Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/12702, 07.02.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/12702
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZCAN ÖZKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/12702)

Karar Tarihi: 7/2/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul

süreyi aşması, gerekçeli kararın geç yazılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, yargılama aşamasında savunma yapılamaması ve yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenilmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 1/11/2007 tarihinde gözaltına alınmış; suç işlemekiçinörgüt kurma,nitelikli

yağma suçlarından 5/11/2007 tarihinde tutuklanmıştır.

8. Başvurucu ve diğer sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma, tehdit ile menfaat temini, silahla tehdit, silahla

yaralama, hürriyeti tahdit, nitelikli yağma, 10/7/1953

tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında

Kanun'a muhalefet etme suçlarından 26/11/2007 tarihinde kamu davası açılmıştır.

9. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesi6/12/2012 tarihli kararıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olma suçundan 2 yıl 1 ay hapis, yağma suçundan 3 kez 11 yıl 8 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına; bazı suçlardan beraatine

ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

10. Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin karara itiraz etmiştir. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 10/1/2013 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

11. Başvurucunun müdafii, 24/9/2013 tarihinde ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet

kararını temyiz etmiştir.

12. Başvurucu, 2/5/2014 tarihli

dilekçesiyle tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aştığı gerekçesiyle

tahliye talebinde bulunmuştur.

13. Başvurucunun tahliye talebi, İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 6/5/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

14. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi 23/5/2014 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir.

15. Başvurucu 24/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 10/6/2015

tarihli ilâmıyla ilk derece mahkemesinin kararınıbozmuştur.

17. Bozma kararı sonrasında dosya, kanun değişikliği nedeniyle

Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

18. Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi 14/7/2015

tarihinde başvurucununtahliyesine karar vermiştir.

19. Dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 7/2/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutukluluğun Makul

Süreyi ve Kanunda Öngörülen Azami Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, matbu gerekçelerle tutukluluğun devam

ettirildiğini, yargılama boyunca tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun kanunda ağır cezalık suçlar

için öngörülen beş yıllık azami süreyi aştığını, hüküm verildikten sonraki

itirazlarının tutuklu olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, dosyanın Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eksiklikler nedeniyle iade edilmesi sürecindetutuklu kalmasının hukuka aykırı olduğunu

belirtmiştir.

b. Değerlendirme

22.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

23. İçtüzük'ün "Başvuru süresi ve mazeret" kenar

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

24. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir.

25. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada dikkate

alınması gereken usule ilişkin şarttır (Yasin

Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

26. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda

tutukluluk süresinin Kanun'da öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun, ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No:

2013/5267, 7/3/2014, § 28).

27. Bu bağlamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla

ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararı sonrasında yapılması hâlinde, tutukluluğun devamı

kararına itiraz edilmemiş ise kararın verildiğinin öğrenildiği tarihten

itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Fırat İşgören,

B. No: 2014/6425, 17/11/2016, § 34).

28. Mahkûmiyet sonrasında sanığın tekrar “bir suç isnadına

bağlı” olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığını kabul etmek için diğer bir

ifadeyle sanığın ilk derece yargılamasında yeniden “tutuklu” statüsünde

olduğunu söyleyebilmek için temyiz incelemesi sonunda mahkûmiyet kararının bozulması

ve davayla ilgili yeni bir hüküm verilmesi amacıyla ilk derece mahkemesinde

yargılama yapılması gerekir (Ali Kederli,

B. No: 2014/16355, 30/12/2014, § 30). Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz sürecinde tespit edilen eksikliğin

giderilmesi amacıyla dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi sanığın

özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yeniden “bir suç isnadına bağlı” hâle

getirmez. Bu durumun bireysel başvuru süresi üzerinde herhangi bir etkisi

bulunmamaktadır.

29. Somut olayda başvurucu, ilk derece mahkemesince hükümle

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiştir. İtiraz, 10/1/2013 tarihinde reddedilmiştir. Bu kararın başvurucuya

ne zaman tebliğ edildiği tespit edilememekle birlikte bukararın

en geç başvurucunun daha sonra tahliye talebinde bulunduğu 2/5/2014

tarihinde (bkz. § 12) öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekir. Zira başvurucu bu

tarihe kadar tahliye edilmemiştir. Bu durumda 2/5/2014

tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel başvuru yapılması gerekmektedir.

