-3c33d2ae7750