Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3473, 25.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/3473
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

AHMET KUBİLAY TEZCAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3473)

Karar Tarihi: 25/1/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 16/7/2010 tarihinde gözaltına alınmış; ruhsatsız ateşli

silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan 19/7/2010

tarihinde tutuklanmıştır.

7. Başvurucu daha sonra bu suçtan 22/7/2010 tarihinde tahliye

edilmiştir. Tahliye kararından sonra başvurucu aynı soruşturma kapsamında bu

kez suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma suçlarından

22/10/2010 tarihinde tekrar tutuklanmıştır.

8.Yapılan soruşturma sonucunda Balıkesir Cumhuriyet

Başsavcılığınca fezleke düzenlenerek dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10/5/2011 tarihinde

başvurucu hakkında ekonomik çıkar sağlamak amacıyla silahlı örgüt kurup

yönetme, ihaleye fesat karıştırma, örgüt faaliyeti kapsamında tasarlayarak adam

öldürme, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer

Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet etme suçlarından kamu davası açmıştır. Dava

(CMK mülga 250. madde ile görevli) İstanbul 10. Ağır Ceza E.2011/115 sayılı

dosyasında görülmeye başlanmıştır.

10. 15/1/2014 tarihinde resen yapılan tutukluluk incelenmesi

sonucunda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

11. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin 17/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, bu

kararı 7/3/2014 tarihinde öğrenmiştir.

12. Başvurucu 10/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Başvurucu hakkındaki dava, İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2011/115 sayılı dosyasında devam ederken 21/2/2014 tarihli ve

6526 sayılı Kanun'la (CMK mülga 250. madde ile görevli) ağır ceza

mahkemelerinin kaldırılması üzerine 11/3/2014 tarihinde Balıkesir 2. Ağır Ceza

Mahkemesine devredilmiştir.

14. 17/12/2014 tarihinde başvurucunun örgütün faaliyeti

çerçevesinde işlenen tasarlayarak adam öldürme suçundan tutuklanmasına karar

verilmiştir.

15. Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 26/12/2014 tarihinde suç

işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma suçlarından başvurucunun

tahliyesine, tasarlayarak adam öldürme suçundan tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

16. Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 1/7/2015 tarihinde

başvurucunun ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya

bulundurma suçundan 2 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası, ihaleye fesat

karıştırma suçundan 3 yıl hapis cezası, örgüt yönetme suçundan 2 yıl 6 ay hapis

cezası, örgüt faaliyeti çerçevesinde tasarlayarak adam öldürme suçundan

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

17. Bu karar temyiz edilmiş olup bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; uzunbir süredir tutuklu

olduğunu ve tutukluluğunun makul süreyi aştığını, tutukluluğunun devamına dair

mahkeme kararlarının gerekçelerinin matbu cümlelerin tekrarından ibaret olup

ilgili ve yeterli olmadığını, anılan kararlarda kişiselleştirme yapılmadığını

belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

24. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

25. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

26. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer (Korcan Polatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33). Başvurucu hâlihazırda tahliye olmuş ya da hükümlü

hâle gelmiş ise tutukluluğun makul süreyi veya kanunda öngörülen azami süreyi

aşması dolayısıyla Anayasa Mahkemesince verilecek bir ihlal kararı başvurucunun

serbest kalması sonucunu doğurmayacaktır. Bu durumda yalnızca kişinin

tutulmasıyla ilgili hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar

tazminata hükmedilmesiyle yetinilecektir.Dolayısıyla

bu tür ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan

başvuru yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerekir. Anayasa Mahkemesi yukarıda atıf yapılan Erkam Abdurrahman Ak ve İrfan Gerçek kararlarında kişinin tahliye

edilmesi hâlindeasıl dava sonuçlanmamış da olsa5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır. Somut olayda başvurucu

tahliye edilmemiş ancak ilk derece mahkemesinin 1/7/2015 tarihli kararıyla

mahkûm edilmiştir. Mahkûmiyet kararıyla birlikte tahliye kararında olduğu gibi

tutukluluk hâli sona erdiği için5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davasının bu durumda da etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir.

Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 1/7/2015 tarihinde mahkûmiyetine karar

verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun "ikincillik niteliği" ile

bağdaşmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Ahmet

Kubilay TEZCAN

Vekili

:

Av. İbrahim

Menderes ÇÖLOVA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3473, T. 25.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-3473-basvuru-25-01-2018-2b9d56a767cb