Buna göre 24/7/2014 tarihinde yapılan bireysel

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısımının

süre aşımı nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının

yaklaşık yedi ay sonra açıklandığını, bu süre içinde tutukluluk incelemesinin

yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

32. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada

kısıtlama sebebi bakımından bir ayrım yapılmadığından başvuru hakkı kuvvetli

suç şüphesi ve tutuklama nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılma ile sınırlı değildir.

Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen özgürlükten yoksun

bırakılma hâllerinde de bu güvence geçerlidir (Mehmet

İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, §

80).

33. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104. maddesi; soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanığın salıverilmesini isteyebileceği, şüpheli

veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya

mahkemece karar verileceği, dosya Yargıtaya

geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki kararın Yargıtay ilgili dairesi veya

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verileceği hükümlerini içermektedir.

34. Hüküm tarihinden itibaren uzun süre gerekçeli kararın

dosyaya konulmamış olması, başvurucuların mahkûmiyete bağlı olarak tutukluluğun

devamına ilişkin kararları temyiz mercii önüne götürememesi sonucunu doğurur.

Başvurucunun özgürlükten yoksun bırakılmaya ilişkin kararın hukukiliğinin

temyiz mercii önünde denetletme hakkını kullanamaması, hukuk güvenliği ve

hukuki belirlilik ilkelerine uygun düşmez (Mehmet

İlker Başbuğ, § 84)

35. Anayasa Mahkemesi Mehmet

İlker Başbuğ kararında, hükmün açıklanmasından itibaren geçen yedi

aylık sürede gerekçenin açıklanmaması nedeniyle temyiz incelemesinin

yapılamadığına ve salıverilme talebinin temyiz merciince incelenemediğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

36. Başvurucunun durumu ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü

verilmesiyle birlikte Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında “suç

şüphesine bağlı tutma” kapsamından çıkmış, ikinci fıkra bağlamında “bir

mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmaya” dönüşmüştür. Bu aşamada ilgili

mevzuat gereği; özgürlükten yoksun bırakmanın dayanağı olan hükmün gerekçesi,

hükümle birlikte tümüyle tutanağa geçirilmemişse hükmün gerekçesinin

açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına konması

gerekir. Ancak gerekçeli kararın geç yazılmasına karşı gidilebilecek bir

başvuru yolu bulunmamaktadır.

37. Gerekçeli kararın geç yazılması nedeniyle özgürlükten yoksun

kılmanın hukukiliğinin denetlettirilemediği yönündeki ihlal iddialarının

gerekçeli kararın yazıldığının öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde

bireysel başvuru konusu yapılması gerekir. (Nihat

Baymiş, B. No: 2014/10373, 30/6/2016, § 30).

38. İlk derece mahkemesi 6/12/2012

tarihinde nihai kararını vermiştir. UYAP üzerinden yapılan araştırmada

gerekçeli kararın 9/7/2013 tarihinde yazıldığı

görülmektedir. Gerekçeli kararın başvurucuya ne zaman tebliğ edildiği tesbit edilememekle birlikte gerekçeli kararın en geç

başvurucunun temyiz talebinde bulunduğu 24/9/2013 tarihinde (bkz. § 11)

öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekir.Bu

durumda 24/9/2013 tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunması gerekirken başvurucu 24/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

40. Başvurucu; yargılama süresince sadece karar duruşmasında söz

alabildiğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, delillerin kendisine

gösterilmediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

41. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

42. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın ilk derece

mahkemesinde devam ettiği tespit edilmiştir (bkz. § 19). Bu kapsamda

başvurucunun, bu başlık altındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut

yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiası

44. Başvurucu, yargılandığı davanın uzun sürdüğünü belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

46. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

47. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

48. Davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü suçlara ilişkin

olması, birçok olayın dava konusu edilmesi, başvurucuya yönelik çok sayıda

suçlamada bulunulması olguları başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu

ortaya koymaktadır. Bununla birlikte başvurucu hakkındaki yargılama sürecinin

önemli bir bölümünün tutuklu olarak sürdürüldüğüdikkate

alındığında ve davaya bütün olarak bakıldığında, 10 yıl 3 aylıkyargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

51. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

52. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

-yargılamadaki taraf sayısı dikkate alınarak- başvurucuya net 6.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aştığına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında gerekçeli kararın

geç yazıldığına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Gebze 1. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2015/329) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Özcan ÖZKAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/12702, T. 07.02.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-12702-basvuru-07-02-2018-3f077af2cba3