Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/15502, 22.06.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/15502
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

SERDAL BURHANLI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/15502)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "silahlı

terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediği iddiasıyla

yargılandığı davanın halen devam ettiğini ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/9/2014 tarihinde İstanbul 18. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/12/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/3/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/3/2015

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250.

maddesi ile yetkili) yürütülen soruşturma kapsamında 19/11/2008 tarihinde

yakalanarak gözaltına alınmıştır.

8. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. maddesi ile

görevli), 22/11/2008 tarihli ve 2008/141 Sorgu sayılı kararı ile başvurucunun

tutuklanmasına karar vermiştir.

9. Başvurucu ve diğer altı şüpheli hakkında, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile yetkili) 5/1/2009 tarihli ve

E.2009/6 sayılı iddianamesi ile "silahlı

terör örgütüne üye olmak, tehlikeli patlayıcı madde kullanmak ve bu maddeleri

izinsiz olarak bulundurmak ve taşımak, mala zarar vermek, 2911 sayılı Kanun'a

muhalefet, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açılmış, dava, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.

250. maddesi ile görevli) E.2009/18 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Mahkemece, 10/11/2010 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir.

11. Mahkemece, 25/5/2011 tarihli ve E.2009/18, K.2011/93

sayılı karar ile başvurucunun, "silahlı

terör örgütüne üye olmak" suçundan mahkûmiyetine karar

verilmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

4/4/2014 tarihli ve E.2012/10460, K.2014/4132 sayılı ilâmı ile başvurucu

hakkında verilen karar bozulmuştur.

13. Bozma sonrasında, özel yetkili mahkemelerin kapatılması

üzerine, dava dosyası görevli ve yetkili Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmiştir.

14. Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/310 sayılı

dosyasına kaydedilen davada yargılama halen devam etmektedir.

15. Başvurucu, 19/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 19/9/2014 tarih ve 2014/15502 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 19/11/2008 tarihinde gözaltına alınarak 22/11/2008

tarihinde tutuklandığını, 10/11/2010 tarihinde tahliye edildiğini, ancak

hakkında açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

21. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

22. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

23. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olmak"

suçunu işlediği iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç, 5237 sayılı

Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında hapis cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

24. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun gözaltına alındığı 19/11/2008

tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai

olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

25. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/11/2008

tarihinde yakalanarak gözaltına alınan ve 22/11/2008 tarihinde tutuklanan

başvurucu ile diğer altı şüpheli hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

5/1/2009 tarihli iddianamesi ile "silahlı

terör örgütüne üye olmak, tehlikeli patlayıcı madde kullanmak ve bu maddeleri

izinsiz olarak bulundurmak ve taşımak, mala zarar vermek, 2911 sayılı Kanun'a

muhalefet, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açıldığı, davanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2009/18 sayılı dosyasına kaydedildiği tespit edilmiştir. Mahkemece,

10/11/2010 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine, 25/5/2011 tarihinde

başvurucunun, "silahlı terör örgütüne

üye olmak" suçundan mahkûmiyetine karar verildiği

belirlenmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 4/4/2014

tarihli ilâmı ile başvurucu hakkında verilen hükmün bozulduğu, bozma

sonrasında, özel yetkili mahkemelerin kapatılması üzerine, dava dosyasının

görevli ve yetkili Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Mahkemenin

E.2014/310 sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanın halen devam ettiği

anlaşılmıştır.

26. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

27. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla

ve usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davaya

bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık yedi yıldır devam eden

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

29. Başvurucu, yargılama makul

sürede sonuçlandırılmadığı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

30. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

33. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını

ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir

yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Serdal

BURHANLI

Vekili

:

Av. Mustafa ERASLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/15502, T. 22.06.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-15502-basvuru-22-06-2015-722b584e2bf6